Yapay Zekâ ile Çocuk İstismarı: Gerçek Mağdur Yoksa Suç da Yok mu?
ABD’de yapay zekâ üretimi çocuk istismarı materyallerine anayasal koruma sağlayan mahkeme kararı tartışma yaratırken, araştırmalar yapay zekânın gerçek çocukların istismar görüntülerinden beslenerek giderek daha gerçekçi içerikler ürettiğini ve neyin gerçek neyin yapay olduğunu ayırt etmenin giderek zorlaştığını ortaya koyuyor.
ABD’de yapay zekâyla oluşturulan çocuk cinsel istismarı materyallerine ilişkin verilen bir mahkeme kararı, gerçek ve yapay istismar görüntüleri arasındaki hukuki ayrımı yeniden gündeme taşıdı. ABD 7. Bölge Temyiz Mahkemesi 25 Ağustos’ta verdiği kararda gerçek bir çocuğu tasvir etmeyen ve tamamen yapay zekâyla oluşturulan çocuk cinsel istismarı materyallerinin kişinin evinde bulundurulmasının ABD Anayasası’nın ifade özgürlüğünü güvence altına alan Birinci Ek Maddesi (First Amendment) kapsamında korunduğuna hükmetti.
Karar, 2024’te yapay zekâyla üretilmiş çocuk cinsel istismarı materyalleri üretmek, dağıtmak ve bulundurmak suçlamalarıyla gözaltına alınan Steven Anderegg hakkındaki davada verildi. ABD Adalet Bakanlığına göre 42 yaşındaki Anderegg, metinden görüntü üreten bir yapay zekâ modelini kullanarak çocukları cinsel içerikli durumlarda tasvir eden binlerce gerçekçi görüntü oluşturmuştu. Anderegg ayrıca bu görüntülerden bazılarını 15 yaşındaki bir çocuğa göndermek ve görüntüleri yapay zekâ kullanarak nasıl oluşturduğunu anlatmakla suçlanıyordu.
ABD Adalet Bakanlığı, Anderegg’in gözaltına alınmasının ardından yapay zekâ kullanarak çocukların cinsel içerikli tasvirlerini üretmenin yasa dışı olduğunu ve bu materyalleri üreten, dağıtan veya bulunduran kişilerin cezai sorumlulukla karşı karşıya kalacağını açıklamıştı. Ancak dava temyiz mahkemesine taşındığında Amerikan hukukunda gerçek çocukların istismar edildiği materyaller ile tamamen yapay olarak oluşturulan görüntüler arasında yapılan ayrım belirleyici oldu.
Temyiz mahkemesinin kararında ABD Yüksek Mahkemesinin 2002 tarihli içtihadı etkili oldu. Yüksek Mahkeme o tarihte gerçek çocukların yer almadığı cinsel içerikli çocuk tasvirlerinin, gerçek çocukların istismar edildiği materyallerle hukuken aynı şekilde değerlendirilemeyeceğine hükmetmişti.
Mevcut içtihatla bağlı olduklarını belirten Temyiz Mahkemesi Yargıcı John Z. Lee, buna rağmen 25 yıl önce çizilen bu sınırın üretken yapay zekânın gelişmesiyle giderek daha karmaşık hâle geldiğini kabul ederek şöyle konuştu: “Artık üretken yapay zekâ modellerinin sanal çocukların istismarını tasvir eden ve gerçek çocukların istismarını gösteren görüntülerden neredeyse ayırt edilemeyen görüntüler üretebildiği bir çağda yaşıyoruz.”
Bugünkü görüntü üretme teknolojilerinin 2002’de muhtemelen hayal dahi edilemeyeceğini belirten Lee, yapay zekânın hızla gelişmesi nedeniyle Yüksek Mahkeme kararlarının çizdiği sınırlar konusunda kaygıları bulunduğunu ancak bu sınırları yeniden çizme yetkisinin temyiz mahkemesinde olmadığını kaydetti.
Gerçek ile Yapay Arasındaki Ayrım Giderek Zorlaşıyor
Lee’nin dikkat çektiği gerçek ile yapay arasındaki ayrım, çocuk cinsel istismarı materyallerinin internette yayılmasını takip eden İngiltere merkezli Internet Watch Foundation’ın (IWF) 2026 raporunda da öne çıkan başlıklardan biri. IWF’ye göre üretken yapay zekânın çocuk cinsel istismarı materyali üretmek amacıyla kullanılması artık varsayımsal bir tehdit olmaktan çıktı. Yapay zekâyla üretilen materyallerin sayısı, gerçekçiliği ve erişilebilirliği hızla artarken gerçek ve yapay görüntüleri birbirinden ayırmak da giderek zorlaşıyor.
Kurumun uzmanları, bazı yapay zekâ üretimi görüntülerin gerçek fotoğraflardan neredeyse ayırt edilemez hâle geldiğini belirtiyor. Raporda, kimi durumlarda uzmanların bir görüntünün yapay olduğunu ancak görüntüde tasvir edilen gerçek mağduru daha önceden tanıdıkları için belirleyebildikleri aktarılıyor. Bu durum yalnızca yapay içeriklerin daha gerçekçi hâle gelmesi anlamına gelmiyor. IWF, AI üretimi materyallerin hızla çoğalmasının çocuk cinsel istismarı içeriklerini inceleyen uzmanlar ve kolluk kuvvetleri üzerindeki iş yükünü de artırdığına dikkat çekiyor. İncelenmesi gereken yapay içerik miktarı büyüdükçe, hangi görüntünün gerçek bir çocuğa yönelik istismarı belgelediğinin belirlenmesi de daha fazla kaynak ve inceleme gerektiriyor.
Gerçek İstismar Görüntüleri AI Modellerinde Kullanılıyor
Mahkeme kararının dayandığı gerçek çocuk ile yapay görüntü arasındaki ayrımı karmaşıklaştıran bir başka nokta ise yapay zekâ üretimi materyallerin her zaman gerçek dünyadaki istismardan bağımsız olmaması. IWF, gerçek çocuklara ait mevcut istismar görüntülerinin üretken yapay zekâ modellerinin eğitilmesi ve geliştirilmesinde kullanıldığını belirtiyor. Böylece bir çocuğun geçmişte maruz kaldığı gerçek istismara ait görüntüler, yeni yapay istismar materyallerinin oluşturulmasında kullanılabiliyor.
Rapora göre yalnızca 20 ila 30 mevcut görüntü kullanılarak belirli bir çocuğun görünümünü son derece gerçekçi biçimde taklit edebilen özel bir yapay zekâ modeli oluşturulabiliyor. Bu modellerin eğitimi bazı durumlarda yalnızca 15 dakika sürüyor. IWF’nin incelediği bir dark web forumunda Aralık 2025 itibarıyla bu amaçla oluşturulmuş 202 ayrı özel model tespit edildi. Bunlar arasında kimliği bilinen çocuk cinsel istismarı mağdurlarının görüntüleri kullanılarak eğitilmiş modeller de bulunuyordu.
Yapay zekâ yalnızca yeni materyaller üretmek için kullanılmıyor. IWF’ye göre daha önce internette dolaşan gerçek istismar görüntüleri de yapay zekâyla iyileştiriliyor, değiştiriliyor veya yeniden üretilerek dolaşıma sokuluyor. Kurum bu nedenle yapay zekâ üretimi çocuk cinsel istismarı materyallerinin, üretim sırasında doğrudan bir çocuğun istismar edilmediği gerekçesiyle daha az zararlı olduğu görüşüne karşı çıkıyor. Raporda bu materyallerin çocuklara yönelik istismarın normalleşmesine katkıda bulunabileceği ve gerçek hayatta çocuklara yönelik suç işleme riskini artırabileceği belirtiliyor.
Yapay İstismar Videolarında Bir Yılda 260 Kattan Fazla Artış
IWF’nin verileri, yapay zekâ üretimi çocuk cinsel istismarı materyallerinin hızla arttığını da gösteriyor. Kurum 2025 yılında toplam 8 bin 29 AI üretimi görüntü ve videoyu gerçekçi çocuk cinsel istismarı tasviri olarak değerlendirdi. En dikkat çekici artış ise videolarda görüldü. IWF, 2024’te yalnızca 13 yapay zekâ üretimi çocuk cinsel istismarı videosu tespit etmişken bu sayı 2025’te 3 bin 443’e yükseldi. Bu, bir yılda yüzde 26 bin 385’lik, başka bir ifadeyle 260 kattan fazla bir artış anlamına geliyor.
AI üretimi içerikler, IWF’nin tespit ettiği toplam yasa dışı materyaller içinde hâlen görece küçük bir paya sahip. Ancak kurum, artışın hızının yanı sıra görüntülerin giderek daha gerçekçi ve ağır istismar biçimlerini tasvir eder hâle gelmesini de ciddi bir tehdit olarak değerlendiriyor.
Çocuk İstismarı Materyali Üretmek İçin Teknik Bilgiye İhtiyaç Azalıyor
Raporda dikkat çekilen bir diğer gelişme ise yapay zekâyla istismar materyali üretmenin giderek kolaylaşması. Daha önce birden fazla program ve belirli düzeyde teknik bilgi gerektiren işlemler artık tek bir uygulama üzerinden gerçekleştirilebiliyor. IWF’ye göre bu gelişme, söz konusu materyalleri üretmenin önündeki teknik engelleri önemli ölçüde azaltıyor.
Belirli kişilerin görüntüleriyle eğitilen özel modellerin sıradan bilgisayarlarda çalıştırılabilmesi ve bazı durumlarda internet bağlantısı dahi gerektirmemesi, bu faaliyetlerin tespit edilmesini de zorlaştırıyor. IWF ayrıca açık internet üzerinden erişilebilen bazı yapay zekâ chatbot hizmetlerinin çocuklarla cinsel içerikli iletişimi teşvik eden yanıtlar verebildiğini tespit ettiğini belirtiyor.
Yapay İstismar İçerikleri Açık İnternete Taşınıyor
Yapay zekâ üretimi çocuk istismarı materyalleri artık yalnızca dark web gibi kapalı alanlarda dolaşıma girmiyor. IWF uzmanları bu tür materyalleri herkesin erişebildiği internet sitelerinde ve ana akım platformlarda da tespit ediyor. Rapora göre teknolojinin daha erişilebilir hâle gelmesiyle birlikte hem üretim araçlarına hem de ortaya çıkan içeriklere ulaşmanın önündeki engeller azalıyor.
Kurum, hükûmetlere ve teknoloji şirketlerine yapay zekâ üretimi çocuk cinsel istismarı materyallerini diğer çocuk istismarı materyalleri kadar ciddi biçimde ele alma çağrısında bulunuyor. IWF ayrıca güvenlik önlemlerinin AI ürünlerinin tasarım aşamasından itibaren uygulanmasını ve yapay zekâ modellerinin piyasaya sürülmeden önce zorunlu güvenlik testlerinden geçirilmesini talep ediyor.
UNICEF: En Az 1,2 Milyon Çocuk Cinsel Deepfake’lerin Hedefi Oldu
Yapay zekânın çocuklara yönelik cinsel istismarda kullanımının ulaştığı boyuta ilişkin bir diğer dikkat çekici veri ise UNICEF’ten geldi. UNICEF’in ECPAT International ve INTERPOL ile birlikte yürüttüğü araştırmaya göre, incelenen 11 ülkede yalnızca son bir yıl içinde en az 1,2 milyon çocuk, kendi görüntülerinin yapay zekâ kullanılarak cinsel içerikli deepfake’lere dönüştürüldüğünü bildirdi. UNICEF, bazı ülkelerde bu oranın her 25 çocuktan birine kadar yükseldiğine dikkat çekiyor. Kuruma göre üretken yapay zekâ, bir çocuğun herhangi bir cinsel içerikli görüntü paylaşmasına dahi gerek kalmadan hedef alınabilmesini mümkün hâle getiriyor. Sosyal medyada veya başka bir çevrim içi ortamda bulunan sıradan bir fotoğraf, çocuğun bilgisi ve rızası dışında gerçekçi cinsel içerikli görüntülere dönüştürülebiliyor.
UNICEF, bu tür görüntülerin yapay olmasının çocuk üzerindeki zararı ortadan kaldırmadığını vurguluyor. Bir çocuğun yüzünün veya kimliğinin kullanıldığı görüntüler; damgalanma, sosyal izolasyon ve uzun süreli psikolojik sonuçlara yol açabiliyor. Tamamen yapay olarak oluşturulan ve belirli bir gerçek çocuğu tasvir etmeyen materyallerin de çocukların cinselleştirilmesini normalleştirebileceği ve bu tür içeriklere yönelik talebi artırabileceği belirtiliyor.
Yapay zekâ üretimi görüntülerin gerçekçi hâle gelmesi, gerçek mağdurların tespitini de zorlaştırıyor. UNICEF, kolluk kuvvetlerinin karşılarındaki materyalin gerçek ve acil yardıma ihtiyaç duyan bir çocuğu gösterip göstermediğini belirlemek için daha fazla zaman ve kaynak harcamak zorunda kaldığına dikkat çekiyor. Yapay içeriklerin hızla çoğalması, gerçek çocukların istismar edildiği vakaların tespitini ve müdahaleyi geciktirme riski taşıyor.
UNICEF, ülkelerin çocuk cinsel istismarı materyallerine ilişkin yasal tanımlarını yapay zekâ üretimi içerikleri de kapsayacak şekilde güncellemesi gerektiğini belirtiyor. Kurum ayrıca yapay zekâ şirketlerinin çocuk hakları ve güvenliği açısından risk değerlendirmeleri yapmasını, güvenlik önlemlerinin teknolojinin tasarım aşamasından itibaren uygulanmasını ve yapay zekâ modellerinin piyasaya sürülmeden önce kötüye kullanım risklerine karşı test edilmesini istiyor.
Grok Gerçek Bir Mağdurun İstismar Görüntülerini Kullanmakla Suçlanıyor
IWF’nin gerçek çocuklara ait istismar görüntülerinin yapay zekâ tarafından yeni içerikler üretmek için kullanılabildiğine ilişkin tespiti, Elon Musk’ın yapay zekâ şirketi xAI’a karşı açılan son davayla da gündeme geldi. Çocukluk döneminde cinsel istismara maruz kalan ve kimliğinin korunması amacıyla dava dosyasında “Jane Doe” olarak yer alan bir kadın, xAI’ın chatbotu Grok’un çocukken maruz kaldığı gerçek istismara ait görüntüleri kullanarak kendisini tasvir eden yeni çocuk cinsel istismarı materyalleri ürettiğini öne sürüyor.
Kaliforniya’daki bir federal mahkemeye sunulan dava dilekçesine göre kadına ait gerçek istismar görüntüleri yaklaşık 20 yıldır internette dolaşımdaydı ve hem kolluk kuvvetleri hem de çocuk koruma kuruluşları tarafından biliniyordu. Davacının avukatları xAI’ı yalnızca yeni görüntüler üretmekle değil, müvekkillerine ait mevcut istismar görüntülerini şirketin veri setlerine dâhil etmekle de suçluyor.
Davanın bu yönü, xAI’a karşı daha önce açılan bazı davalardan da ayrılıyor. Önceki davalarda Grok’un çocuklara ait normal fotoğrafları manipüle ederek bunlardan cinsel içerikli görüntüler oluşturduğu ileri sürülürken son davada doğrudan gerçek bir mağdurun geçmişteki istismarına ait materyallerin kullanıldığı iddia ediliyor.
Davacının avukatlarından Margaret Mabie, yapay zekânın ortaya çıkmasından önce müvekkiline ait internette dolaşan istismar görüntülerinin sayısının en azından sınırlı olduğuna dikkat çekiyor. Yapay zekâyla artık aynı mağduru tasvir eden ve daha önce hiç var olmamış yeni istismar görüntülerinin oluşturulabilmesi ise bu sınırı ortadan kaldırıyor. Dava dilekçesinde söz konusu toplu davanın benzer şekilde zarar gördüğü ileri sürülen “en az binlerce” çocuğu kapsayabileceği belirtiliyor.
Center for Countering Digital Hate (CCDH) tarafından yayımlanan bir araştırmaya göre ise Grok, yılın başında birkaç hafta içinde milyonlarca cinsel içerikli görüntü üretirken bunların binlercesinde çocuklar tasvir edildi.
Yapay Görüntülerin Ardındaki Gerçek İstismar
Yapay zekâ üretimi çocuk cinsel istismarı materyallerine ilişkin hukuki tartışmanın merkezinde, görüntünün oluşturulması sırasında “gerçek bir çocuğun” doğrudan istismar edilip edilmediği sorusu bulunuyor. Ancak IWF ve UNICEF’in bulguları, dijital ortamda üretilen istismar materyalleri ile gerçek dünyadaki çocuk istismarı arasındaki sınırın her zaman bu kadar kesin olmadığını gösteriyor. Gerçek çocukların istismar görüntülerinin yapay zekâ modellerinin eğitiminde ve yeni içeriklerin oluşturulmasında kullanılması, yapay olarak üretilen materyallerin de gerçek dünyadaki istismardan beslenebildiğini ortaya koyuyor.
Bu tartışmalar sürerken ABD’de gerçekleştirilen geniş çaplı bir operasyon, çocuklara yönelik istismar ve sömürünün fiziksel dünyadaki boyutunu bir kez daha gündeme taşıdı. Florida Başsavcılığı, “Operation Statewide Shield” adı verilen beş günlük operasyon kapsamında yaşları 2 ay ile 17 arasında değişen 163 kayıp çocuğun bulunduğunu açıkladı.
Uluslararası Kayıp ve İstismar Edilen Çocuklar Merkezi (ICMEC), FBI’ın Ulusal Suç Bilgi Merkezi (NCIC) verilerine dayanarak ABD’de yılda yaklaşık 460 bin çocuğun kayıp olarak bildirildiğini tahmin ediyor.