Brezilya’da 4 Ekim 2026’da yapılan başkanlık seçimlerinin ilk turunda, sağcı Liberal Partinin (PL) adayı Flávio Bolsonaro geçerli oyların yüzde 47,03’ünü alarak ilk sırada yer aldı. Mevcut Devlet Başkanı ve solcu İşçi Partisinin (PT) adayı Luiz Inácio Lula da Silva ise oyların yüzde 45,16’sını kazandı.

İki aday arasındaki fark yalnızca 2,2 milyonun biraz üzerindeydi. 25 Ekim’de yapılacak ikinci tur öncesindeki ilk anketler de yarışın başa baş geçeceğine işaret ediyor. Böylesine çekişmeli bir seçimde, daha açık farklarla sonuçlanacak bir yarışta önemsiz kalabilecek unsurlar belirleyici hâle gelebiliyor. Bunlardan biri de Washington merkezli ve Eylül 2026’ya, yani ilk turun hemen öncesine kadar Brezilya’da pek tanınmayan bir kuruluş: Rockbridge Network.

Siyasi Bir Girişim Sermayesi Şirketi

Rockbridge, 2019 yılında ABD’nin mevcut Başkan Yardımcısı J.D. Vance ve Trump yanlısı American Greatness adlı internet sitesinin editörü Chris Buskirk tarafından kuruldu. Vance o dönemde Silikon Vadisi’nde yatırımcı olarak çalışıyordu. Kuruluş, 2021 yılında bağışçılara dağıttığı ve ertesi yıl New York Times tarafından kamuoyuna duyurulan bir broşürde kendisini “bir tür siyasi girişim sermayesi şirketi” olarak tanımlıyordu. Amaç, geleneksel Cumhuriyetçi Partiden memnun olmayan bağışçıları bir araya getirerek kaynaklarını farklı siyasi projelere yönlendirmekti. Bunlar arasında kendi medya kuruluşlarını oluşturmak, gelecekteki bir ABD yönetimi için kadrolar yetiştirmek ve ABD eyaletlerinde seçmenleri sandığa gitmeye teşvik etmek gibi faaliyetler bulunuyordu.

Bu model işe de yaradı. Reuters haber ajansına göre Rockbridge, 2024 seçimleri için yaklaşık 75 milyon dolarlık bir bütçeye sahipti. Bu kaynaklar ağırlıklı olarak sağcı medya faaliyetlerine, kamuoyu araştırmalarına ve ABD başkanlık seçimlerinin kaderini belirleyebilecek kritik eyaletlerde seçmenleri harekete geçirmeye ayrıldı. Kuruluşun yapısının önemli bir bölümünü, bağışçılarının kimliğini açıklamak zorunda olmayan kuruluşlar oluşturuyor. Basına yansıyan finansörleri arasında teknoloji şirketi Palantir’in kurucu ortağı ve yönetim kurulu başkanı Peter Thiel ile aşırı sağcı Amerikan haber sitesi Breitbart’ın sahiplerinden Rebekah Mercer da bulunuyor.

Donald Trump, Nisan 2024’te Rockbridge’in düzenlediği bir toplantıya telefonla katıldı. Birkaç ay sonra da Vance’i başkan yardımcısı adayı olarak seçti. Cumhuriyetçi Partinin 2024’teki seçimleri kazanmasının ardından Rockbridge, bağışçılarla yeni yönetim arasında bir köprü işlevi görmeye başladı. Trump yönetiminin üst düzey yetkilileri, kuruluşun üyelerine yönelik sunumlar yapmaya başladı.

Brezilya, Rockbridge’in faaliyetlerini taşıdığı ilk yabancı ülke değil. Kuruluş, Eylül 2025’te Güney Kore’de de bir şube açtı. Şubenin başına merkez sol çizgideki Kore Demokrat Partisi’nin eski milletvekili Kim Hae-young getirildi. Yönetim kurulunda ise aynı partiden eski Başbakan Kim Boo-kyum, muhafazakâr bir hükûmette görev yapmış eski Maliye Bakanı Bahk Jae-wan ve Shinsegae Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Chung Yong-jin yer aldı. Rockbridge, Güney Kore’de hem sağdan hem de soldan gelen siyasi ve ekonomik seçkinlerin Trump yönetimiyle doğrudan ilişki kurmasını sağlayan bir kanal olarak konumlandı. Brezilya’da ise farklı bir yol izlenecekti.

Rockbridge’in Brezilya’daki Faaliyetleri Hakkında Neler Biliniyor?

Brezilya gazetesi Folha de S.Paulo, 25 Eylül 2026’da Rockbridge’in ülkede faaliyet göstermek için hazırlıklara başladığını ortaya çıkardı. Intercept Brasil’in ulaştığı belgeler ise bu girişimin ayrıntılarını gözler önüne seriyor. Nisan 2026 tarihli, üzerinde “kamuoyuyla paylaşılmaması” gerektiği belirtilen ve “Rockbridge Network Brasil” logosunu taşıyan bir iş planında girişim, ABD’deki ana kuruluşun kendisini tanımlarken kullandığı ifadeye benzer şekilde “siyasi girişim sermayesi fonu” olarak tanıtılıyordu. Plana göre üyelerden toplanacak yıllık aidatlar, siyasi dengenin bozulduğu düşünülen üç alandaki projeleri finanse edecekti: basın, üniversiteler ve yasama organı.

Gizli ibareli ve imzasız ikinci bir belge ise eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun oğlu Flávio Bolsonaro’ya hitaben hazırlanmıştı. Jair Bolsonaro, 2022 başkanlık seçimlerini kaybettikten sonra darbe girişiminde bulunduğu gerekçesiyle cezaevine konulmuştu.

Belgede, 19’u yabancı olmak üzere iş dünyasından 23 kişinin katılımıyla bir Teknoloji Konseyi kurulması öneriliyordu. Bu konseyin Liberal Partinin başkan adayına doğrudan danışmanlık yapması ve savunma, enerji, veri merkezleri ve kritik mineraller olarak da adlandırılan nadir toprak elementleri gibi sektörlerde faaliyet gösteren Amerikalı yatırımcıları olası bir Flávio Bolsonaro yönetimine yakınlaştırması hedefleniyordu. Metinde konsey, hem “bir seçim kampanyası aracı” hem de “bir yönetim platformu” olarak sunuluyor, hatta Bolsonaro göreve başlamadan önce yatırım taahhütlerinde bulunulabileceği ima ediliyordu. Ama belgenin başkan adayına ulaştığını gösteren herhangi bir kanıt bulunmuyor. Listede adı geçen şirketlerin birçoğu da kendilerine danışıldığını reddediyor.

Buna karşılık, girişimde yer alan isimlerin Flávio Bolsonaro’nun seçim kampanyasıyla yakın ilişkileri var. Belgede Rockbridge’in Brezilya operasyonunun icra direktörü olarak gösterilen iş insanı Pedro Sang, The Intercept’e yaptığı açıklamada konseyin “yalnızca hayata geçirilemeyen ve ilerleme kaydedilemeyen bir fikir” olduğunu söyledi. Sang’ın Rockbridge ile tanışmasını sağlayan kişi ise sağcı Novo partisinden Rio de Janeiro valiliğine aday olan André Marinho’ydu. André Marinho, iş insanı Paulo Marinho’nun oğlu. Paulo Marinho da Flávio Bolsonaro’nun Senato’daki yedek üyesi.

André Marinho, Flávio Bolsonaro’nun başkan olması hâlinde Brezilya ile ABD arasında nadir toprak elementleri konusunda kurulabilecek bir ortaklığa ilişkin değerlendirme notu hazırladı. Marinho bugün bu çalışmayı “varsayımsal bir alıştırma” olarak nitelendiriyor. Söz konusu dosyanın hazırlanmasından dokuz gün sonra Flávio Bolsonaro, Dallas’ta düzenlenen Muhafazakâr Siyasi Eylem Konferansında (CPAC) yaptığı konuşmada, ABD’nin kritik mineraller konusunda Çin’e bağımlılıktan kurtulmasının yolunun Brezilya’dan geçtiğini söyledi.

Easy Taxi’nin kurucusu Tallis Gomes de nisan ayında Os Sócios adlı podcast programında Rockbridge’in bir parçası olduğunu ve Flávio Bolsonaro’nun kendisinden hükûmet programı için yazılı öneriler hazırlamasını istediğini açıkladı. Ama daha sonra The Intercept’e verdiği demeçte, yalnızca iş bağlantıları kurmaya yönelik bir grubun üyesi olduğunu öne sürdü. Liberal Parti adayının müttefikleri ise 1 Ekim’de Folha’ya yaptıkları açıklamada, Rockbridge ile bağlantılı iş insanlarının Bolsonaro’nun seçim kampanyası için raporlar hazırladığını ve danışmanlık hizmetleri sunduğunu anlattı.

Rockbridge, haftalar boyunca Brezilya’ya yönelik herhangi bir planı olduğunu reddetti. Ama daha sonra mayıs ayında ABD’nin Wyoming eyaletinde Rockbridge Brazil LLC adlı bir şirket kurduğunu kabul etti. Kuruluş, girişimin devamının gelmediğini, şirketin hiçbir zaman para almadığını ya da faaliyete geçmediğini ve Brezilyalıların kendisinden izin almadan Rockbridge adını taşıyan belgeler hazırladığını savunuyor. Flávio Bolsonaro’nun seçim kampanyası da yurt dışından finansman sağlandığı iddialarını reddediyor.

Rockbridge’in Bolsonaro’ya Para Aktardığına Dair Kanıt Var mı?

Yabancı kaynaklardan seçim kampanyasına para aktarıldığı iddiasını ilk gündeme getiren kişi, o dönemde Missão partisinin başkan adayı olan Renan Santos’tu. Santos, herhangi bir kanıt sunmadan Flávio Bolsonaro’nun seçim kampanyasının Rockbridge üzerinden dolaylı yollardan para aldığını öne sürdü. İşçi Partisi milletvekili Lindbergh Farias da bu iddiaya dayanarak 11 Eylül’de Federal Yüksek Mahkemeye (STF) başvurdu. İşçi Partisi, Yargıç Flávio Dino’dan Federal Polisin soruşturma başlatmasını istedi. Lula’nın seçim kampanyası ise konuyu Brezilya Yüksek Seçim Mahkemesine (TSE) taşıyarak toplantı, sözleşme ve harcama kayıtlarının incelenmesini talep etti.

Brezilya seçim yasaları, yabancı kuruluşların seçim kampanyalarına bağış yapmasını yasaklıyor. Fakat şu ana kadar Rockbridge’den Flávio Bolsonaro’nun seçim kampanyasına para aktarıldığını gösteren, kamuoyuna açıklanmış herhangi bir kanıt bulunmuyor. Mahkemelerin de başkanlık seçimlerinin ikinci turunun yapılacağı 25 Ekim’e kadar soruşturmaları sonuçlandırması pek olası görünmüyor.

Para Bağışı Yapmadan Seçimleri Etkilemek Mümkün mü?

Ama yalnızca paraya odaklanan bu tartışma, asıl meselenin gözden kaçmasına neden oluyor. Çünkü Rockbridge’in seçimleri etkileyebilmesi için tek bir dolar bile aktarması gerekmiyor. Bunu başka birçok yoldan yapabilir.

İlk yol, siyasi program ve politikalar üzerinden nüfuz kurmak. Rockbridge, Flávio Bolsonaro’ya başka hiçbir adayın sahip olmadığı bir imkân sunuyor: 2028 ABD başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Partinin olası adaylığı için yapılan anketlerin çoğunda önde görünen Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in yakın çevresine doğrudan erişim. Nitekim Rockbridge Brazil LLC şirketinin kuruluş işlemlerini yürüten Chris Applegate, Vance’in bağışçılarla ilişkilerinden sorumlu isim.

ABD Yüksek Mahkemesinin 2025’teki gümrük vergisi artışını iptal etmesinin ardından uygulamaya konulan ikinci ticari yaptırım dalgası kapsamında, temmuz ayından bu yana Brezilya’nın bazı ihraç ürünlerine yüzde 37,5’e varan gümrük vergileri uygulanıyor. Bu koşullarda Washington ile ilişkileri düzeltme vaadi, özellikle iş dünyası ve ihracatçılar açısından seçmenlerin tercihini etkileyebilecek bir unsur hâline geliyor.

Brezilya’nın Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci rezervine sahip olduğu nadir toprak elementleri konusunda iş birliği önerisi de bu vaadi somutlaştırıyor. Üstelik bu öneri, Trump’ın Çin ile tedarik zincirleri üzerinden yürüttüğü rekabette ekonomi diplomasisine verdiği öncelikle de örtüşüyor. Böylece Bolsonaro, kendisini yalnızca Trump’ın ideolojik müttefiki olarak değil, aynı zamanda onun tercih ettiği muhatap olarak da sunabiliyor.

İkinci yol ise örgütlenme kapasitesi. Rockbridge’in ABD’de sunduğu şey, aslında bir siyasi örgütlenme modeli. Kuruluşun 2021 tarihli broşüründe kendi medya organlarını oluşturma, sosyal medya fenomenlerine yönelik programlar geliştirme ve gelecekte görev alacak kadroları yetiştirmek için bir “gölge hükûmet” kurma planları yer alıyordu. Rockbridge, 2024 seçimlerinde kritik eyaletlerde seçmenleri harekete geçirmeye yönelik faaliyetlere de mali destek sağladı.

Brezilya için hazırlanan plan da bu modeli örnek alıyordu. Rockbridge ülkede hiçbir zaman resmî olarak faaliyete geçmemiş olsa da bilgi ve deneyimin aktarılması için kurumsal bir yapının bulunması gerekmiyor. İnsanlar öğrendiklerini ve kurdukları bağlantıları beraberlerinde taşıyor. Üstelik Flávio Bolsonaro’nun kendi müttefiklerinin açıklamalarına göre Rockbridge ile bağlantılı kişilerden bazıları şimdiden onun seçim kampanyasında çalıştı.

Sonucun yalnızca birkaç puanlık farkla belirleneceği bir ikinci turda, iş dünyasının önde gelen isimlerini harekete geçirme, kampanya içeriklerini finanse etme ve seçmenleri yasal ve ülke içindeki kanallar aracılığıyla sandığa yönlendirme kapasitesi, yurt dışından yapılacak herhangi bir para transferinden çok daha değerli olabilir.

Üçüncü unsur ise bumerang etkisi. Rockbridge’in faaliyetleri, Flávio Bolsonaro’nun aleyhine de belirleyici bir rol oynayabilir. Lula’nın seçim kampanyası bu konuyu çoktan siyasi söylemine dâhil etti ve Trump’ı Brezilya’yı “sömürgeleştirmek” istemekle suçladı. ABD’nin 2025’te gümrük vergilerini artırması, iki ülke arasındaki ticari anlaşmazlığı ulusal egemenlik meselesine dönüştürerek Lula’nın halk nezdindeki desteğini artırmıştı. Şimdi de ABD Başkan Yardımcısı ile bağlantılı bir ağın başkan adaylarından birinin çevresinde yer alması, Lula yönetimine benzer bir söylemi yeniden kullanma fırsatı sunuyor. Flávio Bolsonaro’yu iş dünyasının gözünde güçlendiren aynı bağlantılar, milliyetçi seçmenlerin tepkisini çekmesine de yol açabilir.

25 Ekim’deki İkinci Turdan Sonra Ne Olacak?

Seçimlerin sonucu ne olursa olsun, bu gelişmeler Amerikan sağının Brezilya’da nüfuz kurma yöntemlerinde yaşanan değişimi ortaya koyuyor. Örneğin Atlas Network, geçmişte ülkede neoliberal politikaları savunan liberal düşünce kuruluşlarından oluşan bir ağı desteklemişti. Bu kuruluşların yöneticileri daha sonra Bolsonaro yönetiminde üst düzey görevlere yükselmişti.

Rockbridge ise farklı bir modeli başka ülkelere taşıyor: Bağışçıları, siyasi adayları ve ABD hükûmetine erişim imkânını birbirine bağlayan örgütlü bir siyasi sermaye modeli. Bu modelin merkezinde, Çin ile rekabet doğrultusunda kritik minerallere ve teknolojiye odaklanan belirli bir ekonomik gündem bulunuyor. Üstelik Brezilya için hazırlanan plan yalnızca seçimlerle sınırlı değil. Üyelerin yıllık aidatlarıyla finanse edilecek, basın, üniversiteler ve yasama organına yönelik kalıcı konseylerin kurulması da hedefleniyor.

Güney Kore ile yapılacak bir karşılaştırma, Brezilya örneğini farklı kılan unsuru daha açık biçimde gösteriyor. Rockbridge, Seul’de siyasi yelpazenin hem sağından hem de solundan gelen seçkinleri Washington ile kurulacak bir ittifak etrafında bir araya getirdi. Brezilya’da ise yalnızca tek bir adayı destekledi. Bu yaklaşım, resmî kanalların dışında yürütülen, özel sektörün öncülük ettiği ve siyasi rekabette tek bir tarafın çıkarlarına hizmet eden partizan bir ekonomi diplomasisi biçimini ortaya çıkarıyor.

2019 yılında Chris Buskirk, Brezilya Dışişleri Bakanlığında yaptığı bir konuşmada küreselleşmeciliğin ulusal egemenliği nasıl tehdit edebileceğini anlatmıştı. Yedi yıl sonra ise başında bulunduğu ağ, bir başkan adayına doğrudan danışmanlık yapmaları için 19 yabancı üst düzey yöneticinin adını bir listeye ekledi.

Brezilya seçim yasaları, kampanyaların yabancı kuruluşlardan nakit para ya da parasal değeri olan ayni bağışlar almasını yasaklıyor. Raporlar ve danışmanlık hizmetleri de gerçekten sağlandıkları kanıtlanırsa bu yasak kapsamında değerlendirilebilir. Fakat Washington’a erişim imkânı ve gelecekte yapılabilecek yatırımlara ilişkin vaatlerin beyan edilecek bir parasal karşılığı bulunmuyor. Rockbridge’in sunduğu şey de tam olarak bu. Siyasi açıdan neredeyse iki eşit parçaya bölünmüş bir ülkede, yasadaki bu boşluk bir sonraki yönetimin kim olacağını belirleyebilir.

NOT: Bu yazının İngilizce aslı, 19 Ekim’de The Conversation tarafından yayımlanmıştır. Orijinal içerik Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0) lisansı altında tercüme edilmiştir.