Rapor

MSF: “Sudan’da Savaş Kadınların Bedenleri Üzerinden Yürütülüyor”

Sudan’da iki yılı aşkın süredir devam eden savaş, yalnızca cephe hatlarında değil, gündelik hayatın içinde de yıkıcı sonuçlar doğuruyor. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) tarafından yayımlanan yeni rapor, cinsel şiddetin çatışmanın sistematik ve belirleyici bir unsuru hâline geldiğini ortaya koyuyor. Veriler, mağdurların büyük çoğunluğunun kadınlar ve kız çocukları olduğunu ve saldırıların sıklıkla silahlı kişiler tarafından gerçekleştirildiğini gösteriyor.

MSF: “Sudan’da Savaş Kadınların Bedenleri Üzerinden Yürütülüyor”
Fotoğraf: Andy.LIU - Shutterstock.com

15 Nisan 2023’ten bu yana Sudan ordusu ile dış destekli Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasında süren savaş, ülkeyi derin bir insani krize sürüklerken, Sınır Tanımayan Doktorlar (Médecins Sans Frontières – MSF) tarafından yayımlanan yeni bir rapor, cinsel şiddetin bu çatışmanın yaygın ve belirleyici bir unsuru hâline geldiğini ortaya koyuyor.

“Size söylemek istediğim bir şey var…: Darfur’daki Cinsel Şiddet Krizinden Sağ Çıkmak” başlıklı rapor, yalnızca cephe hatlarında değil, gündelik yaşamın her alanında süren sistematik şiddeti gözler önüne seriyor.

Sudan’da 3. Yılını Doldurmaya Yaklaşan ve Soykırıma Dönüştüğü Belirtilen Savaş

Dünyanın en ağır insani krizlerinden birine yol açan çatışmalar, on binlerce kişinin hayatını kaybetmesine ve yaklaşık 13 milyon insanın yerinden edilmesine neden oldu. RSF ülkenin 18 eyaletinden 5’inin merkezini kontrol ederken, Sudan ordusu başkent Hartum dahil olmak üzere kalan bölgelerin büyük bölümünde hakimiyetini sürdürüyor.

MSF’nin desteklediği sağlık tesislerinde anonim olarak tutulan tıbbi kayıtlar, tanıklıklar ve saha verilerine dayanan rapor, savaşın birçok bakımdan kadınların ve kız çocuklarının bedenleri üzerinden yürütüldüğünü vurguluyor. MSF Acil Sağlık Yöneticisi Ruth Kauffman, “Bu savaş, kadınların ve kız çocuklarının sırtında ve bedenlerinde yürütülüyor.” sözleriyle durumu tanımlıyor. Çalışmaya göre yerinden edilme, toplumsal destek ağlarının çökmesi, sağlık hizmetlerine erişim eksikliği ve kökleşmiş toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri, bu istismarların Sudan genelinde yayılmasına zemin hazırlıyor.

MSF raporuna göre Ocak 2024 ile Kasım 2025 arasında, Kuzey ve Güney Darfur’da MSF destekli tesislerde en az 3 bin 396 cinsel şiddet mağduru tedavi arayışında bulundu. Ancak MSF, bu sayının gerçek tablonun yalnızca küçük bir kısmını yansıttığını, zira birçok mağdurun güvenli biçimde sağlık hizmetlerine ulaşamadığını vurguluyor. Tedavi edilenlerin yüzde 97’sini kadınlar ve kız çocukları oluştururken, erkek ve erkek çocuklara dair verilerin damgalanma ve erişim sorunları nedeniyle büyük ölçüde görünmez kaldığı belirtiliyor. 2023’ten beri RSF’nin Darfur’daki Arap kökenli olmayan nüfusa yönelik katliamları, uluslararası kamuoyu tarafından “İkinci Darfur Soykırımı” olarak tanımlanıyor.

Faillerin Çoğu Silahlı, Mağdurların Yüzde 20’si Çocuk

Raporda saldırgan profiline ilişkin bulgular dikkat çekiyor. Faillerin büyük çoğunluğunun silahlı ve sivil olmayan kişiler olduğu belirtiliyor. Kuzey Darfur’da mağdurların yüzde 95’inden fazlası, Güney Darfur’da ise yüzde 68’i silahlı kişiler tarafından saldırıya uğradığını aktarıyor. Tanıklıklar ve veriler, bu saldırıların büyük bölümünde RSF ve ona bağlı milislerin rol oynadığını ortaya koyuyor.

Güney Darfur’da ayrıca saldırganların bir kısmının siviller (yüzde 24), yakın partnerler veya aynı haneden kişiler (yüzde 15,3) ve suç gruplarından (yüzde 2,5) oluştuğu kaydediliyor.

Şiddetin boyutunu ortaya koyan bir diğer veri ise saldırıların niteliği: Güney Darfur’da 1.395 kişi (yüzde 59,8) aynı olayda birden fazla fail tarafından saldırıya uğradı. Tanıklıklar, bu saldırıların çoğunlukla silah tehdidi altında, aile üyelerinin gözü önünde ve ağır fiziksel şiddetle birlikte gerçekleştiğini ortaya koyuyor.

Rapora göre mağdurların önemli bir kısmını çocuklar oluşturuyor. Güney Darfur’da mağdurların yüzde 20’si 18 yaşın altında; bunlar arasında 5 yaşın altında 41 çocuk bulunuyor. Kuzey Darfur’daki Tawila’da ise 2025 sonbaharında kaydedilen vakaların yüzde 27’sinin çocuk olduğu belirtiliyor.

Gündelik Hayatın Her Anında Şiddet

Raporda en dikkat çekici bulgulardan biri, saldırıların yalnızca silahlı çatışma anlarında değil, gündelik faaliyetler sırasında gerçekleşmesi. Güney Darfur’da mağdurların yüzde 22’si su, odun ya da yiyecek ararken; yüzde 34’ü ise tarlada çalışırken ya da tarım arazilerine giderken saldırıya uğradığını aktarıyor.

MSF’ye konuşan bir kadın tanığın ifadesi, bu gerçeği çarpıcı biçimde özetliyor: “Her gün pazara giden insanlar için tecavüz vakaları yaşanıyor. Tarlaya gittiğimizde de bu oluyor.”

“Cinsel Şiddet, Kasıtlı ve Sistematik Şekilde Uygulanan Bir Taktik”

Rapora göre cinsel şiddet, yerinden edilme süreçlerinde ve kitlesel saldırıların ardından da sistematik biçimde sürüyor. Kuzey Darfur’da mağdurların yüzde 90’ından fazlası, RSF kontrolündeki bölgelerden kaçış sırasında, özellikle El Faşer, Zamzam ve Abu Shouk’tan Tawila’ya giden yollarda saldırıya uğradı.

Ekim 2025’te El Faşer’in RSF tarafından ele geçirilmesinin ardından yalnızca birkaç hafta içinde MSF ekipleri, kaçmayı başaran 140’tan fazla mağduru tedavi etti. Bu vakaların yüzde 94’ünde saldırganların silahlı kişiler olduğu, saldırıların çoğunlukla birden fazla fail tarafından ve kimi zaman aile bireylerinin önünde gerçekleştiği bildirildi.

Bir hayatta kalan yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Bizi açık bir alana götürdüler. İlk adam bana iki kez, ikincisi bir kez, üçüncüsü dört kez tecavüz etti. Bizi dövdüler ve başıma silah dayadılar.”

Raporda, bu tür saldırıların yalnızca fiziksel zarar verme değil, aynı zamanda aşağılama, korkutma ve toplulukları hedef alma amacı taşıyan kasıtlı bir taktik olduğuna dikkat çekiliyor. Özellikle Arap olmayan toplulukların hedef alınması, bu şiddetin etnik boyutuna işaret ediyor.

Cinsel Şiddet Cephelerle Sınırlı Değil: “Kamplar Dahil Hiç Bir Yer Güvenli Değil”

Güney Darfur’da aktif çatışmaların yoğunluğu azalmış olsa da, cinsel şiddet gündelik hayatın ayrılmaz bir parçası olmaya devam ediyor. MSF, Ocak 2024 ile Kasım 2025 arasında bölgede 2.334 mağdura bakım sağlandığını ve vakaların aylar boyunca yüksek seviyede seyrettiğini belirtiyor.

Bu durum, cephe hatlarının ortadan kalkmasının güvenliğin yeniden tesis edildiği anlamına gelmediğini, aksine kalıcı bir güvensizlik ve cezasızlık ortamının oluştuğunu gösteriyor. Kadınlar ve kız çocukları için risk, ev, yol, pazar ve tarlalar dahil olmak üzere hayatın her alanına yayılmış durumda.

Yerinden edilenlerin sığındığı kamplar dahi güvenli değil. Tawila çevresindeki kamplarda sadece bir ay içinde (Aralık 2025 – Ocak 2026) 732 mağdur tespit edildi. Aşırı kalabalık, yetersiz aydınlatma, güvenlik eksikliği, uzak su kaynakları ve güvensiz tuvalet alanları, kadınlar ve kız çocukları için riski daha da artırıyor.

Mağdurlar, sağlık hizmetlerine ulaşmakta ciddi engellerle karşılaşıyor. Damgalanma, güvenlik riski, ulaşım maliyetleri ve sağlık altyapısına yönelik saldırılar bu engellerin başında geliyor. Birçok hayatta kalan, tedaviye ulaşmaya çalışırken yolda yeniden saldırıya uğrama riski taşıdığını ifade ediyor.

Sağlık tesislerine ve çalışanlarına yönelik saldırılar, mevcut tıbbi malzeme eksikliği ve sağlık hizmetlerine ulaşmak için karşılanamayan ulaşım maliyetler de MSF raporunun dikkat çektiği sorunlar arasında. Bunun yanı sıra, hayatta kalanlar, tıbbi yardıma ulaşmak için yoldayken en büyük riske maruz kalabildiklerini aktarıyor.

Hayatta kalanlar ve yerel kuruluşlar; erişilebilir ve gizli tıbbi bakım, kadınları ve kız çocuklarını tehlikeye atmayan koruma hizmetleri ve güvenli alanlar ile direnci mümkün kılan geçim programları gibi sürdürülebilir destek mekanizmaları talep ediyor. Her şeyden önce, cinsel şiddetin önüne geçilmesine olanak tanıyan cezasızlığa son verilmesini, güvenliği ve hesap verebilirliği talep etmişlerdir.

MSF’den “Sudan’da Cinsel Şiddete” Son Verme Çağrısı

Rapor, Sudan’daki silahlı aktörlerin derhal cinsiyete dayalı şiddet uygulamalarının durdurmasını ve bu eylemleri gerçekleştiren savaşanları hesap vermekle yükümlü tutmasını talep ediyor. Çatışmanın yoğun yaşandığı Darfur bölgesinde insani yardım kuruluşlarının güvenli biçimde faaliyet gösterebilmesi için sınır ötesi ve cephe hatları arasındaki yardım geçişlerinin engellenmemesi gerektiği vurgulanıyor.

Diplomatik aktörler ve özellikle çatışan taraflarla müttefik olanlar, sivil koruma normlarını hayata geçirmek ve insani yardım erişimini genişletmek için nüfuzlarını kullanmaya davet ediliyor. Birleşmiş Milletler ajanslarının Darfur’da çok daha kalıcı ve etkin bir sahada bulunması gerektiğinin altını çizen rapor, cinsel şiddet mağdurlarına yönelik tıbbi ve tıbbi olmayan hizmetlerin ivedilikle yaygınlaştırılması çağrısında bulunuyor. Sağlık tesislerinin personel maaşları, yakıt ve tıbbi malzeme dahil işletme maliyetlerinin karşılanması için de acil finansmana ihtiyaç duyulduğu ifade ediliyor.

Son olarak rapor, hesap verebilirlik mekanizmalarının Sudan’daki cinsel şiddet vakalarını belgelemeye ve kamuoyunu uyarmaya devam etmesini, silahlı gruplara yönelik koruma eğitimlerinin ise genişletilmesini talep ediyor.

DSÖ: “Sudan Bu Krizi Tek Başına Atlatamaz”

Sudan’daki insani kriz derinleşirken  yardım kuruluşları, krizin boyutunu uluslararası toplumun gündemine taşımaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus da geçtiğimiz günlerde uluslararası topluma çatışmaların yaşandığı Sudan’da olanları “görmezden gelmeyin” çağrısında bulunmuştu. Ghebreyesus, X hesabında, ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (RSF) arasında çatışmaların sürdüğü Sudan’daki duruma ilişkin paylaşımda bulundu.

Sudan’ın dünyadaki en ciddi insani ve halk sağlığı krizlerinden biriyle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Ghebreyesus, “Sudan nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan 33,7 milyondan fazla insan acil, hayat kurtarıcı yardıma ihtiyaç duyuyor. Süregelen çatışma, sağlık sistemini tamamen çökme noktasına getirdi. Tıbbi tesislere yönelik son saldırılar bu krizi daha da derinleştirdi.” ifadelerini kullandı.

Doğu Darfur eyaletindeki El-Dain Eğitim Hastanesi’ne 20 Mart’ta düzenlenen insansız hava aracı saldırısında en az 64 kişinin hayatını kaybettiğini ve 89 kişinin yaralandığını hatırlatan Ghebreyesus, 2 Nisan’da Beyaz Nil Eyaleti’ndeki El-Cebeleyin Hastanesi’ne düzenlenen başka bir insansız hava aracı saldırısında, 10 sağlık ve idari personelin öldüğünü ve 22 kişinin yaralandığını kaydetti.

Ghebreyesus, bu süreçte ülkede sağlığa yönelik diğer saldırılar da olduğuna işaret ederek “Bu olaylar, uluslararası dayanışmanın yenilenmesi ve kararlı siyasi ve insani eylemin acil gerekliliğini çarpıcı bir şekilde hatırlatıyor. Sudan bu krizi tek başına atlatamaz.” değerlendirmesinde bulundu. (P/AA)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler