Hollanda'da İslam Gözetim Altına Alarak “Uyumu” Teşvik Etmek

2014 yılı eylül ayı sonlarında Başbakan Yardımcısı ve Sosyal Hizmetler ve Çalışma Bakanı Lodewijk Asscher; Diyanet, Millî Görüş, Süleyman Efendi ve Fethullah Gülen cemaati gibi dört önemli Türkiye kökenli dinî kuruluş ve hareketin beş yıl süreyle gözetimaltında tutulması gerektiğini söyledi. Yeterince şeffaf olmadıkları gerekçesiyle yapılan bu öneri, karşılıklı güven ortamının önünde bir engel teşkil ediyor.

Richard Staring 1 Ocak 2015

Türkiye kökenli dinî kuruluş ve hareketlerin gözetim altında tutulması talebinin arka planında Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye kökenli göçmenlere hitaben konuşmaları ve çeşitli sosyal çevrelerde Hollandalı gençlerin Suriye’de IŞİD’e katılmaları yatıyor. Aynı zamanda Avrupa’da geçtiğimiz yıllarda, Müslüman gençlerin radikalleşmesi korkusu hâkimken birkaç terör saldırısı da yapıldı. Bu durumlar neticesinde Hollanda hükûmetinin radikalleşme ve uyum politikasında bir değişim oldu. Bu değişim özellikle dinî inanışların, bağların ve yönelişlerin uyumun karakteristik özelliği olarak görüldüğü sosyokültürel alanlarda kendisini gösterdi.

Gözetimin birincil sebepi, aralarında Hollanda Sosyal Araştırmalar Enstitüsünün (İng. “Netherlands Institute for Social Research –SCP”), “Birlikte daha yakın? Hollanda’daki Batılı olmayan göçmenlerin sosyokültürel pozisyonları” (İng. “Closer together? The socio-cultural position of non-Western migrants in the Netherlands”) isimli raporu da olan akademik raporlar. SCP bu araştırmada, Hollandalılarla Batılı olmayan göçmenlerin sosyal ve kültürel anlamda yakınlaşıp yakınlaşmadıkları sorusunu ele alıyor. SCP, özellikle Türkiye kökenli göçmenlerin Hollandalılarla sosyal ve kültürel pozisyon anlamında yakınlaşmadıklarını belirtiyor. Yazarlar bu durumu açıklamak için ekonomik krizi ve sosyokültürel uyumu engelleyici nitelikteki düşmancıl sosyal çevre gibi Türkiye kökenli göçmenlerin dışında olup biten sebep ve şartları işaret ediyorlar.

SCP raporunun yayımlanmasından sonra Asscher Türkiye kökenli göçmenlerin kendi iç bünyelerinde kalma eğilimleri dolayısıyla endişeli olduğunu açıkça ifade etti. Türkiye kökenli dinî kuruluş ve hareketlerin Hollanda’daki Türkiye kökenli göçmenler için ne anlam ifade ettiğini ele alan yeni bir araştırma da 2014 yılı haziran ayında gerçekleştirildi. “Türk İslamı – Türk dinî hareketleri ve kuruluşları hakkındaki bilgilerin tazelenmesi” başlıklı, geniş kapsamlı bir literatürü esas alarak hazırlanan bu araştırmada, yazarlar teorik olarak kendi grubunu hedef alarak yapılan aktivitelerle (İng. “bonding”), toplumun tamamını hedef alarak yapılan aktivitelerin (İng. “bridging”) yan yana gayet güzel bir şekilde gerçekleştirilebileceğini tartışıyorlar. Yazarlar ayrıca paralel toplumun (ya da kullanmayı tercih ettikleri şekliyle söyleyecek olursak paralelizmin) varlığı ve anlamı üzerinde özellikle duruyorlar. Paralel toplum konsepti, paralel topluluğu oluşturan grubun kendisini hâkim toplumdan soyutlayarak hâkim toplumun temel değerleriyle çatışan, hatta bunlara uymayan kendi değerlerini geliştirdiğini ifade eder. Teorik argümanları ile uyumlu bir şekilde, yazarlar Türkiye kökenli dinî kuruluş ve hareketlerin temel odak noktasının dinî “bonding” aktiviteleri olduğunu ifade ediyor ve aynı zamanda Hollanda toplumuna uyum sağlamakta git gide artan bir başarı gösterdiklerini ifade ediyorlar. Yazarlar ayrıca bu kuruluşların yasa dışı aktivitelerinin olduğuna ve cinsiyet eşitliği, ifade hürriyeti ve bireysel seçme özgürlüğü gibi Hollanda’nın temel değerleriyle çatışma içerisinde olduklarına dair herhangi bir delil olmadığını söylüyorlar. Bunun yanında yazarlar, İslami kuruluşların prosedürel bir şeffaflığa sahip olmaları gerektiği; yani eğitim programlarında kullanmakta oldukları didaktik metotları açıklayabilmeleri ve bu metotları genel kalite yeterliliği bağlamında değerlendirebilmeleri gerektiğini de ifade ediyorlar.

Hollandalı saygın bir göç uzmanı olan Penninx, hükûmetlerin ve toplumun genelinin topluma yeni katılan kesimlere karşı gösterdikleri “demokratik sabırsızlık” hakkında 20 yıl önce yazmıştı. Penninx gibi akademisyenlere göre uyum, birkaç nesle yayılan, kademeli ve yavaş bir süreçtir. Türkiye kökenli Hollandalıların uyumu bu kuralda bir istisna değildir, fakat Türkiye kökenli Hollandalı göçmenler arasında bir şeylerin değiştiği muhakkak. Örneğin araştırmacılar ikinci neslin sosyal ilişkilerinde giderek artan bir etnik heterojenlik olduğundan bahsederken, Türkiye kökenli Hollandalıların eğitim seviyesinin yükseldiğini dile getiriyor ve kendi kimliklerini Türkiye ile bağdaştırma ve Türkiye odaklılık konusunda bir azalma olduğunu söylüyorlar.

Göç sosyolojisinden öğrendiğimiz ikinci bir ders de uyumun iki yönlü bir karaktere sahip olduğudur. Yalnızca göçmenler ve onların (dinî) kuruluşları değil, hâkim toplum da sorumluluklar taşımaktadır. Uyuma etki eden dezavantajlar arasında toplumsal dışlama ve ayrımcılık da yer almaktadır. Bu tür tecrübeler Türkiye kökenli Hollandalıların sosyoekonomik pozisyonlarını olumsuz etkilediği gibi sosyokültürel uyumları önünde bir engel de teşkil edebilmektedir. Bazı Türkiye kökenli Hollandalı gençlere göre Türkiye kökenli dinî kuruluş ve hareketler bu olumsuz tecrübelere karşı koyma konusunda önemli bir yere sahip. Uzmanlara göre ideolojinin ve dinin Türkiye kökenli Hollandalılar arasında spesifik olarak yorumlanış şekli, kriminalliğe ve radikalizasyona karşı caydırıcı bir etkiye sahip. İslam’ın cami kuruluşları vasıtasıyla kurumsallaştırılması, Türkiye kökenli Hollandalı yetişkinlerin radikalleşme ihtiyacı duymadan “iyi Müslümanlar” olmasına olanak sağlıyor. Hollanda hükûmeti bu dinî kuruluşların bu olumlu yönlerini kabul etmeli, aynı zamanda da bu 4 kuruluşu gözetim altında tutmak yerine karşılıklı güvene dayalı bir diyalog ortamını teşvik etmelidir. Türkiye kökenli dinî kuruluş ve hareketler Hollanda toplumunun bir parçasıdır ve bunlar problem olarak algılanmamalı; aksine, mevcut ve gelecek Türkiye kökenli vatandaşların başarılı katılımlarını sağlama adına bir kazanç olarak görülmelidir.

Fotoğraf: ©Adnan Sahin

HABER BÜLTENİ

Perspektif’in içeriklerinden haberdar olmak için kayıt olun

Hakkımızda

Avrupa’ya işçi göçü yarım asrı ardında bırakırken Müslümanlar da bulundukları ülkelerde kalıcı hâle geldiler. Bu durum “vatan”, “aidiyet”, “İslam” ve “Avrupa” gibi birçok kavramın çift taraflı olarak sorgulanmasına neden oldu. Avrupa’da yerleşik bir Müslüman cemaatin oluşması, hem yerleşik kültür ve siyasi düzen için, hem de Müslümanlar için yeni sorulara da kapı araladı.

YAZININ DEVAMI
Gizlilik Sözleşmesi | Şartlar & Koşullar