Berlin’de Koalisyon Pazarlığı: Seçimi Kazanan Sol Partiye Antisemitizm Baskısı
Berlin’de seçimden birinci çıkan Sol Partiye yöneltilen antisemitizm suçlamaları, partinin hükûmet kurmasını zorlaştıran siyasi bir baskı aracına dönüşüyor. SPD ve Yeşiller, koalisyon görüşmelerine geçmeden bu konuda bağlayıcı bir anlaşma isterken, açık mektup yayınlayan 150 Yahudi Berlinli suçlamaların siyasi amaçlarla kullanılmasına itiraz ederek sol koalisyona destek veriyor.
Berlin’de 20 Eylül’de yapılan eyalet meclisi seçimlerinde yüzde 25,7 oyla birinci çıkan Sol Parti (Die Linke), SPD ve Yeşillerle hükûmet kurmak istiyor. Ancak Elif Eralp’i Berlin Eyalet Başbakanlığına taşıyabilecek bu ittifakın önünde, partinin bazı üyelerine ve etkinliklerine yönelik antisemitizm suçlamaları bulunuyor. Tartışma, olası ortakların görüşmelere başlamak için ileri sürdüğü koşullardan federal siyasetçilerin mali yaptırım çağrılarına kadar uzanıyor.
SPD ve Yeşiller Tarafından Öne Sürülen Şartlar
Üç partinin 1 Ekim Perşembe günü ön görüşme niteliğinde gayriresmî bir toplantı yapacağı açıklandı. SPD ve Yeşiller, önce antisemitizmle mücadele, Yahudi yaşamının korunması, ırkçılık, organize suç ve toplumsal birliktelik konularında anlaşmaya varılmasını istiyor. Yeşiller Meclis Grubu Eş Başkanı Bettina Jarasch ile SPD Berlin Eş Başkanı Bettina König’in ortak açıklamasında, bu başlıklarda uzlaşma, sonraki görüşmelerin “temel ön koşulu” olarak belirtiliyor.
SPD Berlin Eş Başkanı Steffen Krach da antisemitizmi kınayan ve İsrail’in var olma hakkını tanıyan açıklamaların ötesinde, antisemitik olaylarda uygulanacak somut yaptırımları içeren bağlayıcı bir anlaşma talep ediyor. Yeşiller Eş Başkanı Franziska Brantner ise Eralp’ten antisemitizm, aşırılıkçılık ve organize suç bağlantıları konusunda açık bir mesafe koymasını istedi. Brantner, daha sonraki bir açıklamasında, bu tür bağlantıları bulunan kişilerin partide yer aldığı sürece Sol Partinin içişleri veya adalet alanındaki yönetimi üstlenmesini tasavvur etmekte zorlandığını söyledi. Böylece tartışma, olası hükûmetteki görev dağılımına da uzandı.
Elif Eralp’ten İçişleri Bakanı Hakkında Suç Duyurusu
Suçlamalar, Eralp’in şahsına yönelik ifadeler nedeniyle hukuki bir boyut da kazandı. Eralp ve partisinin Berlin teşkilatı, Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt hakkında 28 Eylül’de suç duyurusunda bulundu. Alman basınının aktardığına göre başvurunun konusu, 24 Eylül’de yayımlanan Maybrit Illner programındaki bir konuşma. Sunucu Illner, Eralp’in antisemit olmadığını aktarırken dil sürçmesi yaşayarak önce tersini söyledi ve hemen düzeltti. Dobrindt ise bu düzeltmeye “Na doch” (“Ama öyle”) karşılığını verdi.
Eralp’in avukatı Jasper Prigge, Dobrindt’in bu sözlerle yanlış bir olgusal iddiayı benimsediğini ve hakaret niteliğinde bir açıklama yaptığını savunuyor. Suç duyurusunda, bir içişleri bakanının televizyonda böyle bir iddiayı dile getirmesinin Eralp’in siyasi itibarını ve Berlin’de hükûmet kurulmasını olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor. Bu değerlendirmeler başvuruyu yapan tarafın hukuki iddialarını oluşturuyor. İçişleri Bakanlığı sözcüsü ise suç duyurusuna ilişkin haberleri gördüklerini belirtmekle yetindi; Dobrindt’in Eralp’i gerçekten antisemit olarak görüp görmediği sorusunu yanıtlamadı.
Ekonomi Bakanı Reiche İçin de Suç Duyurusu Yapıldı
Bavyera Başbakanı ve CSU Genel Başkanı Markus Söder de Sol Partinin Berlin’de hükûmete gelmesi hâlinde başkent finansman sözleşmesinin yeniden ele alınmasını istedi. Söder, 22 Eylül’deki açıklamasında kamulaştırma planlarıyla antisemitizm ve organize suç bağlantısı iddialarını birlikte anarak Berlin’e sağlanan kaynakları tartışmaya açtı. Henüz uygulanmış bir kesinti bulunmazken, Söder’in hedef aldığı sözleşme Berlin’e başkent işlevleri kapsamında güvenlik ve kültür için federal kaynak aktarılmasını öngörüyor.
Federal Ekonomi Bakanı Katherina Reiche de bakanlığının Instagram hesabında paylaşılan bir videoda, adını açıkça anmadan Sol Partiyi hedef aldı. Kamulaştırma planlarını, antisemitizm suçlamalarını ve seçim kutlamasındaki tartışmalı katılımcıları birlikte gündeme getiren Reiche, bu gelişmelerin Almanya’nın yatırım ortamını tehlikeye attığını savundu. Sol Parti Eş Başkanı Ines Schwerdtner, resmî bakanlık hesabının parti aleyhine kullanılması nedeniyle yargıya başvurduklarını açıkladı. Schwerdtner, Reiche’yi antisemitizmle mücadeleyi büyük mülk sahiplerinin çıkarlarını korumak için kullanmakla suçladı.
Neukölln’deki Etkinlikler ve Koalisyon Uyarıları
Tartışmanın merkezinde, Neukölln’deki bir seçim etkinliğinde bir rapçinin İsrail ordusuna yönelik ölüm çağrısında bulunması ve seçim gecesi kutlamasına katılan kişiler yer alıyor. Sol Partili Federal Meclis milletvekili Ferat Koçak’ın Filistinli aktivist İbrahim İbrahim’le görüntülenmesi, ayrıca organize suç bağlantılarıyla gündeme gelen Remmo ailesinden Issa Remmo’nun kutlamada bulunması eleştirilere yol açtı. Sol Parti, etkinliğin herkese açık olduğunu ve iki kişinin fark edildikten sonra ayrılmalarının istendiğini açıkladı. Koçak ise tartışmaların ardından parlamento çalışmalarını askıya aldığını duyurdu.
Almanya Yahudiler Merkez Konseyi Başkanı Josef Schuster, seçim sonrasında SPD ve Yeşilleri Sol Partiyle hükûmet kurmamaları yönünde uyardı. Schuster, Sol Partinin eyalet hükûmetine girmesinin önünü açanların toplumsal birlikteliği ve başkentteki Yahudi yaşamını tehlikeye atacağını savundu. AFP’ye verdiği söyleşide Eralp’in antisemitizme karşı açıklamalarını duyduğunu belirten Schuster, bu tutumun parti genelinde paylaşılmadığını düşündüğünü söyledi. Koçak’ın çalışmalarını askıya almasını yetersiz bularak Federal Meclis grubundan çıkarılmasını istedi.
Berlinli Yahudiler: “Antisemitizm Siyasi Hesaplarla Araçsallaştırılıyor”
Ancak bu çağrılar, Berlin’deki Yahudiler arasında ortak bir tutumu yansıtmıyor. Aralarında yazarlar Deborah Feldman ve Eva Menasse, müzisyen Peaches, filozof Susan Neiman, uluslararası hukukçu Itamar Mann ve siyaset bilimci Emilia Zenzile Roig’in bulunduğu 150 Yahudi Berlinli, 24 Eylül’de yayımlanan açık mektupta Sol Parti-SPD-Yeşiller koalisyonunu destekledi. Der Spiegel’e konuşan Menasse, metni “tam bir inançla” imzaladığını söyledi.
İmzacılar, Sol Partinin Yahudiler için tehlikeli olduğu ve katılacağı bir koalisyonun Yahudi cemaatleri açısından güvenlik riski yaratacağı iddiasına açıkça karşı çıktı. Antisemitizmin toplumun farklı kesimlerinde görüldüğünü vurgulayan mektupta, bu düşmanlığın aşırı sağ ideoloji ve antidemokratik eğilimlerle birleştiğinde en tehlikeli hâline geldiği savunuldu. Sol Partiye sürekli antisemitizm suçlaması yöneltilmesi ise “sinik (samimi olmayan ve çıkarcı) bir siyasi araçsallaştırma” olarak nitelendirildi. İmzacılara göre bu yaklaşım, İsrail politikalarına yönelik neredeyse her eleştiriyi antisemitizmle eşitliyor.
Mektup, Yahudi Berlinlilerin güvenlik kaygılarının yanında sosyal sorunlarına da dikkat çekiyor. Artan kiralar, güvencesiz çalışma, zorlanan eğitim ve sağlık hizmetlerinin Yahudi aileleri de etkilediği belirtiliyor. İmzacılar, Sol Partinin bütün görüşlerini paylaşmadıklarını vurgularken, sosyal eşitsizliği azaltacak bir koalisyonun toplumsal gerilimlerin nedenleriyle mücadele edebileceğini savunuyor. Yahudilerin güvenliğinin siyasi propaganda konusu yapılmamasını ve sosyal ihtiyaçlarının diğer Berlinlilerinki kadar ciddiye alınmasını talep ediyor.
Sol Partiden Hem İtiraz Hem Özeleştiri
Sol Parti yönetiminin yanıtında ise suçlamalara itirazla parti içi özeleştiri birlikte yer alıyor. Eralp, 25 Eylül’deki parti kongresinde Yahudi yaşamını güçlendireceğini ve antisemitizmle mücadele edeceğini belirterek İsrail askerlerine yönelik şiddet çağrılarını kabul edilemez bulduğunu söyledi. Berlin Eş Başkanı Kerstin Wolter de bazı açıklamaların sınırları aştığını ve Yahudilerde kaygı yarattığını kabul etti. Bu olayların açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirten Wolter, meşru İsrail eleştirisiyle antisemitizm arasında daha açık bir ayrım yapılmasını istedi.
Olası koalisyon ortakları içinde de farklı vurgular bulunuyor. Yeşillerin Berlin adayı Werner Graf, antisemitizmle mücadelenin yanı sıra Gazze’de yakınlarını kaybeden Berlinlilerin duyulmadıkları yönündeki hislerinin dikkate alınması gerektiğini söyledi. Graf, sol bir hükûmete karşı siyasi amaçlarla kullanılmak istemeyen Yahudilerin de dinlenmesi gerektiğini belirtti. SPD Berlin Başkan Yardımcısı Cansel Kiziltepe ise seçmenlerin sol politikalardan yana tercih yaptığını savunarak üç partinin birlikte hükûmet kurmasını destekledi.
Bir İhtimal: Koalisyon Görüşmelerini CDU Yapabilir
Sol Parti-SPD-Yeşiller ittifakı mecliste çoğunluk sağlayabilse de CDU-SPD-Yeşiller koalisyonu da aritmetik olarak mümkün. Sol Parti öncülüğündeki görüşmelerin başarısız olması hâlinde bu seçenek gündeme gelebilir.
Ayrıca antisemitizm tartışmasının aşılması durumunda da tarafların anlaşması gereken başka büyük başlıklar bulunuyor: Büyük konut şirketlerinin mülklerinin kamulaştırılması konusunda Sol Parti ve Yeşiller destek verirken SPD Berlin Başkanı Krach karşı çıkıyor. Üç partinin perşembe günü yapacağı ön görüşme, bu politika başlıklarına geçilip geçilemeyeceğinin ilk aşaması olacak. (P)