Geri Dönüş

“Sınırı Geçip Suriye’ye Girince Onurumun Geri Döndüğünü Hissettim”

BM verilerine göre rejiminin düşüşünden bu yana üç milyondan fazla Suriyeli evlerine geri döndü. Avrupa’da yaşayan yüz binlerce Suriyeli için ise soru hâlâ aynı: Geri dönmek mümkün mü? Şam’da hayatını yeniden kuran bir esnaf ile Berlin’de büyüyen bir sahne sanatçısı, bu ikilemi farklı açılardan anlatıyor.

6 Mart 2026 Taha Yasin Erel
“Sınırı Geçip Suriye’ye Girince Onurumun Geri Döndüğünü Hissettim”
Şam'daki Hamidiye Çarşısı'nın girişi. Şubat 2026. | Fotoğraf: Taha Yasin Erel.

8 Aralık 2024’te Suriye’de Baas rejiminin devrilmesi, yalnızca ülkenin siyasi tarihini değil, dünyanın dört bir yanına dağılmış milyonlarca Suriyelinin hayatını da yeniden şekillendirdi. On dört yıl süren savaşın ardından Suriye için ilk kez ciddi bir “geri dönüş” dalgasından söz ediliyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (UNHCR) Aralık 2025’te paylaştığı verilere göre, rejimin devrilmesinden sonraki bir yıl içinde 3 milyondan fazla Suriyeli evlerine geri döndü. Bunların yaklaşık 1,2 milyonu komşu ülkelerden, 1,9 milyonu ise ülke içinde yerinden edilmiş kişilerden oluşuyor.

Ancak geri dönüş, yalnızca sayılarla anlatılabilecek bir süreç değil. Şam sokaklarında, sınır kapılarında ve diaspora topluluklarında bu dönüşün ardında çok farklı hikâyeler var. Şam’ın sokaklarında dolaşırken Avrupa’dan gelen Suriyelilerle karşılaşmak zor değil. Almanya’dan, Hollanda’dan ya da başka Avrupa ülkelerinden gelen bu insanlarla konuştuğunuzda çoğu aynı şeyi söylüyor: Buraya temelli dönmek için değil, yalnızca evlerini, köylerini ve yıllardır görmedikleri şehirleri ziyaret etmek için gelmişler.

Ben de burada bulunduğum süre boyunca konuştuğum insanların neredeyse tamamından benzer bir cevap duydum. Yıllardır Avrupa’da yaşayan birçok Suriyeli memleketlerini görmek istediklerini, ancak kalıcı olarak dönmeye henüz hazır olmadıklarını söylüyor.

Şubat 2026’daki Suriye ziyaretimde Almanya’dan gelen iki Suriyeliyle yaptığım görüşmeler, bu karmaşık tablonun iki farklı yüzünü ortaya koyuyor: Biri savaş yıllarında ülkesini terk edip geri dönen bir esnaf, diğeri ise Berlin’de doğmuş ve hayatını Avrupa’da kurmuş bir sahne sanatçısı.

Almanya’dan Geri Dönen Antikacı Alim: “Avrupa Büyük Bir Yalandı”

Şam’daki Emevî Camii’nin arkasındaki kalabalık bir caddede küçük bir hediyelik eşya dükkânı işleten Alim, 2011’de başlayan savaşın ardından ülkeden ayrılan milyonlarca Suriyeliden biriydi. Önce Türkiye’ye, ardından Almanya’ya gitmişti.

“Avrupa’ya gitmeden önce orayı bizi kucaklayacak bir yer olarak hayal ediyordum.” diyor ve ekliyor: “Ama vardığımda büyük bir şok yaşadım. Avrupa benim için büyük bir yalandı.”

Alim, Almanya’daki ilk aylarını bir mülteci yurdundan diğerine (Asylheim) gönderilerek geçirdiğini anlatıyor. Oturma izni çıkana kadar hayatın neredeyse tamamen durduğunu söylüyor: “Yaklaşık on bir ay boyunca bir kamptan diğerine geçtim. Oturma izni gelene kadar dil öğrenemiyorsun, çalışamıyorsun, banka hesabı bile açamıyorsun. Hayatın askıya alınıyor.”

Alim’i en çok zorlayan şey bürokratik zorluklar değil, yalnızlık hissiydi: “Sosyal hayat neredeyse yoktu. Ülke ne kadar kalabalık olursa olsun insan büyük bir yalnızlık içinde yaşıyor.”

Alim’in deneyimi, Avrupa’daki birçok Suriyelinin yaşadığı daha geniş bir tartışmanın parçası. Almanya’da göç ve iltica politikalarının sıkılaşması, son yıllarda geri dönüş tartışmalarını daha görünür hâle getirdi. Federal Göç ve Mülteciler Dairesinin (BAMF) verilerine göre 2025 yılında Almanya’dan gönüllü geri dönüş yapanların sayısı 16.576’ya ulaştı. Bu rakam, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 60’lık bir artış anlamına geliyor.

Yetkililer bu artışı, maddi destek sağlayan REAG/GARP insani geri dönüş programının etkinliğiyle açıklarken göç araştırmacıları farklı bir noktaya dikkat çekiyor: Avrupa genelinde iltica sisteminin giderek daha belirsiz ve zorlayıcı hâle gelmesi.

Şam’daki Emevî Camii’ne yakın hediyelik eşya ve antika dükkanını ziyaret ettiğimiz Alim. | Fotoğraf: Taha Yasin Erel.

Rejimin Düşmesiyle Ortaya Çıkan Dönme İsteği

Alim ise geri dönüş kararını belirleyen en önemli olayın siyasi gelişmeler olduğunu söylüyor: “Çoğumuz geri dönmeyi hiç düşünmüyorduk. Gençlerin çoğu zorunlu askerlikten ve ölüm riskinden kaçmak için ülkeden ayrılmıştı. Ama rejim devrilince artık orada kalmak için bir sebep görmedim.”

Almanya’da yalnızca bir yıl dört ay kalmıştı. Eşi ve oğlunu Türkiye’den Almanya’ya getirmeye çalışırken planlarını tamamen değiştirdi: “Suriye özgürleşince bütün planları iptal ettim ve geri döndüm.”

Bugün küçük dükkânında ahşap hediyelik eşyalar satan Alim, ülkenin savaşın izlerini hâlâ taşıdığını kabul ediyor: “Şehirde büyük yıkım var. Sokaklar harabe, ekonomi zayıf. Ama yine de burada kendimi güvende hissediyorum. Kontrol noktasından geçmekten korkmuyorum, devlet dairesine girmekten korkmuyorum.”

Alim için Suriye’ye dönmek, ekonomik bir hesap değil, daha çok onur meselesi: “İnsan kendi ülkesinde yaşamadığında birçok şeye katlanmak zorunda kalıyor. Ama vatanında insanın en büyük güvencesi onuru.”

Şam’daki bir kafede görüştüğümüz Berlinli komedyen Abdel Boudii. | Fotoğraf: Taha Yasin Erel.

Ailesinin Memleketini Ziyaret Eden Berlinli Komedyen Abdel

Ancak tüm Suriyeliler için dönüş aynı anlama gelmiyor. Suriyeli bir ailenin çocuğu olarak Berlin’de doğup büyüyen stand-up komedyeni Abdel Boudii için Suriye, daha çok aile hikâyelerinde var olan bir ülkeydi.

Boudi, 2001’den sonra ilk kez Şam’a geldiğinde şaşkınlığını gizleyemediğini söylüyor: “Buranın ne kadar güzel olduğunu görünce gerçekten şaşırdım. İnsanların sıcaklığı ve misafirperverliği beni çok etkiledi.”

Ancak onun için geri dönüş kararı daha karmaşık. Çünkü hayatı ve kariyeri Avrupa’da kurulmuş durumda: “Ben Almanya’da doğdum ve büyüdüm. Ama şartlar düzelirse bir gün burada yaşamak isterim. Belki beş ya da yedi yıl içinde.”

Boudi’ye göre diaspora Suriyelileri için en büyük soru ekonomik gerçekçilik: “Avrupa’da iyi bir işi olan birinin bir anda ‘Artık burada yaşayacağım’ diyerek Suriye’ye gelmesi kolay bir karar değil. Özellikle ailesi ve çocukları varsa.”

Yine de uzun vadede birçok Suriyelinin geri döneceğine inanıyor: “Bu ülkenin bize ihtiyacı var.”

Bu tereddüt yalnızca diaspora gençlerine özgü değil. Şam’da konuştuğumuz birçok Suriyeli de benzer bir tablo çiziyor. Bugün şehirde görülen hareketlilik, büyük bir geri dönüş dalgasından çok, memleketini ziyaret eden insanların yarattığı geçici bir hareketliliği andırıyor. İnsanlar doğdukları yerleri görmek, anılarını tazelemek için geliyor; ancak kalıcı dönüş için henüz şartların oluşmadığını söylüyor.

Suriye’ye Geri Dönmenin Fırsatları ve Zorlukları

Uluslararası kuruluşlar da benzer bir tablo çiziyor. UNHCR, rejimin devrilmesinin Suriye için “tarihî bir umut penceresi” açtığını söylüyor. Ancak bu dönüşün sürdürülebilir olması için ciddi uluslararası desteğe ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

Ülkenin büyük bölümü hâlâ savaşın yıkımını taşıyor. Okullar, hastaneler ve su altyapısının önemli bir kısmı hasar görmüş durumda. Elektrik ve sağlık hizmetleri birçok bölgede kesintili. Ayrıca patlamamış mühimmat hâlâ ciddi bir güvenlik riski oluşturuyor.

Suriye yüz ölçümü oldukça geniş bir ülke. Kuzeyden güneye, doğudan batıya geniş bir coğrafyaya yayılıyor. Bu kadar büyük bir ülkeye insanların yeniden temelli dönmesini beklemek için güçlü teşviklerin oluşması gerekiyor. Ancak bugün için iş fırsatlarının sınırlı olması ve altyapının hâlâ toparlanmamış olması bu süreci zorlaştırıyor.

Başkent Şam’da bile elektrik hâlâ kesintisiz sağlanamıyor. Günün her saatinde elektrik bulunması henüz mümkün değil. Başkentte durum böyleyken, savaş sırasında büyük yıkım yaşayan Halep, Rakka ve Deyrizor gibi şehirlerde hayatın tamamen normale dönmesini beklemek daha da zor görünüyor. Bu şehirlerin önemli bir kısmı hâlâ ciddi şekilde tahrip olmuş durumda.

Ekonomik şartlar da dönüş kararını zorlaştırıyor. Ülkede asgari ücret yaklaşık 200 avro. İnsanlar 500 avro civarında bir gelir elde edebilmek için çoğu zaman birden fazla işte çalışmak zorunda kalıyor. Almanya’da ya da Hollanda’da yaşayan ve çoğu zaman devlet yardımlarıyla hayatını sürdüren yüzbinlerce Suriyeli için bu koşullar altında Suriye’ye kalıcı olarak dönmek şu an için kolay bir karar değil.

Bu nedenlerle -Suriye’ye yönelik sınır dışı işlemlerini yürürlüğe koyma aşamasındaki Avrupa ülkelerinden farklı olarak- UNHCR geri dönüşlerin tamamen gönüllü olması gerektiğini vurguluyor. Kuruma göre milyonlarca Suriyeli geri dönmek istese de konut, iş ve temel hizmetlere erişim konusundaki belirsizlikler karar sürecini zorlaştırıyor.

“Sınırı Geçince Onurumun Geri Döndüğünü Hissettim”

Şam’daki dükkânında müşterilerini bekleyen Alim için ise cevap daha net. Almanya’nın Suriye politikasına dair tartışmalarda, sınır dışı ve geri dönüş işlemlerini hızlandırma gündemiyle ziyarete gelen Dışişleri Bakanı Johann Wadephul’un 2025’teki bir ziyaret sırasında dile getirdiği “Burada onurlu bir şekilde yaşamak şu an neredeyse imkânsız.” sözleri, Berlin’in temkinli yaklaşımını özetliyordu.

Dönüş yaptığı dönemde Almanya’dan Suriye’ye direkt uçuş olmadığı için Lübnan üzerinden geldiğini aktaran Alim ise bu cümleyi tersinden okuyor. Ona göre “onur”, düzenli elektrik ya da istikrarlı bir gelirden önce, kendi ülkesinde korkmadan yaşayabilmek anlamına geliyor: “Sınırı geçtiğim an hayatımın en güzel anıydı. Onurumun geri döndüğünü, insanlığımı yeniden kazandığımı hissettim.”

Diaspora Yeni Suriye’ye Nasıl Bakıyor?

Bugün Almanya’da yaklaşık bir milyon Suriyeli yaşıyor. Bu nüfusun önemli bir kısmı artık Avrupa’da yeni bir hayat kurmuş durumda. Göç araştırmacıları, özellikle Almanya’da doğup büyüyen ikinci neslin Suriye ile ilişkisini farklı bir şekilde kurduğunu söylüyor.

Abdel Boudi gibi diasporada büyümüş gençler için Suriye hem bir kimlik hem de bir soru işareti. “Umarım burada herkesin özgürce yaşayabildiği bir ülke olur. “Müslümanların, Hristiyanların, Alevilerin, herkesin…” diyor Boudi.

Suriye’de savaşın sona ermesinin üzerinden henüz kısa bir süre geçti. Ancak hem Şam sokaklarında hem de Avrupa’daki diaspora topluluklarında aynı soru soruluyor: Milyonlarca Suriyeli gerçekten geri dönecek mi?

Şimdilik cevap tek bir kelimeyle özetlenebilir: Belki. Çünkü dönüş kararı yalnızca güvenliğe değil; ekonomi, aidiyet ve geleceğe dair umutlara da bağlı. Suriye’nin yeniden inşası ise yalnızca ülkede kalanların değil, dünyanın dört bir yanına dağılmış milyonlarca Suriyelinin vereceği kararlara bağlı olacak.

Taha Yasin Erel

Mühendislik eğitimi almış olan Taha Yasin Erel, bağımsız habercilik yapan bir saha araştırmacısıdır. Erel, dünyanın farklı bölgelerinde kültürel kimlik, insan hakları ve toplumsal baskılar üzerine incelemeler yapmaktadır.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler