Brezilya’da devlet başkanlığı seçimlerinin ikinci turu, son haftalarda geriden gelen mevcut Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva’nın zaferiyle sonuçlandı. 25 Ekim’de gerçekleştirilen seçimde solcu İşçi Partisinin (PT) adayı Lula, aşırı sağcı eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’nun oğlu Flávio Bolsonaro’yu yaklaşık 4,4 milyon oy farkla geride bıraktı.

Yarın 81 Yaşına Girecek Lula Dördüncü Kez Seçildi

Brezilya Yüksek Seçim Mahkemesinin (TSE) açıkladığı resmî sonuçlara göre, Lula 64 milyon 256 bin 232 oy alarak yüzde 51,79’a ulaştı. Liberal Partinin (PL) adayı Flávio Bolsonaro ise 59 milyon 826 bin 41 oyla yüzde 48,21’de kaldı. Böylece Lula, Brezilya tarihinde dört kez devlet başkanı seçilen ilk siyasetçi oldu. Lula, 2003–2010 yılları arasında üst üste iki dönem devlet başkanlığı yaptı. 2022 seçimlerinde Jair Bolsonaro’yu yenerek Ocak 2023’te üçüncü dönemine başladı. 27 Ekim 1945 doğumlu Lula, yarın 81 yaşına girecek.

Lula aynı zamanda Brezilya’da 1989’dan bu yana düzenlenen iki turlu devlet başkanlığı seçimlerinde bir ilke imza attı. Daha önce ikinci tura kalan bütün seçimlerde ilk turu önde tamamlayan aday kazanmıştı. Lula, ilk turda ikinci sırada yer almasına rağmen seçimi kazanan ilk aday oldu.

São Paulo’da seçim sonuçlarını bekleyen Lula, zaferin ardından yaptığı konuşmada seçimleri demokrasinin kazandığını söyledi. Ama başkent Brasília’da sonuçları takip eden Bolsonaro, yenilgiyi kabul etmediğini açıklayarak seçimlerin iptalini talep etti.

İlk Turu Kaybeden Lula Seçimi Nasıl Kazandı?

Brezilya’da 4 Ekim’de yapılan ilk tur, Bolsonaro cephesinin beklenmedik başarısıyla sonuçlanmıştı. Flávio Bolsonaro geçerli oyların yüzde 47,03’ünü alarak ilk sırada yer alırken Lula yüzde 45,16’da kalmıştı. İki aday arasındaki fark yaklaşık 2,2 milyon oydu. İlk turdaki sonuç, Lula’nın yeniden seçilmesinin önündeki güçlükleri ortaya koymuştu. Bolsonaro’nun partisi Kongre seçimlerinde de önemli kazanımlar elde etmişti. Ülkedeki ekonomik hoşnutsuzluk ve kamu güvenliğine ilişkin endişeler, hükûmete yönelik eleştirileri artırıyordu.

Fakat ikinci tur öncesindeki üç haftada seçim kampanyasının seyri değişti. Lula destekçileri São Paulo ve Rio de Janeiro başta olmak üzere çok sayıda şehirde kitlesel gösteriler düzenledi. Kampanyanın son günlerinde yüz binlerce kişi sokaklara çıktı. São Paulo Üniversitesinden siyaset bilimci Prof. André Singer, Lula’nın seçim zaferinde üç unsurun etkili olduğunu belirtiyor:

  • Kampanyanın halkın ekonomik sorunlarına daha fazla odaklanması
  • Sol seçmenlerin kitlesel biçimde harekete geçmesi
  • Dijital kampanya stratejisinin yeniden düzenlenmesi.

Singer’e göre Lula’nın özellikle gıda fiyatları, sosyal yardımlar ve çalışma koşulları üzerine yoğunlaşması, ilk turda sandığa gitmeyen seçmenlere ulaşmasını kolaylaştırdı. Seçim öncesinde São Paulo’da düzenlenen gösteriler de sol hareketin son yıllardaki en büyük kitlesel eylemleri arasında değerlendiriliyor.

Katılım rakamları da bu değişimi gösteriyor. İlk turda oy kullanmayan seçmenlerin oranı yüzde 21,08 iken ikinci turda yüzde 19,2’ye geriledi. Yaklaşık 158 milyon kayıtlı seçmenin bulunduğu ülkede 128,2 milyon kişi ikinci turda sandığa gitti. Oxford Üniversitesinden Doç. Dr. Anna Petherick ve Amsterdam Üniversitesinden Dr. João Areal’in seçim öncesinde yayımladığı araştırma ise Brezilyalı seçmenlerin tercihlerinde siyasi rakiplerine yönelik duyguların ve Jair Bolsonaro’nun hapis cezasına ilişkin tutumların önemli rol oynadığını gösteriyor. Araştırmacılara göre ülkedeki kutuplaşma, demokratik kurumlara yönelik genel destekten daha belirgin bir siyasi ayrışma yaratıyor.

Brezilya’nın Kuzeydoğu Eyaletleri Lula’nın Zaferinde Belirleyici Oldu

Seçim sonuçları Brezilya’daki coğrafi ve siyasi ayrışmayı da yeniden gösterdi. Lula, ülkenin 13 eyaletinde kazanırken Flávio Bolsonaro 13 eyalet ile başkent Brasília’nın bulunduğu Federal Bölge’de ilk sırada yer aldı. Lula özellikle ülkenin kuzeydoğusundaki dokuz eyaletin tamamında önemli farklarla kazandı. Bu bölgede yaklaşık 24,5 milyon oy alan Lula, rakibine karşı 13,7 milyon oyluk üstünlük sağladı.

Kuzeydoğu, Brezilya’nın tarihsel olarak gelir düzeyinin daha düşük olduğu bölgeleri arasında bulunuyor. Lula’nın 2003’te başlayan ilk iktidarından itibaren uygulanan Bolsa Família adlı sosyal yardım programı, kırsal bölgelerde elektrik ve temiz suya erişim projeleri ile devlet üniversitelerinin yaygınlaştırılması, İşçi Partisinin bölgedeki güçlü seçmen tabanının oluşmasında etkili oldu.

Buna karşılık Bolsonaro, ülkenin güneyinde ve orta batısında daha yüksek oy oranlarına ulaştı. Özellikle soya, mısır ve hayvancılık üretiminin öne çıktığı orta batı eyaletleri sağcı adayın güçlü olduğu bölgeler arasında yer aldı. Bolsonaro, Orta Batı’da geçerli oyların yüzde 60’ını, ülkenin güneyinde ise yüzde 62,58’ini aldı. Tarımsal üretimin ekonomide önemli yer tuttuğu birçok iç bölge, Bolsonaro ailesinin siyasi tabanı olmaya devam ediyor.

Brezilya’nın en büyük seçmen kitlesine sahip São Paulo eyaletinde ise Bolsonaro yüzde 53,85 oy alırken Lula yüzde 46,15’te kaldı. Ülkenin en önemli sanayi, finans ve hizmet merkezi olan eyalette kent ile çevresi arasında da dikkat çekici bir ayrışma yaşandı. Bolsonaro eyalet genelinde kazanırken Lula, São Paulo kent merkezinde rakibini yaklaşık 10 puan farkla geride bıraktı.

Seçimin en çekişmeli sonuçlarından biri Minas Gerais eyaletinde ortaya çıktı. İlk turda Bolsonaro’nun önde olduğu eyalette Lula ikinci turda yüzde 50,43 oyla kazandı. İki aday arasındaki fark yalnızca 109 bin oydu. Yaklaşık 21 milyon nüfuslu Minas Gerais, Brezilya ekonomisinin farklı kesimlerini bir arada barındırıyor. Demir cevheri madenciliği, metal ve otomotiv sanayisi, kahve üretimi ve hayvancılık eyaletin önde gelen ekonomik faaliyetleri arasında. Büyük sanayi merkezleri ile daha düşük gelirli kırsal yerleşimlerin aynı eyalette bulunması, Minas Gerais’i Brezilya’nın toplumsal çeşitliliğini yansıtan bölgelerden biri hâline getiriyor. Brezilya’da “Minas Gerais’i alan ülkeyi alır” demek pek de abartılı olmaz. Nitekim 1989’dan bu yana yapılan bütün devlet başkanlığı seçimlerinde Minas Gerais’te kazanan aday, ülke genelinde de seçimi kazandı. Bu gelenek, Lula’nın 2026’daki zaferiyle de devam etti.

Seçmenlerin tercihlerinde coğrafi ve ekonomik farklılıkların yanı sıra dinî aidiyetler de etkili oldu. Seçimden üç gün önce yayımlanan bir araştırmaya göre, Katolik seçmenlerin yüzde 59’u Lula’yı, yüzde 41’i Flávio Bolsonaro’yu destekliyordu. Evanjelik seçmenlerde ise Bolsonaro yüzde 73, Lula yüzde 27 destek alıyordu.

Brezilya’da 1960’lardan itibaren gelişen, yoksulluk ve eşitsizlikle mücadeleyi dinî bir sorumluluk olarak gören Katolik hareket anlamına gelen “Katolik Kurtuluş Teolojisi”, yoksulluk ve toplumsal eşitsizlikle mücadeleyi öne çıkararak sol hareketin örgütlenmesinde önemli rol oynadı. Lula’nın kurucuları arasında bulunduğu İşçi Partisinin ilk destekçileri arasında ilerici Katolik çevreler de yer alıyordu. Buna karşılık özellikle Pentekostal kiliselerin yükselişi, son yıllarda muhafazakâr siyasetin toplumsal tabanını güçlendirdi. Bolsonaro ailesi de Evanjelik seçmenler arasında güçlü bir destek buldu.

Oğul Bolsonaro Seçim Sonuçlarını Neden Tanımıyor?

Lula’nın zaferinin açıklanmasından kısa süre sonra Flávio Bolsonaro, seçim sonuçlarını kabul etmeyeceğini duyurdu. Euronews’ün haberine göre, Bolsonaro’nun itirazının merkezinde seçim günü yaşanan ulaşım sorunları nedeniyle oy verme süresinin iki saat uzatılması bulunuyor.

Seçim günü bazı şehirlerde otobüs seferlerinin azaltıldığı ve Lula destekçilerinin oy kullanmasının engellenmeye çalışıldığı iddiaları gündeme gelmişti. Şiddetli yağışların etkili olduğu bazı bölgelerde de ulaşım sorunları yaşandı. Bunun üzerine Yüksek Mahkeme Yargıcı Cristiano Zanin, oy verme süresinin saat 17.00’den 19.00’a uzatılmasına karar verdi. Bolsonaro, bu uygulamanın seçim kurallarının oylama devam ederken değiştirilmesi anlamına geldiğini savunarak sonuçların iptalini istedi. Ama The Guardian gazetesinin aktardığına göre, Bolsonaro’nun seçim kampanyası da bazı bölgelerde oy verme süresinin uzatılmasını talep etmişti.

Benzer şekilde Jair Bolsonaro, 2022’de Lula’ya karşı kaybettiği seçimlerin sonuçlarını kabul etmemiş, 2023’te gerçekleşen darbe girişimiyle bağlantılı olarak yargılanmıştı. Eski devlet başkanı, 2025’te darbe girişimi planlamaktan 27 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Florida International Üniversitesinden siyaset bilimci Dr. Guilherme Casarões, Conversation’da yayımlanan analizinde, seçim günü yaşanan hukuki anlaşmazlığın kaybeden tarafın usulsüzlük iddialarına zemin hazırlayabileceğine dikkat çekiyor.

Lula Kazandı Ama Kongrede Sağcı Partiler Güçlendi

Lula’nın seçim zaferine rağmen yeni döneminde karşılaşacağı en büyük sorunlardan biri Kongredeki güç dengesi olacak. İlk turla birlikte yapılan parlamento seçimlerinde Bolsonaro’nun Liberal Partisi 513 üyeli Temsilciler Meclisinde 121 sandalye kazandı. 1988 Anayasası’nın kabulünden bu yana ilk defa bir parti bu kadar yüksek milletvekili sayısına ulaştı. Sağcı partilerin Senatodaki temsil gücü de arttı.

Associated Press’in haberine göre, yeni Kongredeki sağcı milletvekilleri yargı kurumlarının yetkilerinin sınırlandırılması, kamu harcamalarının azaltılması, güvenlik politikalarının sertleştirilmesi ve çevre düzenlemelerinin gevşetilmesi gibi başlıklarda girişimlerde bulunmayı planlıyor. Uzmanlara göre yeni Kongre, Lula’nın anayasa değişiklikleri yapmasını, bazı yasaları yürürlüğe koymasını ve Yüksek Mahkemeye yeni yargıçlar atamasını zorlaştırabilir.

Guilherme Casarões, Lula’nın yeni döneminde bütçe, kamu harcamaları ve demokratik kurumlara yönelik güven sorunlarıyla uğraşmak zorunda kalacağını belirtiyor. Araştırmacıya göre seçim zaferi, ülkenin derin siyasi kutuplaşmasını tek başına ortadan kaldırmayacak.

Lula’nın Zaferi Trump İçin Ne Anlama Geliyor?

Brezilya seçimlerinin sonuçları uluslararası alanda da yakından takip edildi. ABD Başkanı Donald Trump’ın desteklediği Flávio Bolsonaro’nun yenilgisi, Latin Amerika’da son dönemde sağ partilerin kazandığı seçimlerin ardından dikkat çekti.

Flávio Bolsonaro, kampanya boyunca Washington ile daha yakın siyasi ve ekonomik ilişkiler kurulmasını savunmuştu. Trump yönetimine yakın siyasi çevrelerin Brezilya’daki faaliyetleri de seçim öncesindeki tartışmalardan biriydi. ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in kurucuları arasında bulunduğu Rockbridge Network’ün Brezilya’daki siyasi bağlantıları ve olası bir Bolsonaro yönetimi için hazırladığı planlar kamuoyuna yansımıştı.

Lula ise seçim kampanyasında ülkenin egemenliğini ve ABD’nin ekonomik baskılarına karşı bağımsız hareket etme hakkını öne çıkardı. Brezilya’nın Çin ile ticari ilişkilerini ve BRICS içindeki konumunu sürdürmesi de iki adayın dış politika yaklaşımları arasındaki farklılıklardan biriydi.

Lula’nın yeni dönemi yalnızca dış politikada değil, ülke içinde de zorlu müzakerelere sahne olacak. Brezilya ekonomisinin büyüme kapasitesi, kamu harcamaları, hayat pahalılığı ve güvenlik sorunları hükûmetin öncelikleri arasında bulunuyor. (P)