Yapay Zeka

MIT: “Mevcut Yapay Zekâ Teknolojisi ABD’deki İşlerin Yüzde 12’sini Yapabilir”

MIT’nin yeni raporu, mevcut yapay zekâ teknolojilerinin ABD’deki işlerin yaklaşık yüzde 12’sinde kullanılan görevleri yapabilecek kapasiteye ulaştığını ortaya koyuyor. Çalışma, bunun doğrudan işten çıkarmalara yol açmayacağını; ancak iş piyasasında aranan nitelik ve becerileri dönüştüren güçlü bir baskı unsuru hâline geleceğini vurguluyor.

MIT: “Mevcut Yapay Zekâ Teknolojisi ABD’deki İşlerin Yüzde 12’sini Yapabilir”
Fotoğraf: Shutterstock- NicoElNino

Kasım ayında yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, yapay zekâ artık ABD’deki işlerin yaklaşık yüzde 12’sine karşılık gelen görevleri teknik ve ekonomik açıdan yerine getirebilecek bir olgunluğa ulaşmış durumda. Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) tarafından yayımlanan “Buzdağı Endeksi: Yapay Zekâ Ekonomisinde Beceri Odaklı Maruz Kalma Ölçümü” başlıklı rapor, mevcut yapay zekâ sistemlerinin Amerikan iş gücü piyasasındaki işlerin yüzde 11,7’sinde kullanılan becerilerle örtüştüğünü ortaya koyuyor. Bu oran, yaklaşık 151 milyon çalışanı ve 1,2 trilyon dolarlık ücret hacmini kapsıyor.

Araştırmacılar, bu bulgunun kısa vadede kitlesel işten çıkarmalar anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor. Raporda ölçülen yüzde 11,7’lik maruziyet, yapay zekânın bugün itibarıyla teknik olarak yapabildiği ve ekonomik olarak uygulanabilir hâle gelen görevleri ifade ediyor; bu işlerin belirli bir takvim içinde ortadan kalkacağına dair bir öngörü içermiyor. Ancak söz konusu kapasite, işverenler, çalışanlar ve politika yapıcılar üzerinde iş dünyasındaki hızlı dönüşüme hazırlanma baskısını arttıracağı tahmin ediliyor.

Araştırmacılara göre bu dönüşümü kritik kılan unsur, yapay zekânın artık yalnızca teknik olarak mümkün değil, aynı zamanda ekonomik olarak da ölçeklenebilir hâle gelmiş olması. Raporda, son yıllarda geliştirilen üretimde kullanılan yapay zekâ araçlarının (LLM tabanlı sohbet botları, belge işleme sistemleri, otomasyon platformları ve karar destek yazılımları) birçok sektörde insan emeğiyle rekabet edebilecek maliyet seviyelerine indiği vurgulanıyor. Bu durum, yapay zekâyı geleceğe dair soyut bir risk olmaktan çıkararak, bugün alınan iş ve kamu politikası kararları için somut bir faktör hâline getiriyor. MIT araştırmacıları Buzdağı Endeksi’ne (Iceberg Index) benzer çalışmalardan ayıran özelliğin ise, varsayımsal otomasyon senaryoları yerine, hâlihazırda kullanılan ve ekonomik olarak uygulanabilir yapay zekâ araçlarını esas alması olduğunu vurguluyor.

Yapay Zekânın Etkilediği Alan Üst Teknoloji Kullanan Sektörlerle Sınırlı Değil

MIT’nin çalışması, yapay zekânın etkisinin sanılanın aksine yalnızca yazılım, kodlama ve veri bilimi gibi teknoloji alanlarıyla sınırlı olmadığını gösteriyor. Bugüne kadar yapay zekâ kullanımının yoğunlaştığı bu alanlar, ABD’deki toplam ücret hacminin yalnızca yüzde 2,2’sini oluşturuyor. Buna karşın araştırmaya göre lojistik, sağlık, insan kaynakları, finans, muhasebe ve hukuk gibi profesyonel hizmetlerdeki idari ve bilişsel görevler de mevcut yapay zekâ araçlarıyla büyük ölçüde yapılabilir durumda. Bu “görünmeyen” alanlar, teknoloji sektöründe bugüne kadar gözlemlenen etkinin yaklaşık beş katı büyüklüğünde bir ücret hacmini temsil ediyor.

Bu tablo, yapay zekâya maruziyetin yalnızca Silikon Vadisi gibi teknoloji merkezlerinde değil, ülke genelinde yaygın biçimde hissedileceğine işaret ediyor. Araştırma, Ohio, Tennessee, Michigan ve Güney Dakota gibi sanayi ve idari ağırlıklı eyaletlerde, teknoloji sektörünün görece küçük olmasına rağmen yüksek düzeyde bilişsel otomasyon potansiyeli bulunduğunu ortaya koyuyor. Üretim ve lojistik faaliyetlerini destekleyen muhasebe, planlama, koordinasyon ve insan kaynakları gibi beyaz yaka işlevler, bu bölgelerde yapay zekâ ile yüksek beceri örtüşmesi gösteriyor.

MIT’li araştırmacılar bu durumu, politika yapıcılar için bir “otomasyon sürprizi” olarak tanımlıyor. Zira mevcut işgücü politikaları çoğunlukla fiziksel otomasyon ve sanayi robotlarına odaklanırken, idari ve profesyonel görevlerdeki dönüşüm büyük ölçüde gözden kaçıyor.

Geleneksel Göstergeler Dönüşümü Anlamak Adına Yetersiz Kalıyor

Raporda ayrıca, yapay zekânın etkisinin çoğu zaman “işlerin ortadan kalkması” şeklinde değil, mesleklerin içeriğinin yeniden şekillenmesi yoluyla ortaya çıkacağına dikkat çekiliyor. Örneğin finans, hukuk veya insan kaynakları gibi alanlarda çalışanların tamamen yerini yapay zekânın alması beklenmiyor; ancak belge inceleme, raporlama, ön analiz ve rutin karar destek gibi görevlerin giderek otomatikleşmesi, bu mesleklerde hangi becerilerin değerli kaldığını kökten değiştiriyor ve birçok meslekte görevlerin içinin boşalmasına ya da yeniden tanımlanmasına yol açıyor. Araştırmacılara göre bu durum, çalışanlar açısından iş güvencesinden çok beceri uyumu ve yeniden konumlanma meselesini öne çıkarıyor.

Çalışmanın dikkat çekici bulgularından biri de, geleneksel ekonomik göstergelerin bu dönüşümü yakalamakta yetersiz kalması. Eyaletlerin gayrisafi yurt içi hasılası, kişi başı gelir düzeyi veya işsizlik oranları ile Iceberg Index sonuçları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuyor. Araştırmaya göre bu göstergeler, yalnızca teknoloji sektöründeki görünür dönüşümü açıklayabiliyor; ancak idari ve bilişsel görevlerdeki yaygın otomasyon potansiyelini büyük ölçüde ıskalıyor.

Araştırma, MIT ve Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı (ORNL) tarafından geliştirilen “Iceberg Index” adlı işgücü simülasyon aracı kullanılarak gerçekleştirildi. Endeks, ABD’deki 151 milyon çalışanı bireysel ajanlar olarak modelleyerek, mevcut yapay zekâ sistemlerinin hangi meslek ve becerilerle örtüştüğünü analiz ediyor. Endeksin amacı, işten çıkarmaları tahmin etmekten ziyade, kamu ve özel sektörün altyapı, eğitim ve düzenleme kararlarını almadan önce olası senaryoları test edebilmesini sağlamak:

“Buzdağı Endeksi, kritik işgücü kararları için ölçülebilir istihbarat sağlar: eğitime nerede yatırım yapılacağı, hangi becerilere öncelik verileceği ve altyapı ile insan sermayesi arasında nasıl bir denge kurulacağı. Teknoloji sektörlerinde görünen aksaklıkları değil, yüzeyin altında yatan daha büyük dönüşümü de ortaya çıkarır. Endeks, benimseme süreci işleri yeniden şekillendirmeden önce maruz kalma düzeyini ölçerek devletlerin tepki vermek yerine hazırlık yapmalarını sağlar ve böylece yapay zekâyı yönetilebilir bir geçiş sürecine dönüştürür.”

ORNL Direktörü Prasanna Balaprakash, CNBC televizyonuna yaptığı açıklamada, endeksi “ABD iş gücü piyasasının dijital ikizi” olarak tanımlıyor. Iceberg Index, yasa koyuculara yeniden eğitim ve beceri kazandırma yatırımlarının hangi bölgelerde yoğunlaşması gerektiğini posta kodu düzeyine kadar gösterebiliyor.

Rapora göre yapay zekâ çağında asıl soru “kaç işin yok olacağı” değil, “hangi becerilerin nerede ve ne ölçüde dönüşmekte olduğu.” Araştırmacılar, Iceberg Index’in tam da bu nedenle kritik bir araç sunduğunu vurguluyor: Yapay zekânın etkileri görünür hâle gelmeden önce, yüzeyin altındaki dönüşümü ölçmek ve hazırlık yapabilmek. (P)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler