Almanya Karanlık Bir Güne Uyandı: İlk Aşırı Sağcı Eyalet Hükûmeti Kapıda mı?
AfD, Saksonya-Anhalt seçimlerinde yüzde 43,8’le tarihinin en yüksek oy oranına ulaştı ancak tek başına hükûmet kuracak çoğunluğu elde edemedi. Sonuç, Almanya’da aşırı sağla iş birliği tartışmasını yeniden alevlendirirken Merz liderliğindeki CDU/CSU-SPD hükûmeti üzerindeki baskıyı artırdı.
Almanya’nın doğusundaki Saksonya-Anhalt’ta 6 Eylül’de yapılan eyalet seçimleri, siyasi dengeleri altüst etti. Aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD), oyların yüzde 43,8’ini alarak açık ara birinci oldu. Ama partinin seçim zaferini iktidara dönüştürüp dönüştüremeyeceği henüz belli değil. 83 sandalyeli eyalet meclisinde 39 milletvekili çıkaran AfD, salt çoğunluk için gereken 42 sandalyenin üç gerisinde kaldı.
ZDF’nin aktardığı geçici sonuçlara göre, mevcut Başbakan Sven Schulze’nin partisi Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) yüzde 17,2’ye geriledi. Sosyal Demokrat Parti (SPD) yüzde 9,3, Yeşiller yüzde 8,9, Sol Parti (Die Linke) yüzde 8,6 ve Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW) yüzde 5,3 aldı. Hür Demokrat Parti (FDP) ise yüzde 2,6’yla meclis dışında kaldı. Yaklaşık 1,7 milyon seçmenin yüzde 77,8’i oy kullandı. Bu oran, 2021’deki yüzde 60,3’ün çok üzerinde.
AfD Oylarını İkiye Katladı, CDU Yarısından Fazlasını Kaybetti
AfD’nin birinciliği bekleniyordu; kazandığı desteğin büyüklüğü ise seçim öncesindeki ölçümlerin üzerine çıktı. 26 Ağustos tarihli ARD araştırmasında parti yüzde 42 düzeyindeydi. Diğer seçim öncesi araştırmalar yüzde 40-43 aralığına işaret ediyordu. Yüzde 43,8’lik sonuç bu aralığı aşarken, AfD’nin 2021’deki yüzde 20,8’lik oy oranını da iki kattan fazla artırdı.
CDU açısından tablo tersine döndü. Beş yıl önce yüzde 37,1’le kazanan parti, 19,9 puan kaybetti; oy oranı yarıdan fazla geriledi. Kayıp seçim çevrelerine de yansıdı: Tagesschau’nun haberine göre, CDU 41 seçim çevresinin hiçbirinde doğrudan milletvekilliği kazanamadı. AfD 38 çevrede birinci gelirken, kalan üç doğrudan sandalye Die Linke’ye gitti.
SPD ve Yeşiller oylarını artırırken Sol Parti geriledi. BSW, katıldığı ilk Saksonya-Anhalt eyalet seçiminde meclise girdi. FDP ise 2025 federal seçimlerinin ardından bu kez eyalet parlamentosunun dışında kaldı; eyalette CDU, SPD ve FDP’den oluşan mevcut koalisyon devam etme imkânını kaybetti.
Seçim Sonrası İlk Tartışma: AfD ile Kim Görüşecek?
AfD yönetimi, seçmenin kendilerine hükûmet kurma görevi verdiğini savundu. Welt’in haberine göre eş başkan Tino Chrupalla, mutlak çoğunluğa çok yaklaştıklarını ve görüşmelere hazır olduklarını söyledi. AfD’nin hedefindeki ‘Brandmauer’, yani aşırı sağla iş birliğini dışlayan siyasi güvenlik duvarı, seçim sonrasında da tartışmanın merkezinde kaldı. CDU Genel Sekreteri Franziska Hoppermann, AfD ile ortaklığı reddetti. Deutsche Welle’nin haberine göre, Hoppermann, ‘sol ve sağ aşırılıkçılarla’ iş birliği yapılmayacağını söyledi.
Hoppermann’ın tutumu CDU’nun Sol Parti’ye yönelik mesafesini de kapsıyor. Phoenix’e yaptığı açıklamada, Die Linke ile muhtemel bir ortaklık sorusuna yanıtında iş birliğini dışlayan kararlarının aritmetik hesaplara değil siyasi içeriğe dayandığını vurguladı. Sol Parti Eş Başkanı Luigi Pantisano ise AfD’nin görüşme teklifine yanıt bile vermeyeceklerini söyledi. Tagesschau’nun aktardığına göre, Pantisano, Hoppermann’ı federal hükûmetin açık başarısızlığından dikkati uzaklaştırmaya çalışmakla suçladı.
Hükûmet Arayışında BSW’nin Beş Sandalyesi Belirleyici
Seçim sonucundaki sandalye dağılımında AfD 39, CDU 15 milletvekiline sahip. SPD, Yeşiller ve Sol Parti’nin sekizer, BSW’nin beş sandalyesi var. CDU ile diğer üç partinin toplamı da 39 ediyor. Yani BSW dışarıda bırakıldığında iki taraf da çoğunluğa ulaşamıyor.
AfD’siz bir çoğunluk için CDU, SPD, Yeşiller, Sol Parti ve BSW’nin birlikte hareket etmesi gerekiyor. Bu beş partinin toplamı 44 sandalye. Hepsinin aynı kabineye girmesi zorunlu değil; bazıları kurulacak bir azınlık hükûmetini dışarıdan destekleyebilir. Fakat ortak bir başbakan adayında ve yönetimin sürmesini sağlayacak koşullarda uzlaşmaları gerekecek. CDU’nun Sol Parti’ye mesafesi bu arayışı zorlaştırıyor.
AfD ile BSW’nin toplamı da 44 sandalye ediyor. Welt’in haberine göre, BSW adayı Thomas Schulze, 7 Eylül sabahı başbakanlık seçiminin üçüncü turunda çekimser kalabileceklerini açıkladı. Parti, AfD’yi dışlama politikasına katılmayacağını söylüyor.
Burada kritik bir ayrıntı var. Eyalet anayasasının 65’inci maddesine göre, ilk iki turda milletvekillerinin salt çoğunluğu gerekiyor. İki tur sonuçsuz kalır ve meclis erken seçim kararı almazsa üçüncü turda kullanılan oyların çoğunluğu yeterli. Ama mevcut 39’a 39 dağılımında BSW’nin çekimserliği, diğer dört parti birlikte karşı oy kullanırsa Siegmund’u seçtirmeye yetmiyor. İlave destek veya karşı taraftan çekimserlik gerekecek.
BSW’nin barajı aşması AfD’nin sandalye payını sınırladı. Baraj altında kalan partilerin oyları sandalye dağılımına katılmadığı için küçük partilerin sonucu büyük partilerin temsilini doğrudan etkiliyor. Ama BSW’nin meclise girmemesi hâlinde AfD’nin kesin olarak tek başına iktidar olacağını söylemek de mümkün değil.
AfD İçinde İktidara Giden Yol Tartışması
İlk AfD hükûmeti ihtimali artık somut sandalye hesapları üzerinden konuşuluyor. Ancak AfD yöneticileri, hükûmet kurmak için verilebilecek tavizler konusunda farklı mesajlar veriyor. AfD’nin eş başkanı Alice Weidel, dışarıdan desteklenen bir hükûmet veya koalisyon seçeneklerini açık tutarken Siegmund programından taviz vermeyeceğini vurguluyor.
Siegmund, BSW’nin partiler üstü bir başbakan önerisini de reddetti, siyaset değişikliğini destekleyecek meclis grupları veya tek tek milletvekilleriyle çalışabileceğini söyledi. Gerektiğinde yeniden seçime gidilebileceğini de dile getirdi. Ama erken seçim, AfD’nin tek başına verebileceği bir karar değil.
Seçmenin Berlin’e Tepkisi Merz Üzerindeki Baskıyı Artırdı
Sonuç, Şansölye Friedrich Merz üzerindeki baskıyı artırdı. Reuters’ın haberine göre, ARD araştırmasında Saksonya-Anhalt eyaletinin seçmenlerinin yüzde 87’si federal hükûmetten memnun olmadığını belirtti. Ekonomist Marcel Fratzscher de ajansa değerlendirmesinde sonucu öncelikle Berlin’deki yönetime yönelik güvensizlik oyu olarak yorumladı.
AfD ise bu hoşnutsuzluğu örgütlü bir kampanyayla karşıladı. Deutsche Welle’nin sahadan aktardığı gözlemlerde, küçük kentlerde meydanları dolduran toplantılar ve seçmenle yakın temas öne çıkıyor. Aşırı sağ uzmanı David Begrich, partinin kampanyasını son derece profesyonel bir pazarlama faaliyeti olarak nitelendiriyor. Siegmund’un gülümseyen, kolay ulaşılabilir aday görüntüsüne ise sığınmacılar ve demokratik katılım projeleri hakkında sert vaatler eşlik ediyor.
Buna karşılık Tagesschau’ya konuşan siyaset bilimci Petra Dobner, eyalet sonucundan federal siyaset hakkında aceleci sonuçlar çıkarılmaması gerektiğini vurguladı. Dobner’e göre seçmen tercihlerinin kolay değişebildiği eyalette, ekonomik sorunları da aşan derin bir hayal kırıklığı AfD’nin değişim vaatlerinin karşılık bulmasını sağladı. Ama ekonomik sıkıntıların varlığı, seçmenin aşırı sağın bütün sorunları bir anda çözebileceğine neden inandığını tek başına açıklamıyor. Dobner, AfD’nin somut verilerden çok duygulara seslendiğini, Doğu Almanların anlaşılmadığı düşüncesini ve özellikle gençlerde yeniden güçlenen Doğu Alman kimliğini başarıyla kullandığını belirtiyor. Dobner’e göre Doğu ile Batı arasındaki farklı deneyimlerin ve eşitsiz ilişkilerin, 1990’daki birleşmeyle kendiliğinden ortadan kalkacağını varsaymak hataydı.
Dobner ayrıca Berlin’e tepki göstermek amacıyla kullanılan oyların sonuçlarının öncelikle Saksonya-Anhalt’ta yaşanacağını hatırlatıyor. AfD’nin vaatlerinin bir bölümü eyalet yönetiminin yetkilerini aşarken, altyapıyı iyileştirmek gibi hedefler için de gerekli kaynak bulunmuyor. Bu nedenle diğer partilere, karmaşık krizlerin hızla ve bedelsiz çözülebileceği vaadiyle AfD’yi taklit etmemelerini öneriyor. Dobner’e göre Şansölye Merz, Saksonya-Anhalt’taki yenilgiyi atlatabilir; ama 20 Eylül 2026’da yapılacak olan Mecklenburg-Vorpommern eyalet seçimi ve Berlin Temsilciler Meclisi seçiminde de benzer sonuçların ortaya çıkması, görevde kalmasını çok daha zor hâle getirebilir.
Süddeutsche Zeitung’un haberine göre, Avusturya’daki FPÖ lideri Herbert Kickl ve Macaristan’ın eski başbakanı Viktor Orbán AfD’yi kutladı. Elon Musk da tebrik mesajı yayımladı; ABD Başkanı Donald Trump seçim tahminini yorum eklemeden paylaştı. Fransa’nın eski başbakanı Gabriel Attal ise sonucu bir alarm işareti olarak değerlendirdi ve aşırı sağa karşı seçim ittifakının tek başına siyasi program oluşturmadığını söyledi. (P)