ABD

Sansürlenen Epstein Belgeleri Washington’ı Korudu, Kamuoyunu İkna Etmedi

Epstein dosyalarının kamuoyuna kısmen ve sansürlü biçimde açıklanması, şeffaflık beklentisini karşılamadı. Belgelerin açıklanma süreci, hem Demokrat hem Cumhuriyetçi Partili elitleri olası bir hesaplaşmadan korurken, Amerikan kamuoyundaki “bir şeyler gizleniyor” şüphesini ortadan kaldırmakta başarısız oldu.

Sansürlenen Epstein Belgeleri Washington’ı Korudu, Kamuoyunu İkna Etmedi
6 Eylül 2025'te New York'taki Trump Tower binasının önünde Epstein belgelerinin açıklanması için protesto yapan bir gösterici. Fotoğraf: Christopher Penler - Shutterstock.

2025 yılının Amerikan siyasetindeki başlıca konularından biri de Jeffrey Epstein’a ilişkin soruşturma dosyalarıydı. Kongrede geçen yasa sonucunda “Epstein belgeleri” olarak bilinen binlerce sayfa belge, kamuoyuyla paylaşılmaya başlandı. Mesele, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) oldukça uzun bir süredir kamuoyu ve siyaset gündemini işgal ediyordu. ABD Başkanı Donald Trump’ın adının geçmesi ve Epstein’ın geçmişte Amerikan yüksek sosyete çevreleriyle kurduğu ilişkiler düşünüldüğünde belgelerin neler içerebileceğine dair kamuoyunda büyük merak vardı fakat belgelerin yayımlanma biçimi ve yöntemi, sansür eleştirilerini beraberinde getirdi. Gelinen noktada kamuoyu ne ikna ne de tatmin olmuş durumda ama Amerikan siyasetinin her iki kanadındaki elitlerin bu meselenin fazla büyümemesinden şikayet ettiği söylenemez.

Epstein Belgelerinin Tamamen Açıklanmaması “Bir Şeyler Gizleniyor” Şüphesi Doğurdu

Epstein belgeleri kamuoyuyla paylaşılmaya başlanmasına rağmen yer yer redakte edilmiş ve sansürlenmiş şekilde medyaya servis edildi. Yine birçok belge de hâlâ gözden geçirilmeye devam ediyor. Belgelerin tamamının yayımlanması için öngörülen tarih de geride kaldı. Bu durum da kamuoyunda “Bir şeyler gizleniyor” algısını körüklemeye yetiyor. Zaten belgelerin yayımlanmasını talep eden yasanın Amerikan Adalet Bakanı’na ulusal güvenlik gerekçesiyle bir tür sansürleme yetkisi vermesi, bu tartışmaların yaşanacağının habercisiydi.

Belgeler açıklanmaya başlanınca Amerika’da muhafazakar-sağ kesimler, daha çok eski Başkan Bill Clinton gibi Demokrat Partililerin adının ve görüntüsünün geçtiği belgeler üzerinden bir tartışma yaratmak istedi. Liberal-sol kesimlerse belgelerin yavaş yavaş yayımlanmasından hareketle Trump yönetiminin hâlâ bir şeyler saklıyor olabileceği imasında bulundu. Nitekim sonuç olarak Epstein dosyaları, yıllardır üzerinde koparılan gürültüye rağmen kamuoyunda beklenen infiali yaratmadı fakat mesele, üzerindeki komplo teorileri de dahil olmak üzere birçok tartışmayı daha da derinleştirmiş oldu. Bunda da belgelerin açıklanma biçiminin rol oynadığı aşikar.

Bu noktada belgelerin açıklanma sürecinde bu meselenin bir şekilde sulandırıldığını söylemek lazım. Bu durum da hem Demokrat hem Cumhuriyetçi cenahtan birçok elit figürün işine geldi çünkü Jeffrey Epstein, zaten iş ve yaşantısı dolayısıyla ABD’de sağdan sola birçok ünlü ve yüksek pozisyonda kişiyle bağlantı kurmuş, ilişki geliştirmiş biri. Bu anlamda her iki kesimden bazı kişilerin iddia edilen fiillerin işlenmesine iştirak etmesi veya bu suçları biliyor olmalarına rağmen Epstein’la bağlantılarını sürdürmüş olmaları ihtimaller dahilinde. Yani ucu Amerikan siyasetindeki birçok isme dokunabilecek bir tuğla, sert bir şekilde çekilmemiş oldu. Bu anlamda meselenin bu şekilde sönümlendirilmesi, kamuoyunu tatmin etmese de bazı elit kesimlerin işine gelmiş olabilir. Yine de kamuoyu, Epstein belgeleriyle ilgili ikna edici bir aydınlatma beklemeye devam edecektir.

Epstein Belgeleri Tartışması, Trump’ı Ne Ölçüde Zorlar?

Epstein belgelerinin Trump’ın gücünü ve siyasal meşruiyetini zedeleyeceğine dair argümanlar da zaman zaman dillendiriliyordu çünkü Trump’ın konuya yaklaşımı oldukça ikircikli bulunuyordu. Kampanya sürecinde belgelerin açıklanması sözünü verirken bir anda belgelere “düzmece” demeye başladı. Bu da muhalifler ve Demokratlar tarafından “şüpheli hareket” şeklinde yorumlandı.

Yine de Trump’ın h3alihazırda Amerikan siyasetinde oldukça güçlü olduğunu ifade etmek lazım. 2024 yılındaki seçimlerde hem halk oyunu hem delege oyunu kazanması, bu durumun en büyük sebebi. Yine Amerikan Kongrenin her iki kanadında Cumhuriyetçi Partinin çoğunlukta olması da cabası. Trump, Cumhuriyetçi Parti içinde de kontrol ve disiplin anlamında liderliğini pekiştirmiş durumda. Tüm bunlar, Trump’a önemli bir siyasi sermaye sağlıyor. Trump’ın iç ve dış politikadaki savurgan tutumunun arka planında da bunun olduğunu belirtmek lazım.

Bu durum en azından 2026 yılının sonundaki ara seçimlere kadar devam edecektir. Ara seçimlerde Trump öncülüğündeki Cumhuriyetçi isimlerin Kongre’de sayısal üstünlüklerini koruyup korumayacağı bu anlamda belirleyici olacak. Söz konusu üstünlük devam ederse ve Trump’ın açıktan desteklediği adaylar kazanırsa Amerikan siyasetindeki Trump rüzgarı, görev süresinin sonuna kadar devam edecektir. Tersi bir durumda ise Trump hem Demokratların siyasi manevraları hem de kendi partisi içindeki farklı seslerle uğraşmak durumunda kalacaktır. Epstein belgeleri de böyle bir durumda rakipleri tarafından kullanılabilecek bir enstrüman olarak her zaman köşede duracak.

Mevcut durumda bile Epstein belgeleriyle ilgili süreç, geride bıraktığımız yılda Trump’ın kendi partisi üzerindeki etkisinin sorgulanmaya başlamasına bir derece sebebiyet verdi. Bilindiği üzere Trump, yasama süreci devam ederken Epstein belgeleriyle ilgili düzmece gibi ifadeler kullandı fakat Kongredeki birçok Cumhuriyetçi isim, dosyaların açıklanması lehinde pozisyon belirtti. Trump da sonrasında kendi partisinin sözünün dışına çıktığı görüntüsüyle karşılaşmamak için dosyaların açıklanması konusunda “evet” oyu verilmesi çağrısında bulundu.

Epstein Konusu Kısa Vadede Kapanmayacak

Epstein süreci, Amerikan siyasetinde şeffaflık, hesap verebilirlik ve siyasal güven tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. Ancak sistemsel bir reform ihtiyacı açık olmasına rağmen, mevcut güç dengeleri böyle bir dönüşümün kısa vadede hayata geçirilmesini zorlaştırıyor. Dosyaların elitler tarafından kontrollü biçimde etkisizleştirilmesi, beklenen sarsıcı sonuçların ortaya çıkmasını engelledi.

Yine de Epstein belgeleri tamamen kapanmış bir dosya değil. Sisteme beklenen şoku verememiş olsa da, Amerikan kamuoyunu ve siyasetini önümüzdeki dönemde belirli aralıklarla meşgul etmeye devam edecek bir potansiyele sahip.

*Bu yazı Anadolu Ajansı’nın analiz metni olarak yayımlanmıştır. Makalelerdeki fikirler, yazarına aittir ve Perspektif’in editöryal politikasını yansıtmayabilir.​​​​​

Bekir İlhan

Bekir İlhan, University of Cincinnati, School of Public and International Affairs’te Siyaset Bilimi alanında doktora adayıdır.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler