Antik Roma’dan Beri Savaş Çıkartanların Dilinde Hep “Barış” Söylemi Vardı
Kendi devleti olan Roma’nın emperyal tarihini eleştirel bir gözle kaleme alan Tacitus’tan kalan “Bir çöl yarattılar ve adını ‘barış’ koydular” sözü, günümüz dünyası için hâlâ güçlü bir anlam taşıyor. Antik Roma’dan Donald Trump’ın güncel “barış” söylemine uzanan tarihsel çizgi, savaş ve güç politikalarının yüzyıllardır aynı kavramsal çerçeve içinde meşrulaştırıldığını işaret ediyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland’ı kontrol altına almaya yönelik agresif hamleleriyle dolu bir haftada, dünya Trump’ın “barış” kavramını nasıl düşündüğüne dair bir pencere araladı. Trump, Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre’ye gönderdiği mesajda şöyle dedi:
“Ülkenizin, DURDURDUĞUM SEKİZ SAVAŞ ARTININ karşılığında bana Nobel Barış Ödülü vermemeye karar vermesini dikkate alarak, artık yalnızca Barışı merkeze alarak düşünme yükümlülüğü hissetmiyorum; barış her zaman baskın olacaktır ama artık Amerika Birleşik Devletleri için iyi ve doğru olanı da düşünebilirim.”
Trump uzun zamandır Nobel Barış Ödülü’nü arzuluyor. 2025’te başlayan ikinci başkanlık döneminde, Støre’ye gönderdiği mesajın da gösterdiği gibi, kendisini bir barış yapıcı olarak sunuyor. Ancak Roma tarihi ve retorik geleneği üzerine çalışan bir akademisyen olarak edindiğim tecrübeye göre, iktidarı elinde tutanlar “barış” kelimesini kullandığında bu sözcük bambaşka bir anlama gelebiliyor.
Tacitus’tan Geriye Kalan Meşhur Söz: “Bir Çöl Yarattılar ve Adını Barış Koydular”
MS 98 yılında Roma tarihçisi Tacitus şöyle yazmıştı: “Yalan isimlerle hırsızlığa, katliama ve yağmaya ‘egemenlik’ derler; bir çöl yarattıklarında ise buna ‘barış’ adını verirler.” Tacitus’un Agricola adlı eserinde Roma’ya karşı konuşan bir düşmanın ağzından aktarılan bu cümle, imparatorluk üzerine yorum yapanlar arasında uzun ve çeşitli bir etki hayatına sahip oldu.
Tacitus’tan yaklaşık 2 bin yıl sonra, ABD Senatörü Robert Kennedy bu ifadeyi 1968’de Vietnam Savaşı’nı sorgulayan bir konuşmasında kullandı; İrlandalı şair Seamus Heaney 1974’teki bir şiirinde ülkesinin yüzyıllara yayılan yıkımını anlatırken bu sözü yankıladı; daha yakın zamanda ise HBO’nun televizyon dizisi Succession, ifadeyi dizinin despot merkez karakterine yönelik bir eleştiriye uyarladı.
Bu alıntının kalıcılığı, barış söyleminin savaşın ve iktidar elde etmenin bir aracı olarak nasıl kullanılabildiğinin özüne dokunmasından kaynaklanıyor. Trump’ın ikinci yönetiminin birinci yılı geride kalırken, iki bin yıl öncesinden gelen bu sözler bugün de aynı ölçüde kehanetvari biçimde konuşuyor.
Geçen yıl boyunca Trump, defalarca savaş eylemlerini barış diliyle markaladı. Daha genel olarak, yönetimin Trump’ı ısrarla bir “Barış Başkanı” olarak sunması ve onun Nobel Barış Ödülü’nü almaya hak kazandığı yönündeki sürekli iddiaları, hem dışarıda hem içeride büyüyen bir askerî saldırgan temelli bir ajandayla el ele ilerledi.
Yaklaşık MS 55-120 yılları arasında yaşamış olan Tacitus, Roma’nın emperyalizm retoriğine yönelik eleştirisini, Britanya’nın kuzeyindeki Kaledonya halkının reisi -muhtemelen kurgulanmış bir karakter olan- Calgacus’un ağzına koyar. MS 83’te Graupius Dağları Muharebesi öncesinde yapılan bu konuşmada dile getirilen sözler, yaklaşmakta olanı haber verir: Ezici bir Roma zaferini ve Kaledonya halkının yıkımını.
Calgacus’un özdeyişi, Roma imparatorluk propagandasının temel bir yönünü açığa çıkarır: Savaşın -Roma’nın istediği şartlarla- sona erdirilmesi “barış” olarak sunulur. Bunun somut bir örneği, MÖ 9’da, Roma’nın askerî diktatörü hâline gelen İmparator Augustus’un dış ve iç savaşlardaki zaferlerinden sonra inşa edilen Görkemli Barış Sunağı (Ara Pacis) adlı anıttır. Anıtın frizlerinden birinin rekonstrüksiyonunda, insan bedenine sahip bir tanrıça olarak resmedilen Roma’nın savaş ganimetlerinin üzerinde oturduğu görülür. Roma için barış, Roma’nın zaferiyle eş anlamlıydı: Ya da bu örnekte olduğu gibi, Roma’nın güçlü adamlarından birinin zaferiyle.
Tacitus’un Roma Eleştirisi Günümüz Dünyası İçin Ne Anlatıyor?
Yetkin bir Roma siyasetçisi ve eyalet valisi olan Tacitus’un kendisi Roma emperyalizmine karşı biri olmamasına rağmen, Roma’nın barış söyleminin yalanını ortaya seren bir konuşmayı Roma’nın düşmanına yazdırması dikkat çekicidir. Romalı olmayan birinin “yalan isimler”e dair bakışı, emperyalist pozların içini boşaltır. Bu nedenle Calgacus’un ağzından ifade edilen bu eleştiri, dünyanın son bir yılda Trump’tan gördüğü ve duyduğu çarpıcı karşıtlıkları daha da görünür kılar.
Trump, 31 Aralık 2025’te 2026 için yeni yıl kararının “yeryüzünde barış” olduğunu ilan etti. Üç gün sonra ise Venezuela’yı işgal etti ve Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu ele geçirdi; bu askerî harekât 100 kişinin ölümüne yol açtı ve yaklaşan bir insani krizi beraberinde getirdi. Venezuela’nın yaklaşık 2,5 milyar dolarlık petrol rezervlerinin kontrolünü ele geçirdiğini iddia etmenin ötesinde, Trump ülkeyi şahsen nasıl “yöneteceğine” dair çok az ayrıntı paylaştı.
Söylem ile gerçeklik arasındaki benzer bir kopuş, 2025’in başlarında ABD’nin 21 Haziran’da İran’ı bombalamasıyla yaşandı; Beyaz Saray’ın X hesabı bu saldırıyı “TEBRİKLER DÜNYA, ARTIK BARIŞ ZAMANI!” ilanıyla kutladı. Yedi ay sonra, İran rejimi geniş çaplı protestoları şiddetle bastırırken Trump yeni savaş eylemlerini tartıyor ve “Ordu bu konuya bakıyor, güçlü bazı seçenekleri değerlendiriyoruz.” diyor.
Gazze’de ise Trump, İsrail ile Hamas arasındaki ateşkesi denetlemek ve yeni bir hükûmetin uygulanmasını sağlamak üzere bir “Barış Kurulu”na başkanlık ediyor. İsrail-Hamas Savaşı, Trump’ın sona erdirdiğini iddia ettiği sekiz savaştan biri. Diğer yedi örnekte olduğu gibi, Gazze’de barış getirdiği iddiası da somut dayanaklardan yoksun. 10 Ekim 2025’te ateşkesin ilan edilmesinden 30 Aralık 2025’e kadarki İsrail saldırılarında 414 Filistinli öldürüldü, 1.145 kişi yaralandı. Yani savaş fiilen sürüyor.
Sonrasında Trump, Nobel’i alamamasından duyduğu öfkeyle, Grönland’ı “öyle ya da böyle” ele geçireceğini ve Küba’nın Venezuela petrol sevkiyatları konusunda kendi şartlarını “çok geç olmadan” kabul etmesi gerektiğini ilan ediyor.
Ülke içinde ise Trump, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesinin (ICE) yetkilerini ve varlığını artırıyor; bu kurumun şiddet içeren uygulamaları, gözaltında 32 kişinin ve protesto eden bir kadının ölümüyle sonuçlandı. Bütün bunlar olurken, uluslararası futbolun yönetim organı FIFA Trump’a tarihinde ilk kez verdiği Barış Ödülü’nü takdim ediyor; Trump ise finansmanını kestikten sonra ABD Barış Enstitüsü’ne kendi adını veriyor.
“Barış” Retoriğinin Günümüzdeki Enflasyonu
Bugün kelimelerle eylemler arasındaki baş döndürücü çatışmalar, Calgacus’un yakıcı sözleriyle aydınlanıyor; bu sözler, barış retoriğinin savaş eylemlerini örtmek ya da onlardan dikkatleri uzaklaştırmak için ne kadar kolay kullanılabildiğini gösteriyor.
Aynı zamanda Tacitus, okurları bu söylemin yaygınlığına -dolayısıyla normalleşmesine ve sıradanlaşmasına- işaret eder; bu retorik, savaş yapma programının ayrılmaz bir tamamlayıcısı hâline gelebilir.
Nitekim Tacitus, Roma’nın tehdit ettiği halkların bakış açısından, imparatorluk söylemine yönelik benzer suçlamaları eserlerinin başka iki yerinde daha dile getirir.
Tacitus’un yazdığı Roma tarihi vakayinamesi olan Historiae’de, bugünkü Hollanda topraklarında yaşayan Batavlar için de; Annales eserinde adı geçen bir başka Britanya topluluğu için de halklarının karşı karşıya olduğu en büyük tehdit Roma’nın “barışı”dır.
NOT: Bu yazının İngilizce aslı, 18 Ocak’ta The Conversation‘da yayımlanmıştır. Orijinal içerik Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0) lisansı altında tercüme edilmiştir.