ABD Ablukası Altındaki Küba’da Yakıt Tükendi: Elektrik Şebekesi Çöktü, Halk Sokakta
Küba’da yakıt krizinin ardından elektrik şebekesi kısmen çöktü, milyonlarca kişi karanlıkta kaldı. Havana’da “Işıkları açın!” sloganıyla protestolar düzenlenirken hükûmet, krizin sorumlusu olarak ABD’nin enerji ablukasını gösteriyor. Eski Devlet Başkanı Raúl Castro'nun ABD'de yargılanacağı iddiası ise iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırıyor.
ABD yaptırımlarının 67. yılında Küba’da enerji krizinin etkileri giderek ağırlaşıyor. Küba Enerji ve Madenler Bakanı Vicente de la O Levy, ABD’nin uyguladığı petrol ablukası nedeniyle ülkede ham petrol ve akaryakıt stoklarının tükendiğini açıkladı. Bakanın açıklamasından kısa süre sonra Küba’nın elektrik şebekesinde 14 Mayıs Perşembe sabahı kısmi çöküş yaşandı. Ülkenin şebeke işletmecisi UNE, arızanın özellikle doğu Küba’da geniş çaplı elektrik kesintilerine yol açtığını duyurdu.
Yaklaşık 10 milyon nüfuslu Karayip adası, son aylarda giderek derinleşen bir enerji kriziyle karşı karşıya. Yaz sıcaklarının etkisini artırmasıyla birlikte başkent Havana dâhil birçok bölgede halk, günün büyük bölümünü elektriksiz geçiriyor. Bazı yerlerde kesintilerin 20 saati aştığı, Havana’nın kimi bölgelerinde ise 22 saate kadar ulaştığı belirtiliyor. Uzun süreli kesintiler, gıda ve ilaç kıtlığıyla zaten zorlanan gündelik hayatı daha da zorlaştırıyor.
Küba’nın yaşlanan elektrik altyapısı, uzun süredir devam eden ekonomik kriz, yakıt tedarikindeki sıkıntılar ve yedek parça temininde yaşanan sorunlarla birlikte giderek daha kırılgan hâle gelmişti. Mart ayında petrol akışının kesilmesiyle sağlık, gıda ve ulaşım sistemlerinde yeni aksamalar gündeme gelmiş; ülkedeki kriz yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ABD’nin bir rejim değişikliği hedeflediği iddia edilen siyasi bir başlık hâline gelmişti.
Doğu Küba’da Geniş Çaplı Kesintiler
Elektrik şebekesinde yaşanan son kısmi çöküş, özellikle ülkenin doğu bölgelerini etkiledi. Sabah saatlerinde bazı temel hizmetlere yeniden elektrik verildiği açıklansa da Camagüey’in doğusundaki Küba’nın büyük bölümü elektriksiz kaldı. Adanın ikinci büyük şehri Santiago de Cuba da kesintilerden etkilenen yerler arasında yer aldı.
Küba Enerji ve Maden Bakanlığı, Ulusal Elektro-Enerji Sistemi’nde yaşanan kısmi çöküş nedeniyle ülke genelinin yaklaşık yüzde 70’inde zorunlu elektrik kesintisine gidileceğini duyurdu. Bakanlık açıklamasında, talebin en yüksek olduğu saatlerde elektrik arzının karşılanamayacağı belirtilerek, bazı santral ünitelerinin sistem dışı kaldığı bildirildi.
Bakan’ın yaptığı açıklamaya göre Nuevitas Termik Santrali’nin 6 numaralı ünitesi, Rente Santrali’nin 3 numaralı ünitesi ve bir akaryakıt santrali Ulusal Enerji Sistemi’nden çıktı. Bu üç üniteye ek olarak ülkedeki 16 termik santral ünitesinden 9’u da arıza veya bakım çalışmaları nedeniyle devre dışı durumda. Küba basınında yer alan haberlerde, arızalarda akaryakıt yetersizliğinin yanı sıra ABD ambargosu nedeniyle enerji santralleri için gerekli yedek parçaların temininde yaşanan güçlüklerin de etkili olduğu kaydedildi.
Havana’da Protestolar: “Işıkları Açın”
Abluka ve enerji krizi, kamu hizmetlerini felç ederken halkın gündelik yaşamını da altüst ediyor. Uzun süreli elektrik kesintileri bu hafta daha da artarken, başkent Havana’da protestolar patlak verdi. Reuters’ın görgü tanıklarına dayandırdığı haberine göre yüzlerce kişi Havana’nın dış mahallelerinde sokaklara çıktı; bazı noktalarda yanan çöp yığınlarıyla yollar kapatıldı, tencere-tava çalındı ve “Işıkları açın!” sloganları atıldı.
Kesintiler yalnızca evleri değil, temel hizmetleri de doğrudan etkiliyor. Elektriğin uzun süre gelmemesi gıdaların bozulmasına, su temininde aksaklıklara, sağlık hizmetlerinde zorlanmalara ve ulaşımda düzensizliklere yol açıyor. Gıda ve ilaç kıtlığıyla mücadele eden ülkede elektrik krizinin derinleşmesi, halkın üzerindeki baskıyı daha da artırıyor.
ABD’nin Petrol Baskısı ve BM’nin Tepkisi
ABD Başkanı Donald Trump, 30 Ocak’ta Küba’ya petrol satan veya petrol sağlayan ülkelerden gelen mallara gümrük vergisi uygulanmasını öngören başkanlık kararnamesini imzalamıştı. Beyaz Saray, bu kararın Küba’nın “zararlı eylem ve politikalarına” karşı ABD’nin ulusal güvenlik ve dış politika çıkarlarını korumayı amaçladığını savunmuştu.
Trump, 1 Şubat’ta Küba yönetimiyle petrol tedarikinin düzenlenmesi konusunda görüşmelerin başlatıldığını duyurmuş; Küba ise bunu yalanlamıştı. Havana yönetimi, dışarıdan petrol gelmeden enerji sistemini ayakta tutabilmek için acil durum paketini devreye soktu. Ancak Enerji Bakanı de la O Levy’nin açıklamasına göre ülkede ham petrol, benzin ve motorin stokları tamamen tükendi. Bakan, ellerinde yalnızca ülkedeki kuyulardan elde edilen doğal gazın kaldığını belirtti.
Ablukaya uluslararası toplumdan da tepki geldi. Birleşmiş Milletler uzmanları, ABD’nin yakıt ablukasının Küba halkının kalkınma hakkını engellediğini; gıda, eğitim, sağlık, temiz su ve sanitasyon haklarını zayıflattığını belirtti. Küba yönetimi de mevcut krizin temel nedeninin ABD’nin enerji tedarikini hedef alan politikaları olduğunu savunuyor.
Washington’dan Yardım Teklifi, Havana’dan Suçlama
Enerji krizinin derinleştiği günlerde ABD Dışişleri Bakanlığı, Küba halkına yeniden 100 milyon dolarlık insani yardım teklif ettiğini açıkladı. Washington, yardımın Katolik Kilisesi ve güvenilir bağımsız insani yardım kuruluşlarıyla koordinasyon içinde dağıtılmasını önerdi. Bakanlık açıklamasında, yardım teklifini kabul etmenin ya da kritik yardımları reddetmenin Küba yönetiminin kararı olduğu ifade edildi.
Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel ise ülkesinin yaşadığı sıkıntılardan ABD tarafından dayatılan “soykırımcı enerji ablukasını” sorumlu tuttu. Buna karşılık Havana yönetiminin sert eleştirmenlerinden biri olan -aslen Küba kökenli olan- ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Küba’daki sorunların temelinde ordunun elindeki sistematik yolsuzluğun bulunduğunu savundu. Rubio, Fox News’e yaptığı açıklamada Küba ekonomisini “çökmüş ve işlemeyen” bir sistem olarak nitelendirdi.
Dron Saldırısı İddiası ve Küba’nın Yanıtı
Enerji krizi sürerken ABD basınında Küba’nın askerî insansız hava araçları edindiğine dair iddialar da gündeme geldi. Axios’a konuşan ABD’li yetkililer, Küba’nın 2023’ten bu yana Rusya ve İran’dan çeşitli kabiliyetlere sahip saldırı dronları temin ettiğini ve bunları adanın stratejik noktalarına yerleştirdiğini öne sürdü. Haberde, ABD’li yetkililerin Küba’nın Guantanamo Körfezi’ndeki ABD üssüne, Amerikan askeri gemilerine ve Florida kıyılarına yönelik olası tehditleri değerlendirdiği belirtildi.
Küba Dışişleri Bakanı Bruno Rodríguez ise bu iddiaları yalanladı. Rodríguez, ABD hükûmetinin Küba halkına yönelik ekonomik savaşı ve muhtemel bir askeri saldırıyı haklı çıkarmak için “düzmece bir dosya” inşa ettiğini savundu. Küba’nın kimseyi tehdit etmediğini ve savaş istemediğini belirten Rodríguez, buna karşılık ülkesinin dışarıdan gelebilecek her türlü saldırı ve tehdide karşı meşru müdafaa hakkına sahip olduğunu vurguladı.
ABD’nin Raúl Castro’yu Ele Geçirmek ve Yargılamak İstediği İddia Ediliyor
Küba’da elektrik kesintileri gündelik hayatı felç ederken, ABD’nin eski Küba Devlet Başkanı Raúl Castro hakkında iddianame hazırladığı iddiası da gerilimi artırdı. CBS News’ün konuya dair bilgi sahibi ABD’li yetkililere dayandırdığı haberine göre Washington, 94 yaşındaki Castro’yu 1996’daki uçak düşürme olayıyla bağlantılı olarak yargılamaya hazırlanıyor.
İddianamenin, Küba yönetimine muhalif sürgünlerin Florida’da kurduğu “Brothers to the Rescue” adlı sivil toplum kuruluşuna ait uçakların 1996’da düşürülmesiyle ilgili olduğu belirtildi. Yetkililere göre iddianamenin öncelikle büyük jürinin onayına sunulması gerekiyor.
Küba Devrimi’nin mimarlarından biri olan Raúl Castro, ağabeyi Fidel Castro’nun 2008’de görevi bırakmasının ardından devlet başkanlığına gelmiş, 2018’de görevini Miguel Díaz-Canel’e devretmişti. Castro, 2021’de Küba Komünist Partisi liderliğinden resmen ayrıldı; ancak hâlâ ülkedeki en güçlü sembolik figürlerden biri olarak görülüyor.
Küba’da yakıt stoklarının tükenmesiyle derinleşen elektrik krizi, artık yalnızca teknik bir enerji sorunu olmanın ötesine geçmiş durumda. Ada ülkesi, yaşlanan altyapı, ekonomik kriz ve ABD’nin enerji tedarikini hedef alan baskısı altında kamu hizmetlerini ayakta tutmaya çalışırken, halk uzun süreli kesintiler ve temel ihtiyaçlara erişimdeki zorluklarla karşı karşıya kalıyor. Kriz, Washington-Havana hattındaki siyasi gerilimi de daha görünür hâle getiriyor. (P/AA)