“Almanya’da Müslüman Karşıtlığının Gerçek Boyutu Bilinmiyor: Resmî Veriler Yetersiz”
Almanya’da parlamentoya sunulan soru önergesi, yalnızca polis kayıtlarına dayanan resmî verilerin ülkedeki Müslüman karşıtlığının gerçek boyutunu yansıtmadığını vurguluyor. Önergeyi veren Yeşiller Grubu, ayrımcılık başvuruları, camilere yönelik saldırılar ve nefret suçlarının siyasi motivasyonlarına ilişkin verilerin de kamuoyuyla paylaşılmasını talep ediyor.
Almanya’da Müslümanlara ve İslam’a yönelik suçlardaki uzun vadeli artış, Federal Mecliste yeniden kapsamlı biçimde gündeme taşındı. Federal Meclise sunulan ve Yeşiller Partisi milletvekillerinin imzasını taşıyan soru önergesi, 2025 yılının ikinci yarısında kayda geçen Müslüman karşıtı vakaların tüm boyutlarıyla açıklanmasını talep ediyor. Önerge; yalnızca ceza soruşturmalarını değil, ayrımcılık başvurularını, camilere yönelik saldırıları, nefret suçlarının siyasi motivasyonlarını, soruşturma ve yargılama süreçlerini, mahkûmiyet oranlarını ve verilen cezaları da kapsıyor.
Federal Meclis Yeşiller Grubu, Müslüman karşıtı ırkçılığın Almanya’da münferit olaylardan ibaret olmadığını, aksine uzun süredir yüksek seviyede seyreden ve giderek yapısal bir nitelik kazanan bir sorun hâline geldiğini vurguluyor. Soru önergesinde, Müslüman Düşmanlığı Bağımsız Uzmanlar Kurulu’nun (UEM) 2023 tarihli raporuna atıfla, Müslüman karşıtlığının toplumun geniş kesimlerinde normalleştiği ve siyasi tartışmalarla daha da görünür hale geldiği ifade ediliyor. Özellikle 7 Ekim 2023 sonrasında oluşan siyasal ve toplumsal iklimin, Müslümanlara ve “Müslüman olarak algılanan” kişi ve gruplara yönelik dışlama, ayrımcılık ve şiddeti artırdığına dikkat çekiliyor.
Mevcut Verilere Göre Müslüman Karşıtı Vakalardaki Artış Eğilimi Kalıcılaşıyor
Almanya’daki Müslüman karşıtlığına ilişkin Mediendienst Integration tarafından 14 Kasım 2025’te yayımlanan son veri derlemesi, resmî polis istatistiklerinin dahi Müslüman karşıtı suçlardaki artışı açık biçimde ortaya koyduğunu gösteriyor. Almanya’da Müslümanlara ve İslam’a yönelik suçlar ancak 2017 yılından itibaren polis kayıtlarında ayrı bir kategori olarak sistematik biçimde izleniyor. Buna rağmen son yıllardaki yükseliş dikkat çekici boyutlara ulaşmış durumda.
Polis kayıtlarına göre, Ocak-Eylül 2025 döneminde Almanya genelinde 930 Müslüman veya İslam karşıtı suç kayda geçti. Bu suçlar arasında hakaret, propaganda suçları, mala zarar verme ve fiziki saldırılar yer alıyor. Yetkililer, söz konusu rakamların geçici olduğunu ve yılın son çeyreğine ilişkin geriye dönük bildirimlerle artabileceğini belirtiyor.
2024 yılı, bugüne kadar kayda geçen en yüksek yıllık seviye olarak öne çıkıyor. Polis verilerine göre yıl boyunca 1.848 Müslüman karşıtı suç tespit edildi; bunların 83’ü doğrudan fiziki saldırı niteliğindeydi. Bu, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 26’lık bir artış anlamına geliyor. Daha da çarpıcı olan ise 2022’den 2023’e geçişte yaşanan sıçrama: bu dönemde kayıtlı suç sayısı yüzde 140 artarak 1.464’e yükseldi. 2024’te işlenen suçların yüzde 86’sı siyasi olarak aşırı sağ motivasyonlu olarak sınıflandırıldı.
“Resmî Kayıtlar Tabloyu Tam Yansıtmıyor”
Ancak hem uzmanlar hem de sivil toplum kuruluşları, polis istatistiklerinin Müslüman karşıtı ırkçılığın yalnızca görünen kısmını yansıttığı konusunda uyarıyor. Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansının (FRA) 2021–2022 dönemine ait araştırmasına göre, Müslümanlara yönelik saldırı ve ayrımcılığa maruz kalanların yalnızca yüzde 12’si yaşadıklarını yetkililere bildiriyor. Bu durum, vakaların büyük bölümünün kayıt dışı kaldığına işaret ediyor.
Almanya merkezli sivil toplum ağı CLAIM de benzer bir tabloya dikkat çekiyor. CLAIM’e göre mağdurların yüzde 57’si ne suç duyurusunda bulunuyor ne de danışmanlık hizmetlerine başvuruyor. Bu nedenle kuruluş, resmî verilerin ötesine geçen yıllık izleme raporları yayımlayarak Müslüman karşıtı vakaların gerçek boyutunu ortaya koymayı amaçlıyor.
CLAIM’in 2024 verilerine göre Almanya genelinde 3.080 Müslüman karşıtı vaka tespit edildi. Bu sayı, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 60’lık bir artış anlamına geliyor. Vakalar arasında tehdit, hakaret, fiziki saldırı ve ağır şiddet suçları bulunuyor. Kuruluş, özellikle Müslüman kadınların orantısız biçimde hedef alındığını vurgularken, hem polis kayıtlarında hem de kendi verilerinde ciddi bir kayıt dışı alan bulunduğunu belirtiyor.
7 Ekim 2023 Sonrası Almanya
Müslüman karşıtı vakalardaki artışın önemli bir bölümü, 7 Ekim 2023’te Hamas’ın İsrail’e yönelik saldırısının ardından şekillenen siyasal ve toplumsal atmosferle ilişkilendiriliyor. Federal Kriminal Dairesi (BKA), bu tarihten sonra Ortadoğu savaşı bağlamında yaklaşık 10.400 siyasi saikli suç kayda geçtiğini, bunların 270’ten fazlasının Müslüman karşıtı nitelikte olduğunu açıkladı. Bu suçlar ağırlıklı olarak mala zarar verme ve halkı kin ve düşmanlığa tahrik başlıkları altında sınıflandırıldı.
CLAIM’in verileri de bu eğilimi doğruluyor. Kuruluşa göre, 7 Ekim 2023 ile 31 Aralık 2024 arasında 679 Müslüman karşıtı vaka tespit edildi ve aynı dönemde danışmanlık başvurularında belirgin bir artış yaşandı. Uzmanlar, bu süreçte Müslüman toplulukların kolektif biçimde suçlayıcı ve hedef gösterici söylemlere maruz kaldığını, bunun da gündelik hayatta ayrımcılığı derinleştirdiğini belirtiyor.
Yeşiller’den Hükûmete Ayrıntılı İnceleme ve Hesap Talebi
28 Ocak’ta Yeşiller tarafından Federal Meclis’e sunulan soru önergesi, Müslümanlara ve İslam’a yönelik düşmanlığın yalnızca sayısal boyutunun değil, devletin bu olguya nasıl yaklaştığının da açığa kavuşturulmasını amaçlıyor. Yeşiller, 2025’in ikinci yarısında kayda geçen tüm Müslüman karşıtı vakaların; türlerine, gerçekleştiği alanlara, fail sayılarına ve bağlamlarına göre ayrıntılı biçimde açıklanmasını talep ediyor. Bu kapsamda yalnızca polis kayıtları değil, Federal Ayrımcılıkla Mücadele Dairesi mercine yapılan başvurular, camilere yönelik saldırılar, tehdit ve hakaret vakaları ile ağır şiddet suçları da hükümetten istenen veriler arasında yer alıyor.
Soru önergesinin merkezinde, bu suçların siyasi motivasyonlarının şeffaflaştırılması bulunuyor. Yeşiller, Müslümanlara yönelik suçların hangi oranlarda aşırı sağcı, yabancı düşmanı, dini gerekçeli ya da başka ideolojik saiklerle işlendiğinin net biçimde ortaya konmasını istiyor. Amaç, Müslüman karşıtı ırkçılığın bireysel önyargılardan mı yoksa örgütlü ve ideolojik yapılardan mı beslendiğini görünür kılmak ve buna uygun politikalar geliştirilmesini sağlamak.
Yeşiller ayrıca ceza adaleti sürecinin tamamına ilişkin ayrıntılı bir döküm talep ediyor. Federal hükümetten; kaç şüphelinin tespit edildiği, kaç kişinin gözaltına alındığı, kaç dava açıldığı, kaç dosyanın düşürüldüğü ve kaç kişinin hangi suçlardan hangi cezalara çarptırıldığına dair verilerin açıklanması isteniyor. Önerge, cezalandırmanın ötesinde önleme ve kurumsal sorumluluk boyutuna da odaklanıyor. Bu çerçevede, kamu personeline yönelik Müslüman karşıtlığı ve ırkçılıkla mücadele eğitimlerinin kapsamı, sivil toplum kuruluşlarına sağlanan desteklerin yeterliliği ve UEM’in 2023 tarihli raporunda yer alan önerilerin hangilerinin hayata geçirildiği de hükümetten yanıtlanması talep edilen başlıklar arasında yer alıyor.