Gazze Şeridi

“Uyarıldı Ama Önlem Almadı”: 7 Ekim’in Yanıtsız Soruları Netanyahu’nun Peşinde

Haaretz’in Netanyahu’nun 7 Ekim öncesinde Hamas’ın saldırı hazırlığı konusunda açıkça uyarıldığına ilişkin haberi, seçimler yaklaşırken başbakanın “güçlü lider” imajını ve siyasi sorumluluğunu tartışmaya açıyor. Başbakanlık haberi yalanlarken muhalefet, Netanyahu’nun ne bildiğinin, güvenlik kurumlarına ne aktardığının ve neden harekete geçmediğinin soruşturulmasını istiyor.

“Uyarıldı Ama Önlem Almadı”: 7 Ekim’in Yanıtsız Soruları Netanyahu’nun Peşinde
Fotoğraf: Ververidis Vasilis - Shutterstock.

Önümüzdeki kasım ayında kendisini ne beklerse beklesin, pek az siyasetçi İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu kadar dayanıklı, inatçı ve bulunduğu yere kaya gibi tutunabilecek güçte olduğunu iddia edebilir. Hatırı sayılır bir maharetle gönülleri çelerek, insanları aldatarak ve yalan söyleyerek iktidara geldi; neredeyse bir kuşak boyunca da büyük ölçüde yerini korudu. Kuşkucular onun siyasi ömrünü tamamladığını düşündüğünde, çorak topraklarda yeniden çiçek açtı. Makyavelist siyasette verdiği derslerin neredeyse eşi yok.

Netanyahu 2023’te Hamas’ta Görüşmeler Çöktükten Sonra Uyarıldı

Peki ya 27 Ekim seçimleri öncesinde üzerine düşeni yapmadığının açığa çıkması? Ya yapılan hatalar, güçlü lider imajını lekeleyecek o yıkıcı yanlış? Tarih, trajik ve akılsızca hatalarıyla bu konuda yol gösteriyor. İngilizlerin 1942’de Singapur’da Japon İmparatorluk Ordusu karşısında uğrayacakları bozgunu öngörememeleri, her zaman ilgi çeken bir örnektir: Ormandan gelecek bir saldırı yerine denizden saldırı beklemişlerdi. Hatta, söylemeye cesaret edersek, Batılı güçleri zaten diken üstünde tutan bir devleti daha da kışkırtacak onca şey yapmasına rağmen ABD’nin Aralık 1941’de Pearl Harbor’a düzenlenecek saldırıyı öngörememesi de öyle.

Başka bir deyişle, güç ve nüfuz sahibi kişi tehdidi biliyor, ancak şu veya bu gerekçeyle ciddiye almıyor muydu? Kendine güven, yahut eski Yunanlıların ifadesiyle hubris, yani kibir, rehaveti büyütür ve baş tacı eder. Netanyahu hakkında ileri sürülen iddia da bu. Üstelik dahası var.

Haaretz gazetesinin Netanyahu’ya ağır darbe indiren son iddiası, sarsıcı nitelikte. Haber, Shlomi Eldar ve Ruth Yuval’ın Rehineler: Terk Edilmişliğin 843 Günü başlıklı kitapları için yürüttükleri araştırmaya dayanıyor. Araştırmanın kaynakları arasında “çok üst düzey yetkililer de dâhil olmak üzere İsrail’den ve dünyanın çeşitli yerlerinden onlarca kaynak, ayrıca ses kayıtları, kurum içi belgeler ve diğer kayıtlar” bulunuyor. Yazarların aktardığına göre Netanyahu’ya, Hamas’ın bir saldırı planladığı hiçbir tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta bildirilmişti.

Hamas-İsrail Görüşmelerinin Tanıkları Anlatıyor

Bu uyarı, Hamas ile Netanyahu’nun başbakanlık ofisi arasında 2023’te başlayan müzakerelerin tıkanmasının ardından geldi. Görüşmelerde, Gazze Şeridi için daha kalıcı bir mutabakatın önünü açacak, “hudna” olarak bilinen geçici bir ateşkes hedefleniyordu. Hamas adına görüşmelere Dr. Gazi Hamad öncülük ediyordu. Netanyahu ile Hamas arasında güvenlik yetkililerinin bilgisi dışında görüşmeler yapıldığı söylenen 2014 yılında da bu rolü Hamad üstlenmişti.

Gazete, Eylül 2023’te Batı Şeria ve Gazze’de tırmanan gerilim bağlamında, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un MBZ olarak da bilinen Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid’e ilişkin değerlendirmelerini de aktarıyor. Herzog’a göre Bin Zayid, savaşa giden aylarda bu konuyu kendisiyle sık sık konuşmuştu. Herzog şöyle anlatıyor: “Sürekli olarak durumun yatıştırılması gerektiği yönünde mesajlar iletiyordu. Hatta İsrail’e, Başbakan’la görüşen özel bir temsilci gönderdi. Emir, bölgenin patlamanın eşiğinde olduğunu sezmiş gibiydi.”

Ortamı yakıp kavuran gerilimi biraz olsun hafifletmek için, hem Hamas’ın hem de iç istihbarat teşkilatı Şin Bet’in (Shin Bet) “Kömür Gözler” adıyla tanıdığı El Fetih’ten üst düzey bir parti yetkilisi devreye sokuldu. Görüşmeler ilerledi. Bir tür anlaşmaya varılmış gibi görünüyordu. “Atmosfer öylesine iyimserdi ki El Fetih’in Kömür Gözler’i, İsrail’le bir anlaşmanın her zamankinden daha yakın olduğunu ve her iki tarafın da önerileri ‘uygulanabilir seçenekler’ olarak gördüğünü defalarca bildirdi.”

Hamas Lideri Sinvar’ın Saldırı Tehdidi İsrail İstihbaratına İletildi

Netanyahu ise geri durdu. Bunun nedenini bulmak adına mantık yürütmeye girişen yazarlar, “Belki Hamas’la anlaşmaya varmaktan, belki de yeni hükûmetindeki aşırılıkçı ortaklarının vereceği tepkiden korktuğu için böyle yaptı.” değerlendirmesinde bulunuyor. Su katılmamış fanatiklerden oluşan sağcı koalisyon ortaklarının buna onay vermesi zaten pek olası değildi. O dönemki Hamas Siyasi Büro Başkanı Yahya Sinvar ise kurnazlığını elden bırakmıyor, seçeneklerini açık tutuyordu: İsrail’e yönelik bir saldırı konusunda Hizbullah ve İran’la görüşmelerini hâlâ sürdürüyordu.

Haaretz, üst düzey bir Şin Bet yetkilisinin şu sözlerini aktarıyor: “Radarımızdan bir anda kayboldu, buharlaşıp gitti.” Gazeteciler, hiddetli bir direniş ekseninde birleşen İran, Hamas ve Hizbullah’ın, İsrail’i tam da o sırada kırılgan bir durumda görmüş olabileceğini öne sürüyor. “Eylül 2023’te Kömür Gözler, Sinvar’la bir görüşme yapar: ‘İsraillilere söyle, ilerleme sağlamazlarsa onlar için büyük bir sürpriz hazırlıyorum.’ Onları bir ‘zilzal’ (deprem) bekliyor olabilirdi.”

Olaylar kasvetli bir kaçınılmazlıkla ilerlerken Kömür Gözler, sonunda bu uğursuz gelişmeleri Şin Bet’e anlatmaya hazırlanır. Teşkilatın başındaki Ronen Bar, görüşmek üzere Netanyahu’ya ulaşmaya çalışır. “Deprem” tehdidine ilişkin bilgilendirmeler yapılır. Savunma teşkilatı ise genel olarak oldukça rahattır; bu rahatlık neredeyse küstahça bir özgüvene varır. İsrailli bir istihbarat yetkilisine göre Sinvar’ın tehdidi, daha çok karşı tarafı dürtüp tepkisini ölçmeye yönelik bir yoklamaydı: “İsrail’in oyalamalarından bıkmıştı; bir mutabakata varılması için baskı yapıyor, savaş başlatmaya ise pek hevesli görünmüyordu. Ya da bizim inanmayı tercih ettiğimiz üzere, bu onun ‘Büyük Aldatmaca’ planının bir parçasıydı ve İsrail Savunma Kuvvetlerinin hazırlık düzeyini sınamak istiyordu.”

BAE ve Mısır Yönetimleri Saldırı Planlandığını ABD ve İsrail’e Bildirdi

Netanyahu açısından tabloyu daha da karmaşıklaştıran bir başka unsur, Mısır istihbaratının başındaki General Abbas Kamil’in de Başbakanlık Ofisini Hamas’ın “alışılmadık bir şey, dehşet verici bir operasyon” başlatmaya hazırlandığı konusunda uyardığının söylenmesi. Bin Zayid’in, CIA Direktörü William Burns’e de “orada bir şeylerin […] patlamak üzere olduğunu” söylediği belirtiliyor. Başka bir deyişle, yaklaşan saldırıya ilişkin uyarılar dört bir yana yayıldıkça bunları görmezden gelmek de güçleşiyordu.

Başbakanlık Ofisi, Haaretz’in haberini ağır ve küçümseyici ifadelerle reddetti: “Tamamen yalan. Başbakan Netanyahu, söz konusu dönemde Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı’yla konuşmadı ve kendisinden herhangi bir uyarı almadı.” Seçim fırsatının meyvelerini toplamaya hevesli muhalefet liderleri ise ortaya çıkan bilgileri çok daha ciddiye aldı. Eski Başbakan Naftali Bennett, “Netanyahu, görevde olduğu dönemde binlerce İsraillinin ölümüne yol açan başarısızlıktan şahsen ve doğrudan sorumludur” dedi. “Uyarıları görmezden gelmesi suç teşkil eden bir ihmaldir. Bu yüzden gerçeği ortaya çıkaracak bir devlet soruşturma komisyonunun kurulmasını engellemek için elinden geleni yapıyor.”

Muhalefet liderleri Bennett, Gadi Eisenkot, Yair Golan ve Avigdor Lieberman, ortak açıklamalarında şu sorulara yanıt istedi: “İsrail kamuoyunun bilmeye hakkı var: Netanyahu neyi, ne zaman biliyordu? Güvenlik kurumlarını neden bilgilendirmedi ve İsrailli sivilleri korumak için neden harekete geçmedi?” Şimdi, tarihin ağır emsallerini alt edebileceğine ve tarihin esin perisi Klio’yu hiçe sayabileceğine inanacak kadar kendinden emin olan kurnaz Netanyahu’dan açıklama bekleniyor. Tarihteki önceki felaketlerde olduğu gibi, onun da foyası ortaya çıkmış olabilir.

NOT: Bu tercüme, Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0) lisansı ile yapılmıştır. Metnin Middle East Monitor tarafından yayımlanan İngilizce aslına buradan ulaşabilirsiniz.

Dr. Binoy Kampmark

Dr. Binoy Kampmark, Cambridge Üniversitesine bağlı Selwyn College’da Commonwealth Scholar olarak araştırmalar yürütmüştür. Hâlen Avustralya’daki RMIT University’de ders vermekte olan Kampmark, uluslararası siyaset, dış politika ve medya alanlarında çalışmalarıyla tanınmaktadır.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler