Aidatları Yatmayan Birleşmiş Milletler: “İflas Etmenin Eşiğindeyiz”
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, 193 üye ülkeden yalnızca 36’sının 2026 aidatlarını zamanında ödediğini, ABD ve Çin gibi en büyük katkı payı sahiplerinin borçları nedeniyle örgütün temmuz ayına kadar nakitsiz kalabileceğini ve bu tablonun sürmesi hâlinde BM’nin küresel operasyon kapasitesinin hızla daralacağını açıkladı. Guterres, ödenmeyen aidatların 1,57 milyar dolara ulaştığını belirterek “yakın tarihli bir mali çöküş” uyarısında bulundu.
Birleşmiş Milletler (BM) üyesi devletlerden tahsil edilmesi gereken aidatların toplanması ve buna bağlı nakit akışı sorunları derinleşerek sürüyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, mali kuralların güncellenmemesi ya da 193 üye ülkenin tamamının yükümlülüklerini yerine getirmemesi hâlinde dünya örgütünün “yakın tarihte bir mali çöküşle” karşı karşıya kalacağı uyarısında bulundu. Bu açıklamanın, milyarlarca dolarlık borcu bulunan Amerika Birleşik Devletleri’ne yönelik olduğu değerlendirmeleri yapılıyor.
Guterres, 30 Ocak’ta tüm BM üye ülkelerine gönderdiği mektupta, örgütün düzenli faaliyet bütçesi için gerekli nakdin temmuz ayına kadar tükenebileceğini, bunun da BM’nin küresel ölçekte yürüttüğü çalışmaları ciddi biçimde aksatacağını belirtti. Mektubunda durumun aciliyetini şu sözlerle vurguladı: “Ya tüm üye devletler mali yükümlülüklerini eksiksiz ve zamanında yerine getirir ya da yaklaşan bir mali çöküşü önlemek için mali kurallarımız köklü biçimde yeniden düzenlenmelidir.”
BM kurallarına göre üye ülkelerin katkı payları, ekonomik büyüklüklerine göre belirleniyor. Buna göre ABD, düzenli bütçenin yüzde 22’sini karşılarken, Çin yüzde 20’lik payla ikinci sırada yer alıyor. Ancak likidite rezervleri tükenme noktasına gelen Birleşmiş Milletler’e, 193 üye devletten yalnızca 36’sı 2026 yılı aidatlarını tam ve zamanında ödedi. Bu tablo, mali krizin ulaştığı boyutu gözler önüne seriyor.
Birleşmiş Milletler Ajansları Yok Oluşun Eşiğinde
Guterres’in paylaştığı verilere göre, 2025 yılının sonu itibarıyla ödenmemiş aidatlar rekor seviyeye çıkarak 1,57 milyar dolara ulaştı. Bu tutar, 2024 sonunda biriken borcun iki katından fazla. Mektubunda herhangi bir ülkenin adını anmayan Guterres’in uyarısı, geleneksel olarak BM’nin en büyük bağışçısı konumundaki ABD’nin zorunlu aidatlarını ödememesiyle derinleşen mali kriz ortamında geldi. ABD Başkanı Donald Trump, daha önce birçok kez Birleşmiş Milletler’in “potansiyeli olduğunu ancak bunu hayata geçiremediğini” savunmuştu.
ABD, 2025 yılında BM’nin düzenli bütçesine herhangi bir katkı yapmadı; barışı koruma operasyonları için ayrılan fonun ise yalnızca yüzde 30’unu sağladı. Guterres, Trump yönetiminin geçen yıl boyunca hiçbir aidat ödemesi yapmadığını da özellikle vurguladı.
Ocak ayında Trump, “ABD öncelikleri yerine küreselci gündemleri ilerleten yapılara Amerikan vergi mükelleflerinin fonlarını ve katılımını sonlandırmak” gerekçesiyle, aralarında 31 BM ajansının da bulunduğu onlarca uluslararası kuruluştan çekilme kararı aldı. Fonu kesilen kuruluşlar arasında Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve BM’nin kültürel ajansı UNESCO da yer alıyor.
Guterres’in belirttiğine göre, 2025’in sonu itibarıyla ödenmemiş aidatlar rekor düzeye ulaşarak 1,57 milyar dolara çıktı. Bu rakam, 2024 sonunda biriken borcun iki katından fazla.
BM yetkililerine göre ABD’nin Birleşmiş Milletler’e olan toplam borcu 2 milyar 196 milyon dolar düzeyinde. Bunun 767 milyon doları düzenli bütçe aidatlarından, yaklaşık 1,8 milyar doları ise barışı koruma operasyonları için oluşturulan ayrı bütçeden kaynaklanıyor. BM projeksiyonları, bu borcun önümüzdeki dönemde daha da artabileceğine işaret ediyor.
Guterres, ayın başlarında yaptığı bir başka açıklamada da ödenmeyen aidatlara dikkat çekerek BM’nin son yılların en kırılgan mali konumunda bulunduğunu söylemiş; ekim ayında ise durumu “iflasla yarış” sözleriyle tanımlamıştı. Trump’ın ayrıca Gazze’deki yeniden inşa sürecini denetlemek amacıyla planladığı “Barış Kurulu” ile BM’nin bazı işlevlerini ikame etmeye çalıştığı yönünde eleştiriler de gündeme gelmişti. Trump, ayrıca, bu yeni ve BM’ye alternatif olmakla eleştirilen yapıda kalıcı üye olmak isteyen ülkelerden 1 milyar dolarlık taahhüt isteyeceklerini beyan etmişti.
ABD Başkanı bu çalışmaların “Birleşmiş Milletler ile birlikte” yürütüleceğini savunsa da, Fox TV’den bir gazetecinin kurulun BM’nin yerini alıp almayacağı sorusuna daha önce “Olabilir.” yanıtını vermişti. Birleşik Krallık ve Almanya gibi diğer ülkeler de son dönemde dış yardımlarda ciddi kesintiler açıkladı. Uzmanlara göre bu kararlar, BM’nin küresel faaliyetlerini kaçınılmaz olarak etkileyecek.
Genel Sekreter: ”Almadığımız Parayı Geri Veremeyiz”
Aidat borcu bulunan ülkeler listesinde ikinci sırada Venezuela yer alıyor. Yetkililere göre ülkenin BM’ye olan borcu 38 milyon dolar. Ekonomisi, bu ay ABD’nin düzenlediği ve dönemin Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun devrilmesiyle sonuçlanan askerî operasyondan önce de zor durumda olan ülke, iki yıldır aidatlarını ödemediği için BM Genel Kurulu’ndaki oy hakkını da kaybetmişti.
Guterres, daha önce de sıkça gündeme getirdiği bir başka yapısal soruna dikkat çekti: Mevcut BM mali kuralları uyarınca, örgüt düzenli bütçeden harcanmayan ödenekleri üye devletlere geri ödemek zorunda. Bu iade yükümlülüğü, söz konusu tutarların BM’ye fiilen hiç ödenmemiş olması durumunda bile geçerli.
Genel Sekreter bu duruma ilişkin çağrısında, “Karşı karşıya olduğumuz durumun aciliyetini abartmam mümkün değil. Tahsil edilmemiş fonlarla bütçeleri uygulayamayız; hiç almadığımız paraları da geri veremeyiz.” ifadelerini kullandı. BM kayıtlarına göre 2019’dan bu yana hiçbir yıl 193 üye devletten 53’ünden fazlası aidatlarını zamanında ödemedi.
Guterres, nakit sıkıntısına rağmen harcanmayan bütçe kalemlerinin geri iade edilmesini zorunlu kılan bu sistemi, BM bürokrasisini içine hapseden “Kafkaesk bir döngü” olarak tanımlıyor.
Ödeneklerin Tahsil Edilememesi İnsani Krizleri Doğrudan Etkiliyor
BM’deki bütçe krizi yalnızca ajansların varlığını değil, uzun vadede küresel güç dengelerini de etkiliyor. ABD’nin zorunlu aidatları, iki partinin uzlaşısıyla kabul edilen bütçe yasaları çerçevesinde her yıl teyit edilen hukuki yükümlülükler olarak tanımlanıyor. Bu ödemelerin yapılmaması, birikmiş borçların artmasının yanı sıra ABD’nin desteklediği programları finanse etme kapasitesini zayıflatıyor; müzakere masalarındaki etki gücünü azaltıyor ve reform taleplerinin inandırıcılığını aşındırıyor. Aynı zamanda kilit liderlik pozisyonlarına erişimi sınırlayarak Çin gibi aktörlere daha geniş manevra alanı açacağı tahmin ediliyor.
Krizin sonuçları sahada da somut biçimde hissediliyor. Güvenlik operasyonlarından uluslararası hukuka, insani yardımdan gıda teminine kadar pek çok alanda aksaklıklar yaşanıyor. BM İnsan Hakları Ofisi, yeterli kaynağa sahip olmadığı için artık ciddi ihlâllerin belgelenemeyeceği uyarısında bulundu. Oysa bu tür belgeler geçmişte savaş suçları ve insanlığa karşı suçlara ilişkin davaların temelini oluşturuyordu.
Dünyanın en yüksek anne ölüm oranlarından birine sahip Afganistan’da Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu, anne ve bebek sağlığı kliniklerini kapatmak zorunda kaldı. Dünya Gıda Programı ise Sudan’daki çatışmalardan kaçan mültecilere yönelik gıda yardımlarında kesintiye gitti. (P)