AfD’yi Zafere Taşıyan Aşırı Sağcı Ulrich Siegmund Kimdir?
Almanya’da aşırı sağcı Almanya İçin Alternatif (AfD), ilk kez bir eyalet seçiminden açık ara birinci parti olarak çıktı. Saksonya-Anhalt’ta yüzde 43,8 oy alan AfD’nin bu tarihî başarısının arkasındaki isim ise 35 yaşındaki Ulrich Siegmund. Peki Almanya’da aşırı sağın yükselişinin yeni yüzü haline gelen Ulrich Siegmund kim ve seçmeni hangi vaatlerle peşinden sürükledi?
6 Eylül’de sandıklar kapandıktan sonra Ulrich Siegmund, üstünde takım elbisesi, yanında eşiyle birlikte sahneye çıktı. Karşısında kendisini büyük bir coşkuyla alkışlayan AfD destekçileri vardı. Zafer sarhoşu olan Siegmund kalabalığa, “Vizyon 2026 gerçek oldu! Tarih yazdık sevgili arkadaşlar!” diye sesleniyordu.
Bu tablo, gerçekten de Almanya’nın yakın siyasi tarihi açısından bir dönüm noktasıydı. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından ilk kez aşırı sağcı bir parti, bir eyalet seçiminde hükûmeti kurma iddiasını bu denli güçlendirecek bir oy oranına ulaşmıştı. AfD, Saksonya-Anhalt’ta yüzde 43,8 oyla açık ara birinci olurken eyalet parlamentosundaki mutlak çoğunluğu yalnızca birkaç sandalye farkla kaçırdı. Siegmund’un ifadesiyle Saksonya-Anhalt, artık AfD’nin siyasi rengine atıfla “mavi dalganın başladığı yer”di.
Pop Yıldızı Aurası’nda Bir Siyasetçi: Ulrich Sigmund
Yaklaşık 2 milyonluk nüfusuyla Almanya’nın en küçük eyaletlerinden biri olan, ülkenin doğusunda yer alan Saksonya-Anhalt, uzun süredir aşırı sağın en güçlü olduğu bölgelerden biri. Ancak 6 Eylül seçimleri bu tabloyu yeni bir aşamaya taşıdı. Almanya’da uzun yıllar boyunca düşünülemez kabul edilen aşırı sağcı bir eyalet hükümeti olasılığı, artık muhtemel bir senaryo olarak karşımızda duruyor.
Sonucu daha çarpıcı hâle getiren ise seçmenin sandıkta nasıl bir siyasi yapıya destek verdiğini biliyor oluşu. Saksonya-Anhalt AfD’si, eyaletin Anayasayı Koruma Teşkilatı tarafından Kasım 2023’ten bu yana “kesin olarak aşırı sağcı” olarak sınıflandırılıyor. Buna rağmen yaklaşık 1,2 milyon seçmenin sandığa gittiği 6 Eylül seçimlerinde AfD’nin açık ara birinci oluşu -temkinli bir ifadeyle söylenecek olursa- seçmenin önemli bir bölümünün bu aşırıcılığı bir sorun olarak görmediğini ortaya koyuyor.
Saksonya Anhalt’taki zaferin yüzü ise partinin eyalet lideri ve başbakan adayı Ulrich Siegmund. Seçim kampanyası boyunca mitinglerde âdeta bir pop yıldızı gibi karşılanan Siegmund, AfD’nin alışılmış sert yüzünden farklı bir siyasi personaya sahip. Genç, güler yüzlü, halka yakın ve uzlaşmaya açık bir siyasetçi görüntüsü veren Siegmund, katıldığı siyasi tartışma programlarında ne söylediğini bilir gibi gözüken, konfrontasyondan kaçınmayan ve rakibine meydan okuyan bir siyasetçi profiline sahip.
Ancak Ulrich Siegmund’un bu görüntüsünün arkasında, Almanya’nın en radikal AfD teşkilatlarından birinde yükselen ve siyasi kariyeri aşırı sağın önemli isimleri, “remigrasyon” tartışmaları ve ırkçılıkla kesişen bir siyasetçi bulunuyor.
Peki AfD’yi Saksonya-Anhalt’ta tarihî bir seçim zaferine taşıyan Ulrich Siegmund kim?
Mülteci Torunu Olan Bir Mülteci Karşıtı
Seçim kampanyası boyunca TikTok başta olmak üzere sosyal medya platformlarını yoğun biçimde kullanan ve paylaşımları milyonlarca kez izlenen Siegmund, yalnızca Instagram’da 600 binden fazla takipçiye ulaştı. Profilinde ise siyasi kimliğini özetleyen şu cümle yer alıyordu: “Ülkemizi ve hakikati söyleme cesaretini seviyorum.”
Göç, enerji politikaları ve kamu yayıncılığı konularındaki sert çıkışlarıyla dikkat çeken Siegmund, kendisini sürekli olarak “sıradan insanların” yanında konumlandırıyor. Kendi aile geçmişi ise göç meselesiyle doğrudan kesişmiş durumda. Siegmund’un bizzat kendi dedeleri, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından doğudan göç etmek zorunda kalan milyonlarca Alman arasındaydı. Ancak Siegmund, kendi atalarını bugünün sığınmacılarından ayırıyor ve onları “gerçek mülteciler” olarak tanımlıyor.
1990 yılında Saksonya-Anhalt eyaletindeki Havelberg’de doğan Siegmund’un özgeçmişi de inşa ettiği “halktan biri” imajına uygun ayrıntılar barındırıyor. Gençliğinde garsonluk ve inşaat işçiliği yapan Siegmund, 11. sınıftan sonra okuldan ayrılarak dış ticaret alanında mesleki eğitim aldı. Daha sonra uzaktan eğitim yoluyla ekonomi psikolojisi ve işletme alanlarında lisans eğitimi gördü. Siyasete atılmadan önce yaptığı işler arasında oda kokusu satmak da vardı. Nitekim “parfüm satıcısı” ifadesi, seçim kampanyası boyunca Siegmund’un siyasi kadrolar oluşturma ve yalnızca Saksonya-Anhalt’ta değil, Almanya’nın tamamında vaat ettiği köklü değişimi hayata geçirme konusundaki yeterliliğini sorgulamak için sıkça kullanılan bir etikete dönüştü.
Gençlik yıllarında Hristiyan Demokrat Birlik’e (CDU) üye olan Siegmund’un siyasi rotası, 2015 ve 2016 yıllarında Almanya’ya yüz binlerce sığınmacının gelmesinin ardından değişti. 2016’da AfD’ye katıldı. Parti o sıralarda göç ve iltica karşıtı siyaseti merkezine alarak hızla yükseliyordu. Bir yıl sonra yapılan 2017 Federal Meclis seçimlerinde AfD yüzde 12,6 oy alacak ve Almanya’nın üçüncü büyük siyasi gücü hâline gelecekti.
Aradan geçen on yılda Siegmund’un kariyeri ile AfD’nin yükselişi birbirine paralel ilerledi. Ağustos 2022’den bu yana Saksonya-Anhalt Eyalet Meclisi’ndeki AfD grubunun başında bulunan Siegmund, 6 Eylül 2026 seçimlerinde CDU’lu eyalet başbakanı Sven Schulze’ye 20 puandan fazla fark atarak açık ara birinci oldu. Seçim gecesi AfD Eş Genel Başkanı Alice Weidel sonucu “tarihî ve sansasyonel bir başarı” olarak nitelendiriyor ve “Ulrich Siegmund’la gurur duyuyoruz” diyordu.
“Halktan Biri”, Ama Kim Bu Halk?
Siegmund’un siyasetçi profili yalnızca kürsülerde şekillenmiyor. Boş zamanlarında metal dedektörüyle toprağın altında eski metal parçaları ve tarihî eşyalar arıyor; sosyal medyada özel hayatından ve ailesinden kesitler paylaşarak profesyonel siyasetçi görüntüsünün karşısına gündelik, ulaşılabilir bir persona koyuyor. Kendi ifadesiyle “on yılı aşkın süredir ülkesi, vatanı, değerleri ve yeniden gurur duyabileceği bir gelecek için” mücadele ediyor.
Ancak Siegmund’un “vatan”, “halk” ve “değerler” kavramlarının sınırları, partisinin siyasi programına bakıldığında çok daha belirgin hâle geliyor.
Siegmund liderliğindeki Saksonya-Anhalt AfD’si, “İslam’ın ne Almanya’ya ne de Saksonya-Anhalt’a ait olduğunu” savunuyor. İslam’ı yalnızca bir din değil, sözde siyasi bir ideoloji olarak tanımlayan parti; cami inşaatlarının sınırlandırılmasını, minare ve ezana yönelik kısıtlamaları ve İslami kuruluşların faaliyetlerinin daha sıkı denetlenmesini talep ediyor.
Buna karşın Siegmund seçim kampanyasında bambaşka bir tona başvurdu. AfD hakkındaki önyargıların yıkılabileceğini, partisinin ve kendisine oy veren insanların “toplumun merkezinde” bulunduğunu sıkça yineledi. Hızlı, enerjik cümlelerle seçmenlerine “daha iyi bir hayat” vaat etti. Fakat partisinin programına bakıldığında, Siegmund’un sürekli başvurduğu “halk” kavramının kapsayıcılığının sınırları da ortaya çıkıyordu: Almanya’da yaşayan Müslümanların dinî ve kamusal görünürlüğünü kısıtlamayı amaçlayan politikalar, bu “biz” tarifinin dışında bırakılanların kimler olduğunu gösteriyordu.
Sözde “vatansever” bir kültür politikası vadeden Siegmund, seçim kampanyasını klasik parti toplantılarının ötesine taşıdı. Binlerce kişinin katıldığı aile şenlikleri, mitingler ve sosyal medya videolarıyla kendisini yalnızca bir parti lideri değil, seçmenin gündelik hayatına dokunan bir figür olarak konumlandırdı. Destekçileri onu “otantik”, “halka yakın” ve “mantıklı” buluyordu.
Kampanya meydanlarında gördükleri, öfkeli ve bağıran bir aşırı sağcı siyasetçiden ziyade gülümseyen, çocuklarla fotoğraf çektiren ve ailelerden söz eden ılımlı görünümlü bir adaydı.
Siegmund’un siyasi başarısının belki de en önemli anahtarı radikal bir siyasi programı, radikal görünmeyen bir yüzle seçmene sunmakta yatıyordu.
Ancak kameranın kadrajı Siegmund’un yüzünden biraz uzaklaştırılıp çevresindeki isimlere çevrildiğinde bu görüntü değişmeye mahkûm. Eyalet seçimleri öncesinde seçim kampanyasının arka planında, Alman aşırı sağının çok daha sert çevreleriyle bağlantılı isimler göze çarpıyordu. Siegmund’un kampanya ekibindeki isimlerden Patrick Harr, bunlardan biriydi. Harr, ırkçı ve neo-Nazi çevrelerle bağlantıları nedeniyle Alman makamlarının takibine giren aşırı sağcı gençlik yapılanmalarında faaliyet göstermiş bir isim. Dolayısıyla Siegmund’un güler yüzlü ve uzlaşmacı siyasi personası, yalnızca söyledikleriyle değil, siyaset yoldaşlarına bakıldığında da farklı bir anlam kazanıyor.
AfD Halk Partisi mi Oluyor?
Siegmund’un ılımlı ve uzlaşmacı görüntüsüyle siyasi çizgisi arasındaki mesafeyi gösteren en önemli olaylardan biri, 2023’ün sonunda Potsdam’da düzenlenen ve Almanya’da aylar sürecek “remigrasyon” tartışmasını ateşleyen aşırı sağcıların buluşmasıydı. Avusturyalı aşırı sağcı Martin Sellner’in “remigrasyon” üzerine konuştuğu toplantıya katılan Siegmund, burada Saksonya-Anhalt’taki seçim kampanyası için de potansiyel bağışçılarla görüştü.
Zaten Siegmund’un göç konusundaki siyasi çizgisi de bu çevrelerden bütünüyle bağımsız değil. Göçü Alman kimliği açısından bir tehdit olarak gören AfD’li siyasetçi, göçün ciddi biçimde sınırlandırılmasını seçim kampanyasının temel vaatlerinden biri hâline getirdi.
Fakat Siegmund’un kökten değiştirmek istediği tek şey, yalnızca Almanya’nın göç politikası değil. Ülkenin kendi geçmişiyle kurduğu ilişki de aşırı sağcı siyasetçinin hedefinde yer alıyor. Nazi döneminin Alman eğitim sistemindeki ağırlığını eleştiren Siegmund, genç kuşaklara Alman tarihinin “olumlu yönlerinin” daha fazla anlatılmasını istiyor. “Tarihimizin bütün yönlerini öğrenmeliyiz.” diyen Siegmund, “Bu ülkeyle gurur duyuyoruz ve olumlu yanlarına odaklanmalıyız.” sözleriyle Almanya’nın Nazi geçmişini merkeze alan tarihsel hafıza kültürünün yeniden dengelenmesi gerektiğini savunuyor.
Tam da bu noktada Siegmund, AfD açısından özel bir siyasi değere de sahip. DW’ye konuşan siyaset bilimci Johannes Hillje’ye göre Siegmund parti için âdeta bir “hediye”. Zira Siegmund, radikal bir siyasi ajandanın arkasında durmasına rağmen geniş kamuoyu tarafından aynı ölçüde radikal bir figür olarak algılanmıyor.
Bu durum yalnızca Siegmund’un kişisel başarısını değil, AfD’nin geçirdiği dönüşümü anlamak açısından da önemli. Çünkü 6 Eylül’de ortaya çıkan tablo, Saksonya-Anhalt’ta AfD’nin artık siyasi sistemin kenarında duran ve yalnızca belirli bir protest seçmen kitlesine seslenen bir parti olmadığını ortaya koydu. Yüzde 43,8’lik sonuç, partinin geleneksel seçmen tabanının çok ötesine geçebildiğinin bir kanıtı. AfD kadınlar arasında güçleniyor, genç seçmenlerden ve kamu çalışanlarından da giderek daha fazla destek görüyor.
Bu nedenle Saksonya-Anhalt seçimlerinin ortaya çıkardığı daha büyük soruda Siegmund’un rolü de oldukça kritik. Siegmund, AfD’yi aşırı sağcı niteliğini kaybetmeden bir “Volkspartei”ye, yani toplumun farklı kesimlerinden kitlesel destek toplayabilen bir halk partisine dönüştürecek aktörlerden birisi olabilir mi?
Kadrosu ve Hükûmet Becerisi Olmayan Bir Partinin Şövalyesi
Siegmund seçim gecesi yaptığı konuşmada elde edilen sonucu salt eyalet zaferi olarak görmediğini açıkça ortaya koydu: “Bu akşam görüldü ki mesele yalnızca Saksonya-Anhalt değil. Bu, bütün Almanya için bir işaret. Kendimizi bulduk, Almanya’yı bulduk.” diyen Siegmund, AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki zaferini Almanya geneline taşınabilecek bir siyasi model olarak görüyor. Siegmund, Saksonya-Anhalt’ın “sadece bir başlangıç olduğunu, bu siyasi değişimin Almanya’nın tümüne yayılacağını” düşünüyor.
Saksonya-Anhalt seçimlerinin ardından ortaya çıkan daha büyük mesele, uzun yıllar siyasi sistemin dışında tutulmaya çalışılan aşırı sağın, Saksonya-Anhalt’ta toplumun geniş kesimlerinden oy toplayarak sistemin merkezine doğru ilerliyor oluşu. Siegmund’un seçim gecesinde ilan ettiği “mavi dalga” bu nedenle Saksonya-Anhalt’ta başlamış olabilir. Asıl soru, dalganın Almanya’nın geri kalanına ne kadar yayılacağı. Almanya’da benzin fiyatları, iklim politikası, Ukrayna Savaşı, göç yönetimi, eğitim politikaları gibi, Saksonya-Anhalt’i kat kat aşan federal siyaset konularıyla birlikte seçim kampanyasını yapan Siegmund, kadrosu ve hükûmet etme becerisi olmayan bir partinin ön sıralardaki şövalyesi. Garip bir şekilde bu şövalyenin adımları, federal siyasetteki dengelere de doğrudan bir etkiye sahip olacak.