Uygurlar Doğu Türkistan’daki Peçe Tartışmalarının Arka Planı

Çin Komünist Partisi (ÇKP), Doğu Türkistan Uygur Özerk Bölgesi’nde dengeyi yeniden sağlamak adına yeni bir düşmana odaklandı: Peçe. Çin’in bu batı ucundaki bölgesinde kadınların peçe takmalarını yasaklamak suretiyle ÇKP, “İslami radikalleşmeye” karşı bir “ilerleme” kaydetmiş oluyor. Buna karşın, bölge idarecileri peçeyi tamamenortadankaldırmanınyollarını ararken bir yandan da Uygurlarla parti devleti arasındaki zatenkırılgan olan ilişkiyi daha da zor bir duruma sokma riskini almış oluyorlar.

Geçtiğimiz yıllarda Çin Komünist Partisi (ÇKP) Doğu Türkistan’da peçe takmanın toptan yasaklanması için uğraşlarını artırdı. 10 Aralık 2014 tarihinde Urumçi Halk Kongresi Daimi Komitesi, kamuya açık alanlarda yüzün peçe ile tamamen örtülmesini yasaklayan hükmün yürürlüğe sokulması için toplandı. Bu yasak, bölge hükûmeti tarafından son onayı aldıktan sonra 2015 başlarında yasalaştırılmak üzere bekletiliyor.

Komitenin kararı, 2000’li yılların başından beri Uygur kadınlar arasında peçenin yaygınlaşmasının ardından geldi. ÇKP kurmayları; nikap, cilbab gibi örtü türlerinin popülerleşmesi sonrasında endişelenmeye başladılar, aynı zamanda oldukça yaygın bir şekilde kullanılan başörtüsünü de “anormal” bir giysi olarak değerlendirdiler. Çin (ve bazı Uygur otoriteleri) bu tür İslami örtünme biçimlerinin Uygur kültürüne yabancı olduğunu ve “İslami radikalleşmenin dışa vurumunun bir tezahürü” olduğunu iddia etmektedirler.

Bu yasaklama girişimi, Uygur kadınlarını peçeden uzaklaştırmak için yapılan bir dizi girişimin ardından ortaya çıktı. Geçtiğimiz yaz ayının başında Karamay ve Gulca’daki yetkililer peçe, cilbab ve başörtüsü takanların, uzun sakal bırakanların ve ay yıldızlı elbise giyenlerin kamuya açık alanlara girmelerini ve toplu taşıma araçlarını kullanmalarını yasakladılar. Mart 2014’te Turfan’daki otoriteler Fransa ve Belçika’dakine benzer bir şekilde yüzün gizlenmesini yasaklayan bir yasa tasarısı hazırladılar.

ÇKP, renkli atlas tekstil ürünlerini, işlemeli doppa şapkalarını ve örülmüş saçı peçenin yerine modern Uygur kadınlığının “normal” sembolleri olarak teşvik ediyor. Bu moda standartlarını oturtmak adına Sincan Uygur Özerk Bölgesi yetkilileri 2011 yılında “Güzellik Projesi” başlattı. 5 yıl süreli ve 8 milyon dolar bütçeli olan bu kampanyanın hedefi, Doğu Türkistan’ın moda, kozmetik ve takı endüstrisini geliştirmenin yanı sıra Müslüman kadınların “yönünü modern kültüre çevirmek” ve peçelerini çıkarmalarını sağlamak. Moda defileleri, törenler düzenlenerek ve etnik kılık-kıyafet ve görgü kuralları hakkında seminerler verilerek Uygur kadınları “güzel saçlarını salmaya ve güzel yüzlerini göstermeye”1 ikna edilmeye çalışılıyor.

Bunun yanı sıra, birçoğu Uygur olan yerel idareciler peçeye karşı daha sert, hatta bazen ölümle sonuçlanan müdahalelerde bulundular. Özgür Asya Radyosu’nda mayıs ayında duyurulduğuna göre Aksu bölgesinde, başörtülü şekilde okula gelinmesi yasağına karşı gelen çok sayıda kadın ve ortaokul öğrencisinin tutuklanmasını protesto eden kalabalığa polis tarafından ateş açıldı. Urumçi’de ağustos ayında illegal dinî faaliyetlere karşı yapılan operasyonda, illegal “dinî” giyim eşyası olma potansiyeli olarak gördükleri 259 cilbab, 1265 başörtüsü, 293 şapka ve 50 metre kumaşa el konuldu. Ayrıca bölge genelinde peçeli kadınların kayıt altına alınması suretiyle denetimler artırıldı. Uygurların çoğu, ÇKP’nin peçeye karşı uygulamalarını Çin anayasası tarafından korunan dinî inanç ve gelenekleri sürdürme özgürlüğünü ihlal edici olarak görmekte ve haklarının çiğnendiğini düşünmekte. Bu da insanları şu soru üzerinde düşünmeye itiyor: ÇKP Uygurların büyük bir kısmını öfkelendirdiği bariz olan bu uygulamayı yapmakta neden ısrar ediyor? Kısaca cevaplandırmak gerekirse, ÇKP peçe ve ekstremizmi, hatta terörizmi doğrudan birbiriyle bağdaştırıyor. Hâlbuki ÇKP’nin peçeye karşı olan bu tutumu “Kıyafet, köktenciliğin sağlam bir göstergesidir.” şeklindeki oldukça yanlış bir teze dayanıyor.

Genç peçeli Uygur kadınları ile yapılan söyleşilerin de açıkça gösterdiği üzere çok az sayıda insan İslam’ın aşırı yorumlarına başvuruyor. Tam aksine, kadınlar ve erkekler başı örtmeye daha farklı anlamlar yüklüyorlar.

Bazı genç kadınlara göre peçe kendilerinin ulusaşırı Müslüman ümmete mensubiyetlerinin bir sembolü. Bazılarına göre ise peçe genellikle evlilikten sonra uygulanmaya başlayan kişisel bir tercih. Diğer bir kesim ise peçeyi reddederek peçenin ithal edilmiş türlerinin nevi şahsına münhasır Uygur kültürüne zarar verdiğini düşünüyor. Özetle, Uygurların büyük bir kısmı namaz kılmak, ramazan orucu tutmak, cuma namazlarına devam etmek gibi temel ibadetleri yerine getiriyor olsalar da genel anlamda peçe hakkında farklı görüşleri savunuyorlar. Bu bölünmüşlüğe rağmen, ÇKP’nin sabırlı bir şekilde arka planda kalıp Uygur toplumundaki bu tartışmanın bitmesini beklemek gibi bir niyeti yok. Aslında ÇKP, bıkkın insanlara radikal İslam’a karşı yürüttüğü savaşı kazandığı güvencesini vermek adına peçeyi sert bir şekilde kontrol altına alma ihtiyacı hissediyor.

Yakalanan patlayıcılar ve silahların yanı sıra terör zanlıları gibi el konulan yığınlarca peçe de Doğu Türkistan’ı saran şiddet ve diğer sosyal problemlerden insanların ilgisini başka yöne çekiyor. Yetkililer Kaşgar şehrinde 2012 yılında yüzde 70’in üzerinde kadının peçelerini çıkardığını duyurduklarında, esasında bunun altında ekstremizmle mücadelede bir başarı kazandıkları varsayımı yatmaktaydı.

ÇKP Doğu Türkistan’da peçeyi ve başörtüsünü hedef almaya devam edecek. Fakat kadınları peçesizleştirmek pahalıya patlayabilir: Uygurlar ile parti devleti arasında var olan güvensizlik daha da derinleşebilir. Diğer toplumsal tartışmalarda olduğu gibi İslami giyim konusunda da Uygurların görüşleri dikkate alınmazsa, peçe Uygurların Çin egemenliğine karşı duruşlarının bir sembolü hâline gelebilir.

Fotoğraf: ©Flickr.com/IamNotUnique

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar