Saksonya-Anhalt’ta AfD Anketlerde Yüzde 40’la Önde: Olası AfD Hükûmeti Neleri Değiştirebilir?
AfD, 6 Eylül’deki Saksonya-Anhalt seçimlerine CDU’nun yaklaşık 17 puan önünde giriyor. Ama birincilik tek başına iktidarı garanti etmiyor. AfD’nin hükümete gelmesi; eğitim, göç, kamu yayıncılığı ve iç istihbaratın yanı sıra Bundesrat’taki dengeleri ve Almanya’nın aşırı sağla kurduğu siyasi sınırları da etkileyebilir.
6 Eylül’de sandığa gidecek Saksonya-Anhalt’ta Almanya için Alternatif (AfD), anketlerde CDU’nun yaklaşık 17 puan önünde. Parti açık ara birinci görünse de hükûmete giden yol, oy oranından çok yüzde 5 barajına ve eyalet başbakanlığı seçimindeki dengelere bağlı. AfD’nin yönetimi ele geçirmesi hâlinde eğitimden iç istihbarata, kamu yayıncılığından Bundesrat’a kadar uzanan sonuçlar ortaya çıkabilir.
Almanya’nın yaklaşık 2,1 milyon nüfuslu doğu eyaleti Saksonya-Anhalt, 6 Eylül’de ülke siyasetinde bir ilke sahne olabilir. 2021’de oyların yüzde 20,8’ini alan aşırı sağcı AfD, bu kez desteğini neredeyse ikiye katlamaya hazırlanıyor.
ZDF’nin 28 Ağustos tarihli Politbarometer araştırmasında AfD yüzde 40 ile açık ara önde. CDU yüzde 23, Sol Parti yüzde 13, SPD yüzde 9 ve Yeşiller yüzde 6’da. FDP ile Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW) ise yüzde 3’le barajın altında görünüyor. Diğer araştırmalar AfD’yi yüzde 41-43, CDU’yu yüzde 20-24 aralığında ölçüyor. Yine de seçmenin yüzde 31’i tercihi konusunda henüz kesin karar vermediğini söylüyor.
Sonuç, AfD’yi Federal Almanya tarihinde ilk kez bir eyalet hükûmetinin başına taşıyabilir. Ama sandıktan birinci çıkmak, hükûmet kurma hakkını kendiliğinden vermiyor. Eyalet başbakanını halk değil, yeni Landtag’ın milletvekilleri seçecek.
Ulrich Siegmund: AfD’nin Başbakan Adayı
AfD’nin eyalet başbakanı adayı, 35 yaşındaki Ulrich Siegmund. Havelberg doğumlu Siegmund, işletme ve iş psikolojisi eğitimi aldı; ticaret alanında bir parfümeri şirketi kurdu ve 2016’da eyalet meclisine girdi. 2022’den bu yana AfD meclis grubunun eş başkanlığını yürütüyor.
Siegmund, 2023’te aşırı sağcıların da katıldığı gizli Potsdam toplantısında yer almıştı. Bu nedenle eyalet meclisindeki Sosyal İşler Komisyonu başkanlığından 2024’te üçte iki çoğunlukla alındı.
Sert çıkışlarıyla tanınan bazı AfD yöneticilerinden farklı olarak Siegmund daha gündelik bir profil çiziyor. TikTok’ta 700 bini aşkın takipçiye ulaşması, iki milyonu biraz aşan nüfuslu bir eyalette dikkat çekici bir görünürlük sağlıyor. AfD kampanyası, Doğu Almanya döneminin Simson motosikletleri gibi nostaljik sembolleri de bölgesel aidiyet duygusuyla birleştiriyor.
Fakat Siegmund eyalette en çok tercih edilen başbakan adayı değil. Son ZDF araştırmasında mevcut CDU’lu Başbakan Sven Schulze’yi tercih edenlerin oranı yüzde 48, Siegmund’u isteyenlerin oranı yüzde 32. AfD’nin gücü, adayın kişisel popülerliğinin yanında geleneksel partilere duyulan tepkiye ve iyi örgütlenmiş bir sosyal medya kampanyasına dayanıyor.
AfD Tek Başına Hükûmet Kurabilir mi?
AfD’nin hedefi koalisyon değil, tek parti hükûmeti. Bunun için de oyların yüzde 50’sini alması gerekmeyebilir. Yüzde 5 barajını aşamayan partilere verilen oylar sandalye dağılımına katılmadığı için AfD, düşük 40’lı oranlarla da milletvekillerinin yarısından fazlasına ulaşabilir. Ne kadar çok küçük parti baraj altında kalırsa bu ihtimal o kadar büyüyor.
ZDF, yüzde 40’lık son tabloyla AfD’nin mutlak çoğunluğunu ‘düşük olasılık’ olarak değerlendiriyor. Parti çoğunluğu bulamazsa önünde ilan edilmiş bir koalisyon ortağı yok. CDU, SPD, Yeşiller ve Sol Parti AfD ile hükûmet ortaklığını reddediyor. BSW de bir koalisyona girmek istemediğini, muhalefette kalıp değişken çoğunluklarla çalışmayı hedeflediğini açıkladı.
BSW’nin barajı geçmesi hâlinde daha dolaylı bir yol açılabilir. İlk iki turda eyalet başbakanının Landtag üyelerinin salt çoğunluğunu alması gerekiyor. Bu sağlanamaz ve meclis erken seçimi reddederse üçüncü turda kullanılan oyların çoğunluğu yetiyor. ZDF’nin aktardığı senaryoya göre, BSW milletvekillerinin çekimser kalması Siegmund’un azınlık hükûmetinin başına geçmesine imkân verebilir.
CDU ile BSW’nin ise koalisyona yakın olduğu söylenemez. Güncel ZDF anketinde BSW barajın altında görünüyor; barajı aşsa bile iki partinin toplamı çoğunluktan çok uzak. Ayrıca MDR’ye göre BSW hükûmete girmeyeceğini söylüyor ve baş adayı Thomas Schulze, Sven Schulze ile iş birliğini açıkça reddediyor. AfD çoğunluğu kaçırırsa aritmetik olarak en güçlü AfD’siz seçenek CDU, Sol Parti, SPD ve Yeşillerin geniş ittifakı. CDU’nun Sol Parti’ye mesafesi nedeniyle CDU öncülüğünde, dışarıdan desteklenen bir azınlık hükûmeti de gündeme gelebilir.
AfD’yi Yüzde 40’a Taşıyan Koşullar Ne?
AfD’nin yükselişi, Avrupa genelinde seçmeni aşırı sağa yönelten ekonomik, siyasi ve toplumsal dinamiklerin Almanya’daki görünümünü de yansıtıyor. Saksonya-Anhalt’taki yükselişi anlamak için ZDF araştırmasına baktığımızda seçmenlerin öncelikleri arasında ekonomik durum yüzde 22 ile ilk sırada. İşsizlik ve eğitim yüzde 17’şer oranla onu izliyor. Euractiv’in derlediği verilere göre Temmuz 2026’da eyalette işsizlik yüzde 8,1 iken Almanya ortalaması yüzde 6,4’tü. Enerji yoğun kimya ve metal sanayileri yüksek maliyetlerden, zayıf büyümeden ve dönüşüm baskısından daha fazla etkileniyor.
Bugünkü hoşnutsuzluğun daha eski bir katmanı da var. The Guardian’da bölgenin dönüşümünü anlatan tarihçi Marcus Böick, 1990’lardan sonra sanayinin hızla küçülmesini, kitlesel iş kayıplarını, genç ve eğitimli nüfusun batıya göçünü; kırsal bölgelerde okul, hastane, mahkeme ve polis merkezlerinin kapanmasını hatırlatıyor. Aradan geçen yıllara rağmen daha düşük gelir ve servet, yaşlanan nüfus ve ‘ikinci sınıf vatandaş’ hissi birçok yerde sürüyor.
AfD bu birikimi Berlin’e, geleneksel partilere, göç politikasına ve enerji dönüşümüne yönelen tek bir itiraz dili içinde topluyor. Yerel toplantılar, futbol çevreleri, WhatsApp grupları ve sosyal medya, partinin kırsal alandaki erişimini güçlendiriyor.
Yükseliş yalnızca Saksonya-Anhalt’a özgü de değil. CSIS’in anket derlemesine göre AfD, 20 Eylül’de eyalet seçimi yapılacak olan Mecklenburg-Vorpommern’de yaklaşık yüzde 36 düzeyinde; Saksonya, Thüringen ve Brandenburg’da da 30’ların sonu ile 40’lar bandında ölçülüyor. ARD-DeutschlandTrend’in ağustos araştırmasında parti ülke genelinde yüzde 28’e çıkarak yüzde 21’deki CDU/CSU’nun önüne geçti.
AfD Hükûmeti Neleri Değiştirebilir?
Almanya’nın federal yapısında göç ve dış politika alanındaki birçok karar Berlin’de veya Avrupa Birliği düzeyinde alınıyor. Buna karşılık eğitim, polis, kültür, eyalet idaresi ve kamu yayıncılığı gibi alanlarda eyalet hükûmetlerinin doğrudan ve geniş yetkileri bulunuyor.
AfD’nin 156 sayfalık ‘hükûmet programı’, eyalette ‘remigrasyon’ için özel bir koordinasyon birimi ve sorumlu atanmasını, sığınmacılara nakit yerine ayni yardım verilmesini ve mülteci çocuklar için ayrı sınıflar kurulmasını öngörüyor. Parti yeni rüzgâr enerjisi izinlerini durdurmak, elektrikli otomobillere desteği kesmek, kömür üretimini 2038 sonrasında sürdürmek ve nükleer enerji araştırmalarını yeniden başlatmak istiyor. Kamu yayıncılığı anlaşmalarının feshi, yayın katkı payının kaldırılması ve kamu yayıncısı MDR’nin daha dar bir temel hizmete dönüştürülmesi de programda yer alıyor.
Kültür ve sivil toplum alanında ‘Alman kimliğine’ katkı sunan projelere öncelik verilmesi, sömürgecilik ve Nazi döneminde el değiştiren eserleri araştıran köken incelemelerine desteğin kesilmesi, ‘Irkçılığa Karşı Okul’ gibi programların fonlarının kaldırılması planlanıyor. Süddeutsche Zeitung’a konuşan siyaset eğitimi uzmanı Andreas Petrik, bütçe ve atama yetkisinin kültür kurumları, üniversiteler ve demokratik katılım projeleri üzerinde hızlı baskı kurabileceğini söylüyor.
Okullarda ‘Daha Fazla Bismarck’ Dönemi mi?
Eğitim, AfD’nin eyalet düzeyinde en hızlı iz bırakabileceği alanların başında geliyor. Parti okula devam zorunluluğu yerine, altı ayda bir sınav şartıyla evde eğitime de izin veren bir ‘eğitim yükümlülüğü’ getirmek istiyor. Özel eğitim gereksinimi olan öğrencilerin diğer öğrencilerle aynı sınıflarda, gerekli destekler sağlanarak birlikte eğitim görmesini sağlayan kaynaştırma eğitimini sonlandırmayı, özel eğitim okullarını büyütmeyi ve mülteci çocukları ayrı sınıflarda toplamayı planlıyor.
Program ayrıca okullarda gökkuşağı bayrağını yasaklamayı, her gün Alman bayrağı çekilmesini ve törenlerde millî marş söylenmesini öngörüyor. Tarih derslerinde 1813 ve 1871’e, Alman ulus devletinin kuruluşuna daha geniş yer ayrılması isteniyor. AfD’li eğitim sözcüsü Hans-Thomas Tillschneider bunu ‘daha fazla Bismarck, daha az Hitler’ sözleriyle özetliyor. Rusça derslerinin genişletilmesi ve Rusya ile öğrenci değişimlerinin yeniden başlatılması da hedefler arasında.
Bu planların tümünü hemen uygulamak pek mümkün değil. Deutschlandfunk’un incelemesine göre okula devam zorunluluğunun kaldırılması eyalet anayasasında değişiklik ve üçte iki çoğunluk gerektiriyor. Kaynaştırmanın sonlandırılması uluslararası yükümlülükler ve mahkemelerle karşılaşabilir. Buna karşılık müfredat, genelgeler, yönetici atamaları ve proje fonları hükûmetin daha çabuk müdahale edebileceği alanlar.
AfD Kendisini İzleyen Kurumu Yönetirse
En keskin çıkar çatışması iç istihbaratta yaşanabilir. Saksonya-Anhalt AfD teşkilatı, Anayasayı Koruma Teşkilatı Saksonya-Anhalt Birimi tarafından 2023’ten bu yana ‘kesin biçimde aşırı sağcı bir yapı’ olarak sınıflandırılıyor. Thüringen Anayasayı Koruma Teşkilatı Başkanı Stephan Kramer de AfD hakkında yasak süreci başlatılmasının koşullarının oluştuğunu savunuyor. Ama böyle bir kararı yalnızca Federal Anayasa Mahkemesi verebilir; tartışmanın kendisi partinin seçime girmesini veya hükûmet kurmasını engellemiyor.
Almanya’da eyaletlerin iç istihbarat yapılanmaları birbirinden farklı. Saksonya-Anhalt’ta Anayasayı Koruma Teşkilatı, bazı eyaletlerdeki gibi ayrı bir eyalet dairesi olarak örgütlenmiyor. Kurum, doğrudan Eyalet İçişleri ve Spor Bakanlığı bünyesindeki 4’üncü bölüm olarak çalışıyor. Bakanlığın teşkilat yapısına göre bu bölüm sağ aşırılık, İslamcılık, sol aşırılık, casusluk ve gizli soruşturmalar gibi alanlardan sorumlu. Eyalet içişleri bakanı da kurumun yönetimi ve çalışma öncelikleri üzerinde doğrudan siyasi yetkiye sahip. AfD tek başına hükûmet kurarsa AfD’li içişleri bakanı, kendi partisini ‘kesin biçimde aşırı sağcı’ olarak sınıflandırıp izleyen birimin siyasi amiri olacak.
ARD’nin eski istihbarat yöneticileriyle hazırladığı incelemeye göre yeni bakan bölüm yöneticisini değiştirebilir, sağ aşırılığı izleyen personeli başka alanlara kaydırabilir ve gizli yöntemlerle elde edilen bilgilerle kurumun kaynaklarına erişebilir. Brandenburg Anayasayı Koruma Teşkilatının eski başkanı Jörg Müller, böylece AfD’nin kendi çevresine ilişkin çalışmaların yavaşlatılabileceğini ve kurum içinde bilinçli bir ‘kör nokta’ oluşturulabileceğini söylüyor. AfD programı da kamuya açık Anayasayı Koruma raporlarını kaldırmayı ve kurumu yalnızca şiddet, terör ve casusluğa odaklanan bir iç istihbarat servisine dönüştürmeyi vadediyor.
Müller’in bir diğer uyarısı, Müslümanlara yönelik toplumsal iklim açısından ayrıca önem taşıyor. Müller’e göre AfD’li bir içişleri bakanı, İslamcılık alanındaki henüz ciddi bir tehdit tablosu oluşturmayan yüzeysel bulguları seçerek kamuoyuna açıklayabilir. Böylece istihbarat bilgileri, gerçek güvenlik riskini anlatmak yerine AfD’nin siyasi söylemini destekleyecek bir hava oluşturmak için kullanılabilir.
Buradaki ‘İslamcılık’, güvenlik kurumlarının aşırılıkçı faaliyetleri izlemek için kullandığı bir kategori; Müslümanların genelini ifade etmiyor. Ama sınırlı bulguların bağlamından koparılarak siyasi amaçla sunulması bu ayrımı bulanıklaştırabilir, Müslümanların topluca bir güvenlik sorunu gibi gösterilmesine ve mevcut önyargıların güçlenmesine yol açabilir.
Olası sorun yalnızca Saksonya-Anhalt’la sınırlı kalmayacak. Almanya’daki federal ve eyalet istihbarat birimleri sürekli bilgi paylaşıyor. Saldırı hazırlıkları gibi güvenliği doğrudan ilgilendiren verilerin Saksonya-Anhalt’a iletilmesi sürse de diğer kurumlar AfD’nin kendisi, parti çevresindeki kişiler, gizli kaynaklar veya Rusya bağlantıları hakkındaki hassas bilgileri bu birimle paylaşmayabilir. Bu da hem kurumlar arasında güven kaybına hem de ülke çapındaki istihbarat ağında kör noktalar oluşmasına yol açabilir.
Bundesrat’ta Dört Oy, Almanya Siyasetinde Yeni Eşik
Olası bir AfD hükûmeti, partiyi ilk kez eyaletler meclisi Bundesrat’a da taşıyacak. Bundesrat’ın resmî verilerine göre Saksonya-Anhalt 69 oyun dördüne sahip. Bu dört oy tek başına federal yasaları durdurmaya yetmez. Ama eyalet hükûmeti yasa teklifleri sunabilir, komisyonlarda yer alabilir ve dört oyu blok hâlinde kullanarak göç, vatandaşlık, enerji ve Ukrayna politikalarında federal gündemi zorlayabilir.
Asıl etki sayısal gücün ötesinde olacak. AfD’nin bir eyalette hükûmet kurması, partiyle iş birliğini dışlayan ‘yangın duvarını’ ilk kez yönetim düzeyinde aşındıracak ve 2029 federal seçimi için partinin ‘yönetebilirlik’ iddiasını güçlendirebilir. Başarı, iki hafta sonra seçime gidecek Mecklenburg-Vorpommern’de de ivme yaratabilir. Başarısızlık ise AfD’ye sorunları Berlin’e, AB’ye veya diğer partilere yükleme imkânı verebilir.
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ARD’ye verdiği röportajda AfD yönetiminin yabancı yatırımcıları uzaklaştırabileceğini savundu. Seçimin göçmenler açısından anlamı ise ekonomik sonuçların ötesine geçiyor. Deutsche Welle’nin görüştüğü kişiler, aidiyet ve kişisel güvenlik sorularının gündelik hayatlarının parçası hâline geldiğini anlatıyor.
Senegal doğumlu eski SPD milletvekili Karamba Diaby ise özellikle gençlerden sık sık ‘Bu ülkede kalmaya devam edebilir miyiz?’ sorusunu duyduğunu aktarıyor. Saksonya-Anhalt Göçmen Örgütleri Ağı’ndan Batoul Nayouf, eyaletteki ruh hâlini ‘Valizlerimiz hazır bekliyoruz’ sözleriyle özetliyor. Bu endişelerin arkasında yalnızca seçim anketleri değil, AfD programındaki ‘sınır dışı ve remigrasyon atağı’ vaadi de bulunuyor.
AfD yalnızca birinci olur, fakat hükûmet kuramazsa yine de eyalet siyasetinin merkezine yerleşecek. En büyük meclis grubuna, güçlü komisyon temsiline ve üçte birin üzerindeki sandalye oranıyla anayasa değişikliklerini engelleme gücüne sahip olabilir. Bu nedenle 6 Eylül seçimi yalnızca Magdeburg’da kimin hükûmet kuracağını değil, Almanya’nın aşırı sağla arasındaki siyasi ve kurumsal sınırların ne kadar dayanıklı olduğunu da gösterecek. (P)