İran’la Uzayan Savaş Senaryosu: ABD ve Müttefiklerinin Hava Savunması Yeterli mi?
İran’la yaşanabilecek uzun süreli bir savaş senaryosu, ABD ve müttefiklerinin hava savunma kapasitesini ciddi biçimde zorlayabilir. Patriot ve THAAD gibi pahalı önleyici füze stokları Ukrayna’dan Kızıldeniz’e kadar farklı cephelerde zaten yoğun şekilde kullanılıyor. Buna karşılık İran’ın özellikle drone ve kısa menzilli füze kapasitesi, bölgedeki askerî üslerden enerji altyapısına kadar geniş bir hedef yelpazesi için uzun süreli bir tehdit oluşturmaya devam ediyor.
Eğer İsrail ve ABD, İran’a yönelik saldırılarının ülkeyi hızla teslim olmaya zorlayacağını umduysa, yanıldılar. Dinî lider Ayetullah Ali Hamaney’in ve birçok üst düzey ismin hayatını kaybetmesine rağmen İran, Orta Doğu genelindeki hedeflere drone ve füze göndermeye devam etmeyi başardı.
Bu durum ABD ve müttefikleri için -buna İsrail ve Körfez ülkeleri de dahil- ciddi bir meydan okuma anlamına geliyor. Asıl sorun şu: İran’ın havadan gönderdiği mühimmat tükenmeden önce ABD ve müttefiklerinin hava savunma sistemleri tükenebilir.
Önleyici Füzelerin Büyük Kısmını Ukrayna’ya Sevk Eden ABD’nin Stokları Kısıtlı
ABD ve müttefikleri gelen füze ve dronları düşürmek için çeşitli silah platformları kullanıyor. Bunların en önemlileri THAAD önleyicileri, Patriot sistemleri ve SM ailesi deniz konuşlu füzeler. İsrail ise bunlara ek olarak daha uzun menzilli Arrow önleyicilerini kullanıyor. Ancak bu önleyici füzelerin tedariki son yıllarda ciddi baskı altında.
Bunların önemli bir bölümü, Rusya’nın aralıksız hava saldırılarıyla karşı karşıya olan Ukrayna’ya gönderildi. Bir kısmı, İran’la bağlantılı Husilerin saldırılarına karşı Kızıldeniz’deki gemiciliği korumak için kullanıldı. Daha fazlası ise Kuzey Kore ve Çin’den gelebilecek olası saldırılara karşı Güney Kore ve Tayvan’ı savunmak amacıyla Hint-Pasifik bölgesine konuşlandırıldı.
Modern savaşta hayati bir rol oynamalarına rağmen ABD’nin bu mühimmatlara ait stokları tehlikeli derecede düşük seviyelerde. Bunun nedeni çok sayıda önceliğin aynı anda rekabet etmesi ve üretimin ancak yakın zamanda artırılmaya başlanmış olması. ABD ve İsrail’in İran’la Haziran 2025’te yürüttüğü ve 12 gün süren savaşın, ABD’nin toplam THAAD stokunun yaklaşık dörtte birini tükettiği tahmin ediliyor.
Stokların Kısıtlı Olması Nedeniyle Sivil Bölgeler Yeterince Savunulmuyor
Savaş sırasında bu tür mühimmat stokları azaldığında, hangi hedeflerin korunacağına ve hangilerinin korunmayacağına dair zor kararlar almak gerekir. Bu genellikle stratejik askerî tesislerin savunmasına öncelik verilmesi ve bazı sivil bölgelerin saldırılara açık bırakılması anlamına gelir. İsrail’in 12 günlük savaş sırasında bu tercihi yaptığına dair güçlü kanaatler bulunuyor.
Benzer bir an yeniden yaklaşıyor olabilir. Ancak bu kez risk altında olan yalnızca İsrail değil; Orta Doğu’daki yarım düzine başka ülke de tehlike altında. En büyük sorun Körfez ülkelerinde ortaya çıkıyor. Çünkü bu ülkeler hem İran’ın İsrail’e karşı kullandığı uzun menzilli füzelerin hem de daha kısa menzilli mühimmatların menzili içinde bulunuyor.
Bu Arap ülkeleri İran’ın Shahed tipi patlayıcı dronları tarafından da nispeten kolay hedef alınabilir. Bu dronlar füzelere göre çok daha kolay fırlatılabiliyor, operasyonel riskleri daha düşük ve bazı Körfez hedeflerine birkaç dakika içinde ulaşabiliyor. İran’ın yaklaşık 80 bin adet Shahed droneuna sahip olduğu tahmin ediliyor.
Ukrayna yıllardır bu tür karma bir saldırı modeline maruz kalıyor ve buna karşı karmaşık, çok katmanlı hava savunma sistemleri geliştirdi. Bu sistem, balistik füzeleri düşürmek için pahalı önleyicilerin (her bir Patriot füzesinin maliyeti yaklaşık 4 milyon dolar) kullanılmasını; dronları düşürmek için ise başka araçların -gerekirse bir makineli tüfeğin bile- devreye girmesini içeriyor.
Bu oldukça etkili bir sistem. Ukrayna’nın savaşta kalabilmesini sağladı ve pahalı önleyici füzelerin aşırı tüketilmesini önledi. Ancak Körfez ülkeleri böyle bir yaklaşım geliştirmiş görünmüyor. Bunun yerine Patriot füzeleri ve benzeri son derece pahalı ve kıt mühimmatları, balistik füzelerden 20 bin dolar değerindeki dronlara kadar hemen her hedefi düşürmek için kullanıyorlar.
Füze savunma sistemleri genellikle her gelen hedefe karşı birden fazla önleyici füze fırlatacak şekilde tasarlanır. Bu da stokların hızla tükenmesine yol açabilir. Muhtemelen birkaç gün içinde Körfez ülkeleri taktiklerini değiştirmek zorunda kalacak.
ABD, Ukrayna ve Güney Kore’deki Stoklarını Çekebilir
Körfez ülkeleri en savunmasız durumda olsa da tablo İsrail veya bölgedeki ABD askerî güçleri açısından da parlak değil. Bazı ABD birlikleri İran’ın Shahed dronlarının ve kısa menzilli füzelerinin menzili içinde. Diğerleri ise İran’ın uzun menzilli füzelerinin erişim alanında bulunuyor.
Füze savunma stoklarının tam büyüklüğü gizli tutuluyor. Ancak bütçe ve tedarik verilerine bakıldığında ABD güçlerinin birkaç gün içinde – en fazla birkaç hafta içinde – ciddi biçimde zorlanacağı tahmin ediliyor. O noktada ABD, dünyanın diğer bölgelerindeki füze savunma stoklarını Orta Doğu’ya kaydırmaya başlamak zorunda kalacak.
Güney Kore medyasına göre THAAD ve Patriot sistemlerinin Güney Kore’den çekilip Orta Doğu’ya gönderilmesi ihtimali üzerine tartışmalar şimdiden başladı bile. Bu durumda Ukrayna’ya daha az sistem verilecek. Ayrıca ABD’nin dünyanın diğer bölgelerindeki askerî hazırlık düzeyi ciddi biçimde zayıflayacak; bu da yeni saldırıları teşvik edebilir ve ikinci bir cephe açılmasına yol açabilir.
Denklemin diğer tarafında ise İran’ın kapasitesi bulunuyor ve bu konuda önemli belirsizlikler var. Uzun menzilli füzeler, İran’ın en sınırlı sayıda sahip olduğu mühimmat türü ve aynı zamanda fırlatılması en riskli olanlar. ABD ve müttefikleri zaman içinde İran’ın bu füzeleri fırlatma kapasitesini ciddi ölçüde zayıflatabileceklerinden oldukça emin. Ancak bunun kritik bir önleyici füze kıtlığı yaşanmadan önce gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belirsiz.
Kısa menzilli füzeler ve dronlar ise bambaşka bir mesele. Özellikle dronlar, büyük ve kolay tespit edilen silah platformlarına ihtiyaç duymadan fırlatılabiliyor; bu da onları ABD ve müttefik hava saldırıları için daha zor hedefler hâline getiriyor. Özellikle Körfez’deki hava savunma sistemleri ciddi biçimde zayıflarsa, vurabilecekleri son derece hassas hedefler bulunuyor: ABD üslerinden petrol ve doğal gaz altyapısına, hatta deniz taşımacılığına kadar geniş bir yelpaze.
Sonuç olarak, ABD ve müttefiklerinin uzun süreli bir İran çatışmasına ne kadar hazır olduğu sorusunun cevabı büyük ihtimalle “pek hazır değiller.” İran uzun menzilli füzeleri tükense bile drone saldırılarını çok uzun süre sürdürebilir. Bu da bölge genelinde kaosa yol açabilir, enerji üretimi ve deniz taşımacılığını aksatarak petrol ve gaz fiyatlarını sıçratabilir. Bu saldırıları durdurmak ise hiç kolay olmayacaktır.
NOT: Bu yazının İngilizce aslı, 4 Mart’ta The Conversation‘da yayımlanmıştır. Orijinal içerik Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0) lisansı altında tercüme edilmiştir.