Trump’ın Gazze Odaklı Ama Sınırları Belirsiz “Barış Kurulu”na 60 Ülke Davet Edildi
Gazze’de ateşkesin ikinci aşamasıyla birlikte devreye sokulan “Barış Kurulu” için Trump yönetimi 60 ülkeye davet gönderdi. Kurulun üç katmanlı yapısı, kalıcı üyelik şartları ve hazırlanan “tüzük” taslağında Gazze sonrasındaki çatışmalara da uzanabileceğine işaret edilmesi, bu girişimin Birleşmiş Milletler etrafında şekillenen uluslararası sistemde nasıl bir rol üstleneceğine dair soru işaretlerini beraberinde getiriyor.
ABD Başkanı Donald Trump, Gazze’de “ateşkes” sürecinin ikinci aşaması kapsamında oluşturulduğunu açıkladığı “Barış Kurulu” (Board of Peace) için diplomatik temaslarını hızlandırdı. 16 Ocak’ta Gazze’de görev yapacak bu kurulun üyelerini duyuran ABD yönetimi tarafından gönderilen davet mektuplarının 19 Ocak itibarıyla yaklaşık 60 ülkeye ulaştığı bildirildi. Belarus ve Tayland’ın davet aldıklarını açıklaması Almanya, Rusya, Kazakistan ve Avrupa Birliği’nden gelen teyitlerle birlikte, girişimin kısa sürede geniş bir coğrafyaya yayıldığını gösteriyor. Davet edilen ülkeler arasında Hindistan ve Pakistan da yer alıyor.
Belarus Dışişleri Bakanlığı, Trump’ın Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko’ya Barış Kurulu’na katılım daveti gönderdiğini ve bu davetin “kurucu üyelik” teklifi içerdiğini duyurdu. Açıklamada, Minsk yönetiminin daveti olumlu karşıladığı belirtilerek, kurulun yetki alanının genişlemesinin Belarus’un uluslararası güvenlik ve barış süreçlerinde daha görünür rol üstlenmesine imkân sağlayacağı ifade edildi. Tayland Dışişleri Bakanlığı da Trump’tan gelen davet mektubunun alındığını teyit etti. Bangkok yönetimi, prensipte Gazze’de kalıcı barışa ve Filistin halkının insani durumunun iyileştirilmesine katkı sağlayacak girişimleri desteklediğini bildirdi. Açıklamada, bu tür adımların uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler kararları ve iki devletli çözüm anlayışıyla uyumlu olması gerektiği vurgulandı.
Davet Edilen Ülkeler Listesi Genişliyor, Diplomatlar İse Temkinli
Ancak davetlerin kapsamının Gazze ile sınırlı kalmayıp ilerleyen aşamalarda küresel çatışmaları da içerecek şekilde tasarlanması, özellikle Avrupa başkentlerinde ve Birleşmiş Milletler çevrelerinde temkinli bir yaklaşımın benimsenmesine yol açtı. Hükûmetler kamuoyu önünde sınırlı açıklamalar yaparken, uluslararası diplomasi kulislerinde girişimin BM’nin rolünü zayıflatabileceğine dair endişeler dile getiriliyor.
AA ve Reuters’ın aktardığı bilgilere göre ABD yönetimi Almanya’yı da Barış Kurulu’na katılmaya davet etti. Hükûmet Sözcüsü Stefan Kornelius, davetin “memnuniyetle karşılandığını” belirtirken, Berlin’in nihai karar öncesinde Avrupa Birliği ve uluslararası ortaklarıyla istişare yürüteceğini söyledi. Kazakistan Cumhurbaşkanlığı ise Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in daveti kabul ettiğini açıkladı. Avrupa Birliği adına konuşan Komisyon sözcüleri, Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in de davet edildiğini ve AB’nin Gazze’de barışa yönelik uluslararası çabalara katkı sunmaya açık olduğunu belirtti.
Reuters’a konuşan diplomatik kaynaklar, davet edilen ülke sayısının yaklaşık 60’a ulaştığını ve bu listenin Hindistan ile Pakistan gibi nükleer silaha sahip, bölgesel etkisi yüksek ülkeleri de kapsadığını aktardı. Bu durum, Washington’un Barış Kurulu’nu yalnızca Gazze’ye özgü bir mekanizma değil, daha geniş bir küresel barış platformu olarak kurguladığı yorumlarına yol açtı.
Gazze Barış Kurulu Kimlerden Oluşacak, Yetkileri Ne Olacak?
Beyaz Saray’ın 16 Ocak’ta yayımladığı açıklamaya göre Barış Kurulu, üç katmanlı bir yönetişim modeli üzerine inşa ediliyor. En üstte Trump’ın başkanlığını üstleneceği Barış Kurulu yer alıyor. Bu yapının altında, stratejik kararlar ve kaynak mobilizasyonundan sorumlu bir Yönetim Kurulu (Executive Board) ile Gazze’deki geçiş yönetimiyle doğrudan çalışacak bir Gazze İcra Kurulu bulunuyor.
Yönetim Kurulu adlı organda ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, ABD Başkanı Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Trump’ın damadı ve eski danışmanı Jared Kushner, eski Birleşik Krallık Başbakanı Tony Blair, iş insanı Marc Rowan, Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ile ABD Ulusal Güvenlik yapısında görev yapan yetkili Robert Gabriel yer alıyor.
Gazze İcra Kurulu adı verilen diğer yapıda ise ABD Başkanı’nın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve Jared Kushner’ın yanı sıra Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Katarlı diplomat Ali Al-Thawadi, Mısır Genel İstihbarat Direktörü Hassan Rashad, eski Başbakan Tony Blair, iş insanı Marc Rowan, Birleşik Arap Emirlikleri Uluslararası İşbirliğinden Sorumlu Devlet Bakanı Reem Al-Hashimy, Gazze Barış Kurulu Yüksek Temsilcisi Nickolay Mladenov, iş insanı Yakir Gabay ve Birleşmiş Milletler yetkilisi Sigrid Kaag bulunuyor.
Gazze’de kurul ile yerel Filistinli teknokrat yönetim arasında koordinasyonu sağlamak üzere Yüksek Temsilcilik makamı oluşturulurken, bu göreve eski BM Orta Doğu Özel Koordinatörü Nickolay Mladenov atandı. Önceki aylarda bu makam için ilk öne sürülen isim Tony Blair olmuş ama Irak Savaşı’ndaki rolü nedeniyle gelen tepkiler sebebiyle bundan vazgeçildiği haberleri basına yansımıştı. Ancak 16 Ocak’ta Beyaz Saray tarafından son yapılan açıklamayla birlikte Blair’in Yüksek Temsilci olarak atanmadığı ama kurul üyesi olarak kaldığı öğrenildi. Güvenlik boyutunda ise Uluslararası İstikrar Gücünün (ISF) komutanlığına ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers’in getirildiği açıklandı.
Filistinliler Gazze’de Söz Sahibi Olacak mı?
Barış Kurulu’nun öngördüğü geçiş mimarisinin merkezinde, Gazze’nin günlük idaresini üstlenmesi planlanan Filistinli teknokrat yönetim yer alıyor. ABD yönetimine göre bu yapı, Hamas ya da mevcut Filistinli siyasi gruplardan bağımsız, tamamı uzmanlardan oluşan geçici bir idare olarak tasarlandı ve temel kamu hizmetlerinin yeniden işler hâle getirilmesini hedefliyor. Ancak söz konusu teknokrat yönetimin, karar alma süreçlerinde Barış Kurulu ve Yüksek Temsilcilik makamına bağlı çalışacak olması, Filistin tarafının bu yeni düzende ne ölçüde siyasi inisiyatif kullanabileceği sorusunu da beraberinde getiriyor. 18 Ocak’ta Ali Shaath’ın bu teknokratlar komisyonuna başkanlık edeceği açıklandı. Atamasıyla ilgili olarak Al-Qahera News’a röportaj veren Shaath, önceliklerinin 200 bin yeni konut inşası olacağını açıkladı.
Bu yapılandırmanın Filistinlilerin öz yönetim hakkını ihlal ettiği yönünde eleştiriliyor bulunuyor. Uluslararası hukuk ve çatışma sonrası yönetişim alanında çalışan analist Jonathan Whittl, Trump yönetiminin geçmişte “verimsiz bürokrasi” eleştirileriyle öne çıkmasına rağmen Gazze için şimdiye kadar “her yerde ve her zamanda kurulmuş en büyük ve en prestijli kurul” olarak sunulan, son derece çok katmanlı ve merkezî bir yapı ilan ettiğine dikkat çekiyor. Whittl’e göre Trump’ın başkanlık ettiği Yönetim Kurulu, günlük strateji ve operasyonlardan sorumlu danışmanlar, Yüksek Temsilcilik makamı, buna paralel çalışan Gazze İcra Kurulu, ABD’li bir tümgeneralin komuta edeceği Uluslararası İstikrar Gücü ve hâlihazırda faaliyet gösteren sivil-askerî koordinasyon mekanizmaları, bu yapının bürokrasiyi azaltmak yerine güçlendirdiğini gösteriyor. Whittl, Yönetim Kurulu’nun bileşiminin girişimin esasen ekonomik ve ticari boyutuna işaret ettiğini, Gazze İcra Kurulu’nun bölgesel güç dengelerini yansıttığını, Filistinli teknokrat yönetimin ise bu mimarinin Filistin Devleti’ne değil, Gazze’nin sınırlı ve teknik bir idare altında yönetilmesine odaklandığını açıkça ortaya koyduğunu savunuyor.
Trump’tan “Kalıcı Üyelik” İçin 1 Milyar Dolar Şartı
“Gazze Barış Kurulu”na ilişkin davet mektupları ve taslak tüzük metni, girişimin en tartışmalı unsurlarından birini de netleştirdi. Uluslararası basın kuruluşlarının, özellikle Reuters’ın diplomatik kaynaklara dayandırdığı bilgilere göre, kurul üyeliği kural olarak üç yıllık sürelerle sınırlandırılıyor. Ancak taslak metinde yer alan bir hüküm, bu çerçevenin ötesine geçen bir üyelik modeli öngörüyor: Kurula 1 milyar dolar tutarında mali katkı sağlayan ülkelerin, “kalıcı üye” statüsü kazanabileceği belirtiliyor.
Beyaz Saray, söz konusu düzenlemeyi savunurken, bunu bir “aidat” ya da “üyelik bedeli” olarak değil, barış ve istikrar hedeflerine uzun vadeli ve somut katkı sunma iradesinin göstergesi olarak tanımlıyor. Washington’a göre bu mekanizma, Gazze’nin yeniden inşası ve kurulun ilerleyen dönemde üstlenebileceği görevler için sürdürülebilir bir finansman zemini oluşturmayı amaçlıyor. Toplanan kaynakların, öncelikle Gazze’de altyapı, kamu hizmetleri ve ekonomik toparlanma projelerinde kullanılacağı ifade ediliyor.
Ancak bu yaklaşım, diplomatik çevrelerde temkinli karşılanıyor. Reuters’a konuşan bazı Avrupalı diplomatlar, mali katkı ile “kalıcı karar vericilik” arasında doğrudan bağ kurulmasının, uluslararası çok taraflı yapılarda alışılmış bir yöntem olmadığına dikkat çekiyor. Bu diplomatlara göre, böyle bir model, Birleşmiş Milletler sisteminin temelini oluşturan “eşit egemenlik” ilkesinden farklı bir norm yaratıyor ve temsil gücünü ekonomik kapasiteyle ilişkilendiriyor. Bazı hükûmet yetkilileri ise, bu maddenin Barış Kurulu yapılanmasını klasik bir diplomatik platformdan ziyade, sınırlı sayıda güçlü ve varlıklı aktörün belirleyici olduğu bir yapıya dönüştürebileceği değerlendirmesinde bulunuyor. Bu nedenle “kalıcı üyelik” şartı, kurulun meşruiyeti ve uluslararası kabulü açısından önümüzdeki dönemde en fazla tartışılacak başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.
Gazze Barış Kurulu, BM’yi Saf Dışı mı Bırakıyor?
Gazze Barış Kurulu’nun kapsamı ve yetkileri netleştikçe, girişimin Birleşmiş Milletler ile ilişkisi de uluslararası diplomasinin temel tartışma başlıklarından biri hâline geliyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Kasım 2025’te kabul ettiği kararla Gazze’ye odaklı bir Barış Kurulu mekanizmasını desteklemiş, ancak bu yetkiyi 2027 yılıyla sınırlı ve yalnızca Gazze dosyasına mahsus bir çerçevede tanımlamıştı. Reuters’ın aktardığına göre, Güvenlik Konseyi daimî üyelerinden Rusya ve Çin, söz konusu kararda çekimser kalarak, BM’nin Gazze’nin geleceğinde üstleneceği rolün yeterince açık ve bağlayıcı şekilde ortaya konmadığını savundu.
Trump yönetiminin Barış Kurulu oluşumunu Gazze’nin ötesine taşıma niyetini açıkça dile getirmesi ve kurul için bir “tüzük” taslağı hazırlanması, bu nedenle BM çevrelerinde dikkatle izleniyor. Reuters’a konuşan bazı diplomatlar, kurulun Gazze ile sınırlı bir geçiş mekanizması olmaktan çıkıp küresel çatışmalara müdahil bir yapıya dönüşmesi hâlinde, BM’nin barış ve güvenlik alanındaki merkezi konumunun zayıflayabileceği görüşünü dile getiriyor. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres adına konuşan sözcüler ise daha temkinli bir dil kullanıyor. Guterres’in ofisi, üye devletlerin farklı platformlarda bir araya gelmesinin uluslararası ilişkilerde olağan olduğunu belirtirken, Birleşmiş Milletler’in kendi yetki alanı ve kararları doğrultusunda çalışmalarını sürdürmeye devam edeceğini vurguluyor.
Bloomberg muhabirleri Alex Wickham ve Alberto Nardelli’nin haberine göre Trump, 22 Ocak Perşembe günü başlayacak Davos Ekonomi Forumu vesilesiyle Gazze Barış Kurulu için bir imza seremonisi planlıyor. Ancak davet yollanan ülkelerden hangilerinin bunu kabul edeceği netleşmediği için etkinliği katılımı belli değil. Habere göre birçok ülke Trump tarafından sunulan bazı şartların değiştirilmesini talep ediyor.
Gazze’deki Süreç Nasıl İlerleyecek?
İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun ofisi, Gazze İcra Kurulu’nun bileşiminin İsrail’le istişare edilmeden oluşturulduğunu ve Tel Aviv yönetiminin politikalarıyla çeliştiğini açıkladı. İsrail basınında yer alan haberlerde, özellikle Türkiye ve Katar’dan isimlerin kurulda yer almasının hükümet içinde rahatsızlık yarattığı aktarıldı. İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze Barış Kurulu’nun oluşturulduğuna ilişkin açıklamasına tepki göstererek Netanyahu’ya seslenerek Gazze Şeridi’nin tamamının işgal edilmesi, Hamas’ın yok edilmesi, Gazze’deki Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi ve bölgede gasbedilen topraklara yeni yerleşimler kurulması çağrısında bulundu.
Reuters haberine göre ülkelere gönderilen davet mektubu ve taslak tüzükte, Barış Kurulu yapılanmasının “Gazze ile başlayacağını ve daha sonra ortaya çıkan diğer çatışmalara da müdahil olabileceği” ifadeleri yer alıyor. Beyaz Saray, önümüzdeki haftalarda kurul ve icra organları için yeni isimlerin açıklanacağını duyurdu. Gazze’de kırılgan ateşkes koşulları sürerken, Barış Kurulu’nun sahada nasıl bir etki yaratacağı ve davet edilen 60 ülkeden kaçının fiilen katılım sağlayacağı, girişimin geleceğini belirleyecek temel unsurlar olarak öne çıkıyor.
Ateşkesin 10 Ekim’deki başlangıcından bu yana İsrail güçleri, Gazze’nin çoğunu kontrol altında tutan “sarı hat” adlı sınırın gerisine çekildi. Hâlâ Gazze’nin yüzde 53’ünü kontrol eden İsrail’in Gazze’ye yönelik bombardımanı azaldı ancak tamamen durmadı: Yüzlerce defa (12 Aralık itibarıyla 738) ateşkesi ihlal eden İsrail’in saldırılarında yaklaşık 450 Filistinli hayatını kaybetti, 1200’den fazla kişi yaralandı. Ayrıca İsrail’in, gıda, tıbbi malzeme ve barınma ihtiyaçlarının girişini ciddi şekilde kısıtladığı Gazze’de yaklaşık 2 milyon Filistinli ağır insani koşullar altında yaşam mücadelesi veriyor. (P)