Oruç

Ramazan Ayı İş Yerlerini ve Çalışma Hayatını Nasıl Etkiliyor?

İspanya’da 2003-2016 dönemine ait resmi iş kazası verileriyle yapılan kapsamlı bir araştırma, ramazan ayında Müslüman işçiler arasında iş kazalarının ortalama yüzde 4 azaldığını ortaya koydu. Ancak aynı dönemde istihdam olasılığı ve yeni iş sözleşmelerinde düşüş görülmesi, ramazan ayının çalışma hayatına etkisinin yalnızca “performans” tartışmasıyla açıklanamayacağını; iş güvenliği, davranış değişimi ve iş gücü piyasası dinamiklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteriyor.

13 Şubat 2026 admin
Ramazan Ayı İş Yerlerini ve Çalışma Hayatını Nasıl Etkiliyor?
Fotoğraf: Shutterstock- Md Aziman

Ramazan ayının çalışma hayatı üzerindeki etkileri her zaman üzerinde tartışılan bir konu başlığı. Oruç tutmanın yorgunluk, konsantrasyon ve verimlilik üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğine dair yaygın kanaatlere karşılık, güncel bir akademik araştırma bu tartışmaya farklı bir boyut kazandırdı. İspanya’da 2003-2016 yılları arasındaki verileri inceleyen kapsamlı çalışma, ramazan ayında Müslüman işçiler arasında iş kazalarının yaklaşık yüzde 4 oranında azaldığını ortaya koydu.

On üç yılı kapsayan ve ülke genelindeki tüm resmî iş kazası kayıtlarını analiz eden araştırma, ramazan ayının iş güvenliği üzerindeki etkisini ölçmeye odaklandı. Bulgular, oruç ayının çalışma hayatında otomatik olarak “risk artışı” anlamına gelmediğini; aksine belirli koşullarda daha temkinli bir davranış kalıbıyla ilişkili olabileceğini gösteriyor.

13 Yıllık Ramazan Ayı Araştırmasının Kapsamı ve Metodolojisi

Kasım 2024’te yayımlanan çalışmanın ramazan ayının miladi takvime göre her yıl değişen tarihlerini baz alan bir metodoloji kullanıyor. Ramazan ayı Hicrî takvime göre belirlendiği için her yıl miladî takvimde yaklaşık 11 gün geriye kayıyor. Bu durum, aynı takvim gününün bazı yıllar ramazan ayına denk gelirken bazı yıllar denk gelmemesine yol açıyor. Araştırmacılar bu özelliği bir “doğal deney” gibi kullanarak, ramazan dönemindeki kaza oranlarını diğer dönemlerle karşılaştırdı.

Çalışmada Müslüman göçmen işçiler ile aynı sektörlerde çalışan Müslüman olmayan göçmen işçiler karşılaştırıldı. Böylece genel ekonomik koşullardan veya mevsimsel etkilerden kaynaklanabilecek değişimler ayrıştırılmaya çalışıldı. Analizler, haftanın günü, yıl, yılın haftası ve bölgesel farklılıklar gibi değişkenler kontrol edilerek yapıldı. Araştırmanın odaklandığı dönem 2003-2016 yıllarını kapsıyor ve İspanya’daki tüm resmi iş kazası kayıtları kullanılıyor. Bu geniş veri seti, bulguların istatistiksel açıdan güçlü bir temele dayanmasını sağlıyor.

İş Kazalarındaki Yüzde 4’lük Düşüş: Hangi Sektörlerde Daha Belirgin?

Araştırmanın temel bulgusu, Ramazan döneminde Müslüman işçiler arasında iş kazalarının ortalama yüzde 4 oranında azalması. Aynı dönemde Müslüman olmayan göçmen işçilerde benzer bir düşüş gözlenmemesi, etkinin Ramazan’a özgü olabileceğine işaret ediyor.

Sektörel dağılıma bakıldığında düşüş özellikle inşaat, ticaret ve hizmet sektörlerinde daha belirgin. Sanayi sektöründe de azalma görülüyor ancak bazı alt analizlerde istatistiksel güven aralığı daha geniş. Araştırmacılar, İspanya’daki Müslüman göçmenlerin önemli bir kısmının fiziksel olarak daha zorlayıcı ve mavi yakalı işlerde istihdam edildiğini belirtiyor. Bu nedenle özellikle inşaat gibi yüksek riskli sektörlerde görülen düşüş dikkat çekici bulunuyor.

“Oruç Tutma Süresi Uzadıkça Kaza Sayısı Azalıyor”

Çalışmanın önemli bulgularından biri de ramazan ayının süresi ile etki arasındaki ilişki. Günlerin daha uzun olduğu, dolayısıyla oruç süresinin uzadığı yıllarda iş kazalarındaki azalmanın daha belirgin olduğu tespit edildi.

Araştırmacılar, bu etkinin sıcaklıktan ziyade oruç süresiyle bağlantılı olduğunu vurguluyor. Yapılan analizlerde sıcaklık değişkeni anlamlı bir farklılık üretmezken, oruç süresinin uzaması ile kaza oranındaki düşüş arasında daha güçlü bir ilişki saptandı.
Bu durum, Ramazan’ın çalışan davranışlarını sistematik biçimde değiştirebildiğine işaret ediyor.

Ramazan Ayındaki Davranış Değişiklikleri: Alkol ve Sigara Tüketiminde Azalma

Araştırma yalnızca iş kazalarına değil, riskle ilişkili davranış kalıplarına da bakıyor. İspanya’daki Hanehalkı Alkol ve Uyuşturucu Araştırması verilerine göre görüşmeden önceki 30 günün ramazan ayına denk gelmesi hâlinde Müslüman katılımcıların, alkol tüketme olasılığı yaklaşık yüzde 34, sigara kullanma olasılığı ise yüzde 16,5 oranında azalıyor.

Bu bulgular, Ramazan döneminde daha temkinli ve sağlıklı davranışların arttığını gösteriyor. Araştırmacılar, iş kazalarındaki düşüşün yalnızca çalışma saatlerindeki değişimle değil, aynı zamanda bu tür davranışsal faktörlerle de bağlantılı olabileceğini belirtiyor.

Oruç Tutanların İstihdamı Zorlaşıyor

Çalışmanın önemli ve dengeli bir şekilde değerlendirilmesi gereken yönü ise iş gücü piyasası sonuçları. Ramazan döneminde
Müslüman işçilerin istihdam edilme olasılığında düşüş ve imzalanan yeni iş sözleşmelerinde azalma tespit edildi.

Bu durum, iş kazalarındaki düşüşün bir kısmının daha az çalışma veya işe girişlerin ertelenmesiyle ilişkili olabileceğini düşündürüyor. Yani tablo yalnızca “daha güvenli çalışma” şeklinde okunmamalı; iş piyasası dinamiklerindeki değişim de hesaba katılmalı.

Araştırmacılar bu noktada kesin bir nedensel mekanizma ortaya koymak yerine, farklı kanalların birlikte işlediğine dikkat çekiyor.

Esnek Çalışma Saatleri Tartışması: “Makul Düzenlemelerle Verimlilik Kaybı Önlenebilir”

İspanya’daki 13 yıllık veri, Ramazan döneminde Müslüman işçiler arasında iş kazalarının ortalama yüzde 4 azaldığını ortaya koyuyor. Ancak aynı dönemde istihdam ve yeni sözleşmelerde görülen düşüş, tablonun çok boyutlu olduğunu gösteriyor. Araştırma, Ramazan’ın iş hayatına etkisinin otomatik bir “verimlilik kaybı” anlatısıyla açıklanamayacağını; davranışsal değişim, çalışma düzeni ve işgücü dinamiklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Esnek çalışma uygulamaları ve planlanabilir uyum mekanizmaları ise hem çalışan sağlığı hem de kurumsal sürdürülebilirlik açısından önümüzdeki dönemde daha fazla tartışılacak başlıklar arasında yer alıyor.

Araştırma, ramazan ayı gibi öngörülebilir dinî dönemlerin çalışma takvimleriyle daha sistematik biçimde uyumlaştırılmasının iş güvenliği ve sağlık maliyetleri üzerinde olumlu etkiler doğurabileceğini öne sürüyor. İspanya’da 1992 tarihli iş birliği anlaşması çerçevesinde, ramazan döneminde iş saatlerine ilişkin belirli esnekliklerin mümkün olabildiği biliniyor. Ancak uygulamalar genellikle işverenlerin inisiyatifine bağlı.

Uzmanlara göre, ibadet ve dinî uygulamaları dikkate alan planlanabilir esneklik modelleri hem çalışan refahını hem de kurumsal verimliliği destekleyebilir. Bu yaklaşım, “makul düzenleme” tartışmalarını kültürel bir başlık olmaktan çıkarıp iş güvenliği ve ekonomik verimlilik çerçevesine taşıyor.

Müslümanların Yüzde 93’ü Ramazan Orucu Tutuyor

Ramazan’ın iş hayatı üzerindeki etkilerini anlamak açısından ibadetin yaygınlığı da önemli bir faktör. PEW Araştırma Merkezi tarafından yapılan ve 39 farklı ülkede 38 bin katılımcıyla yapılan, 2013 tarihli bir araştırmaya göre, dünya genelinde Müslümanların ortalama yüzde 93’ü ramazan ayında oruç tuttuğunu ifade ediyor. Araştırmanın bulgularına göre bu oranla oruç ibadeti, ankete katılan Müslümanlar için Allah’a ve Hz. Muhammed’in elçiliğine imandan sonra İslam’ın en önemli şartı konumunda.

Bu oran, Ramazan’ın küresel ölçekte milyonlarca çalışanı doğrudan etkileyen bir dönem olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla konu yalnızca kültürel ya da bireysel bir tercih meselesi değil; aynı zamanda çalışma hayatı, iş güvenliği ve işgücü politikaları açısından da somut sonuçlar doğurabilen bir süreç.

Kuveyt Örneği: Oruç Tutanlar Çalışma Sürelerinin Kısaltılmasını İstemiyor

İş yerinde verimlilik konusunda, Kuveyt’te yapılan başka bir akademik çalışma ise ramazan döneminde çalışanların şahsi deneyimlerine odaklandı. Katılımcıların önemli bir kısmı orucun genel refahlarını ciddi biçimde olumsuz etkilemediğini ifade etti. Konsantrasyonun zaman zaman zorlaşabildiği kabul edilse de, belirgin bir performans düşüşü yaşanmadığı belirtildi.

Ayrıca çalışanların çoğu, çalışma saatlerinin otomatik olarak azaltılmasının verimliliği garanti etmeyeceği görüşünde birleşti. Bu bulgu, işverenlerin tek boyutlu çözümler yerine sektöre ve iş yapısına uygun esnek modeller geliştirmesi gerektiğine işaret ediyor. (P)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler