İngiltere

Hukuksuz Bulunan Palestine Action Yasağının Bilançosu: Binlerce Gözaltı, 8 Açlık Grevi

Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi’nin “hukuka aykırı ve orantısız” bularak iptal ettiği Palestine Action yasağı, yürürlükte kaldığı süre boyunca binlerce gözaltıya ve sekiz tutuklu aktivistin açlık grevine sahne oldu. Karar, Gazze bağlamındaki protestolar ile devletin müdahale sınırlarına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirirken, hükûmet temyiz hazırlıklarını sürdürüyor.

Hukuksuz Bulunan Palestine Action Yasağının Bilançosu: Binlerce Gözaltı, 8 Açlık Grevi
6 Eylül 2025 | Londra, Birleşik Krallık | Defend Our Juries grubunun Palestine Action destek protestosu. | Fotoğraf: indigonolan - Wikimedia Commons

Palestine Action adlı Filistin destekçisi grubun Temmuz 2025’te “yasaklı örgüt” ilan edilmesine karşı açılan itiraz davası, 13 Şubat Cuma günü Londra’daki Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi tarafından görüldü. Mahkeme, İsrail’le iş yapan şirketlere yönelik doğrudan eylemleriyle bilinen grubun İçişleri Bakanlığı kararıyla yasaklanmasını kanuna aykırı ve “orantısız” bularak yasağın kaldırılmasına hükmetti.

Kararı açıklayan Yargıç Dame Victoria Sharp, Palestine Action’ın suç teşkil eden eylemlere katılmış ve bu eylemleri teşvik etmiş olmasının, hükümetin onu “terör örgütü” ilan etmesini otomatik olarak haklı kılmadığını belirtti. Mahkeme, hükûmetin genel bir yasak yerine ceza hukuku çerçevesinde bireysel suçları kovuşturabileceğini ifade ederek, alınan kararın ifade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğüne müdahale anlamına geldiğini değerlendirdi.

Duruşmada ayrıca, grubun terör örgütü ilan edilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği ve İçişleri Bakanlığı’nın kendi yayımladığı politika ve düzenlemelere aykırı hareket ettiği savunuldu.

Yargıçlara Yönelik İtirazlar ve Çıkar Çatışması Tartışması

Cuma günkü karardan önce Filistin yanlısı gruplar, önceki duruşmalara başkanlık eden Yargıç Martin Chamberlain’in yerine Victoria Sharp’ın da aralarında bulunduğu üç yargıçlı heyetin atanmasına itiraz etmişti.

Yeni atanan yargıçlardan ikisinin en azından “çıkar çatışması görüntüsü” doğurabilecek bağlantılara sahip olduğu ileri sürülmüştü. Dame Sharp’ın Boris Johnson ile aile bağlantıları ve önde gelen İsrail yanlısı lobici ve büyük bir İşçi Partisi bağışçısı olan Trevor Chinn ile ilişkileri itiraz gerekçeleri arasında sayıldı.

Yargıç Karen Steyn’in daha önce İsrail’in F-35 savaş uçaklarının kullanımına ilişkin bir davada görev yapmış olması ve Yargıç Jonathan Swift’in 2023’te WikiLeaks kurucusu Julian Assange’ın ABD’ye iadesine karşı yaptığı temyiz başvurusunu reddetmesi de Palestine Action’a destek veren çevrelerin endişelerini artırmıştı.

Palestine Action İçin Tutulan Sessiz Nöbetler: Binlerce Kişi Gözaltı Altına Alınmıştı

Yasağın ardından ülke genelinde dikkat çekici bir protesto dalgası yaşandı. Defend Our Juries adlı kampanya grubuna göre, “Soykırıma karşıyım. Palestine Action’ı destekliyorum.” yazılı pankartlar taşıdıkları için 2.787 kişi “terör suçları” kapsamında gözaltına alındı.

Yüzlerce kişi ise Terörle Mücadele Yasası’nın 13. maddesi kapsamında -yasaklı bir örgüte destek vermek- suçlamasıyla karşı karşıya kaldı. Bu suç, İngiliz yasalarına göre 14 yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Bazı durumlarda daha hafif suçlamalar yöneltilirken, pankart taşımak ya da tişört giymek gibi eylemler dahi soruşturma konusu oldu.

Kampanya sözcüsü yaptığı açıklamada, “Vicdan sahibi binlerce kişi, protestoyu terörizm olarak damgalamanın otoriter yönetimlerin başvurduğu bir yöntem olduğunu gördü.” dedi. Sözcü, insanların büyük kişisel risk alarak birlikte hareket ettiğini ve “uymuyoruz” diyerek yasağın uygulanamaz hâle gelmesine katkı sunduklarını ifade etti. Ayrıca Birleşik Krallık’ta birçok kişinin, “uzmanların çoğunun Gazze’de devam eden bir soykırım olarak değerlendirdiği süreçte hükümetin İsrail’e verdiği desteğe” tepki duyduğunu belirtti.

Açlık Grevi Yapan Aktivistler ve Hayatı Hâlâ Tehlikede Olan Khalid

Yasağın ardından destekçilerine yönelik gözaltılar artmış, sekiz tutuklu aktivist açlık grevine başlamıştı. Açlık grevini Kasım ayından geçtiğimiz günlere kadar aralıklı olarak sürdüren Umer Khalid’in, genetik bir hastalık olan limb-girdle musküler distrofiye sahip olması, sağlık durumunu kritik bir noktaya taşıdı.

Grevi sonlandırmasına rağmen kritik durumu süren Khalid’in ailesi oğullarının durumu hakkında kısıtlı bilgi alabildiğini açıklamıştı. Diğer tutuklular açlık grevlerini sonlandırırken, aileleri cezaevi yönetiminin sağlık durumlarına ilişkin yeterli bilgilendirme yapmadığını dile getirdi.

Hükûmet Yüksek Mahkeme Kararına İtiraz Edeceğini Açıkladı

Karara tepki gösteren İçişleri Bakanı Shabana Mahmood, yaptığı yazılı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Mahkeme, Palestine Action’ın terör eylemleri yaptığını kabul etmiş, bu eylemleri yapanları tebrik etmiş ve şiddet kullanımına teşvik etmiştir. Palestine Action, herhangi bir protesto ya da sivil itaatsizlik grubu değildir. Eylemleri, demokratik değerler ve hukukun üstünlüğüyle uyumlu değildir.”

Mahmood, karardan hayal kırıklığı duyduğunu belirterek Temyiz Mahkemesine müracaat edeceklerini açıkladı. Mahkeme ise hükûmet temyiz başvurusuna hazırlanırken, bir sonraki duruşmaya kadar yasağın yürürlükte kalmaya devam edeceğini bildirdi. Bu durum, hukuki açıdan karmaşık bir tablo doğurdu: Yasak hukuka aykırı bulunmuş olsa da temyiz süreci tamamlanana kadar Palestine Action’a üyelik ya da destek beyanı teknik olarak suç olmaya devam ediyor.

Londra’daki Metropoliten Polis Teşkilatı (MPS), hukuki durum netleşene kadar yalnızca gruba destek gösterisinde bulunan kişilerin tutuklanmasının düşük bir ihtimal olduğunu açıkladı. Polis, “olağan dışı koşulların farkında olduklarını” belirterek, destek beyanlarında anında tutuklama yerine delil toplayarak sonradan işlem yapma yoluna gidileceğini bildirdi. Ancak tehdit, mala zarar verme, şiddet ya da nefret suçu kapsamındaki eylemlerde tutuklamaların süreceği vurgulandı.

Palestine Action Neden “Terör Örgütü” Olarak Tanımlanmıştı?

Palestine Action, 2020’den bu yana İsrail ile iş yapan şirketlere yönelik üretimi veya faaliyetleri durdurmayı amaçlayan 385 doğrudan eylem gerçekleştirdi.

Grup, son olarak Haziran 2025’te Brize Norton Hava Üssü’ne telleri keserek girmiş; askeri uçakların motorlarına kırmızı boya püskürtmüş ve Filistin bayrağı bırakmıştı. Bu eylemin ardından dönemin İçişleri Bakanı Yvette Cooper, grubun yasaklı örgüt ilan edilmesi sürecini başlatmış; Temmuz 2025’te yasak kararı yürürlüğe girmişti.

Yasağın ardından Defend Our Juries grubu destek eylemleri başlatmış; binlerce gösterici “Soykırıma karşıyım, Palestine Action’ı destekliyorum.” yazılı pankartlar taşıyarak kendilerini kasten gözaltına aldırmıştı. Böylece grup, Birleşik Krallık’ta El Kaide ve IŞİD gibi silahlı örgütlerle aynı kategoriye alınmış; üyelik ve destek açıklamaları suç kapsamına girmişti.

Yüksek Mahkeme Kararının Yankıları: “Trumpvari Bir Yetki Suistimali”

Palestine Action’ın kurucu ortaklarından Huda Ammori, kararı “tarihî bir zafer” olarak nitelendirdi. Ammori, “Bu, hem Britanya’daki temel özgürlüklerimiz hem de Filistin halkının özgürlük mücadelesi için tarihi bir zaferdir. Son yılların Britanya tarihindeki ifade özgürlüğüne yönelik en aşırı saldırılardan biri olarak hatırlanacak bir kararın iptal edilmesi anlamına geliyor” dedi.

Yasağı “Trumpvari bir yetki suistimali” olarak tanımlayan Ammori, hükûmetin temyize gitmesinin “son derece adaletsiz” olacağını söyledi. Açıklamasında, aralarında yaşlı ve engelli kişilerin de bulunduğu binlerce protestocunun geleceğinin belirsizliğini koruduğunu belirtti.

Ammori’nin hukuki itirazları arasında hükümetin gerekli istişareleri usulüne uygun yürütmemesi, kamuoyu desteğini dikkate almaması ve yasaklama konusundaki kendi politika ilkelerine uymaması da yer aldı. Yazar Sally Rooney’nin de aralarında bulunduğu kültür dünyasından isimler ise mahkemeye sundukları delillerde, yasağın sanatçılar açısından hukuki belirsizlik yarattığı ve meşru siyasi ifadelerin suç kapsamına alınması riskini doğurduğu uyarısında bulundu.

“Elbit Systems İsrail Drone Filosunun Bel Kemiği”

Ammori, grubun özellikle İsrail’in en büyük silah üreticilerinden Elbit Systems’ın Birleşik Krallık’taki iştirakine yönelik eylemlerinin şirkete milyonlarca sterlin zarar verdiği için yasaklandığını savundu. “Palestine Action’ın yasaklanması her zaman İsrail yanlısı lobileri ve silah üreticilerini memnun etmeye yönelikti; bunun terörizmle bir ilgisi yoktu.” dedi. İnsan hakları örgütleri, şirketin Gazze’de yoğun şekilde kullanılan insansız hava araçlarının üreticisi olduğunu belirtiyor. Elbit Systems ise bu platformları, İsrail’in insansız hava aracı filosunun “bel kemiği” olarak tanımlıyor.

Mahkeme önünde konuşan ve gruba destek verdiği için daha önce gözaltına alınan sanatçı Nicola Moxham, kararı bir “haklı çıkma” olarak nitelendirdi. Moxham, kararın “Palestine Action’a destek veren doğrudan eylemler ve en önemlisi Filistinlilere yönelik soykırıma ve Gazze’nin yıkımına karşı duruş için mutlak bir zafer” olduğunu söyledi.

İşçi Partisi’nin sıradan insanların partisi olduğunu hatırlatan Moxham, hükümetin adalet ve soykırıma karşı çıkan vatandaşları baskı altına aldığını ifade etti. Eşi, emekli tıp profesörü John Moxham ise sonuçtan “son derece memnun” olduğunu belirterek yasağı “tam bir adaletsizlik” olarak değerlendirdi ve bazı bakanların istifa etmesi gerektiğini söyledi.

CAGE International adlı kampanya grubu da kararın, Gazze’deki soykırımı silahlandırmakla suçlanan şirketleri korumaya yönelik girişimlerin reddedilmesi anlamına geldiğini belirtti. Kuruluşun kamu savunuculuğu direktörü Anas Mustapha, terör yasalarının altyapısı yürürlükte kaldığı sürece temel özgürlüklerin siyasi tercihlere bağlı olmaya devam ettiğini söyledi. Mustapha, kararın ancak ilkesel fedakârlık ve kolektif çaba sayesinde elde edildiğini belirterek, bunun hapiste bulunan tüm Palestine Action aktivistlerine ve eylemlere katılan binlerce kişi hakkındaki suçlamaların geri çekilmesine yol açması gerektiğini ifade etti. (P)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler