Meclise Gelen Deutsche Bank-Epstein Dosyası Berlin’deki Siyasi Gerilimi Tırmandırdı
Yeni Epstein belgeleri, Deutsche Bank’ın 2013-2018 dönemindeki faaliyetlerini Federal Meclis gündemine taşırken; partiler, bankanın bu süreçteki sorumluluğu, bazı müşteri ilişkilerinde denetim ayrıcalığı olup olmadığı ve iddiaların nasıl araştırılması gerektiği konusunda farklı pozisyonlar aldı.
Deutsche Bank’ın Jeffrey Epstein ile olan geçmiş finansal bağları, 2026 yılının başında sızdırılan yeni Epstein belgeleri ile birlikte Alman Federal Meclisinin (Bundestag) gündemine de taşındı. Alman siyasetinde Yeşiller ve AfD gibi farklı kanatlar, bankanın bu süreçteki sorumluluğunu kendi öncelikleri doğrultusunda tartışmaya açtı.
Deutsche Bank ile Epstein arasında 2013 ile 2018 yılları arasında kurulan finansal ilişki, bankacılık sektöründe etik ve denetim tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Bu süreçte bankanın, Epstein’e ait şüpheli para transferleri ve nakit işlemlerini yeterince denetleyip denetlemediği sorusu, siyasi tartışmaların merkezinde yer alıyor.
Yeşiller: “Sistematik Denetim Sorunu Araştırılmalı”
Yeşiller Partisi (Bündnis 90/Die Grünen), Deutsche Bank-Epstein ilişkisini kişisel bir suç dosyasının ötesinde, Alman finansal denetim sisteminin sistemik bir başarısızlığı olarak ele alıyor. Parti için asıl soru şu: bir banka nasıl olur da hukuki denetimden muaf bir alan yaratabilir? Yeşiller, Federal Meclis’e 16 Şubat 2026 tarihinde sundukları soru önergesinde, belirli isimlerle kurulan temasların nasıl belgelendiğine, bu süreçlerin şeffaflığına ve olası çıkar çatışmalarının denetlenip denetlenmediğine odaklandı.
Yeşiller, bankanın Epstein ve çevresindeki “özel statülü” isimlere denetim muafiyeti sağladığı iddiaları üzerine yoğunlaşıyor. Konstantin von Notz gibi isimler, bu durumun demokratik eşitliğe aykırı olduğunu vurguluyor. Yeşiller’in itirazlarının merkezinde, Deutsche Bank’ın Epstein ile ilişkisi sırasında sadece Epstein’i değil, onunla bağlantılı veya benzer risk profilindeki isimlere özel bir koruma kalkanına aldığı iddiası bulunuyor. Normal şartlarda bankaların bu kişilerin hesaplarını yüksek riskli olarak kodlayıp her işlemi didik didik etmesi gerekirken; iddialara göre Deutsche Bank, Epstein’in referans olduğu veya bu ağa dahil olan isimlere denetim muafiyeti tanımıştı.
Buna ek olarak Yeşiller milletvekili Konstantin von Notz, Handelsblatt’a verdiği demeçte Alman makamlarının Epstein dosyalarını daha yakından incelemesi ve gerektiğinde ABD makamlarından ek bilgi talep etmesi gerektiğini vurguladı. Parti ayrıca, Epstein dosyalarında Alman siyasetçilerin veya üst düzey kamu görevlilerinin adının geçip geçmediğine dair proaktif bir inceleme yapılmasını talep ediyor.
“Epstein Konusu Almanya’nın Ulusal Güvenlik Boyutuyla Araştırılmalı”
Aşırı sağ parti Almanya için Alternatif’in (AfD) meclis grubu, 5 Mart 2026 tarihinde Federal Meclise sunduğu “Epstein Dosyalarındaki Almanya Bağlantılarının Sistematik Olarak İncelenmesi” başlıklı önergeyle konuyu farklı bir boyuta taşıdı. Yaklaşık bir saat süren tartışmaların ardından önerge, incelenmek üzere Dışişleri Komisyonu’na devredildi. Bu durum, meselenin aynı zamanda dış politika ve güvenlik boyutuyla da ele alındığını gösteriyor.
Önergenin gerekçelerini açıklayan AfD milletvekili Dr. Götz Frömming, Epstein skandalını “kelimelerle tarif edilemeyecek kadar korkunç” olarak nitelendirdi. Frömming, Epstein ağının istihbarat servisleriyle bağlantılı olduğu yönündeki iddialara dikkat çekerek, Deutsche Bank’ın bu süreçteki rolünün yanı sıra Almanya ile bağlantılı olabilecek kişi ve kurumların kapsamlı biçimde araştırılması gerektiğini savundu.
AfD, bazı Alman ünlülerin isimlerinin dosyalarda geçtiği iddialarının ve Deutsche Bank’ın Epstein ile sürdürdüğü ticari ilişkilerin, bağımsız bir soruşturma komisyonu tarafından incelenmesini talep ediyor.
Konunun Meclise Gelmesini İstemeyen CDU/CSU: “Soruşturmayı Yargı Yapmalı”
Hristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) adına söz alan Jürgen Hardt, Epstein dosyalarında ifşa edilen suçların “iğrenç” olduğunu kabul etmekle birlikte, AfD’nin bu konuyu ele alış biçimini eleştirdi. AfD’yi, özellikle Almanya’nın güneyindeki seçim kampanyası sürecinde mağdur kadınların kaderi üzerinden siyasi rant devşirmeye çalışmakla suçladı.
CDU‘lu milletvekili Hardt, meselenin çözüm yerinin parlamento değil, yargı olduğunu vurguladı. Almanya Federal Cumhuriyeti Anayasası uyarınca suç soruşturmalarından savcılığın, yargılamalardan ise bağımsız mahkemelerin sorumlu olduğunu hatırlatan Hardt; dosyalarda Alman vatandaşlarının mağdur veya fail olduğuna dair bir ipucu bulunması durumunda Alman adalet sisteminin zaten kendiliğinden harekete geçeceğine emin olduğunu belirtti.
Bu nedenle özel bir komisyon veya soruşturma komitesi kurulmasına gerek olmadığını savunan Hardt, ayrıca AfD’nin Rusya ve ABD’deki MAGA hareketiyle olan yakınlığına dikkat çekerek; pedofil bir ağ ile Avrupa’daki sağ popülistler arasındaki kesişme noktasının neden “tesadüfen” AfD olduğunu açıklamaları gerektiğini söyleyerek karşı bir suçlamada bulundu.
CDU ve Yeşiller’den AfD’ye Tepki: “Epstein Konusu Siyasi Rant Malzemesi Yapılamaz”
AfD, Epstein meselesini küresel elitler ile istihbarat servislerinin iç içe geçtiği karanlık bir ağ olarak tanımlıyor ve CDU, SPD ile Yeşiller gibi yerleşik partileri bu yapıya karşı sessiz kalmakla, hatta dolaylı biçimde korumakla suçluyor. CDU milletvekili Jürgen Hardt ise bu çerçeveyi reddederek, AfD’nin söylemlerinin ABD’deki Donald Trump destekçilerinin oluşturduğu MAGA (Trump destekçisi siyasi hareket) ve Rusya kaynaklı komplo anlatılarıyla benzerlik taşıdığına dikkat çekiyor.
Hardt’a göre AfD, Epstein dosyasını gerçekleri ortaya çıkarmaktan ziyade, “Devlet kurumları suçluları koruyor.” algısını güçlendirecek şekilde kullanıyor. Bu nedenle AfD’nin yaklaşımını samimi bulmadığını belirten Hardt, Almanya’da suç iddialarını araştırmakla görevli bağımsız savcılık ve mahkemelerin zaten mevcut olduğunu vurgulayarak, sürecin siyasi değil hukuki zeminde yürütülmesi gerektiğini savunuyor.
Yeşiller Partisi de AfD’nin bu yaklaşımına sert eleştiriler yönelterek CDU/CSU ile benzer bir noktada konumlanıyor. Parti temsilcisi Dr. Irene Mihalic, AfD’yi Epstein dosyasını parti siyaseti için araçsallaştırmakla suçlarken, özellikle Epstein ağının Alman bütçe politikalarını etkilediğine dair iddiaların somut kanıtlarla desteklenmediğini ve internette dolaşan antisemitik komplo teorileriyle örtüştüğünü ifade etti. Mihalic, AfD’nin ABD’deki MAGA hareketiyle olan ideolojik yakınlığına da dikkat çekerek, bu tür anlatıların kaynağının sorgulanması gerektiğini söyledi. Bununla birlikte Yeşiller, hükûmetin yalnızca yargı süreçlerini beklemekle yetinmemesi gerektiğini savunuyor; Alman makamlarının daha aktif davranarak hem siyasi hem de idari düzeyde inceleme başlatmasını talep ediyor.