Dijital Çağda Görünmeyen Bir Sorun: Pornografi Bağımlılığı
Araştırmalar, yetişkin nüfusun küçük ancak önemli bir kısmının pornografi kullanımı konusunda kontrolünü kaybettiğini gösteriyor. Peki problemli pornografi kullanımı nedir ve bu durum “bağımlılık” olarak tanımlanabilir mi?
Avrupa’da yaşayan birçok Türk için bağımlılık denildiğinde akla hâlâ ilk olarak alkol, uyuşturucu veya sigara gelir. Oysa son yirmi yılda bağımlılık alanında çalışan araştırmacılar için tablo oldukça değişmiş durumda. Akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla kumar, video oyunları, sosyal medya ve pornografi gibi yeni davranışsal bağımlılıklar giderek daha fazla gündeme geliyor.
Bu yazıda özellikle pek konuşulmayan ve ama oldukça yaygın bir konu olan problemli pornografi kullanımından, diğer bir deyişle pornografi bağımlılığından bahsetmek istiyorum. Zira bu konu hem akademik olarak daha fazla araştırılan hem de özellikle muhafazakâr topluluklarda çoğu zaman sessizlikle karşılaşılan bir alan.
Davranışsal Bağımlılık Nedir?
Öncelikle davranışsal bağımlılıklar nedir bunu biraz açalım. Bağımlılık uzun süre yalnızca kimyasal maddelerle ilişkilendirildi. Ancak bugün psikiyatri ve psikoloji literatürü, bazı davranışların da bağımlılık özellikleri gösterebildiğini kabul ediyor. Öyle ki insanlar bir davranışa tıpkı bir maddeye bağımlı olur gibi bağımlılık geliştiriyorlar. Beyindeki kimyasallar ve ilgili bölgeler de sanki bir maddeye maruz kalmışçasına bu davranışlara tepki verebiliyorlar.
2000’lerin başından beri artan araştırmalar sonucunda Dünya Sağlık Örgütü’nün hastalık sınıflandırma sistemi olan ICD-11’de şu anda resmî tanı olarak iki davranışsal bağımlılık tanınmış durumda: Kumar bozukluğu ve oyun bozukluğu. Bunun yanında ICD-11’de “kompulsif cinsel davranış bozukluğu” adı verilen yeni bir tanı da mevcut. Problemli pornografi kullanımı bu davranışın en sık görülen biçimlerinden biri olarak değerlendiriliyor.
Bir davranışın bağımlılık olarak değerlendirilmesi için genellikle dört temel özellik aranır:
Kontrol kaybı: Davranışı azaltma veya bırakma girişimlerinin başarısız olması.
Öncelik kazanma: Davranışın günlük yaşamın diğer alanlarının önüne geçmesi.
Olumsuz sonuçlara rağmen devam etme: İlişkiler, iş veya ruh sağlığı zarar görse bile davranışın sürdürülmesi.
Belirli Sıkıntı veya Anlamlı İşlevsellik Kaybı: Belirgin sıkıntı, fiziksel sağlık, ruh sağlığı, sosyal işlevsellik kaybı, eğitsel/mesleki işlevsellik kaybı yaşanması.
Yine bir davranışın bağımlılık olarak değerlendirilebilmesi için bu şikâyetlerin 12 ay sürmesi beklenir. Fakat şikayetler çok yoğunsa bu sürenin dolması beklenmez. Burada dikkat edilirse “bağımlılık” olarak bahsettiğimiz şey, kişinin hayatının merkezine giren, ona birçok sıkıntı yaşatan, kişinin bu konudaki kontrolünü yitirdiği ciddi bir beyin hastalığıdır. Bağımlılık ciddi psikolojik yardım gerektiren bir durumdur. Ancak kullanım tanı alacak seviyede olmasa da kişi eğer bir davranışla ilgili sıkıntı yaşıyor ve hayatı, çevresi, işi bundan etkileniyorsa buna da riskli/zararlı kullanım (hazardous use) denilmektedir ki bu da müdahale edilmesi gereken bir durumdur.
Pornografi Kullanımının Yaygınlaşması
Öncelikle “pornografi” kelimesinden neyin kastedildiğini kısaca açıklayalım: Birçok akademik çalışmada pornografi “cinsel uyarılma amacıyla üretilmiş müstehcen cinsel içerik” olarak tanımlanır. Bugün pornografi kullanımı Batı toplumlarında oldukça yaygındır. Büyük ölçekli araştırmalar yetişkinlerin yaklaşık yüzde 70 ila 90’ının hayatlarının bir döneminde pornografi izlediğini göstermektedir.
Pornografi 1950’lerden beri birçok araştırmanın odağında yer almasına rağmen Dünya Sağlık Örgütü tarafından bağımlılık olarak tanımlanmamıştır. Bu kararda böyle bir zorluk yaşayan insanların yaftalanma riski önemli bir rol oynamıştır. Buna rağmen problemli pornografi kullanımı, bir dürtü bozukluğu olarak tanımlanan “zorlantılı cinsel davranış bozukluğunun” en yaygın belirtisi olarak ele alınmıştır.
İşin klinik tarafını bir kenara koyarsak konunun sosyal, kültürel ve teknolojik gelişmelerin kesişiminde yer aldığı görülebilir. Teknolojideki baş döndüren gelişmeler beraberinde çok hızlı toplumsal ve kültürel değişimi getirmiştir. İnsanlar artık haz getiren her türlü mecraya çok hızlı şekilde erişebilir hâle gelmiş, bu da online mecralarının kullanım biçimini de kökten değiştirmiştir. Pornografi özelinde araştırmalar bu içeriklere sınırsız erişimin (accessibility), bunu yaparken ifşa olmamanın (anonymity) ve bunu çok ucuza yapabilmenin (affordability) pornografi kullanımını arttırdığına işaret etmektedir.
Bu duruma bir de sınırsız çeşitlilikteki içerikler eklenince bazı bireyler için pornografi kullanımını kontrol etmek zorlaşmaktadır. Geçtiğimiz yıl yayınlanan 42 ülkeden 80 binden fazla kişinin katıldığı büyük bir uluslararası araştırmada katılımcıların yaklaşık yüzde 3 ila 16’sının problemli kullanım riski taşıdığı tahmin edilmiştir.
Pornografi Nasıl Bir Bağımlılığa Dönüşüyor?
Araştırmalar bazı kişilerin pornografi kullanımının problemli oluşunun ve kullanımın bağımlılığa dönüşmesinin arkasında tek bir neden olmadığını gösteriyor. Genellikle birkaç faktör birlikte rol oynuyor:
1. Duygu düzenleme: Birçok kişi pornografiyi stres, yalnızlık veya sıkıntı gibi duygularla baş etmek için kullanır. Kısa vadede bu davranış rahatlatıcı olabilir. Ancak zamanla kişi olumsuz duygularla karşılaştığında otomatik olarak bu davranışa yönelmeye başlayabilir.
2. Beynin ödül sistemi: Nörobilim araştırmaları pornografi kullanımının beynin ödül sistemiyle ilişkili olduğunu gösteriyor. Beyin güçlü ödül deneyimleriyle karşılaştığında o davranışı tekrar etme eğilimi geliştirir. Bu mekanizma kumar, sosyal medya ve video oyunlarında da görülür.
3. İnternet ortamının yapısı: Bugünkü dijital platformlar yalnızca içerik sunmaz; aynı zamanda kullanıcıların dikkatini mümkün olduğunca uzun süre platformda tutmak için tasarlanır. Algoritmalar sürekli yeni içerik önerir ve bu durum kullanım süresini uzatabilir.
4. Psikolojik kırılganlıklar: Depresyon, yalnızlık, travma geçmişi veya düşük öz-saygı gibi faktörler bazı bireyleri problemli kullanım açısından daha savunmasız hâle getirebilir.
Başka Bir Boyut: Ahlaki Çatışma
Avrupa’daki Türk toplulukları içinde de dikkat çeken pornografi kullanımı, yalnızca kişisel bir alışkanlık değil, aynı zamanda ahlaki ve dinî bir mesele. Bu noktada psikoloji literatüründe son yıllarda sıkça tartışılan bir kavram devreye giriyor: Ahlaki tutarsızlık (moral incongruence). Yani bir kişi bir davranışı gerçekleştirir fakat aynı zamanda bu davranışın kendi değerleriyle çeliştiğine inanır. Pornografi kullanımında bu durum oldukça yaygındır. Birey aynı anda iki farklı deneyim yaşayabilir: Kişi hem bu davranışı gerçekleştirme isteği duyar, fakat öte yandan bu davranışın yanlış olduğuna dair güçlü bir inanç ile kendisini günahkâr ve bağımlı hisseder.
Bu iki uçlu durum yoğun bir içsel çatışma yaratabilir. Bazı araştırmalar, insanların yaşadığı psikolojik sıkıntının önemli bir kısmının bu değer-davranış çatışmasından kaynaklanabileceğini göstermektedir.
Bu içsel çatışmanın üç yaygın sonucu vardır: Suçluluk ve “yanlış bir şey yaptım” duygusu. Bir diğer sonuç ise kişinin duyduğu utanç ve “Ben yanlış biriyim” düşüncesi. Son olarak bu içsel çatışma kişiyi daha fazla yalnızlığa ve konunun konuşulamamasına götürebilir. Özellikle muhafazakâr topluluklarda pornografi konusu tabu olabilir ve insanlar yaşadıkları zorlukları kimseyle paylaşamayabilir. Bu da problemi büyütür. Özellikle kadınlar erkeklere göre cinsellikleri daha bastırmış bir grup olarak pornografi kullanımlarından dolayı bu duyguları daha yoğun yaşayabilirler.
Pornografi Bağımlılığı Konusunda Yardım Aramak Neden Zor?
Araştırmalarda sık görülen bir durum, problemli pornografi kullanımı yaşayan bireylerin profesyonel yardım aramakta zorlanmasıdır. Bunun birkaç nedeni vardır. Öncelikle kişiler etiketlenmeden (stigma) korkarlar. Zira pornografi birçok toplumda utanç verici bir mesele olarak görülür. Ayrıca pornografi kullanımı ile ilgili yanlış bilgiler oldukça etkilidir. Zira bazı kişiler her pornografi kullanımının bağımlılık olduğunu düşünürken bazıları ise bunun tamamen zararsız olduğunu düşünebilir. Gerçekte ise durum çok daha karmaşıktır.
Bununla birlikte pornografi kullanımından vazgeçmek isteyen insanlara hizmet verebilecek uzman eksikliği de mevcuttur. Birçok ülkede bu konuda uzmanlaşmış terapistler sınırlıdır. Araştırmalar problemli kullanım yaşayan bireylerin yalnızca küçük bir kısmının profesyonel yardım alabildiğini göstermektedir.
Neler Yapılabilir?
Toplumsal tartışmalarda genellikle iki uç yaklaşım görülür: Bu yaklaşımın bir tarafında, pornografiyi tamamen yasaklamak gerektiğini savunanlar bulunur. Diğer tarafta ise pornografi kullanımının hiçbir sorun teşkil etmediğini iddia edenler vardır.
Bilimsel literatür bu iki uçtan daha karmaşık bir tablo sunar. Pornografi kullanımı bazı insanlar için o kadar sorun yaratmazken, bazıları için ciddi psikolojik ve ilişki problemlerine yol açabilir. Ayrıca pornografi kullanımının etkileri sadece bağımlılıkla sınırlı da değildir. Pornografi günlük yaşantının ve popüler kültürün içine işlemiş bir olgudur ve sadece yasaklanarak çözülebilecek bir şey değildir.
Araştırmalar birkaç önemli müdahale alanına işaret ediyor.
1. Dijital okuryazarlık: Gençlerin internet içerikleri hakkında bilinçli olması önemlidir. Bu yalnızca pornografi için değil, tüm dijital içerikler için geçerlidir. Fakat pornografi için bu çok daha önemlidir. Seyredilen içerikler gerçek mi, yakın bir cinsel yaşantı böyle bir şey mi, insanların vücutları seyrettikleri gibi mi olmak zorunda, seyredilen davranışlar iki taraf için de gerçekten rızaya mı dayanıyor, böyle şeyleri seyretmenin etkileri neler olabilir gibi birçok soru hem bireysel hem de gençlerle beraber ele alınmalıdır.
2. Açık iletişim: Meselenin tabu hâlinde görülüp konuşulmaması genellikle sorunu çözmez. Aile içinde ve toplumda konunun konuşulabilir olması önemlidir. Ancak bu, karşımızdaki eşimizi veya çocuklarımızı sıkıştırarak olmamalıdır. Yeri gelince çok kısa konuşmalarla ve daha çok sorular üzerinden bu konular konuşulabilir. Yukardaki sorular bu konuşmalara bir başlangıç noktası sunabilir.
3. Psikolojik destek: Problemli kullanım yaşayan bireyler için terapi etkili olabilir. Bağımlılıkların duygusal düzenlemede zorluklar, problemlerden kaçış, dürtüsellik, uygunsuz beklentiler gibi psikolojik birçok faktörden beslendiği düşünüldüğünde bu faktörlerin bir uzman eşliğinde ele alınması oldukça önemlidir.
4. Değerlerle uyum: Özellikle dindar bireyler için terapi sürecinde kişinin değerlerini dikkate almak önemlidir. Amaç yalnızca davranışı azaltmak değil, kişinin değerleriyle daha uyumlu bir yaşam kurmasına yardımcı olmaktır. Bunu yaparken kişinin yaşadığı yoğun utanç öncelikle ele alınmalı, değişim için kişinin kendisini hırpalamamasının ön şart olduğu kişiye açıklanmalıdır.
Avrupa, Amerika ya da Kanada gibi ülkelerde yaşayan Türklerin çoğu zaman iki farklı kültürel dünyanın kesişiminde yaşadığı söylenebilir. Bir yanda daha muhafazakâr aile ve toplum normları, diğer yanda ise liberal toplumsal yaşam ve dijital kültür yetişmekte olan çocuk ve gençler için olduğu kadar yetişkinler için de zorlayıcı olabiliyor. Bu durum bazı konularda değer çatışmasını daha görünür hâle getirebiliyor.
İnsanların kendi değerlerine, ahlak ve dinî anlayışlarına sahip çıkmaları, bir şeyi yaparken bunun kendileri ve diğer insanlar üzerindeki etkilerini düşünerek hareket etmeleri anlamlıdır. Pornografinin sunduğu ilişki tarzı yerine kişilerin kendi iç dünyalarına, değer ve inançlarına sahip olmaları bağımlıkların çok ötesinde doyumlu bir hayatı getirecektir.