Neden Daha Fazla İnsan Umreye Yöneliyor?
Pandemiyle kesintiye uğrayan ibadet hayatı, gecikmiş kavuşma duygusu ve Suudi Arabistan’ın erişimi kolaylaştıran yeni politikaları, umreyi milyonlarca Müslüman için yeniden merkezî bir yolculuğa dönüştürüyor. 2025 yılının yalnızca son ayında 12 milyon kişi Suudi Arabistan’da umre ibadetini gerçekleştirdi.
Suudi Arabistan İstatistik Genel Kurumu (GASTAT) tarafından paylaşılan verilere göre yalnızca 2025’in ikinci çeyreğinde yaklaşık 5,5 milyon kişi umre yaptı. Aralık 2025’teki umre döneminde ise, özellikle Noel tatili ve yeni yıl tatilinin uygulandığı ülkelerdeki Müslümanlardan olmak üzere bu sayı 12 milyona kadar ulaştı. Umreye talebin giderek arttığı ve önümüzdeki süreçte de artacağı açık. Peki insanların umre ibadetine yönelik artan talebinin arkasında hangi nedenler var?
Pandemi Sonrası Kutsal Topraklara Kavuşma İsteği
Tüm dünya genelinde 2020 yılında ağırlığını hissettiren pandemi dönemi ve geniş seyahat yasakları, Müslümanlar açısından çok daha farklı zorlukları beraberinde getirdi. Pandemi boyunca ibadet hayatının önemli bir parçası olan ziyaretler, cemaatle ibadet ve kutsal topraklara kavuşma imkânları ciddi bir şekilde azaldı. Birçok Müslüman için yılın manevi molası, bir yenilenme kapısı ve tabiri caizse hayata “reset atma” imkânı anlamına gelen umre ibadeti pandemiyle birlikte Müslümanların gönlünde hasretle anılmaya başladı.
Birçok ülkede iki yıla yakın süreyle yaşanan kısıtlamalar, kota uygulamaları ve belirsizlikler nedeniyle kutsal beldelere gidemeyen insanların çoğunda kutsal topraklardan zorunlu ayrılığın ardından güçlü bir “telafi etme” ihtiyacı oluştu. Hastalıklar ve kayıplarla birlikte hepimizin içerisinde yeniden canlanan manevi arayış, birçok Müslüman’da Beytullah ve Hz. Peygamber’in mescidi ile gecikmiş buluşma hissini büyüttü. Birçok aile böyle bir zeminde ilk fırsatta çocuklarıyla birlikte kutsal topraklara gitme kararı alırken, gençlerde de hayatın anlamını yeniden bulmak, bunu yaparken de kutsal beldelerde heybelerini doldurmak gibi niyetler tetiklendi.
Pandemi sonrasında hac fiyatlarının neredeyse iki katına çıkmasıyla birlikte de pandemi sonrası umreye olan ilgi çok daha belirgin bir şekilde artmış oldu.
Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030’u
Umreye yönelik artan ilginin tek nedeni elbette pandemi şartlarıyla ilintili değildi. Suudi Arabistan tarafında da dikkate değer gelişmeler söz konusu. Suudi Arabistan’ın Vizyon 2030 adlı devlet programı çerçevesinde yürüttüğü dönüşüm; vize süreçlerinin dijitalleşmesi, hizmetlerin standardize edilmesi ve “umre deneyimi”nin iyileştirilmesi gibi girişimler umreye yönelik talebi hızlandırdı. Nitekim Vizyon 2030’un hedefleri arasında, umre ziyaretçi kapasitesinin yıllık 8 milyondan 30 milyona çıkarılması yer alıyordu.
Suudi Arabistan, umreyi yalnızca bir “ziyaret” değil; iyi planlanan, güvenli ve erişilebilir bir “misafir deneyimi” olarak ele alan kapsamlı bir program yürütüyor. Vizyon 2030 çerçevesinde umre kapasitesinin 30 milyona çıkarılmasının yanı sıra, 2025 için 15 milyon uluslararası umreci gibi ara hedefler de program metinlerinde yer alıyor.
Bu yaklaşım hem altyapı hem de süreç yönetimi açısından önemli bir dönüşüm demek. Özellikle havaalanları, ulaşım, konaklama standardizasyonu, dijital kontrol mekanizmaları ve yoğun dönemlerin yönetimi gibi alanlarda Suudi Arabistan tarafında oldukça sistematik adımlar atılıyor.
Son yıllarda umreye erişimi artıran en kritik faktörlerden biri, vize ve rezervasyon süreçlerinin dijitalleşmesi oldu. Resmî kanallardan alınabilen turist e-vizesinin hac değil fakat umre için kullanılabilmesi, dünya genelindeki Müslümanlar için umreye gitme kararını spontane bir şekilde alınabilen bir hâle dönüştürdü.
Bunun yanı sıra Nusuk platformu, umre organizasyonunu daha düzenli ve izlenebilir hâle getiren önemli bir araç olarak öne çıktı. Vize, konaklama, ulaşım ve paket hizmetlerin tek bir çatı altında sunulması, bu süreçlerde hız ve şeffaflık da sağladı.
Bununla birlikte son dönemde, umre ibadetine artan ilgiyle birlikte kaydedilen yoğunluğu yönetebilmek için Suudi Arabistan’da umrenin daha “planlı bir seyahat” modelinde ele alındığı da görülüyor. Otel rezervasyonlarının zorunlu hâle gelmesi ya da vize geçerlilik sürelerinin güncellenmesi gibi düzenlemeler profesyonel organizasyon ihtiyacını da büyütüyor.
Kadınlar ve Aileler İçin Umre Daha Erişilebilir Hâle Geliyor
Son zamanlarda özellikle umre ibadetinde kadınların sayısındaki artış da dikkat çekici. Müslüman hanımların umre yolculuğunda daha rahat hareket edebilmesine dönük uygulamalar, umreye yönelik artan talebi etkileyen önemli unsurlardan biri oldu. Farklı dönemlerde “mahremsiz” yolculukla ilgili açıklamalar ve uygulamalar kamuoyuna yansıdı. Bu da özellikle genç hanımların ve ailelerin plan yapabilme cesaretini artırdı.
Özellikle IGMG Hac-Umre Birimi tarafından sunulan çocuklarıyla umreye giden aileler için sunulan çocuk bakımı ve eğitimi gibi hizmetler aile ile umre kararını olumlu yönde etkiliyor. Evlatlarıyla umreye gitmek isteyen fakat muhtemel zorluklardan da çekinen aileler, organizasyonlar içerisinde kendilerine ve çocuklarına sunulan destekler sayesinde daha korkusuzca umre kararlarını verebiliyorlar.
Genç ailelerin umreye yönelmesinde en güçlü etkenlerden biri ise, çocukların bu iklimi bizzat yaşaması. Aileler evde anlatılan değerlerin en güçlü öğretmeninin, çoğu zaman mekânın doğrudan kendisi olduğunu görüyorlar. Kâbe’yi, Medine’yi ve cemaat coşkusunu gören çocuklar; ibadeti soyut bir görev olmaktan çıkarıp hayatları boyunca taşıyacakları bir mühre dönüştürüyorlar. Bu nedenle umre ve hac esnasında çocuklara sunulan IGMG Çocuk Kulübü hizmeti gibi hizmetler, ebeveynin ibadete odaklanmasını kolaylaştırmak, çocukların yaşına uygun içerikle manevi bağını güçlendirmek ve ailece yapılan umreyi yorucu bir koşu değil de düzenli ve huzurlu bir yolculuk hâline getirmek açısından büyük önem taşıyor.
Yeni Umreci Profili: Gençler Umreyi “Manevi Tatil” ile Birleştiriyor
Özellikle umre ibadeti için son yıllarda dikkat çeken güçlü bir yönelim ise, gençlerin ve genç ailelerin tatil dönemlerini yalnızca dinlenmek için değil, manevi atmosferde bir yenilenme vesilesi olarak görmeleri. Birçok Müslüman genç için okul ya da ara tatiller, alışveriş, gezmek ve dinlenmek gibi pratiklerden çok daha yoğun bir şekilde kendi inançlarının temel kaynaklarıyla meşgul olacakları, onlara iç disiplin kazandırabilecek umre ibadeti anlamına gelmeye başladı.
Bununla birlikte Müslüman gençlerin umreye ilgisi çok güçlü bir şekilde artarken, klasik umre programlarından farklı olarak kendileriyle aynı dili konuşan bir rehber, tecrübeli hocalar ve maneviyatı yüksek bir kafile gibi beklentiler de yoğunlaştı. Tam da burada, günümüzde umre kafilelerinin, umreyi turistik bir deneyime ya da salt bir mekân değişikliğine indirgemeden, ibadetin ruhunu koruyarak, gençlere uygun bir dil ve tempo ile sunabilmenin de anahtarı hâline geldiğini ekleyelim.
Bireysel Umre ve Kafile Kültürü
2025 sonu itibariyle Suudi Arabistan merkezli yürütülen Nusuk platformunda 190 ülkeden 40 milyon kullanıcı kayıtlıydı. Müslümanların en önemli kutsal mekânı olan kutsal beldelere gidişin dijital bir seyahat platformuyla düzenlenmesi, ilgi çekici bir gelişme olsa da, bu pratik, Müslümanların umre yolculuklarını planlama ve deneyimleme biçimlerini de dönüştürüyor.
Daha erişilebilir, daha hızlı, bürokrasiden daha arındırılmış olmasıyla öne çıkartılan bu sistem, öte yandan bir umre kafilesinin sunduğu manevi haz ve rehberliği hiçbir zaman ikame edemeyecek. Zira inanç, teknoloji ve turizmin birbirine karıştırıldığı bir umre yaklaşımının, umreyi yüzeysel ve ticari bir deneyime dönüştürme riski de oldukça yüksek. Bireysel umre ziyaretlerine kıyasla kafile kültürü, hem farklı Müslümanlarla tanışarak manevi açıdan zenginleşme imkânı sunuyor hem de umre ibadetinin cemaat bilinci içinde, daha derin bir manevi tecrübeye dönüşmesine vesile oluyor.
Nitekim sahadan gelen gözlemler de kafile ile yapılan umrede maneviyatın daha yoğun yaşandığını, çünkü özellikle umre kafileleri içinde ibadetlerin sırası, adabı ve fıkhî boyutunun daha doğru öğrenildiğini, kişinin ne yapacağını düşünmek yerine kendisini ibadete daha fazla verebildiğini ve özellikle birçok insanla kurulan güven içinde hareket etme imkânı sağladığını gösteriyor.
Tam da bu nedenlerle rehberli umrelere talep yükselirken, rehberlik hizmetinin niteliği, özellikle kafilelerde tecrübe, dil, pedagojik yaklaşım, kadın-erkek rehberlik dengesi gibi hususlar belirleyici hâle geliyor.
Özetle milyonlarca insanın rağbet gösterdiği umre ibadeti, önümüzdeki yıllarda çok daha yoğun şekillerde gerçekleşiyor olacak. Müslümanların kutsal beldelere akın etmesi ve artan ilgi, umrenin sadece bireysel bir ibadet değil; bilinçli organizasyonlar, cemaat ruhu ve manevi derinlik arayışıyla birlikte ele alınması gereken çok katmanlı bir tecrübe olduğunu bir kez daha gösteriyor.