Dünya Kupası

İspanya-Arjantin Finali Nasıl İsrail-Filistin Karşılaşmasına Dönüştü?

İspanya’nın Arjantin’i yenerek kazandığı 2026 Dünya Kupası, İsrailli bakanların Milei yönetimine açık desteği, Lamine Yamal’ın Filistin bayrağıyla özdeşleşmesi ve İspanya hükûmetinin Gazze konusundaki tutumu nedeniyle futbolun ötesinde anlam kazandı. İki ülke toplumu ve millî takımları tek bir siyasi çizgiye indirgenemese de final, pek çok izleyici için Filistin dayanışmasının sembolik sahnesine dönüştü.

İspanya-Arjantin Finali Nasıl İsrail-Filistin Karşılaşmasına Dönüştü?
Fotoğraf: Abdalhkem Abu Riash/ Anadolu Ajansı

İspanya ile Arjantin arasında 19 Temmuz’da oynanan 2026 Dünya Kupası finalinden önce sosyal medyada dolaşıma giren cümlelerden biri, karşılaşmaya yüklenen anlamı özetliyordu: “Bu, İsrail ile Filistin arasındaki Dünya Kupası finali.” Sahada İsrail veya Filistin yoktu. Arjantinli ve İspanyol futbolcuların çoğu Gazze hakkında herhangi bir açıklama yapmamıştı. Buna rağmen dünyanın farklı bölgelerinde, özellikle Gazze’deki soykırıma karşı mobilize olan çevrelerde İspanya’nın desteklenmesi tesadüf değildi.

Bir tarafta kendisini “dünyanın en Siyonist cumhurbaşkanı” olarak tanımlayan Javier Milei’nin Arjantin’i, diğer tarafta Filistin devletini tanıyan ve İsrail’in Gazze’deki soykırımını Avrupa’da en sert eleştiren hükûmetlerden birine sahip İspanya bulunuyordu. İsrailli bakanların Arjantin’i açıkça desteklemesi, İspanyol millî takımının yıldızı Lamine Yamal’ın Filistin bayrağıyla çekilmiş görüntülerinin yeniden yayılması ve Gazze’de İspanya’nın galibiyetinin kutlanması, Dünya Kupası finalini Filistin konusundaki tutumların ve tercihlerin sahaya yansıtıldığı sembolik bir karşılaşmaya çevirdi.

Maç boyunca rakibine bariz üstünlük kuran İspanya, uzatmalarda Ferran Torres’in attığı golle Arjantin’i 1-0 yenerek kupayı kazandı. Ancak İspanya’yı destekleyenlerin önemli bir bölümü açısından sonuç, yalnızca Lionel Messi’nin son Dünya Kupası’nı kaybetmesi veya İspanya’nın ikinci kez şampiyon olması değildi. Zafer, Gazze’de yaptıklarıyla giderek daha da yalnızlaşan İsrail’e ve İsrail’in en güçlü Latin Amerikalı destekçisi hâline gelen Milei’ye karşı sembolik bir cevap olarak görüldü.

Netanyahu ve İsrailli Bakanlar Arjantin’e Açık Desteği

Finalin İsrail-Filistin ekseninde okunmasını sağlayan en somut unsur, İsrailli üst düzey yetkililerin Arjantin’e verdiği açık destekti. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, final öncesinde Arjantin Büyükelçisi Şimon Axel Wahnish ile yaptığı görüşmede Arjantin’i desteklediğini ilan etti. Büyükelçi aracılığıyla Milei’den mesaj aldığını söyleyen Netanyahu, Arjantin Cumhurbaşkanı’nı bir kez daha “dostu” olarak tanımladı.

Netanyahu daha önce de Dünya Kupası’nda Arjantin’i takip ettiğini söylemiş, Milei’den “İsrail’in büyük dostu” diye söz etmişti. İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, Arjantin’in İngiltere karşısındaki yarı final zaferinin ardından İspanyolca bir kutlama mesajı yayımladı. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar ise Washington’da Arjantinli mevkidaşı Pablo Quirno ile yaptığı görüşmeden sonra, iki ülke arasındaki ilişkilerin yanı sıra Arjantin’in galibiyeti için de kadeh kaldırdıklarını açıkladı.

Bu destek, millî takımdaki Arjantinlilerin doğrudan İsrail yanlısı olduğu anlamına gelmiyordu. Kamuoyu önünde siyasi açıklamalar yapmaktan uzun süredir kaçınan Messi ve takımın oyuncuları da Milei’nin dış politikasını temsil ettiklerini söylemiyordu. Buna rağmen Arjantin forması, Milei ile Netanyahu arasındaki yakınlığın taşıyıcısına dönüştürüldü.

Milei göreve geldikten sonra İsrail’i birçok kez ziyaret etti, Arjantin Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma planını açıkladı ve Filistin’in Birleşmiş Milletlere tam üyeliğine karşı çıktı. İsrail’in Gazze’ye saldırıları devam ederken İsrail’in Bağımsızlık Günü kutlamalarına katılarak “Am Yisrael Chai”, yani “İsrail halkı yaşıyor” sloganları attı. İsrail’in yanında yer almak, Milei yönetimi açısından sıradan bir diplomatik tercih değil, yeni dış politikanın kimlik kurucu unsurlarından biri hâline geldi.

Bu nedenle Netanyahu ve İsrailli bakanların Arjantin’i desteklemesi, Filistin yanlısı çevrelerde ters yönde bir mobilizasyon yarattı. İran’ın Kenya Büyükelçiliği, İspanya’nın yarı final galibiyetinden sonra ülkenin “tarihin doğru tarafında durduğu için unutulmayacağını” yazdı. Filistin’in Birleşmiş Milletler misyonu İspanya’ya destek veren paylaşımlar yaptı. Final sonrasında Gazze’de İspanya bayraklarıyla kutlama yapıldığına ilişkin görüntüler yayıldı.

Bu sahiplenmeler finalin nasıl algılandığını gösteriyordu: Arjantin, Netanyahu ve Milei’nin takımı olarak sunuldukça İspanya, İsrail’in Gazze’ye yönelik soykırım niteliğindeki saldırı ve eylemlerine karşı çıkanların doğal tercihi hâline geldi.

Filistin Bayrağı Taşıyan İspanyol Futbolcu Lamine Yamal

İspanya’ya verilen desteğin en görünür figürü 19 yaşındaki Lamine Yamal’dı. Barcelona’nın mayıs ayındaki La Liga şampiyonluğu kutlamalarında üstü açık takım otobüsüne çıkan Yamal, bir Filistin bayrağı taşıdı. Görüntüler kısa sürede İspanya sınırlarını aştı. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, genç futbolcuyu “İsrail’e karşı nefret” yaymakla suçladı. İspanya hükûmeti ise Yamal’ı savundu.

Başbakan Pedro Sánchez, Yamal’ın yalnızca milyonlarca İspanyolun Filistin’le dayanışmasını ifade ettiğini söyledi. Böylece genç futbolcunun kişisel hareketi doğrudan devletler arası bir tartışmanın parçası oldu. Bir futbolcunun şampiyonluk kutlamasında taşıdığı bayrak, İsrail ve İspanya hükûmetlerinin karşılıklı açıklamalar yaptığı diplomatik bir krize dönüştü.

Yamal’ın görüntüsü Gazze’de de somut bir karşılık buldu. Filistinli sanatçılar, Şati Mülteci Kampı’nda yıkılmış bir binanın enkazına genç oyuncunun Filistin bayrağı taşıdığı bir duvar resmi yaptı. Final haftasında Filistin’in BM misyonu aynı fotoğrafı yeniden paylaşarak İspanya’ya destek verdi. Sosyal medyada Yamal’ın forması, Filistin bayrakları ve “Var olmak direnmektir.” mesajları birlikte dolaşıma girdi.

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki el-Faluja bölgesinde yaşayan Filistinliler, FIFA 2026 Dünya Kupası finalinde İspanya ile Arjantin maçını kurulan dev ekrandan izledi. ( Saeed M. M. T. Jaras – Anadolu Ajansı )

İspanyol aktör Javier Bardem de Dünya Kupası maçlarında Filistin bayrağı açarak bu atmosferi güçlendirdi. Tribünlerde sık sık görüntülenen Bardem de, yarı final sırasında başka bir seyirciye “Var olmak direnmektir.” dedi. Dolayısıyla İspanya’ya yönelen Filistin yanlısı desteğin tek dayanağı önceki hükûmetlerin politikaları değildi; toplumsal bir destek de söz konusu. Yamal ve Bardem gibi kamusal figürler de bu politikayı görünür kılan yüzlerden.

Arjantinli futbolcu Messi hakkında ise bunun tam tersi bir anlatı var. Arjantinli futbolcunun 2013’te Barcelona ile yaptığı “barış turu” sırasında Kudüs’teki Ağlama Duvarı önünde çekilen fotoğrafı yeniden yayıldı. Oysa Barcelona aynı turda Batı Şeria’yı ziyaret etmiş, Filistinli çocuklarla etkinlik düzenlemiş ve Mahmud Abbas ile görüşmüştü. Ancak Messi’nin İsrailli teknoloji şirketleri OrCam ve Sirin Labs ile geçmişte kurduğu ticari ilişkilere sahip olması kendisine yönelen eleştirilerin asıl dayanağını oluşturuyor. İsrail hükûmetine yakın basın da Messi’nin İsrail’i desteklemekten gururlu olduğunu belirten haberler yapmıştı.

Milei ile Arjantin Toplumu İsrail Konusunda Aynı Görüşte Değil

Final öncesinde kurulan “İsrail’in Arjantin’i ile Filistin’in İspanya’sı” karşıtlığının en önemli sorunu, iki ülkeyi de homojen toplumlar gibi göstermesi. Arjantin hükûmeti İsrail’e koşulsuz destek verse de Arjantin kamuoyu aynı yönde hareket etmiyor.

Pew Research Center’ın Şubat-Mayıs 2026 arasında 36 ülkede gerçekleştirdiği araştırmaya göre dünya genelinde İsrail’e olumsuz bakanların ortanca oranı yüzde 67’ye ulaştı. İsrail hakkında olumlu görüş bildirenlerin oranı yüzde 25’te kaldı. Arjantin’de İsrail’e olumsuz bakanların oranı 2025’te yüzde 46 iken 2026’da yüzde 55’e yükseldi. Netanyahu’ya güvensizlik de bir yıl içinde 8 puan arttı.

Bu veriler, Milei’nin İsrail politikasının Arjantin toplumunu bütünüyle temsil etmediğini gösteriyor. Nitekim İngiltere yarı finalinin ardından çekilen ve geniş biçimde yayılan bir videoda Arjantinli bir taraftar, “Gerçek Arjantinlilerin İsrail’i desteklemediğini” söyleyerek insanlara Milei’ye inanmama çağrısı yaptı. Sosyal medyada ayrıca 2020’de vefat eden Arjantin milli takimi eski teknik direktörü Diego Maradona’nın Mahmud Abbas’a söylediği “Ben kalben Filistinliyim.” sözünü hatırlatan paylaşımlar yer aldı.

Arjantin’de Filistin dayanışması son iki yılda sokaklarda da görünür hâle geldi. Küresel Sumud Filosu misyonuna katılan Arjantinlilerin İsrail tarafından gözaltına alınmasının ardından başkent Buenos Aires’te protestolar düzenlendi. Filoya katılan gazeteci Ramiro Giganti, İsrail gözetiminde işkence gördüğünü ve Arjantin Dışişleri Bakanlığının kendisiyle ilgilenmediğini söyledi. Milei’nin İsrail’le kurduğu stratejik ilişkinin Arjantin vatandaşlarının konsolosluk korumasının önüne geçtiğini savundu.

Arjantin’in Javier Milei ile Değişen Pozisyonu

Milei öncesinde Arjantin, İsrail ile ilişkilerini korurken Filistin’in devletleşme hakkını da destekleyen dengeli bir diplomasi izliyordu. Cristina Fernández de Kirchner yönetimi 2010 yılında Filistin’i 1967 sınırları temelinde bağımsız bir devlet olarak tanıdı; ülke daha sonra Filistin’in UNESCO üyeliğini ve Birleşmiş Milletler’de “üye olmayan gözlemci devlet” statüsü kazanmasını da destekledi. Ancak bu politika İsrail’le ilişkilerin koparılması anlamına gelmiyordu. Arjantin, Latin Amerika’nın en büyük Yahudi topluluklarından birine ev sahipliği yapması ve 1992 ile 1994’teki terör saldırılarının yarattığı tarihsel bağ nedeniyle İsrail’le diplomatik ve güvenlik iş birliğini sürdürmeye devam etti.

Mauricio Macri ve Alberto Fernández dönemlerinde de bu denge büyük ölçüde korundu. Netanyahu 2017’de Arjantin’i ziyaret ederken, Fernández de göreve geldikten sonra ilk yurt dışı ziyaretlerinden birini İsrail’e yaptı. Buna rağmen Buenos Aires, Filistin devletini tanıma kararını geri çekmedi ve iki devletli çözümü resmî politikası olarak benimsedi. Javier Milei ise bu çizgiden belirgin biçimde ayrılarak Arjantin’i Netanyahu hükûmetinin en güçlü uluslararası destekçilerinden biri hâline getirdi; Filistin’in BM üyeliğine karşı oy kullandı, büyükelçiliği Kudüs’e taşıma sözü verdi ve İsrail’e verdiği desteği dış politikasının temel unsurlarından biri hâline getirdi.

Arjantin’deki bu yön değişikliği, Latin Amerika genelinde aşırı sağın güçlenmesiyle belirginleşen daha geniş ölçekli bir dönüşümün de parçası. Bölgedeki sol hükûmetler Filistin’e desteği uluslararası hukuk ve dayanışma temelinde sürdürürken, Washington’la yakınlaşan sağ iktidarlar İsrail’le siyasi, ekonomik ve güvenlik ilişkilerini güçlendiriyor. Bu ayrışma, Filistin dayanışmasını kurumsallaşmış ve süreklilik taşıyan bir devlet politikası olmaktan çıkararak seçim sonuçlarına ve iktidar değişikliklerine bağlı, kırılgan bir pozisyona dönüştürüyor.

Dolayısıyla Dünya Kupası finalinde birçok insan için bir tarafta İsrailli bakanların açıkça desteklediği, Netanyahu’nun “büyük dostu” Milei’nin yönettiği Arjantin; diğer tarafta Filistin’i devlet olarak tanıyan, Gazze savaşını eleştiren ve Filistin bayrağı taşıdığı için hedef gösterilen futbolcusunu savunan İspanya vardı.

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler