Mitte-Studie

Almanya’nın Gergin Merkezi: Toplumun Genelinde Demokrasiye Güven Azalıyor

Friedrich-Ebert-Stiftung’un yayımladığı “Merkez Araştırması 2024/25”, Almanya’da aşırı sağın çekirdek tabanı azalırken toplumun ortasında belirsizlik, güvensizlik ve yönsüzlük hissinin güçlendiğini ortaya koyuyor. Katılımcıların yalnızca yarısı demokrasinin “iyi işlediğine” inanıyor.

Almanya’nın Gergin Merkezi: Toplumun Genelinde Demokrasiye Güven Azalıyor
Fotoğraf: Shutterstock.com

Almanya’nın siyasal ve toplumsal nabzını ölçen en önemli kaynaklardan biri olarak kabul edilen “Merkez Araştırması” (Mitte-Studie) adlı periyodik çalışmanın 2024-2025 dönemi bulguları yayımlandı. Bielefeld Üniversitesi bünyesindeki İnterdisipliner Çatışma ve Şiddet Araştırmaları Enstitüsü (IKG) tarafından yürütülen ve Sosyal Demokrat Parti (SPD) çizgisine yakın Friedrich-Ebert-Stiftung (FES) tarafından yayımlanan çalışma, ülke genelinde demokrasi anlayışındaki kırılganlıkları, aşırı sağ eğilimlerin güncel görünümünü ve toplumsal merkezin dönüşümünü ortaya koyuyor.

Araştırmanın Kapsamı ve Ana Bulguları

Çalışma, 2002’den bu yana düzenli olarak yinelenen “Mitte-Studie” serisinin en güncel halkası. 2024-2025 edisyonu kapsamında, Almanya genelinde 18 yaş üzeri 2.027 kişiyle temsili nitelikte bilgisayar destekli telefon görüşmeleri (CATI) yapıldı.

Katılımcılara demokrasi, eşitlik, otoriterlik, önyargı, milliyetçilik ve siyasal katılım gibi temalara ilişkin yaklaşık 150 ifadeye tutum düzeyinde yanıt vermeleri istendi. Elde edilen veriler, sosyo-demografik değişkenlerle (yaş, gelir, eğitim, bölge vb.) birlikte analiz edilerek toplumun merkezindeki siyasal ve değer yönelimleri niceliksel olarak haritalandırıldı.

Çalışmayı 2014’ten bu yana yöneten siyaset bilimci Prof. Dr. Andreas Zick, bu yılki sonuçların yalnızca sağ aşırılığın seyrini değil, aynı zamanda toplumun ortasında giderek büyüyen bir “gri alan”ın (Graubereich) varlığını da teyit ettiğini belirtiyor: “Almanya’da toplumun merkezi gerginleşiyor; artık yalnızca radikal uçlardan değil, belirsiz, kararsız bir merkezden de söz etmek gerekiyor.”

Aşırı Sağcı Kişilerin Sayısı Azalıyor Ama “Gri Alan” Büyüyor

Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu, “kapalı ve tutarlı sağ aşırılıkçı dünya görüşüne” sahip kişilerin oranının iki yıl önceki yüzde 8,3’ten yüzde 3,3’e düşmüş olması. İlk bakışta olumlu görünen bu düşüş, araştırmacılara göre Almanya İçin Alternatif Partisi (AfD) çevresinde yoğunlaşan kamusal tartışmaların aşırı sağ ideolojinin sınırlarını daha görünür hale getirmesiyle ilişkili.

Ancak bu tablo bütünüyle iyimser değil. Araştırmaya göre, yaklaşık yüzde 20’lik bir kesim, açıkça aşırı sağcı olmamakla birlikte, otoriter ve dışlayıcı görüşlere kısmen sempatiyle yaklaşan bir “gri alan”da yer alıyor. Bu grup, demokrasiye formel olarak bağlı görünse de, eşitlik ve azınlık hakları konusunda daha seçici ve mesafeli tutumlar sergiliyor.

Araştırmanın son bulgularıyla ilgili olarak, Die Zeit gazetesine verdiği röportajda Zick, “Bu sert düşüşün ölçüsü beni de şaşırttı. Ancak sağ aşırılığa ilişkin kamusal tartışmalar insanlara bu ideolojinin sınırlarını daha görünür kıldı.” tespitini yapıyor.

Ulusal Gurur, Güç Arayışı ve “Güçlü Lider” Özlemi

Raporda, ulusal üstünlük ve egemenlik çağrışımı yapan söylemlerin belirgin biçimde arttığı dikkat çekiyor. Katılımcıların yüzde 23’ü, “Almanya’nın uluslararası arenada yeniden hak ettiği ağırlığı kazanması gerektiğini” düşünüyor. yüzde 15’i ise ülkenin “güçlü bir el” tarafından yönetilmesini savunuyor.

Bu, liberal demokratik kültürde otoriter özlemin geri dönüşü olarak yorumlanıyor. Araştırma ekibine göre bu eğilim, “devletin artık işlemediği” duygusuyla birleştiğinde, demokrasiye duyulan inancı zayıflatıyor.

Kendini “demokrasiden yana” görenlerin oranı hâlâ yüzde 79 gibi yüksek bir seviyede; ancak “demokrasinin iyi işlediğine inananlar” sadece yüzde 52. Bu oran beş yıl önce yüzde 65’ti. Üstelik yalnızca her üç kişiden biri, toplumsal adaleti tatmin edicibuluyor.

Zick bu tabloyu şöyle açıklıyor: “İnsanlar artık devleti ideallerle değil, gündelik işlevleriyle ölçüyor: Okulun durumu, ulaşım, hastane randevusu… Siyaset bu ölçekte başarısız algılandığında, demokratik kurumlara olan inanç da eriyor.”

Farklı Toplum Kesimlerine Dair Ön Yargılı Görüşler Yaygınlaşıyor

Daha önceki yılların tespitlerine benzer şekilde, bu yılki araştırmanın önemli bir bulgusu da farklı sosyal gruplara yönelik ön yargıların artık yalnızca radikal çevrelerle sınırlı kalmadığı ve toplumun merkezinde kalıcılaştığı yönünde.

  • Katılımcıların yüzde 33’ü mültecilerin sosyal yardımları kötüye kullandığını düşünüyor
  • yüzde 36’sı uzun süredir işsiz olan kişileri “topluma yük” olarak görüyor.
  • Antisemitizme yönelik örtük ifadelerde ise artış gözlemleniyor.

Zick’e göre bu tablo yalnızca aşırı sağ ideolojiyle açıklanamaz ve insanların ekonomik işleyişe dair bakışlarındaki dönüşümle de ilişkili bir eğilim söz konusu: “Neoliberal performans kültürü, insanların değerini fayda üzerinden ölçen bir dili meşrulaştırıyor. Bu da ‘gri alan’daki insan karşıtlığını besliyor.”

Gençlerde Aşırı Sağcı Eğilimler Artıyor, İklim Hassasiyeti Azalıyor

18-34 yaş arası grupta tutarlı sağ aşırılık oranı yüzde 6,8’e çıkmış durumda. Bu oran yaşlı kuşaklara göre belirgin biçimde yüksek. Araştırma, bu durumu pandemi dönemi deneyimlerine, sosyal medyanın politik bilgi kaynağı olarak rolüneve güven krizine bağlıyor.

Zick, özellikle TikTok gibi platformların bilgi üretim biçimine dikkat çekiyor: “Suç TikTok’un değil. Ancak gençler, aslında güvenmediklerini söyledikleri platformlarda siyasete dair bilgi ediniyor. Dolayısıyla burada da bir yetersizlik yaşıyorlar, çünkü sistem onlar açısından medyada da işlemiyor.”

Aynı zamanda çevre politikalarına destek de zayıflıyor. İklim krizini büyük bir tehdit olarak görenlerin oranı yüzde 70’ten yüzde 56’ya düşmüş durumda. FES araştırmacılarına göre bu paralel eğilimler, “sisteme güven” ile “iklim sorumluluğu” arasındaki ilişkiyi de gösteriyor: İnsanlar kendini dışlanmış hissettikçe, kolektif sorumluluk bilinci de zayıflıyor.

AfD Seçmeni Artık Daha Heterojen

AfD seçmen profili de değişiyor. Partiyi destekleyenlerin yalnızca yüzde 11’i “tutarlı sağ aşırılıkçı” görüşlere sahip. 2023’te bu oran yüzde 24 olarak saptanmıştı. Bu, AfD’nin artık yalnızca radikal çevrelerden değil, illiberal bir orta sınıf tabanından da destek aldığını gösteriyor.

Zick bu değişimi şöyle yorumluyor: “AfD artık kendini ‘tek gerçek muhalefet’ olarak sunmada başarılı. Seçmenleri radikal değil ama demokrasiyi daha dar bir çerçevede anlıyorlar; azınlık haklarını ikincil görüyor, uzlaşmayı zayıflık sayıyorlar.”

Sonuç: Belirsiz Bir Merkez, Yorulmuş Bir Demokrasi

“Merkez Araştırması 2024/25”, Almanya’da sağ aşırılığın çekirdek tabanının genişlemediğini, ancak demokrasinin dayandığı merkezde yorgunluk, güvensizlik ve yönsüzlük hissinin giderek derinleştiğini ortaya koyuyor. Toplumun ortasında yer alan “gri alan”, artık marjinal bir olgu değil; ülkenin kimlik, eşitlik ve aidiyet tartışmalarının tam merkezinde konumlanıyor.

Araştırma ekibine göre bu tablo, yalnızca aşırı sağ hareketlerin değil; performans baskısının, sosyal adaletsizliklerin ve temsil eksikliğinin bir sonucu. Prof. Andreas Zick bu durumu şöyle özetliyor: “Almanya’nın geleceği uçlarda değil; toplumun ortasındaki huzursuzlukta şekilleniyor.”

Katılımcıların yüzde 61’i, aşırı sağcılıkla mücadelenin en etkili aracının eğitim olduğunu düşünüyor. Zick’e göre bu, klasik okul müfredatlarının ötesinde; katılımı, tartışma kültürünü ve dijital vatandaşlığı güçlendiren bütünsel bir yaklaşımla mümkün olabilir.

FES araştırmacıları, demokratik kültürdeki bu kırılganlığı aşmak için üç temel alana dikkat çekiyor:

  • Demokratik eğitimin yeniden tanımlanması: Okulla sınırlı kalmayan, eleştirel medya okuryazarlığını ve dijital yurttaşlığı kapsayan bir anlayış.
  • Sosyal devletin güçlendirilmesi: Ekonomik ve toplumsal kırılganlık azaldıkça, radikal eğilimlere açıklığın da azalacağı vurgulanıyor.
  • Sivil toplumun desteklenmesi: Katılım kanallarının yalnızca seçim dönemleriyle sınırlı kalmaması, gündelik siyasetin doğal bir parçası haline gelmesi öneriliyor.

Özetlemek gerekirse; “Merkez Araştırması”, Almanya’nın bugünkü temel gerilimini berrak biçimde ortaya koyuyor: Aşırı sağın etkisi gerilese de, merkezdeki belirsizlik büyüyor. Demokrasiye duyulan güven azalırken, eşitlik ve temsil fikrine bağlılık zayıflıyor. “Orta” artık yalnızca bir siyasal pozisyon değil; toplumun birlikte yaşama biçimine dair ortak anlayışın turnusolü haline geliyor.

eyilmaz

Bochum Ruhr Üniversitesinde hukuk eğitimi gören Yılmaz, Perspektif'in yayın kurulu üyesidir.
Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler