İsviçre

İsviçre’nin İki Kantonundan Okullarda Başörtüsü Yasağı Girişimi

İsviçre’nin Zürih ve Aargau kantonlarında, okullarda başörtüsünü yasaklayacak düzenlemelerin hazırlanmasına onay verildi. Kız çocuklarını koruma gerekçesiyle savunulan girişimler, din özgürlüğü ve kadınların kendi kararlarını verme hakkını ihlal edeceği eleştirileriyle karşılaşıyor. Müslüman kuruluşlar ise henüz yasalaşmayan bu talepleri, 2027 genel seçimlerine giden siyasi sürecin bir parçası olarak değerlendiriyor.

İsviçre’nin İki Kantonundan Okullarda Başörtüsü Yasağı Girişimi
Fotoğraf: Pit Stock / Shutterstock.com

İsviçre’nin Zürih ve Aargau kantonlarında parlamentolar, devlet okullarında başörtüsünü yasaklayacak düzenlemelerin hazırlanmasını isteyen önergeleri kabul etti. Henüz yürürlüğe girmiş bir yasak anlamına gelmeyen kararlar, din özgürlüğü ve kadınların kıyafet tercihlerine devlet müdahalesi konusunda tartışma yarattı. Öğrencilere yönelik genel bir yasağın Federal Mahkemenin mevcut içtihadıyla nasıl bağdaştırılacağı ise belirsizliğini koruyor.

İsviçre’de yönetim yetkileri federal devlet, 26 kanton ve belediyeler arasında paylaşılıyor. Kendi parlamentoları ve hükûmetleri bulunan kantonlar, zorunlu eğitimin düzenlenmesinden sorumlu olduğundan okullarda başörtüsüne ilişkin kurallar da kanton düzeyinde şekilleniyor. Bu nedenle bir kantonda kabul edilen düzenleme ülkenin tamamında geçerli olmuyor. Ancak kantonların bu yetkisi, Federal Anayasa’nın güvence altına aldığı din özgürlüğüyle sınırlı; getirilen kısıtlamalara yönelik hukuki itirazlar Federal Mahkemeye kadar taşınabiliyor.

Aargau’da Hükûmetin İtirazına Rağmen Yasak Önergesi Kabul Edildi

Aargau Kantonu Parlamentosu 25 Ağustos 2026’da, 16 yaşın altındaki kız öğrencilerin devlet okullarında başörtüsü takmasını yasaklayacak bir düzenleme hazırlanmasını öngören önergeyi 54 ret oyuna karşı 78 kabul oyuyla onayladı. Önerge; liberal çizgideki Hür Demokrat Parti (FDP), muhafazakâr ve Hristiyan değerlerini öne çıkaran Federal Demokratik Birlik (EDU), merkez siyasette konumlanan Merkez Partisi (Die Mitte) ve sağ popülist İsviçre Halk Partisi (SVP) saflarından siyasetçiler tarafından sunuldu. Önergede, yasağın özellikle kız çocuklarını “dinî baskıdan korumayı” amaçladığı savunuldu. Önergenin sahiplerinden FDP’li Adrian Schoop, kadın-erkek eşitliği için onlarca yıldır mücadele edildiğini ancak kadınların haklarını sınırlayan kültürel anlayışlara karşı yeterince dikkatli davranılmadığını söyledi.

Aargau hükûmeti ise önergeye karşı çıktı. Kantonun eğitimden sorumlu hükûmet üyesi Martina Bircher (SVP), başörtüsünün bazı durumlarda baskının ifadesi olabileceğini kabul etmekle birlikte, Federal Mahkeme içtihadının genel bir yasağın önünde ciddi hukuki engeller oluşturduğuna dikkat çekti. Hükûmete göre devletin dinî tarafsızlığı, okulun entegrasyon görevi veya kadın-erkek eşitliği gibi gerekçeler tek başına öğrencilerin başörtüsü takmasını genel olarak yasaklamak için yeterli değil.

Zürih’te Yasak Öğretmenleri de Kapsayabilir

Benzer bir karar yaklaşık bir hafta sonra Zürih’te alındı. Kanton Parlamentosu, sağ popülist İsviçre Halk Partisinin (SVP) devlet okulları ve anaokullarında dinî veya dünya görüşüne dayalı başörtülerinin yasaklanmasını isteyen önergesini 31 Ağustos’ta yapılan ve 6 üyenin çekimser kaldığı oylamada 82 ret oyuna karşı 87 kabul oyuyla kabul etti. Önerge Aargau’dakinden farklı olarak yalnızca öğrencileri değil, kadın öğretmenleri de kapsıyor. Kanton hükûmetinin iki yıl içinde anayasaya uygun bir yasa tasarısı hazırlaması gerekiyor.

SVP, önergesini kadın-erkek eşitliği ve devlet okulunun değerleriyle gerekçelendiriyor. Parti, başörtüsünün kadın ve kız çocuklarını erkeklerden farklı kurallara tabi tuttuğunu ve bu nedenle eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığını savunuyor. Zürih’te SVP ve FDP’nin yanı sıra çevreci ve ekonomik açıdan liberal çizgideki Yeşil Liberal Parti (GLP) ile Hristiyan değerlere dayanan merkez partisi Evanjelik Halk Partisinin (EVP) bazı üyeleri önergeye destek verdi. Sosyal demokrat çizgideki İsviçre Sosyal Demokrat Partisi (SP), Yeşiller ve Merkez Partisi (Die Mitte) ise önergeye karşı çıktı. Muhalifler, yalnızca belirli bir dinî sembolün hedef alınmasının ayrımcılık ve din özgürlüğü bakımından sorun yaratacağını dile getirdi.

Tartışma parlamento dışına da taşındı. 26 Eylül’de kentteki Europaplatz’da düzenlenen gösteriye yaklaşık 100 kişi katıldı. Organizatörler protestonun, kadınların kendi kaderini tayin hakkını savunmak ve devletin kıyafet tercihlerine müdahalesine karşı çıkmak amacıyla düzenlendiğini açıkladı. Protestoda konuşan Zürih Belediye Meclisi üyesi SP’li Vera Çelik,  başörtülü kadınların dışlandığını belirterek hem “başörtüsü yasağının” hem de “başörtüsü zorunluluğunun” yanlış olduğunu söyledi. Çelik’e göre başörtüsü bazı kadınlar açısından “özgürleşmenin bir ifadesi” olarak da değerlendirilebilir.

Öğrencilere Yönelik Yasağın Önünde Federal Mahkeme Kararı Var

Muhtemel düzenlemelerin önündeki en önemli hukuki engellerden biri Federal Mahkemenin 2015 yılında verdiği karar. Mahkeme, St. Gallen Kantonu’nda bir öğrencinin ders sırasında başörtüsü takmasını engelleyen genel yasağın din ve vicdan özgürlüğüne ağır bir müdahale oluşturduğuna hükmetmişti.

Kararda, başörtüsünün okul düzenini bozduğuna veya diğer öğrencilerin haklarını somut biçimde ihlal ettiğine ilişkin bir durum bulunmadığında genel bir yasağın orantısız olduğu belirtildi. Karar öğrencilerin din özgürlüğüne ilişkin olduğundan, öğretmenleri kapsayacak bir düzenlemenin hukuki açıdan ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.

Federal hükûmetin 2026’daki bir parlamento sorusuna verdiği cevap da çocukların dinî eğitimi ve bireysel hakları arasındaki hassas dengeye işaret ediyor. Buna göre 16 yaşına kadar dinî eğitim konusunda ebeveynlerin belirleyici rolü bulunmakla birlikte, karar verme yetisine sahip çocuğun kişilik hakları ve kendi kararları da hukuken dikkate alınmak zorunda.

Müslüman Kuruluşlardan Seçim Sürecine İşaret Eden Eleştiriler

Basının sorularını yanıtlayan İsviçre İslami Çatı Kuruluşları Federasyonu (FIDS) Başkanı Önder Güneş ise tartışmanın yalnızca hukuki değil, siyasi boyutunun da bulunduğu görüşünde. Güneş, Zürih ve Aargau’daki girişimleri “İsviçre’de 2027 genel seçimlerine giden siyasi sürecin bir parçası” olarak değerlendirdiklerini belirtiyor.

Güneş’e göre 2009’daki minare yasağı ve 2021’de kabul edilen yüz örtme yasağının ardından başörtüsünün gündeme taşınması, görünür İslami yaşamın daha geniş bir siyasi tartışmanın konusu hâline gelmesi riski taşıyor. FIDS Başkanı, “Asıl endişemiz, başörtüsü üzerinden başlayan tartışmanın zamanla daha geniş bir din ve kimlik tartışmasına dönüşmesidir.” diyor. Ona göre doğrudan veya fiilen tek bir dinî topluluğu hedef alan düzenlemeler din özgürlüğü, eşitlik ve ayrımcılık yasağı bakımından “ciddi anayasal sorular” doğurabilir.

Konuyla ilgili açıklama yapan İsviçre Türk Toplumu Genel Başkanı Suat Şahin de girişimleri eleştiriyor. Şahin, “Ortada toplumsal düzeni tehdit eden somut bir sorun yokken, başörtüsünü bir sorunmuş gibi toplumun gündemine taşımak ayrışmayı ve ötekileştirmeyi artırabilir.” değerlendirmesinde bulunuyor. Şahin’e göre bir kişiyi başörtüsü takmaya zorlamak kadar, inancı nedeniyle başörtüsü takmak isteyen bir kişiyi çıkarmaya zorlamak da sorunlu: “İsviçre yasakların değil özgürlüklerin güvencesi olmalıdır.”

“Başörtüsü Yasağı Getirmek Söylenildiği Gibi Özgürlük Sağlamaz”

SRF’e konuşan İslam bilimci ve İsviçre Dinlerarası Çalışma Grubu Başkanı Abduselam Halilovic de yasağın kız çocuklarını aile baskısından koruyacağı tezine karşı çıkıyor. Halilovic’e göre başörtüsü takmaya zorlanan bir öğrenci için yasak, baskıyı ortadan kaldırmak yerine çocuğu ailesinin talepleri ile okulun kuralları arasında bırakabilir. “Gerçek yardım ilişki kurmak demektir.” diyen Halilovic; öğretmenler, sosyal hizmet uzmanları ve güvenilir yetişkinler aracılığıyla gençlerin kendi kararlarını verebilecekleri bir ortam oluşturulması gerektiğini savunuyor.

Halilovic ayrıca İran’daki zorunlu başörtüsü uygulaması ile İsviçre’deki tartışmanın aynı bağlamda değerlendirilemeyeceğini söylüyor. Ona göre iki durumda ortak olan mesele devletin kadınların kıyafetine müdahalesi: “Özgürlük, istediğiniz gibi giyinebilmek demektir.”

Zürih ve Aargau’daki kararlar henüz doğrudan yürürlüğe girmiş bir başörtüsü yasağı anlamına gelmiyor. Her iki kantonda da bundan sonraki aşamada hükümetlerin somut yasa metinleri hazırlaması gerekiyor. Bu tasarıların kapsamı ve Federal Mahkemenin din özgürlüğüne ilişkin mevcut içtihadıyla nasıl bağdaştırılacağı, İsviçre’de önümüzdeki dönemde başörtüsü tartışmasının temel hukuki ve siyasi başlıklarından biri olmaya devam edecek. (P/AA)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler