Almanya

Almanya’da Sessiz Eğilim: Her 5 Kişiden 1’i Ülkeden Ayrılmayı Düşünüyor

Almanya’da yapılan yeni bir araştırma, göçmen kabulü ve entegrasyon tartışmalarının gölgesinde kalan ve özellikle iş gücü açısından önemli sonuçlar doğurabilecek bir eğilime işaret ediyor. Ülkede yaşayanların yüzde 21’i Almanya’dan ayrılmayı bir seçenek olarak görürken, bu oran göçmenler ve onların çocukları arasında yüzde 35’e çıkıyor.

Almanya’da Sessiz Eğilim: Her 5 Kişiden 1’i Ülkeden Ayrılmayı Düşünüyor
Fotoğraf: Shutterstock.com

Almanya’da kamuoyunda uzun süredir göç ve ülkeye gelen göçmenler tartışılırken, ülkeden ayrılmayı düşünenlerin sayısı görece daha az gündeme geliyor. Alman Entegrasyon ve Göç Araştırmaları Merkezi (DeZIM) ve İş Gücü Piyasası ve Meslek Araştırmaları Enstitüsü (IAB) tarafından yapılan son araştırmanın kamuoyuyla paylaşılan bulguları, Almanya’dan göç etme fikrinin artık marjinal bir eğilim olmadığını ortaya koyuyor. Verilere göre Almanya’da yaşayan her beş kişiden biri, ülkeyi terk etmeyi en azından bir ihtimal olarak değerlendiriyor.

DeZIM: “Özellikle Göç Geçmişi Olanlar Ayrılmaya Daha Niyetli”

DeZIM’in Ocak 2026’da yayımladığı kısa araştırma raporu, 2024 yazı ile 2025 yazı arasındaki dönemde Almanya’daki göç etme niyetlerini inceledi. DeZIM.panel adlı periyodik araştırma kapsamında 2.933 kişiyle beş farklı zaman diliminde yapılan anketler, ayrılma düşüncesinin nüfus genelinde ortalama yüzde 21 seviyesinde seyrettiğini gösteriyor.

Göç geçmişi olmayan ve Almanya’da doğup büyüyen kişilerde bu oran yüzde 17 iken, Almanya’ya göç etmiş kişilerde yüzde 34, göçmenlerin çocuklarında ise yüzde 37’ye yükseliyor. En yüksek oranlar, ailesel kökeni Türkiye ve Orta Doğu – Kuzey Afrika (MENA) bölgesine uzanan gruplarda görülüyor. Bu grupta neredeyse her on kişiden dördü, Almanya’dan ayrılmayı düşünebileceğini ifade ediyor.

Yaşam Kalitesi Ortak Gerekçe, Ayrımcılık Ayırt Edici Faktör

Araştırma, tüm gruplar arasında ortak bir motivasyona işaret ediyor: Almanya dışında daha iyi bir yaşam kalitesi beklentisi. Katılımcıların en az yüzde 51’i bu gerekçeyi öne çıkarıyor.

Ancak kökene göre farklılaşan nedenler de dikkat çekiyor. Türkiye ve MENA bölgesiyle bağı olan katılımcıların dörtte biri, ayrımcılık deneyimlerinin bu düşünceleri beslediğini söylüyor. Eski Sovyetler Birliği ülkeleri kökenli katılımcılar arasında ise finansal nedenler öne çıkıyor; bu grupta neredeyse her iki kişiden biri ekonomik gerekçeleri vurguluyor.

Siyasi İklimin Etkisi: Seçim Öncesi Dönemde Göç Etme İsteği Artıyor

DeZIM verileri, genel eğilimin bir yıl boyunca görece istikrarlı seyrettiğini gösteriyor. Ancak Şubat 2025’te erkene çekilerek yağılan Federal Meclis Seçimleri öncesinde, özellikle göçmenler ve onların çocukları arasında Almanya’dan ayrılmayı düşünme oranlarında yaklaşık 10 puanlık geçici bir artış kaydedildi. Bu bulgu, siyasi tartışmaların ve toplumsal atmosferin bireysel gelecek planları üzerinde doğrudan etkili olabildiğine işaret ediyor.

Her ne kadar soyut düzeydeki “gitme düşünceleri” yaygın olsa da, DeZIM verilerine göre somut planlar oldukça sınırlı kalıyor: Katılımcıların yalnızca yüzde 2’si, önümüzdeki 12 ay içinde Almanya’dan ayrılmayı gerçekten planladığını belirtiyor. Buna rağmen araştırmacılar, bu tür düşüncelerin bile toplumdaki memnuniyet düzeyi açısından önemli bir gösterge olduğuna dikkat çekiyor.

“Ayrımcılık Algıları Karar Süreçlerinde Belirleyici Rol Oynuyor”

DeZIM araştırmacılarından ve raporun ortak yazarlarından Fabio Best’e göre bu veriler geçici bir memnuniyetsizlikten ziyade yapısal bir soruna işaret ediyor. Best, özellikle göçmenler ve onların çocukları arasında bu eğilimin kalıcı biçimde yüksek seyrettiğini vurguluyor:

“Verilerimiz, Almanya’yı terk etmeye yönelik isteğin uzun süredir yüksek olduğunu gösteriyor. Bu durum özellikle göçmenler ve onların sonraki kuşakları için geçerli. Daha iyi yaşam koşulları arayışı önemli bir etken olsa da, ayrımcılık algıları da bu karar süreçlerinde belirleyici rol oynuyor.”

Best’e göre, insanların Almanya’da kalıcı bir gelecek görmesi için barınmadan eğitime, iş yaşamından toplumsal kabule kadar tüm yaşam koşullarını kapsayan bütüncül politikalar gerekiyor: “İnsanları uzun vadede ülkede tutmak, ancak onların tüm yaşam çevresini gözeten önlemlerle mümkün. Ancak bu şekilde çeşitlilik içeren bir toplumda ortak yaşam sürdürülebilir.”

IAB: “Her 4 Göçmen 1’i Almanya’yı Terk Etmeyi Düşünüyor”

DeZIM bulguları, IAB’nin 11 Haziran 2025’te yayımladığı kapsamlı araştırmanın sonuçlarıyla da örtüşüyor. IAB’nin Uluslararası Göç Hareketliliği Paneli (IMPa) verilerine dayanan çalışmasına göre Almanya’ya göç etmiş kişilerin yüzde 26’sı ülkeden ayrılmayı düşünüyor. Bu, yaklaşık 2,6 milyon kişiye karşılık geliyor. Yaklaşık 300 bin kişiye denk gelen yüzde 3’lük bir kesimin ise somut göç planları bulunuyor.

IAB araştırması, siyasi memnuniyetsizlik, kişisel nedenler, yüksek vergi yükü ve bürokrasi gibi faktörleri başlıca nedenler arasında sıralıyor. Özellikle mülteci geçmişi olan katılımcılar, bu nedenlere ek olarak ayrımcılık deneyimlerini de güçlü bir itici unsur olarak dile getiriyor.

IAB verileri, göç etmeyi düşünenlerin hedef ülkelerine dair de ayrıntılı bir tablo sunuyor. Kendi ülkesine dönmek isteyenler için başlıca hedefler Avrupa içinde yer alıyor. Polonya ve Romanya ilk sıralarda bulunurken, Türkiye ve Ukrayna gibi AB dışı Avrupa ülkeleri de sıkça anılıyor. Almanya’dan başka bir ülkeye gitmeyi planlayanlar arasında ise İsviçre, ABD ve İspanya öne çıkıyor.

Kritik Sektörleri Personel Kaybıyla Sonuçlanma Riski Yüksek

IAB’nin dikkat çektiği bir diğer nokta, göç eğiliminin özellikle bazı sektörlerde yoğunlaşması. Bilgi ve iletişim teknolojileri, finans ve sigorta ile şirketlere yönelik hizmetler alanlarında çalışan göçmenlerin yüzde 30 ila 39’u Almanya’dan ayrılmayı düşünüyor. Sağlık, sosyal hizmetler, imalat ve lojistik gibi iş gücü açığının yüksek olduğu sektörlerde de her dört çalışandan biri bu seçeneği değerlendiriyor.

IAB araştırmacısı Lukas Olbrich, bu durumu Almanya açısından kritik olarak nitelendiriyor: “Tam da ülkenin nitelikli iş gücüne en çok ihtiyaç duyduğu, iyi eğitimli ve ekonomik olarak başarılı göçmenler, Almanya’dan ayrılmayı daha sık düşünüyor.”

Neler Değişirse Almanya’dan Gitmek İsteyenler Bundan Vazgeçer?

Hem DeZIM hem de IAB araştırmaları, çözümün yalnızca yeni göçü teşvik etmekten ibaret olmadığını vurguluyor. IAB’den Yuliya Kosyakova’ya göre, kalıcı bir göç politikası için bürokrasinin azaltılması, idari süreçlerin hızlandırılması ve toplumsal kabulün güçlendirilmesi şart. DeZIM araştırmacıları da benzer biçimde, ayrımcılıkla mücadele ve yaşam koşullarının iyileştirilmesinin, insanların Almanya’da gelecek görmesi açısından belirleyici olduğuna dikkat çekiyor.

Ülkeden ayrılma eğilime dair yapılan araştırmalar, Almanya’dan göç etme düşüncesinin henüz kitlesel bir göçe dönüşmediğini gösteriyor. Ancak bu eğilim, ülkenin sosyal uyumu ve ekonomik geleceği açısından güçlü bir erken uyarı sinyali niteliği taşıyor. (P)

eyilmaz

Bochum Ruhr Üniversitesinde hukuk eğitimi gören Yılmaz, Perspektif'in yayın kurulu üyesidir.
Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler