Brezilya’da devlet başkanlığı seçimlerinin ikinci turundan bu yana gündemin ilk sırasında, Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva’nın beklentilerin aksine kazandığı seçim zaferi var. Seçimlerin ilk turunda, 2022 seçimlerinin sonuçlarını değiştirmeye yönelik girişimleri nedeniyle 27 yıl hapis cezasına çarptırılan eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun oğlu Flávio Bolsonaro, az farkla öne geçmişti. Ama 25 Ekim 2026’da güçlü bir geri dönüş yapan Lula, oyların yaklaşık yüzde 52’sini alarak yüzde 48’de kalan rakibini geride bıraktı.
Yine de iki aday arasındaki oy farkının bu kadar az olması, Brezilya toplumundaki derin kutuplaşmayı bir kez daha ortaya koydu. Son yıllarda ülke siyasetinde giderek daha fazla belirleyici olan dinî ayrışmalar da bu kutuplaşmanın önemli bir parçası. Seçim öncesi anketler, Katoliklerin Lula’ya daha yakın olduğunu, Evanjeliklerin ise güçlü biçimde Bolsonaro’yu desteklediğini gösteriyordu.
Ama Brezilya’daki Evanjelikler, sanıldığının aksine, ortak siyasi görüşlere sahip tek bir topluluk değil. Latin Amerika üzerine çalışan bir siyaset bilimci olarak, dinin Brezilya siyasetindeki etkisinin çok daha karmaşık olduğunu düşünüyorum. Özellikle de din ile ırk arasındaki ilişkiye bakıldığında bu karmaşıklık daha belirgin hâle geliyor.
Hristiyan Topluluklarda Değişen Dengeler: Evenjeliklerin Artan Siyasi Etkisi
Son nüfus sayımına göre Brezilyalıların yüzde 57’si Katolik, yüzde 27’si ise Evanjelik. Bu oranlar, yalnızca 30 yılda yaşanan büyük bir değişime işaret ediyor. O dönemde her 10 Brezilyalıdan sekizi kendisini Katolik, yalnızca biri Evanjelik olarak tanımlıyordu.
Hristiyanlık dışındaki inançlara bakıldığında ise nüfusun yüzde 1’i kökleri Afrika dinlerine dayanan Candomblé veya Umbanda geleneklerini benimsiyor. Yüzde 2’si, 20. yüzyılın başlarında Brezilya’da yaygınlaşan Spiritizm hareketine mensup. Brezilyalıların yüzde 4’ü diğer dinlere inanırken yüzde 9’u herhangi bir dine bağlı olmadığını söylüyor.
Evanjeliklerin artan etkisi siyasette de kendisini gösteriyor. Brezilya Kongresinin alt kanadı olan Temsilciler Meclisindeki her beş milletvekilinden yaklaşık biri kendisini Evanjelik olarak tanımlıyor. Jair Bolsonaro’nun eşi Michelle, 2018 seçimleri öncesinde Evanjeliklerin desteğinin kazanılmasında önemli rol oynadı. Bolsonaro’nun “Tanrı, vatan, aile ve özgürlük” sloganı, önde gelen din adamlarından da destek gördü. Oğlu Flávio da 2026 seçim kampanyasında dinî söylemlere sık sık başvurdu. Örneğin bir konuşmasında Brezilya’nın “Rab İsa Mesih’e ait olduğunu” söylemişti.
Ama Evanjelikler arasında önemli farklılıklar var. Latin Amerika’da Katolik olmayan Hristiyanların neredeyse tamamı genellikle “Evanjelik” olarak adlandırılıyor. Brezilya’daki Protestan kiliselerinin bir bölümü son derece muhafazakâr ve ABD’deki Evanjelik kiliselerle pek çok ortak özellik taşıyor. Fakat bu geniş tanımın içine Metodistler, Lüterciler ve Presbiteryenler gibi farklı mezhepler de giriyor. Bunların yanında Tanrı’nın Krallığı Evrensel Kilisesi (Universal Church of the Kingdom of God) ve Brezilya’nın Katolik olmayan en büyük dinî topluluğu Tanrı Meclisi (Assembly of God) gibi Pentekostal kiliseler de bulunuyor.
Din üzerine araştırmalar yapan Brezilyalı düşünce kuruluşu ISER’in anketleri, Pentekostal ve Evanjelik kiliselere mensup kişilerin Lula’nın İşçi Partisine diğer dinî gruplardan daha fazla karşı çıktığını gösteriyor. Buna karşılık, Afrika kökenli dinlere inananlar arasında Bolsonaro’nun Liberal Partisine yönelik karşıtlık diğer gruplara göre daha güçlü.

Brezilya’nın Aparecida kentinde 12 Ekim 2022’de düzenlenen Katolik ayinine katılan Jair Bolsonaro’nun destekçileri. Siyasi desteğini büyük ölçüde Evanjelik seçmenlerden alan Bolsonaro, 2022 seçim kampanyasında Katolik seçmenlere de ulaşmaya çalışıyordu. 2022 seçimlerinin ardından Bolsonaro darbe girişiminde bulunmaktan 27 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. | Fotoğraf: Wagner Vilas – Shutterstock.
Brezilya’da Din ve Irk Arasındaki İlişki
Anketler ve akademik araştırmalar, Brezilya siyasetinde ırkın da belirgin bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Oysa Brezilya toplumunda uzun yıllardır ırksal farklılıkların önemli olmadığına dair yaygın bir inanış var. Brezilyalıların yüzde 45’i kendisini farklı ırksal kökenlerden gelen kişileri tanımlamak için kullanılan “Pardo”, yani “esmer” kategorisinde görüyor. Nüfusun yüzde 43’ü kendisini beyaz, yüzde 10’u ise siyahi olarak tanımlıyor. Yerli halklar nüfusun yaklaşık yüzde 0,6’sını, Doğu Asya kökenliler ise yüzde 0,4’ünü oluşturuyor.
Siyahi Brezilyalılar Lula’yı desteklemeye daha yatkınken beyazlar arasında Bolsonaro’ya destek daha yüksek. Kendilerini Pardo olarak tanımlayanlar ise iki aday arasında neredeyse eşit biçimde bölünüyor. Brezilya toplumunun çeşitliliğini anlayabilmek için din ile ırk arasındaki ilişkiye de bakmak gerekiyor. Siyahi Brezilyalıların yaklaşık yarısı Katolik, üçte bire yakını ise Evanjelik. Üstelik Pentekostal ve Evanjelik kiliselere mensup kişilerin çoğunluğu Afrika kökenli.
ABD’de ortaya çıkan bağımsız siyahi Hristiyan kiliselerine benzer yapılar Brezilya’da gelişmedi. ABD’de bu kiliselerin kurulmasında, siyahilerle beyazları birbirinden ayıran ırk ayrımcılığı uygulamaları da etkili olmuştu. Bununla birlikte Brezilya’da dinî kuruluşlar bünyesinde faaliyet gösteren siyahi topluluklar, uzun yıllardır ırkçılıkla mücadele ediyor ve siyahilerin karşı karşıya olduğu sorunlara çözüm bulunması için çalışıyor. Ama bütün bu çabalara rağmen hem Katolik hem de Evanjelik kiliselerde yönetici konumlar büyük ölçüde beyazların elinde kalmaya devam etti.
2010’ların sonlarına doğru yeni bir aktivist kuşağı ön plana çıkmaya başladı. Bu kuşak özellikle Afro-Brezilya dinlerine yönelik hoşgörüsüzlüğün ve Hristiyan milliyetçiliğinin yükselişinden kaygı duyuyordu. Bazı aktivistler Bolsonaro yönetimine yönelik eleştirilerini de daha yüksek sesle dile getirmeye başladı. 2022 seçimleri sırasında 14 Evanjelik kuruluş bir araya gelerek “Brezilyalı Siyahi Protestanlar Manifestosu”nu yayımladı. Manifestoda devletin herhangi bir dine ayrıcalık tanımaması, Siyahi gençlere yönelik polis şiddetiyle mücadele edilmesi, kadın haklarının korunması ve başka pek çok konuda adım atılması talep ediliyordu.
2025 yılında siyaset bilimci Gladys Mitchell-Walthour ile birlikte São Paulo’da düzenlenen Enegrecer Konferansına katıldım. Konferansta, aralarında din adamlarının ve kilise mensuplarının da bulunduğu 400 Afro-Brezilyalı Evanjelik bir araya gelmişti. Katılımcılar, ırksal adaletin sağlanmasını ve sosyoekonomik eşitsizliklerin azaltılması için somut adımlar atılmasını istiyordu. Konferansın öne çıkan konularından biri de ibadethaneleri sık sık saldırıya uğrayan ve tahrip edilen Candomblé ve Umbanda topluluklarıyla ilişkilerin geliştirilmesiydi. Candomblé geleneğinde “babalawo” olarak bilinen din adamlarından Ivanir dos Santos, konferansın kapanış töreninde katılımcılar için kutsama duası yaptı.
2026 Seçimlerinde Dinî Kutuplaşma
Brezilya’daki son seçim sürecinde din, tek başına önemli bir kutuplaşma kaynağına dönüştü. Örneğin Instagram’da “Gerçek Hristiyanlar Lula’ya oy vermez” ya da “Ben Hristiyanım ve Lula’yı destekliyorum” gibi birbiriyle taban tabana zıt paylaşımlara rastlamak mümkündü.
Evanjeliklerin Jair Bolsonaro’ya verdiği güçlü destek, son yıllardaki seçimlerin en dikkat çekici özelliklerinden biri oldu. Ama bu seçimlerde farklı bir gelişme de yaşandı. Çoğu siyahi veya “Pardo” olan Evanjeliklerin sol siyasete açıkça destek verdiği örnekler artık eskisi kadar nadir görülmüyordu.
Örneğin Lula’nın partisiyle bağlantılı “Demokrasi İçin Hristiyanlar” adlı grup, önde gelen siyahi Evanjelikleri ve Katolikleri çeşitli panellerde bir araya getirdi, toplu dua etkinlikleri düzenledi. Grubun Instagram hesabında, Lula’nın seçim kampanyasında önemli roller üstlenen Evanjelik Hristiyan isimler de öne çıkarıldı. Bunlar arasında eski Çevre Bakanı Mariana Silva, papaz ve milletvekili Henrique Vieira, Başsavcı Jorge Mesias, milletvekili ve eski Rio de Janeiro Valisi Benedita da Silva ile André Janones yer alıyordu. Brezilya’nın en kalabalık eyaletlerinden birini temsil eden milletvekili Janones, Lula’nın zaferinde kritik rol oynayan ve 10 milyon üyeye ulaşan “Lula’nın Ordusu” adlı WhatsApp grubunu yönetiyordu.
Lula’nın dördüncü seçim zaferi, ırkın Brezilya toplumunda din de dâhil olmak üzere hayatın hemen her alanıyla nasıl iç içe geçtiğini gösteren bir başka örnek oldu. Bana göre bu köklü ayrışmalar, önümüzdeki yıllarda da Brezilya’nın siyasi ve dinî hayatını şekillendirmeyi sürdürecek.
NOT: Bu yazının İngilizce aslı, 27 Ekim’de The Conversation tarafından yayımlanmıştır. Orijinal içerik Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0) lisansı altında tercüme edilmiştir.







