Almanya’da Suriyelilerin Koruma Statüsü Giderek Daha Fazla İptal Ediliyor
Almanya’da Suriyelilerin koruma statüsünün iptal edildiği vakaların oranı 2026’nın ilk yarısında belirgin biçimde arttı. Başbakan Friedrich Merz’in Suriyelilerin yüzde 80’inin üç yıl içinde dönebileceğine ilişkin tartışmalı açıklaması, Suriye’deki kırılgan güvenlik koşulları ve Almanya’nın işgücü ihtiyacı nedeniyle yeni bir siyasi ve toplumsal tartışmayı beraberinde getiriyor.
Almanya’da yaşayan Suriyeli mültecilerin koruma statüsünün yeniden değerlendirilmesi, Beşar Esad yönetiminin Aralık 2024’te devrilmesinin ardından yeni bir aşamaya girdi. Federal Göç ve Mülteciler Dairesi (BAMF), Suriye’deki koşulların değiştiği gerekçesiyle daha fazla dosyayı incelemeye alırken, 2026’nın ilk yarısında koruma statüsünü kaybeden Suriyelilerin oranı önceki yıllara kıyasla belirgin biçimde yükseldi. Tartışmanın siyasi boyutunda ise Başbakan Friedrich Merz’in Suriyelilerin yüzde 80’inin üç yıl içerisinde geri dönebileceğine ilişkin açıklaması da bulunuyor.
Federal hükûmetin Sol Parti’nin soru önergesine verdiği yanıta göre BAMF, 2026’nın ilk altı ayında Suriyelilere ilişkin toplam 8 bin 320 koruma statüsü incelemesi gerçekleştirdi. İncelemelerin yüzde 23,2’si koruma statüsünün iptali ya da geri alınmasıyla sonuçlandı. Bu oran 2025’te yüzde 3,7, 2024’te ise yüzde 3,1 düzeyindeydi. Vakaların büyük bölümünde mülteci statüsünün veya “ikincil koruma” statüsünün kaldırılması söz konusu oldu.
BAMF İncelemelerin Kapsamını Genişletti
Alman iltica hukukunda koruma statüsünün kaldırılması, kişinin statüyü aldığı dönemde mevcut olan koruma gerekçelerinin daha sonra ortadan kalktığının değerlendirilmesi hâlinde mümkün. Statünün “geri alınması” ise örneğin kişinin iltica başvurusunda kökeni veya kaçış gerekçeleri konusunda yanlış bilgi verdiğinin sonradan ortaya çıkması gibi durumlarda gündeme geliyor.
BAMF başlangıçta özellikle suç işlemiş kişiler, güvenlik tehdidi oluşturduğu değerlendirilenler ve Suriye’ye seyahat ettiği tespit edilenler hakkında inceleme yürütüyordu. Ancak haziran ortasından itibaren uygulama genişletildi. Buna göre uzun süredir sonuçlandırılmamış iltica başvurularının yanı sıra, özel bir korunma ihtiyacı bulunmadığı ve Suriye’de kendi geçimini sağlayabileceği ya da aile ve sosyal çevresinden destek alabileceği değerlendirilen kişilerin dosyaları da daha kapsamlı biçimde inceleniyor.
Koruma statüsünün kaldırılması ise otomatik olarak kişinin hemen sınır dışı edileceği anlamına gelmiyor. Başka bir oturum hakkı, örneğin çalışma üzerinden alınan bir oturum izni bulunup bulunmadığı ayrıca değerlendiriliyor. Bunun yanında Suriye’ye sınır dışıların uygulanabilmesi Şam’daki makamlarla işbirliği gerektiriyor. Derlemedeki verilere göre 2025’te iç savaşın başlamasından bu yana ilk kez bir Suriyeli Almanya’dan ülkesine sınır dışı edilirken, 2026’nın ilk yarısında bu sayı yalnızca üç oldu.
Suriye’ye Dönüşler Arttı, Almanya’dan Sayı Sınırlı Kaldı
Esad yönetiminin devrilmesinden bu yana Suriye’ye geri dönüşlerde belirgin bir artış yaşandı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin (UNHCR) verilerine göre, Aralık 2024’teki iktidar değişiminden 30 Nisan 2026’ya kadar yaklaşık 1,63 milyon Suriyeli mülteci ülkesine döndü. Bunların yaklaşık 640 bini Türkiye’den, 630 bini Lübnan’dan ve 285 bini Ürdün’den geri döndü.
Almanya ise UNHCR istatistiklerinde ayrı gösterilmiyor; “diğer ülkeler” kategorisinde toplam yaklaşık 6 bin 100 geri dönüş yer alıyor. BAMF verilerine göre ise yalnızca 2025 yılında Almanya’dan 3 bin 678 Suriyeli gönüllü olarak ülkesine döndü. Almanya’da hâlen 900 binden fazla Suriye vatandaşı yaşıyor. Bu rakamlar, bölge ülkelerinden Suriye’ye dönüşlerin hızlandığını ancak Almanya’dan gerçekleşen geri dönüşlerin ülkedeki Suriyeli nüfusla karşılaştırıldığında şimdilik sınırlı kaldığını gösteriyor.
Merz’in “Yüzde 80” Açıklaması Tartışma Yaratmıştı
Geri dönüş tartışmasını büyüten başlıklardan biri Başbakan Friedrich Merz’in mart sonunda Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile Berlin’de yaptığı görüşmenin ardından dile getirdiği “üç yıl içerisinde yüzde 80” ifadesiydi. Merz daha sonra bu rakamın kendisine değil Şara’ya ait olduğunu söylemişti. Şara ise Londra’daki bir etkinlikte farklı bir anlatım sundu ve yüzde 80 ifadesinin Merz tarafından dile getirildiğini belirmiş, aynı zamanda böyle bir dönüş oranının ancak yeniden yapılanmanın ilerlemesi, iş imkânlarının yaratılması ve geri dönüş için uygun koşulların oluşturulması hâlinde mümkün olabileceğini söylemişti.
Federal hükûmet iki taraf arasındaki söz düellosunu geri plana çekmeye çalışmış Hükûmet Sözcüsü Stefan Kornelius, Berlin ile Şam’ın “önemli sayıda savaş mültecisi” için koruma nedenlerinin ortadan kalktığı ve geri dönüşün gündeme geldiği konusunda hemfikir olduğunu belirtmişti.
Merz de Şara ile 30 Mart’taki ortak basın toplantısında Suriye’de koşulların iktidar değişikliğinden sonra “temelden iyileştiğini” ve bu nedenle koruma ihtiyaçlarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söylemişti. Aynı konuşmada Almanya’da yaklaşık bir milyon Suriyelinin iç savaştan kaçarak koruma bulduğuna dikkat çeken Merz, geri dönecek kişilerin Suriye’nin yeniden inşasında önemli rol oynayabileceğini savunmuştu. Bununla birlikte Almanya’ya iyi entegre olmuş Suriyeli doktorların, mühendislerin ve diğer nitelikli çalışanların topluma değerli katkı sunduğunu da vurgulamıştı.
Suriye’de Güvenlik Sorunu Sona Ermiş Değil
Alman hükûmetinin koruma gerekçelerini yeniden değerlendirmesine karşın Suriye’deki güvenlik ve insani tablo oldukça kırılgan. Almanya Dışişleri Bakanlığı hâlen Suriye’ye seyahat edilmemesi yönünde uyarıda bulunuyor. Bakanlığa göre güvenlik durumu ülkenin geniş kesimlerinde istikrarsız ve öngörülmesi güç. Mayıs 2026’dan bu yana Şam merkezinde de bombalı saldırılar yaşandı; ülkenin farklı bölgelerinde silahlı çatışmalar sürerken IŞİD hücrelerinin saldırı kapasitesini koruduğu belirtiliyor.
UNHCR’ye göre Suriye’de 8,1 milyondan fazla insan korunmaya ihtiyaç duyuyor ve 7,4 milyondan fazla kişi hâlen ülke içinde yerinden edilmiş durumda. UNHCR, siyasi değişimin geri dönüş umutlarını artırdığını ancak kalıcı çözümlerin kapsayıcı bir yönetim, insani yardımın devamı ve geniş çaplı uluslararası yatırımlara bağlı olduğunu belirtiyor.
Kitlesel Dönüş Almanya’da Sorun Yaratabilir
Suriyelilerin geri dönüşü yalnızca iltica politikası açısından değil, Almanya’nın işgücü piyasası bakımından da tartışılıyor. Federal İş Ajansı verilerine göre çok sayıda Suriyeli perakende, gastronomi, sağlık hizmetleri, kurye hizmetleri ve geçici işçilik gibi personel açığının yüksek olduğu sektörlerde çalışıyor.
SPD ve Yeşiller de Merz’in yüzde 80 gibi somut bir oran telaffuz etmesini eleştirmişti. SPD’li Anke Rehlinger, böyle bir hedefin gerçekleştirilmesi güç beklentiler yaratabileceğini söylerken, Suriyelilerin yaşlı bakımından toplu taşımaya kadar personel sıkıntısı yaşanan sektörlerde çalıştığına dikkat çekmişti. Ekonomi araştırma enstitüleri de geniş çaplı bir geri dönüşün Almanya’nın üretim potansiyelini zayıflatabileceği ve nitelikli işgücü açığını ağırlaştırabileceği uyarısında bulunuyor.
Dolayısıyla Almanya’daki tartışmanın önümüzdeki dönemde yalnızca “Suriye artık güvenli mi?” sorusu etrafında şekillenmesi beklenmiyor. Koruma statülerinin bireysel olarak hangi ölçütlerle kaldırılacağı, uzun yıllardır Almanya’da yaşayan ve çalışan kişilerin hangi oturum haklarına sahip olduğu ve Suriye’de güvenli, gönüllü ve sürdürülebilir dönüş için gerekli koşulların gerçekten oluşup oluşmadığı da tartışmanın merkezinde kalacak. (P)