Minab

BM Heyetinden ABD’nin İran’a Yönelik Saldırıları İçin Savaş Suçu Tespiti

BM İnsan Hakları Konseyinin görevlendirdiği bağımsız araştırma misyonu, ABD’nin İran’daki bir ilkokul ile spor merkezi ve yerleşim bölgesini vuran iki saldırısının savaş suçu teşkil ettiği sonucuna vardı. Minab’da 120’den fazla çocuğun öldüğü okul binasının doğrudan hedef noktası olduğunu belirleyen heyet, Lamerd’deki saldırının da ayrım gözetmediğini kaydetti.

BM Heyetinden ABD’nin İran’a Yönelik Saldırıları İçin Savaş Suçu Tespiti
ABD'nin 28 Şubat'ta başlayan İran'a yönelik saldırıların ilk günlerinde fırlatılan bir Tomahawk füzesi. | Fotoğraf: ABD Donanması.

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi tarafından görevlendirilen İran Bağımsız Uluslararası Araştırma Misyonu, ABD’nin İran’da gerçekleştirdiği iki saldırının savaş suçu teşkil ettiği sonucuna vardı. Bulgular, misyonun İnsan Hakları Konseyine sunduğu 18 sayfalık raporda ayrıntılarıyla açıklandı.

Misyon, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askerî harekâtının başladığı 28 Şubat 2026’da Minab kentindeki Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu’na ve Lamerd kentindeki bir spor merkezine düzenlenen saldırıları inceledi. Heyet, her iki saldırının da ABD tarafından gerçekleştirildiğine ve uluslararası insancıl hukuku ihlal ederek iki ayrı savaş suçu oluşturduğuna inanmak için “makul gerekçeler” bulunduğunu belirtti.

Araştırma, 73 kişiyle yapılan görüşmelerin yanı sıra uydu görüntüleri, video ve fotoğraflar ile silah ve mühimmat uzmanlarının değerlendirmelerine dayandırıldı. Misyon, ABD yönetimine Haziran ayında gönderdiği bilgi ve görüşme taleplerine yanıt verilmediğini de kaydetti.

Minab’daki Okul Bir Füzenin Sapması Sonucu Vurulmadı

Minab’daki Şeceretü’t-Tayyibe Kız İlkokulu, Devrim Muhafızlarına ait bir deniz tesisinin yaklaşık 72 metre yanında bulunuyordu. Ancak raporda incelenen uydu görüntüleri, okulun askerî tesisten bir duvarla tamamen ayrıldığını, kendine ait bir girişinin bulunduğunu ve en az 2016’dan beri eğitim amacıyla kullanıldığını gösterdi.

Misyon, binanın duvarlarındaki çocuk resimleri, okul tabelaları, oyun alanları ve sınıflardaki eğitim materyalleri nedeniyle buranın ilkokul olduğunun kolayca anlaşılabildiğini belirtti. Okulun saldırı sırasında askerî amaçla kullanıldığına ilişkin herhangi bir kanıta ulaşılamadı.

Rapora göre okul binası, çevredeki askerî tesise yönelik bir füzenin yanlışlıkla sapması ya da saldırının tali hasarı nedeniyle vurulmadı. Uydu ve video görüntüleri, saldırının doğrudan okul binasının merkezini hedef aldığını gösterdi.

Görgü tanıklarının aktardığına göre okul kısa aralıklarla iki kez vuruldu. İlk füzenin alt kata isabet etmesinin ardından öğretmenler çocukları üst kattaki mescide götürdü. İkinci füze daha sonra üst kata isabet ederek çok sayıda çocuğun ve öğretmenin ölümüne yol açtı.

Minab’da 120’den Fazla Çocuk Öldürüldü

Minab Savcılığının açıkladığı sayıma göre saldırıda 120’si öğrenci olmak üzere 156 kişi hayatını kaybetti. Misyonun güvenilir kabul ettiği bağımsız bir sayım ise ölenlerin sayısını 123’ü çocuk olmak üzere 157 olarak kaydetti. Çocukların tamamı 13 yaşında veya daha küçüktü; aralarında 6 yaşında 15 çocuk bulunuyordu.

Misyon Başkanı Sara Hossain da 21 Eylül’de İnsan Hakları Konseyine yaptığı sunumda, saldırıda 123’ü çocuk 157 kişinin öldüğünü açıkladı. Mühimmat kalıntıları ve saldırı görüntüleri üzerinde yapılan incelemeler, okulun bir Tomahawk seyir füzesiyle vurulduğuna işaret etti. Misyon, çatışmanın tarafları arasında bu füzelere sahip olan tek ülkenin ABD olduğunu belirtti.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Amiral Brad Cooper da mayıs ayında Pentagon’un ön soruşturmasının Minab’daki okul saldırısı ile bir ABD saldırısını “ilişkilendirdiğini” kabul etmişti. Pentagon, aradan geçen süreye rağmen yürüttüğü soruşturmanın sonuçlarını kamuoyuna açıklamadı. Associated Press’in temmuz ayında yayımladığı araştırma, saldırıyı açık kaynaklar, görüntüler, insan hakları raporları ve ABD’li yetkililerle yapılan görüşmeler üzerinden yeniden kurmuştu.

“Okulu Vuran Saldırı, Basit İhmalin Ötesinde”

Mart ayında ABD’li yetkililerin yaptığı açıklamalara göre saldırıya büyük olasılıkla güncelliğini yitirmiş istihbarat yol açtı. Hedef bilgilerinde okul binası hâlâ yakındaki askerî tesisin bir parçası olarak görünüyordu.

BM misyonu ise hedef bilgilerinin güncellenmemesinin ve binanın askerî amaçla kullanılıp kullanılmadığının doğrulanmamasının “basit ihmalin ötesine geçtiği” sonucuna vardı. Raporda ABD’nin, sivil bir binayı vurma yönündeki ciddi riskin farkında olmasına rağmen saldırıyı gerçekleştirdiği belirtildi.

Misyon, Minab saldırısını “sivil bir nesneyi saldırının hedefi hâline getirme” savaş suçu olarak nitelendirdi. Bununla birlikte rapor, ABD’nin çocukları öldürmek amacıyla okulu seçtiğini değil, okul binasını güncelliğini yitirmiş hedef bilgileri üzerinden vurduğunu ve binanın sivil olabileceğine ilişkin açık riski görmezden geldiğini ortaya koydu.

Lamerd’de 180 Bin Tungsten Parçacığı Saçan Füze Kullanıldı

Misyonun incelediği ikinci saldırı, yine 28 Şubat’ta Fars eyaletine bağlı Lamerd kentinde gerçekleşti. Füzeler bir spor merkezinin yanı sıra yakındaki yerleşim alanına ve ilkokula zarar verdi.

Yerel yetkililerin verilerine göre saldırıda 10’u kadın, 12’si erkek 22 kişi öldü. Hayatını kaybedenler arasında iki kız öğrenci, iki erkek öğrenci ve evinin önünde oynayan 2 yaşındaki bir kız çocuğu da bulunuyordu. En az 100 kişinin yaralandığı, bazı kaynaklara göre yaralı sayısının 170’e yaklaştığı bildirildi.

Görüntüler ve mühimmat izleri üzerinde yapılan incelemeler, saldırıda ABD yapımı Precision Strike Missile kullanıldığını gösterdi. Hedefin üzerinde patlayan füze, geniş bir alana yaklaşık 180 bin tungsten parçacığı saçacak şekilde tasarlanmıştı.

Misyon, bu tür bir mühimmatın spor merkezi, okul ve konutların bulunduğu yoğun sivil bölgede etkilerinin belirli bir askerî hedefle sınırlandırılamayacağını vurguladı. Spor merkezinin saldırı sırasında askerî amaçlarla kullanıldığına ilişkin herhangi bir kanıt da bulunamadı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı 31 Mart 2026’da yaptığı açıklamada Lamerd’e saldırı düzenlediğini reddetmiş ve görüntülerdeki mühimmatın İran’a ait bir füze olabileceğini ileri sürmüştü. Ancak BM misyonu, füzenin teknik özellikleri ve ABD’nin aynı füze sistemini İran’da kullandığına ilişkin kendi açıklamalarından hareketle saldırının ABD tarafından gerçekleştirildiği sonucuna vardı.

Raporda Lamerd saldırısı, “sivillerin ölümü veya yaralanmasıyla ve sivil nesnelerin zarar görmesiyle sonuçlanan ayrım gözetmeyen bir saldırı” ve dolayısıyla savaş suçu olarak nitelendirildi.

Beyaz Saray BM Heyetinin Bulgularını Reddetti

Pentagon, rapora ilişkin açıklamasında kendi soruşturmasının devam ettiğini ve henüz açıklanacak bir gelişme bulunmadığını bildirdi. Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly ise yaptığı açıklamada BM İnsan Hakları Konseyini hedef alarak bulguları reddetti.

Kelly, mevcut çatışmada savaş suçu işleyen tek tarafın İran yönetimi olduğunu savundu. ABD yönetimi, askerî operasyonlarının silahlı çatışma hukukuna uygun biçimde yürütüldüğünü öne sürüyor.

BM misyonu ise ABD’ye Minab ve Lamerd saldırılarına ilişkin iç soruşturmalarının sonuçlarını derhâl açıklama, ihlallerin tekrarlanmasını önleme ve mağdurlara tazminat sağlama çağrısında bulundu.

İran Yönetimi İçin de İnsanlığa Karşı Suç Bulgusu

BM raporu yalnızca ABD’nin askerî saldırılarını ele almadı. Misyon, İran yönetiminin Aralık 2025’te başlayan hükûmet karşıtı protestolara yönelik müdahalesinde hukuka aykırı öldürme, işkence, keyfî tutuklama, zorla kaybetme ve adil olmayan yargılamaların ardından idam cezalarına başvurduğunu belirledi.

BM’nin araştırma misyonuna göre İran güvenlik güçlerinin protestoculara, çocuklara ve çevrede bulunan sivillere yönelik eylemleri, sivil nüfusu hedef alan yaygın ve sistematik bir saldırının parçasıydı. Raporda bu eylemlerin cinayet, işkence, hapsetme ve diğer insanlık dışı fiiller yoluyla işlenen insanlığa karşı suçlar oluşturduğu sonucuna varıldı.

İran yönetimi protestolara ilişkin bulguları reddederken eylemlerin dış güçler tarafından desteklenen “teröristler ve isyancılar” tarafından şiddete dönüştürüldüğünü savunuyor. Misyon Başkanı Hossain ise İran halkının kendi yönetiminin ağır baskısı ile ABD ve İsrail’in devam eden askerî harekâtı arasında kaldığını belirtti.

Araştırma misyonu yargı organı olmadığı için ceza davası açma ya da kişileri mahkûm etme yetkisine sahip değil. Ancak misyonun bulguları, ileride ulusal veya uluslararası düzeyde yürütülebilecek soruşturma ve yargı süreçlerinde kullanılabiliyor. (P)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler