Fransa’da 2027 Aritmetiği: Mélenchon Yüzde 17’yle İkinci Tura Nasıl Yaklaştı?
Jean-Luc Mélenchon 2022’de yüzde 21,95 oyla ikinci turu kaçırmıştı. Bugün ise yüzde 16-17 düzeyindeki desteği onu ikinci sıraya taşıyabiliyor. Bu değişimin arkasında büyük bir seçmen dalgasından çok merkez ve soldaki parçalanma bulunuyor. Ancak Mélenchon’u ikinci turun eşiğine getiren sadık tabanı, seçim zaferi için aşması gereken sınırı da oluşturuyor.
Bir cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 22’ye yaklaşan oy oranı ikinci tura yetmezken beş yıl sonra yüzde 17 nasıl yeterli hâle gelebilir? Fransa’da Jean-Luc Mélenchon’un 2027 cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda Marine Le Pen’le karşılaşabileceğini gösteren son kamuoyu araştırmasının merkezinde bu soru bulunuyor. İlk bakışta anket, radikal sol liderin hızla yükseldiği ve Fransa’nın siyasi yelpazenin iki ucundaki adaylar arasında seçim yapmaya yaklaştığı izlenimini veriyor. Ancak rakamlar daha dikkatli incelendiğinde farklı bir tablo ortaya çıkıyor.
Toluna Harris Interactive’in M6 ve RTL için gerçekleştirdiği araştırmada Marine Le Pen, test edilen beş senaryonun tamamında ilk turda yüzde 35 ile yüzde 38 arasında destek buluyor. Mélenchon’un oy oranı ise yüzde 16 ile yüzde 17 arasında değişiyor. LFI liderini ikinci tura yaklaştıran temel unsur, kendi oyundaki büyük bir artıştan ziyade merkez ve merkez sol oyların çok sayıda aday arasında bölünmesi.
Ancak bu tablo, Le Pen ile Mélenchon’un aynı ölçüde güçlendiği anlamına gelmiyor. Le Pen geniş ve giderek sağlamlaşan bir seçmen bloğuna dayanırken Mélenchon, daha küçük fakat istikrarlı tabanı sayesinde parçalanmış rakiplerinin önüne geçiyor.
Nitekim Fransız siyaset bilimciler son verileri “Mélenchon’un büyük dönüşü” şeklinde yorumlama konusunda ihtiyatlı. CEVIPOF araştırmacısı Bruno Cautrès’e göre Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) lideri sağlam tabanını koruyor ve ikinci tura kalması artık gerçekçi senaryolardan biri. Ancak önceki araştırmalarla karşılaştırıldığında görülen şey büyük bir sıçramadan çok istikrar. Ayrıca anketin yapıldığı sırada aday listesi kesinleşmiş değildi ve araştırmanın 1,4 ile 3,1 puan arasında değişen hata payı, Mélenchon ile en yakın rakipleri arasındaki farkların bir bölümünü kapsıyor.
2022’de Yüzde 21,95 İkinci Tura Kalmaya Yetmemişti
Mélenchon’un bugünkü konumunu anlayabilmek için 2022 seçimlerine dönmek gerekiyor. Fransa İçişleri Bakanlığının kesin sonuçlarına göre Emmanuel Macron ilk turda yüzde 27,85, Marine Le Pen yüzde 23,15 ve Mélenchon yüzde 21,95 oy aldı. Mélenchon, Le Pen’in yaklaşık 421 bin oy gerisinde kalarak ikinci turu çok küçük bir farkla kaçırdı.
Bu sonuç aynı zamanda uzun süreli bir yükselişin devamıydı. Mélenchon 2017’de yüzde 19,58 oy almış, ikinci sıradaki Marine Le Pen’in yaklaşık 619 bin oy gerisinde kalmıştı. Bu sonuçlar, LFI liderinin iki seçim üst üste ikinci turun hemen dışında kaldığını gösteriyor.
Ağustos 2026 anketinde ortaya çıkan yüzde 16-17, Mélenchon’un önceki iki seçimde aldığı oy oranlarından daha düşük. Buna rağmen mevcut aday dağılımı onu ikinci sıraya taşıyabiliyor. Merkez kamptan eski başbakanlar Édouard Philippe ile Gabriel Attal’ın birlikte yarıştığı senaryoda merkez oylar bölünüyor; Mélenchon yüzde 16’yla, yüzde 14’te kalan Philippe’in önüne geçiyor. Merkez blokun tek aday çıkardığı ihtimallerde ise aradaki fark kapanıyor ve Philippe bazı senaryolarda Mélenchon’u geçebiliyor.
Başka bir ifadeyle Mélenchon’un desteği senaryolar arasında büyük ölçüde sabit. Değişen, rakiplerinin sayısı ve merkez seçmenin Philippe ile Attal arasında nasıl dağıldığı. Siyaset bilimci Jean Chiche’nin ifadesiyle adayların çoğalmasının doğrudan “aritmetik bir etkisi” bulunuyor. Chiche, yaklaşık 30 muhtemel adayın konuşulduğu bir aşamada yapılan anketlerin kesin bir seçim tahmini olarak değerlendirilemeyeceğini belirtiyor. Public Sénat’ya konuşan uzmanlar, aday listesi daraldıkça güç dengelerinin önemli ölçüde değişebileceği uyarısında bulunuyor.
Fransa bu durumu daha önce de yaşadı. 2002’de 16 adayın yarışması oyları parçalamış ve Jean-Marie Le Pen yüzde 17’nin altındaki bir destekle ikinci tura kalmıştı. Bu tarihsel örnek, 2027’de aynı sonucun yaşanacağını göstermiyor. Ancak iki turlu seçim sisteminde bir adayın çoğunluğu temsil etmeden, rakiplerinden daha az parçalanmış bir seçmen tabanına dayanarak ikinci tura ulaşabileceğini hatırlatıyor.
Mélenchon’un “Yeni Fransa”sı Kimlerden Oluşuyor?
Mélenchon’un avantajı, solun tamamını birleştirmiş olması değil; cumhurbaşkanlığı seçimlerinde harekete geçirebildiği sadık bir seçmen tabanına sahip olması. Ancak bu tabanı yalnızca “gençler” veya “işçi sınıfı” üzerinden tanımlamak mümkün değil.
CEVIPOF, Fondation Jean-Jaurès, Le Monde ve Ipsos’un 2022 seçimlerinden sonra gerçekleştirdiği araştırmaya göre Mélenchon özellikle genç seçmenler arasında güçlüydü: Seçmenlerinin yüzde 35’i, 35 yaşın altındaydı. Bununla birlikte LFI tabanı ne Fransa’nın en işçi sınıfı ağırlıklı ne de en fazla kamu çalışanına dayanan seçmen kitlesiydi.
Mélenchon seçmenini ayırt eden özelliklerden biri, eğitim ile toplumsal konum arasındaki uyumsuzluktu. Yüksek eğitim görmesine rağmen diplomasının karşılığını mesleki ve ekonomik hayatında bulamayanların oranı bu seçmenler arasında dikkat çekici düzeydeydi. Araştırmaya göre en az yüksek lisans düzeyinde eğitim almış Mélenchon seçmenlerinin yüzde 51’i, eğitimlerinden beklenebilecek düzeyin altında bir mesleki konumda bulunuyordu. Bu durum, özellikle genç ve eğitimli kesimlerdeki ekonomik güvencesizlik ile gelecek kaygısının LFI’nin toplumsal adalet söylemine neden karşılık bulduğunu kısmen açıklıyor.
Mélenchon’un “Yeni Fransa” adını verdiği siyasi koalisyon da farklı toplumsal çevreleri bir araya getirmeyi amaçlıyor. Bir tarafta üniversite kentlerinde yaşayan öğrenciler ve genç mezunlar, diğer tarafta büyükşehirlerin banliyölerinde ekonomik eşitsizlikleri ve ayrımcılığı daha doğrudan yaşayan kesimler bulunuyor. Bu gruplar aynı toplumsal geçmişten gelmese de kamu hizmetlerinin zayıflaması, hayat pahalılığı, toplumsal hareketliliğin tıkanması ve siyasal sistemde yeterince temsil edilmeme hissi etrafında buluşabiliyor. LFI, ekonomik eşitsizliklerden iklim ve ayrımcılığa, Filistin’den kamu hizmetlerine uzanan söylemiyle bu farklı talepleri ortak bir siyasi kimlik altında toplamaya çalışıyor.
Mart 2026’daki yerel seçimler bu stratejinin hem gücünü hem de sınırlarını gösterdi. İçişleri Bakanlığı verilerini inceleyen bir Fondation Jean-Jaurès araştırmasına göre LFI en güçlü sonuçlarını genç nüfusun ve toplu konutların yoğun olduğu banliyölerle büyük üniversite kentlerinde elde etti. Buna karşılık ülkenin önemli bir bölümünde aday gösterememesi, Mélenchon’un cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki kişisel gücünün henüz aynı ölçüde yaygın bir yerel örgütlenmeye dönüşmediğini ortaya koydu.
Solun En Güçlü Adayı, Fakat Ortak Adayı Değil
Mélenchon’un hesabı, 2022’de olduğu gibi sol seçmeni “etkili oy” etrafında toplamak. LFI lideri kendisini ikinci tura çıkma ihtimali bulunan tek sol aday olarak kabul ettirebilirse Yeşillerden, Sosyalistlerden ve daha küçük sol partilerden seçmenlerin kampanyanın son haftalarında kendisine yöneleceğini düşünüyor.
Sol seçmen ise kendi içinde ciddi biçimde parçalanmış durumda. Ipsos’un Nisan 2026 verileri üzerinden hazırlanan Fondation Jean-Jaurès araştırması, kendisini solda konumlandıran seçmenleri dört gruba ayırıyor: Mélenchon’a bağlı LFI çekirdeği, geçmişte onu desteklediği hâlde bugün LFI’den kopanlar, Mélenchon’a karşı olan merkez sol ve LFI, Sosyalistler ile Yeşiller arasında stratejik tercih yapabilecek seçmenler. Bu tablo, Mélenchon’un solun en güçlü adayı olmasına rağmen sol seçmenin tamamı için ortak bir aday hâline gelemediğini gösteriyor.
En dikkat çekici kopuş, 2022’de Mélenchon’a oy veren ancak bugün LFI’ye karşı çıkan kesimde görülüyor. Bu gruptaki seçmenlerin yüzde 41’i son cumhurbaşkanlığı seçiminde Mélenchon’u desteklemişti; bugün ise dörtte üçü LFI’yi demokrasi açısından bir tehlike olarak değerlendiriyor. Buna karşılık partiler arasında geçiş yapabilen stratejik seçmenler, 2027’de solun hangi aday çevresinde toplanacağını belirleyebilir.
LFI’nin diğer sol partilerle uzun bir ortak aday müzakeresine mesafeli yaklaşmasının nedeni de bu tablo. Mélenchon, üzerinde uzlaşılacak yeni bir aday aramak yerine seçim kampanyasına erken başlayarak diğer aktörleri kendi adaylığının çevresinde toplanmaya zorluyor. Programını, örgütünü ve miting takvimini hazırlayan LFI, Yeşiller veya başka sol aktörlerle programın bazı bölümlerini tartışabileceğini ancak adayın kim olacağı konusunu yeniden açmayacağını belirtiyor.
Fakat 2027’de stratejik oyun anlamı da değişmiş durumda. Beş yıl önce Mélenchon’a yönelen sol seçmen, Marine Le Pen’in ikinci tura kalmasını engelleyebileceğini düşünüyordu. Bugün aynı tercih, Le Pen’in elenmesinden çok Le Pen-Mélenchon ikinci turunun ortaya çıkmasını sağlayabilir. Bu nedenle seçmenler yalnızca “Hangi sol aday ikinci tura kalabilir?” sorusuna değil, “İkinci turda Le Pen’i kim yenebilir?” sorusuna da cevap arayacak.
İlk Tur Avantajı, İkinci Tur Duvarı
Mélenchon’un temel çelişkisi burada ortaya çıkıyor: Kendisine bağlı seçmen çekirdeği onu ilk turda rakiplerinin önüne taşıyabilirken, aynı sert siyasi kimlik ikinci turda yeni seçmenlere ulaşmasını zorlaştırıyor.
Nisan 2026’da 10 binden fazla kişiyle gerçekleştirilen Fransız Seçim Araştırmasına göre katılımcıların yüzde 81’i Mélenchon’un cumhurbaşkanı seçilmesinden memnun olmayacağını belirtti. Son Harris Interactive anketinde Le Pen’in olası ikinci turu yüzde 68’e karşı yüzde 32 kazanacağının öngörülmesi de Mélenchon’un ilk tur desteğini geniş bir çoğunluğa dönüştürmekte zorlandığını gösteriyor.
Bununla birlikte seçime yaklaşık 8 ay kala yapılan ikinci tur anketlerini kesin bir tahmin olarak kabul etmemek gerekiyor. Adaylar, kampanya gündemi ve seçmen katılımı henüz belli değil. Fransa’da aşırı sağa karşı farklı siyasi grupları birleştiren “cumhuriyetçi cephe” tamamen ortadan kalkmış değil; fakat geçmişe kıyasla zayıfladığı görülüyor.
Ipsos’un 2022 ikinci tur araştırmasına göre ilk turda Mélenchon’a oy verenlerin yüzde 42’si ikinci turda Emmanuel Macron’u, yüzde 17’si Marine Le Pen’i desteklemişti. Geriye kalan yüzde 41 ise sandığa gitmemiş veya boş ya da geçersiz oy kullanmıştı. Aşırı sağı engellemek için başka bir adaya yönelme refleksi devam etmekle birlikte artık bütün seçmenleri otomatik olarak harekete geçirmiyor.
Brüksel Bu Senaryodan Neden Endişe Duyuyor?
Mélenchon’un ikinci tura kalma ihtimali yalnızca Fransa’nın iç siyaseti açısından önem taşımıyor. LFI liderinin ekonomi, Avrupa ve savunma alanındaki önerileri, Fransa’nın AB ve NATO içindeki konumunda köklü değişiklikler öngörüyor.
Ekonomi alanında Mélenchon, Eurosystem’in elinde bulunan Fransız devlet tahvillerinin dondurulmasını ve özellikle Covid-19 döneminde oluşan borçlar için faiz ödemelerinin durdurulmasını savunuyor. LFI ayrıca, AB’nin bütçe açığını millî gelirin yüzde 3’üyle sınırlayan kuralının kaldırılmasını istiyor.
Savunma alanında ise LFI’nin programı, Fransa’nın önce NATO’nun entegre komuta yapısından, ardından aşamalı olarak İttifak’ın kendisinden ayrılmasını öngörüyor. Avrupa kurallarının LFI programının uygulanmasını engellemesi hâlinde bu kurallara uymama ihtimali de hareketin uzun süredir savunduğu seçenekler arasında.
Dolayısıyla Mélenchon’un seçimi kazanması uzak görünse bile ikinci tura yaklaşması borç, avro bölgesinin kuralları, NATO ve Fransa’nın Avrupa’daki rolü gibi başlıkları seçim gündeminin merkezine taşıyor. LFI liderinin mevcut etkisi yalnızca aldığı oyla değil, diğer adayları kendi önerilerine cevap vermek zorunda bırakmasıyla da ölçülmeli.
Fransa’daki son anketin gösterdiği temel gelişme, seçmenlerin çoğunluğunun bir anda Mélenchon’a yönelmesi değil. Marine Le Pen açık ara en büyük seçmen bloğunu temsil ederken Mélenchon, daha küçük fakat örgütlü bir taban sayesinde parçalanmış rakiplerinin önüne geçebiliyor. Onu ikinci turun eşiğine getiren ve aynı zamanda cumhurbaşkanlığından uzak tutan unsur da bu: Sadık ve harekete geçirilebilir, fakat genişlemesi son derece zor bir siyasi çekirdeğe dayanması.