AfD’nin Güçlendiği Eyalette Hastaneler Göçmen Doktorlara Muhtaç
Almanya Saksonya-Anhalt’taki aşırı sağcı AfD’nin seçim başarısıyla sarsılıyor. Partinin en büyük seçim vaadi, göçmenlerin sayısını azaltmak. Güncel bir araştırmaya göre bu durumda Saksonya-Anhalt’ta hasta bakacak doktor kalmayabilir.
Almanya’nın Saksonya-Anhalt eyaletinde göç politikası, aşırı sağcı Almanya için Alternatif’in (AfD) seçim programının en önemli başlıklarından biri. Göçün sınırlandırılmasını ve Almanya’nın nitelikli işgücü ihtiyacının öncelikle ülke içinden karşılanmasını savunan parti, yabancı çalışanlara bağımlılığın azaltılmasını hedefliyor. Ancak eyaletin sağlık sistemine ilişkin güncel veriler, özellikle hastanelerde yabancı doktorların halihazırda önemli bir rol üstlendiğini ortaya koyuyor. Eyaletin demografik yapısı ve sağlık çalışanlarının yaş dağılımı da dikkate alındığında, göç politikasında kapsamlı bir sıkılaşmanın sağlık hizmetlerinin geleceği üzerindeki olası sonuçları tartışma konusu.
Mediendienst Integration tarafından Saksonya-Anhalt Tabip Odası’nın verilerine dayanılarak yapılan araştırmaya göre, eyaletteki hastanelerde görev yapan doktorların yüzde 27,1’i Alman vatandaşı değil. Başka bir ifadeyle hastanelerde çalışan her dört doktordan birinden fazlası yabancı pasaporta sahip.
Bu oran Almanya genelindeki ortalamanın belirgin biçimde üzerinde. Mediendienst Integration’un Mayıs 2026’da yayımladığı araştırmaya göre Almanya genelinde doktorların yaklaşık yüzde 16’sı Alman vatandaşı değil. Dolayısıyla ülke genelinde yaklaşık her altı doktordan biri yabancı pasaport taşırken, Saksonya-Anhalt hastanelerinde bu oran dörtte birin üzerine çıkıyor.
Hastanelerin yanı sıra muayenehaneler, kamu kurumları ve diğer çalışma alanlarındaki doktorlar da hesaba katıldığında Saksonya-Anhalt’taki yabancı doktorların oranı yüzde 18,7’ye geriliyor. Ancak bu veri de eyalette görev yapan yaklaşık her beş doktordan birinin Alman vatandaşı olmadığını gösteriyor.
AfD’nin Seçim Programında Neler Var?
Bu tablo, AfD’nin “Vizyon 2026” başlıklı seçim programında ortaya koyduğu göç ve nitelikli işgücü politikalarıyla birlikte değerlendirildiğinde dikkat çekici bir karşıtlık ortaya çıkarıyor.
AfD programında, Almanya’nın ihtiyaç duyduğu “gerçek anlamda nitelikli” kişilerin ülkeye göçüne kategorik olarak karşı çıkılmadığını belirtirken, bu personelin Almanya’da yetiştirilmesini tercih ettiğini ifade ediyor. Parti, ihtiyaç duyulan uzmanların, Almanya’ya getirilmesi yerine Alman eğitim sisteminin bu işgücünü üretmesi gerektiğini savunuyor. Bu nedenle eğitim sisteminin “temel kültürel becerileri ve bilgiyi aktarma” görevine yeniden odaklanması gerektiği görüşünü dile getiriyor.
Programın başka bölümlerinde ise göç çok daha sert bir güvenlik perspektifinden ele alınıyor. AfD, Almanya’da sokakların ve meydanların artık yeterince güvenli olmadığını öne sürüyor ve 2024’te Magdeburg Noel pazarına yönelik araçlı saldırıyı göç ve sınır dışı politikalarıyla ilişkilendiriyor. Saldırganın daha önce sınır dışı edilebileceğini savunan parti, yetkili makamları yabancılara karşı “gevşek ve hoşgörülü” davranmakla suçluyor ve devam eden kitlesel göçün Almanya’ya zarar verdiğini ileri sürüyor.
AfD’nin programında göçmen işgücüne yönelik eleştiriler yalnızca düzensiz göçle sınırlı değil. Parti, farklı kültürel çevrelerden gelen nitelikli çalışanların istihdam edilmesinin de birtakım sorunlar yarattığını savunuyor. Yabancı çalışanların kimi zaman yeterli Almanca bilgisine sahip olmadığını ve eğitimlerinin Alman standartlarıyla uyuşmayabildiğini ileri süren AfD, özellikle sağlık ve bakım sektöründe bunun hasta güvenliği açısından risk oluşturabileceğini iddia ediyor.
Parti, Magdeburg Noel pazarına araçla girerek saldırı düzenleyen Suudi Arabistanlı psikiyatrist Taleb A. vakasını da bu görüşüne örnek gösteriyor. AfD’ye göre saldırı, “yabancı kültürel çevrelerden” gelen nitelikli çalışanların iç güvenlik açısından da risk oluşturabileceğini gösteren bir örnek. Parti ayrıca bu tür sorunların entegrasyon kursları veya “entegrasyon rehberleri” aracılığıyla çözülemeyeceğini savunuyor.
AfD’nin bir başka itirazı, yabancı nitelikli çalışanların işgücü piyasasına entegrasyonu için kullanılan kaynaklara yönelik. Parti, Saksonya-Anhalt hükümetinin 2024’te başlattığı ve başlangıçta üç yıl sürmesi planlanan entegrasyon programını eleştiriyor. Program kapsamında yabancı çalışanlara destek olmak amacıyla “Job Buddy” olarak adlandırılan görevlerde 50’ye kadar Alman nitelikli çalışanın istihdam edilmesine dikkat çeken AfD, bu kişilerin yabancı çalışanların entegrasyonuyla ilgilenmeleri nedeniyle işgücü piyasasının başka alanlarında eksik kaldığını öne sürüyor.
Partiye göre Almanya’nın nitelikli işgücü sorununun kalıcı çözümü göç değil, doğum oranlarının yükselmesi ve ülkeden nitelikli insanların göçünün, yani “beyin göçünün”, durdurulması. AfD ayrıca gelişmekte olan ve yükselen ekonomilerden nitelikli personel alınmasını etik açıdan da eleştiriyor. Bu ülkelerin zaten sınırlı sayıdaki doktor, mühendis veya diğer uzmanlarını Almanya gibi daha zengin ülkelere kaptırmasının kaynak ülkelerde yeni personel açıkları oluşturduğunu savunuyor.
Program, düzensiz göç konusunda ise çok daha kesin bir politika öneriyor. AfD, yasa dışı yollarla Almanya’ya gelen kişilerin nitelikli işgücü açığının çözümüne katkıda bulunmadığını, aksine kamu hizmetleri üzerindeki personel ihtiyacını artırarak açığı büyüttüğünü ileri sürüyor. Göçmenlerin varlığının eğitimci, öğretmen, idari personel, hâkim, savcı ve polis ihtiyacını artırdığı görüşünü savunan parti, AfD yönetimindeki bir eyalet hükümetinin düzensiz göçmenleri Saksonya-Anhalt işgücü piyasasına entegre etmeye çalışmayacağını belirtiyor. Parti bunun yerine yasa dışı ve düşük üretkenliğe sahip olduğunu tanımladığı göçmenlerin ülkeyi mümkün olan en kısa sürede terk etmesi gerektiğini savunuyor.
Yabancı Doktorların Yüzde 83’ü Hastanelerde
Buna karşın Saksonya-Anhalt sağlık sisteminin mevcut personel yapısı ise AfD’nin seçim programındaki iddialarından çok daha farklı bir gerçekliği ortaya koyuyor. Eyaletteki yabancı doktorların yüzde 83,4’ü hastanelerde çalışıyor. Bu yoğunlaşma, yabancı doktorların olası kaybının etkisinin sağlık sisteminin tamamına eşit biçimde dağılmayacağı, özellikle hastanelerde daha belirgin hissedilebileceği anlamına geliyor.
En fazla yabancı doktor eyalet başkenti Magdeburg’da kayıtlı. Kentte 354 yabancı doktor görev yapıyor. Magdeburg’u 222 doktorla Harz ilçesi, 197 doktorla Dessau-Roßlau, 181 doktorla Halle ve 177 doktorla Salzlandkreis takip ediyor.
Ancak yabancı doktorların önemi yalnızca büyük kentlerle sınırlı değil. Veriler, nüfusun seyrek olduğu kırsal bölgelerde yabancı doktorların toplam sağlık personeli içindeki payının daha da yüksek olabildiğini gösteriyor.
Mediendienst’in verilerine göre Almanya’nın nüfus yoğunluğu en düşük ilçelerinden biri olan Altmarkkreis Salzwedel’de Alman pasaportuna sahip olmayan 67 doktor çalışıyor. Bu doktorların bölgedeki toplam doktorlar içindeki payı ise yüzde 29. Dolayısıyla ilçedeki yaklaşık her üç doktordan biri yabancı.
Bu tabloya göre göçmen sağlık çalışanları, özellikle düşük nüfuslu ve personel bulmakta zorlanan bölgelerde sağlık hizmetlerinin sürdürülebilmesi açısından önemli.
Tabipler Odası: “Yabancı Meslektaşlar Olmadan Sağlık Hizmeti Mümkün Değil”
AfD’nin nitelikli göç konusundaki yaklaşımı, Saksonya-Anhalt Tabip Odası tarafından da eleştirilmişti. Oda, mayıs ayında yayımladığı açıklamada uluslararası nitelikli çalışanların eyaletin sağlık sistemi için “vazgeçilmez katkısına” dikkat çekmişti.
Tabipler Odası’na göre özellikle Saksonya-Anhalt’ın kırsal alanlarında yabancı doktorlar olmaksızın kapsamlı sağlık hizmetinin sürdürülmesi artık mümkün değil. Uluslararası doktorların muayenehanelerin açık kalmasına, hastanelerin hizmet verdiği bölgelerde sağlık hizmetlerinin istikrarlı şekilde devam etmesine ve hastaların bekleme sürelerinin azaltılmasına önemli katkı sağladığını belirten Oda, bu nedenle göç politikasındaki değişikliklerin yalnızca göç rakamları üzerinden değil, sağlık sisteminin personel ihtiyacı üzerinden de değerlendirilmesi gerektiği görüşünde.
Tabipler Odası, uzman işgücü göçünü sorgulayan veya ciddi ölçüde sınırlandırmayı amaçlayan siyasi önerilerin Saksonya-Anhalt’taki sağlık hizmetlerinin mevcut gerçekliğiyle açık biçimde çeliştiğini bildiriyor.
Odaya göre yabancı diplomaların tanınmasının zorlaştırılması, uzmanların Almanya’ya göçünün sınırlandırılması veya uluslararası çalışanların kendilerini “istenmeyen kişiler” olarak hissedecekleri toplumsal bir atmosferin oluşması, doğrudan sağlık hizmetlerinin kapasitesini etkileyebilir. Kurum bunun sonucunda muayenehane ve hastanelerde bekleme sürelerinin uzayabileceği, bazı sağlık kuruluşlarının kapanabileceği veya sundukları hizmetleri azaltmak zorunda kalabileceği ve halihazırda sistemde çalışan personelin üzerindeki yükün daha da artabileceği uyarısında bulunuyor.
Harzklinikum’da Doktorların Yüzde 26’sı Yabancı
Bu bağımlılığın somut örneklerinden biri Harzklinikum Dorothea Christiane Erxleben. Mediendienst’in araştırmasına göre hastanedeki 280 doktordan 76’sı uluslararası bir geçmişe sahip. Bu, doktor kadrosunun yüzde 26’sından fazlasına karşılık geliyor.
Harzklinikum Genel Müdürü Dr. Matthias Voth da Harz bölgesinde sağlık sektöründeki nitelikli personel eksikliğinin belirgin biçimde hissedildiğini söylüyor. Hastanenin bu soruna yıllardır iki yönlü bir personel politikasıyla yanıt verdiğini belirten Voth’a göre kurum bir taraftan bölgede yaşayan çalışanların hastaneye bağlılığını güçlendirmeye, diğer taraftan Almanya’nın başka bölgelerinden ve yurt dışından hedefli personel alımı yapmaya çalışıyor.
Hastane grubunda uluslararası kökeni kayıtlarla doğrulanabilen yaklaşık 100 çalışan var. Doktor kadrosunda ise bu oran dörtte birin üzerine çıkıyor. Voth, 280 doktordan 76’sının uluslararası geçmişe sahip olduğuna işaret ederek bu çalışanlar olmadan Quedlinburg, Wernigerode ve Blankenburg’daki üç yerleşkede yılda yaklaşık 100 bin hastaya mevcut kalitede sağlık hizmeti sunmalarının mümkün olmayacağını belirtiyor. Hastane yönetimi bu nedenle yurt dışından gelen personeli geçici bir tamamlayıcı unsurdan ziyade mevcut hizmet kapasitesinin bir parçası olarak değerlendiriyor.
Harzklinikum Hemşirelik Hizmetleri Direktörü Ina Hopp da benzer bir değerlendirmeye sahip. Hopp’a göre bakım hizmetlerinde belirleyici olan, çalışanın nereden geldiği veya kurumda ne kadar süredir görev yaptığı değil, hasta başında gösterdiği mesleki özen ve insani ilgi. Hopp, bir çalışanın 40 yıldır Harzklinikum’da görev yapmasıyla Tiran, Kabil veya Elbingerode’den yeni gelmesi arasında bu açıdan fark bulunmadığını belirterek, deneyimli çalışanlarla farklı geçmişlerden gelen yeni personelin oluşturduğu birleşimin hastaneyi işveren olarak daha cazip hâle getirdiğini savunuyor.
En Büyük Gruplar Azerbaycan, Ukrayna ve Suriye’den
Saksonya-Anhalt’taki yabancı doktorların geldikleri ülkeler de sağlık sektöründeki çeşitliliğin tek bir göç hareketine veya coğrafi bölgeye dayanmadığını gösteriyor. Eyaletteki en büyük yabancı doktor grubunu 164 kişiyle Azerbaycan vatandaşları oluşturuyor. Onları 159 doktorla Ukrayna, 153 doktorla Suriye, 152 doktorla Rusya ve 151 doktorla Romanya izliyor.
Yabancı doktorlarla Alman doktorlar arasında yalnızca vatandaşlık değil, yaş dağılımı bakımından da önemli farklar var. Eyalette yabancı doktorların ortalama yaşı 39 iken Alman doktorların ortalama yaşı 49. Aradaki yaklaşık on yıllık fark, önümüzdeki yıllarda sağlık sisteminin personel planlaması açısından da önemli.
Almanya genelinde 2024 yılında doktorların yüzde 31’i 55 yaşında veya daha yaşlıydı. Bu grubun önemli bir bölümünün önümüzdeki yıllarda emekliye ayrılması bekleniyor. Saksonya-Anhalt’taki yabancı doktorların ortalama yaşının daha düşük olması ise uluslararası sağlık çalışanlarının orta ve uzun vadede emeklilikler nedeniyle ortaya çıkacak boşlukların doldurulmasında da önemli hale gelebileceğine işaret ediyor.
Almanya’nın En Yaşlı Eyaletinde Sağlık İhtiyacı Artıyor
Bu tartışmanın bir diğer boyutunu Saksonya-Anhalt’ın demografik yapısı oluşturuyor. Eyalet, Almanya’da nüfusun ortalama yaşının en yüksek olduğu bölge konumunda. 2024 yılında Saksonya-Anhalt’ta ortalama yaş 48,3 olarak kaydedildi.
Aynı zamanda uzun yıllardır eyaletin nüfusu da eriyor. 1990’da yaklaşık 2,9 milyon olan nüfus yaklaşık 2,2 milyona geriledi. Demografik projeksiyonlar bu eğilimin devam edeceğine işaret ediyor. 2040 yılına kadar Saksonya-Anhalt nüfusunun yaklaşık 1,83 milyona düşmesi bekleniyor.
Nüfusun azalması sağlık hizmetlerine olan ihtiyacın aynı oranda azalacağı anlamına gelmiyor. Aksine nüfusun yaşlanması, özellikle tıbbi bakım, uzun süreli bakım ve sosyal hizmetlere yönelik talebi artırabilecek bir faktör. Dolayısıyla eyalet aynı anda hem çalışma çağındaki nüfusun azalması hem de sağlık ve bakım hizmetlerine daha fazla ihtiyaç duyan yaşlı nüfusun oranının yükselmesi sorunuyla karşı karşıya.
Bu durum, yabancı sağlık çalışanlarının rolünü önümüzdeki yılların demografik dönüşümü açısından da önemli hale getiriyor. Öte yandan sağlık sektöründeki yabancı çalışanların yüksek oranına rağmen Saksonya-Anhalt genelinde göç kökenli nüfusun payı Almanya ortalamasının oldukça altında. 2025 yılında eyalet nüfusunun yaklaşık yüzde 12’si göç kökenliyken Almanya genelinde bu oran yaklaşık yüzde 31 düzeyindeydi. Böylece Saksonya-Anhalt, genel nüfus içinde göçmen kökenlilerin görece düşük, sağlık sisteminin bazı kritik alanlarında ise yabancı çalışanların payının yüksek olduğu bir yapı sergiliyor.
AWO: “Uluslararası Personel, Çözümün Bir Parçası”
Benzer bir sorun yalnızca doktorlar ve hastaneler açısından yaşanmıyor. Sosyal hizmetler ve bakım sektöründe faaliyet gösteren Arbeiterwohlfahrt’ın (AWO) Saksonya-Anhalt Eyalet Birliği de önümüzdeki yıllarda çalışanlarının önemli bir bölümünün yaş nedeniyle işgücünden ayrılmasını bekliyor.
AWO’ya göre bu nedenle hem genç çalışanlar hem de uluslararası nitelikli personel kurumun gelecekteki faaliyetleri açısından büyük önem taşıyor. Kuruluş, uluslararası çalışanları nitelikli işgücü eksikliğinin çözümünün bir parçası olarak değerlendiriyor ve bu kişilerin Saksonya-Anhalt halkına sunulan sosyal hizmetlerin sürdürülmesine “vazgeçilmez” katkı sağladığını belirtiyor.
AWO aynı zamanda göçmen karşıtı siyasi söylemlerin yalnızca toplumsal tartışma üzerinde değil, personel temini üzerinde de etkili olabileceği görüşünde. Kuruluşa göre bu tür politikalar nitelikli çalışanların eyalete kazandırılmasını ve toplumsal birlikteliği zorlaştırırken uzun vadede sosyal ve ekonomik altyapının işlerliğini de etkileyebilir. AWO, kendisini bulunduğu yerde hoş karşılanmış hissetmeyen uluslararası çalışanların uzun vadede Saksonya-Anhalt’tan ayrılabileceği uyarısında bulunuyor.