Merz’den Merkel’e Reddi Miras: “Nükleer Enerjiyi Bırakmak Stratejik Bir Hataydı”
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, nükleer enerjiden çıkışı “stratejik hata” olarak nitelendirerek partisi CDU'nun eski lideri Angela Merkel döneminde şekillenen enerji politikasını hedef aldı. Merz’in çıkışı, Almanya’da nükleer santrallerin kapatılmasının maliyetleri, enerji güvenliği ve enerji dönüşümünün yönüne ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ülkesinin nükleer enerjiden çıkış politikasını “ciddi bir stratejik hata” olarak nitelendirerek, önceki hükûmetlerin enerji tercihlerini sert ifadelerle eleştirdi. Merz’in açıklamaları, Almanya’da 2011 yılından bu yana büyük ölçüde kapanmış görünen nükleer enerji tartışmasını yeniden siyasi gündemin üst sıralarına taşıdı. Tartışma, santrallerin kapatılmasının yol açtığı maliyetler, enerji arz güvenliği ve Almanya’nın enerji dönüşümünün geleceği başlıklarında yoğunlaşıyor.
Merz: “Enerji Dönüşümünü Gereksiz Yere Pahalılaştırdık”
15 Ocak Perşembe günü Merz, Saksonya-Anhalt eyaletinde Halle-Dessau Sanayi ve Ticaret Odası tarafından düzenlenen bir etkinlikte yaptığı konuşmada, Almanya’nın son yıllardaki enerji politikasını sert sözlerle eleştirdi. Ülkesinin nükleer enerjiden çıkma kararının uzun vadeli sonuçlarının yeterince hesaba katılmadığını savunan Merz, bu sürecin Almanya’yı “dünyanın en pahalı enerji dönüşümünü” gerçekleştiren ülkelerden biri hâline getirdiğini söyledi.
Başbakan Merz, nükleer santrallerin kapatılmasının ardından enerji üretim kapasitesinde sorunlar yaşandığını ve bunun fiyatlar üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti. Enerji fiyatlarını kalıcı biçimde sübvanse etmenin sürdürülebilir bir çözüm olmadığını vurgulayan Merz, mevcut tablonun geçmişte alınan kararların doğrudan sonucu olduğunu ifade etti.
Merkel Dönemindeki Nükleer Enerjiden Çıkış Kararı
Almanya’nın nükleer enerjiden çıkış süreci, büyük ölçüde eski Başbakan Angela Merkel döneminde (2005-2021) şekillendi. Merkel hükûmeti, 2011 yılında Japonya’nın Fukuşima Nükleer Santrali’nde meydana gelen sızıntı ve bundan kaynaklı çevresel felaket nedeniyle enerji politikasında köklü bir değişikliğe gitti. Felaketin ardından Almanya’da artan güvenlik endişeleri ve kitlesel protestolar, hükûmeti daha önce uzatılan nükleer santral ömürlerini geri çekmeye yöneltti.
Aynı yıl Alman Federal Meclisi (Bundestag), nükleer enerjiden aşamalı çıkışı öngören düzenlemeyi kabul etti. Bu karar, nükleer enerjinin “yüksek riskli teknoloji” olarak değerlendirilmesi ve uzun vadede terk edilmesi hedefi üzerine kuruldu. Böylece Almanya, 2022 yılı sonuna kadar tüm santrallerin kapatılmasını öngören bir yol haritasını resmen benimsemiş oldu.
Almanya’daki Santrallerin Kapatıldığı Dönemde Yaşanan Enerji Krizi
Almanya’da nükleer enerjiden çıkış süreci, Nisan 2023’te son üç santralin kapatılmasıyla tamamlandı. Bavyera’daki Isar 2, Baden-Württemberg’deki Neckarwestheim 2 ve Aşağı Saksonya’daki Emsland nükleer santralleri 15 Nisan 2023’te elektrik şebekesinden çıkarıldı. Bu santraller, 2022 yılında Almanya’nın toplam elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 6’sını karşılıyordu.
Şubat 2022’de Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının ardından Avrupa genelinde yaşanan enerji krizi sırasında, Almanya’da bu santrallerin kapatılmasının ertelenip ertelenmemesi yoğun biçimde tartışılmıştı. Hükûmet, 2022 sonunda aldığı kararla santrallerin sınırlı bir süre daha “stretch-out” işletme modeliyle çalışmasına izin vermiş, ancak yeni yakıt çubuklarının kullanımına onay vermemişti. Nihai kapatma tarihi ise değişmemişti.
Reaktörlerin Yeniden Devreye Alınması Tartışması
Geçtiğimiz aylarda hükûmet ortağı olan CSU gibi partilerin önerisiyle siyasetin tartışma konusu hâline gelen kapatılan nükleer santrallerin yeniden devreye alınıp alınamayacağı sorusu da Merz’in açıklamalarının ardından Almanya’da yeniden gündeme geldi. Enerji ve nükleer güvenlik alanındaki uzmanlara göre, bu ihtimal teknik ve hukuki açıdan oldukça sınırlı.
Santrallerin yakıtlarının tamamen boşaltılmış olması, bazı tesislerde söküm sürecinin başlaması ve lisansların sona ermiş olması, yeniden işletmeye geçişi zorlaştıran başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Ayrıca nükleer santrallerin yeniden faaliyete geçebilmesi için güvenlik denetimlerinin baştan yapılması, uzman personelin yeniden istihdam edilmesi ve tedarik zincirinin kurulması gerekiyor. Bu süreçlerin yıllar alabileceği belirtiliyor.
Avrupa’ya Kıyasla Mevcut Almanya’nın Mevcut Enerji Arzı
Almanya, nükleer enerjiden çıkış sürecini yenilenebilir enerji yatırımlarıyla dengelemeyi hedefledi. Ülkede rüzgâr ve güneş enerjisinin elektrik üretimindeki payı son yıllarda önemli ölçüde arttı. Resmî verilere göre yenilenebilir kaynaklar, 2023 ve 2024 yıllarında Almanya’nın elektrik üretiminin yarısından fazlasını karşıladı. Ancak yetkililer, nükleer enerjinin devreden çıkmasının ardından kömür kullanımının beklenen ölçüde artmadığını, aksine uzun vadeli düşüş eğiliminin sürdüğünü belirtiyor. Buna karşın sanayi çevreleri, yüksek enerji fiyatlarının rekabet gücünü olumsuz etkilediğini ve özellikle enerji yoğun sektörlerde üretim maliyetlerinin arttığını dile getiriyor.
Merz, geleneksel nükleer santrallere geri dönülmesini savunmak yerine, yeni nesil nükleer teknolojilerin araştırılmasına dikkat çekti. Bu kapsamda özellikle küçük modüler reaktörler (SMR) son dönemde Almanya’da muhafazakâr siyasi çevrelerin gündemine girmiş durumda. Ancak Almanya’da nükleer atıkların nihai depolanmasına ilişkin sorunlar hâlâ çözülebilmiş değil. Federal hükûmet yetkilileri, yüksek seviyeli radyoaktif atıklar için kalıcı bir depolama alanı belirlenmesi sürecinin onlarca yıl alabileceğini ve bu konunun kamuoyunda ciddi hassasiyet yarattığını vurguluyor.
Almanya’daki tartışmalar, Avrupa’daki farklı enerji politikalarıyla da karşılaştırılıyor. Fransa, elektrik üretiminin büyük bölümünü nükleer enerjiden sağlarken; Finlandiya ve İsveç gibi ülkeler de nükleer kapasiteyi koruma veya artırma yönünde adımlar atıyor. Buna karşılık Almanya, nükleer enerjiyi tamamen terk etmiş az sayıdaki sanayileşmiş ülkeden biri olarak öne çıkıyor. Bu durum, Almanya’nın enerji politikasının Avrupa genelindeki uyumu ve rekabet koşulları açısından da tartışılmasına yol açıyor.
Enerji Dönüşümü Merz’den Gelen İlk Merkel Eleştirisi Değil
Merz’in enerji dönüşümü eleştirisi, yalnızca güncel enerji politikalarına değil, uzun süredir mesafeli durduğu Merkel dönemi politikalarına yönelik daha geniş bir siyasi hatla da örtüşüyor. Friedrich Merz, 2000’li yılların başından itibaren Angela Merkel’in CDU içindeki merkezci çizgisine muhalif isimler arasında yer aldı; 2002’de parlamento grup başkanlığını Merkel’e kaptırmasının ardından aktif siyasetten bir süre uzaklaşmıştı.
2021’de Merkel’in siyaseti bırakmasının ardından 2022’de CDU Genel Başkanı seçilmesiyle birlikte parti programında göç, iltica, enerji ve sanayi politikalarında Merkel döneminden belirgin biçimde ayrışan bir yönelim benimsendi. Bu yaklaşım, 2025’te erken seçime giden süreçte açıklanan CDU programlarında da Merkel döneminin “reform eksikliği” ve “stratejik hataları”na yapılan örtük eleştirilerle kendini gösterdi. Buna karşılık Merkel de 2025’teki seçim sürecinde partisinin aşırı sağ seçmenlerin oyunu almaya yönelik söylemlerde bulunmasını eleştirmiş ve partisi için aktif bir oy çağrısında bulunmamıştı. (P)