Saksonya-Anhalt

AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki Ezici Seçim Zaferi: Şimdi Ne Olacak?

Almanya için Alternatif Partisi (AfD), Doğu Almanya’daki Saksonya-Anhalt eyaleti seçimlerini kazanarak iktidar fırsatı yakaladı. Siyasal yelpazenin oldukça sağında yer alan popülist-milliyetçi bir partinin -yerelde de olsa- iktidarı, Avrupa Birliği, Almanya ve Türk diasporası için bir kırılma noktası. Peki bundan sonrası için hangi senaryolar olası?

AfD’nin Saksonya-Anhalt’taki Ezici Seçim Zaferi: Şimdi Ne Olacak?
Almanya'nın Saksonya-Anhalt eyaletinde 6 Eylül 2026 tarihinde yapılan eyalet seçimlerinde aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD), oyların yüzde 44,4'ünü aldı. AfD başbakan adayı Ulrich Siegmund (sağda), eş başkanları Alice Weide (ortada) ve Tino Chrupalla (solda), başkent Berlin'de düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. | Fotoğraf: Halil Sağırkaya - AA. | Değişiklikler: Perspektif

AfD, Almanya genelinde kendisine karşı örülen ‘güvenlik duvarı’ (Brandmauer) bağlamında maruz kaldığı tecrit uygulamalarına ve Şansölye Friedrich Merz ile eski Şansölye Angela Merkel başta olmak üzere birçok etkili siyasetçinin uyarılarına rağmen, Almanya’nın doğusundaki Saksonya-Anhalt eyaletinde sandıktan ezici bir zaferle çıktı. Resmî olmayan verilere göre oyların yüzde 43,8’ini alan partinin en yakın takipçisi Hristiyan Demokratik Birliğin (CDU) oyları yüzde 17’2’de kaldı. Oylarını bir önceki eyalet seçimlerine kıyasla 23 puan artıran AfD, tek başına hükûmet kurmak için gerekli sandalye sayısını (43) kıl payı kaçırdı.

Meclise giren diğer partilerden CDU, Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD, yüzde 9,3), Yeşiller (B90/Die Grünen, yüzde 8,9) ve Sol Parti (yüzde 8,6) AfD ile iş birliğini ve koalisyon ortaklığını kategorik olarak reddederken, yüzde 5,3 ile eyalet meclisinde beş sandalye kazanan Sahra Wagenknecht Birliği (BSW) ise AfD ile iş birliğine açık olduğunu açıkladı. Bu durumda iki hükûmet seçeneği mümkün görünüyor: Birincisi, AfD’nin başkanlığında, BSW ile bir koalisyon ortaklığı ya da BSW’nin desteklediği bir AfD azınlık hükümeti. İkincisi ise CDU’nun liderliğinde beş partiden oluşan bir koalisyon hükümeti. Bu siyasi bakımdan zayıf bir ihtimal, çünkü CDU seçim öncesi Sol Parti ile iş birliği yapmama yönünde karar almıştı.

Almanya’da Siyasi Dengeler Sarsılıyor

AfD’nin elde ettiği bu tarihî seçim başarısı, ülke siyasetinde yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Öngörülmesi zor olan ise Almanya’nın demokratik ve kültürel bakımdan çoğulcu çizgide mi kalacağı, yoksa daha otoriter ve içe kapanmacı bir siyasete mi yöneleceği. AfD, ilk kez bir eyalet hükûmetinin başına geçebilecek olmasıyla Almanya’nın siyasi sınırlarını zorluyor. Eyalet başkenti Magdeburg’da ortaya çıkan siyasi tablo, Almanya’nın demokratik düzeninin, Avrupa Birliği içindeki rolünün ve Transatlantik ittifakla kurduğu siyasi bağların bundan sonra ne ölçüde sorgulanacağı sorusunu da gündeme getiriyor. Dolayısıyla Saksonya-Anhalt, AfD’nin yanında Almanya’nın savaş sonrası siyasi mimarisinin, yani çoğulcu demokrasisinin dayanıklılığının da test edildiği bir laboratuvara dönüşüyor.

Merak edilen asıl soru şu: AfD’nin eyalet düzeyindeki iktidarı, yükselişinin zirvesi ve son durağı mı olacak, yoksa Almanya’nın tamamında iktidara uzanan yolun bir basamağı mı? Bu sorunun önemini artıran iki gelişme var. Birincisi, önümüzdeki iki hafta içinde Aşağı Saksonya’da 13 Eylül’de yerel, Berlin ve Mecklenburg-Vorpommern’de ise 20 Eylül’de eyalet parlamentosu seçimlerin olması. AfD, Aşağı Saksonya ve Berlin’de yüzde 20’lerde, Mecklenburg-Vorpommern’de ise yüzde 35’ler düzeyinde oy desteğine sahip. Parti, bu seçimlere Saksonya-Anhalt’taki zaferin yarattığı moral ve siyasi ivmeyle girecek.

İkincisi gelişme ise CDU’nun seçim hezimeti. Bir önceki seçime kıyasla CDU’nun oyları 19,9 puan geriledi; federal hükümetin ve Şansölye Merz’in sorgulanmasına yol açtı. Bu tartışmalar sözünü ettiğimiz üç eyalette de benzer seçim başarısızlıklarının yaşanması durumunda CDU içinde ciddi huzursuzluklara ve federal siyasette yeni istikrarsızlıklara yol açacaktır. En kötü, ancak olası senaryo ise Merz hükûmetinin de Scholz hükümetinde olduğu gibi dağılması.

AfD’nin İlk Hedefleri Neler?

AfD’nin muhtemelen tek başına hükûmet kuramayacak olması, seçim programındaki hedefleri hayata geçirmesinin önünde önemli bir engel oluşturacak. Ancak partinin hükûmet programı ve iktidarının ilk 100 gününde atmayı vaat ettiği adımlar, nasıl bir Saksonya-Anhalt tasavvur ettiğini ve önümüzdeki dönemde hangi senaryoların mümkün olabileceğini görmek açısından önemli ipuçları sunuyor.

AfD bu iki belgede de ekonomi politikalarında şirketler için daha elverişli koşullar oluşturulmasını ve işletmelerin üzerindeki -maliyet ve bürokrasi gibi- yüklerin azaltılmasını savunuyor. İklim politikası bakımından da mevcut düzenlemelerin gevşetilmesini ve şirketler üzerindeki iklim kaynaklı yükümlülüklerin azaltılmasını hedefliyor.

Enerji politikasında ise kömür kullanımının sürdürülmesini, daha geniş bir enerji karmasına (Energiemix) geçilmesini ve fosil enerji kaynaklarının kullanımının devam ettirilmesini hedefliyor. Buna karşılık rüzgâr enerjisinin sınırlandırılmasını savunuyor. Temel hedeflerden biri de enerji fiyatlarını aşağı çekmek. AfD’nin iş çevrelerinin olumlu karşılayabileceği bir başka vaadi ise bürokrasinin azaltılması, şirket ve ticari konulardaki düzenlemelerin ve hantal idari kuralların sadeleştirilmesi, idari işlem sürelerinin kısaltılması gibi adımlar.

Eğitim alanında ise kreş kapasitesinin artırılmasını ve kreşlerin ücretsiz hâle getirilmesini öngören parti, ailelerin maddi olarak desteklenmesini de hedefliyor ki bu işverenlerin de çıkarına.

Bu noktadan bakıldığında, AfD’nin Şansölye Merz ve diğer siyasetçilerin uyarılarının aksine, iş çevrelerini ürkütmek bir yana, bazı kesimlerin -özelikle KOBİ’lerin ve aile şirketlerinin- desteğini dahi kazanabileceği yabana atılmamalı. Bununla birlikte, partinin göç alanındaki seçim vaatleri gerek Almanya’da gerekse Saksonya-Anhalt’ta nitelikli iş gücü açığını göç ve göçmenler yoluyla kapatmayı hedefleyen iş çevrelerini tedirgin edebilir. Zira göç politikasında daha kısıtlayıcı bir çizgi öngören AfD, sınır dışı uygulamalarının kolaylaştırılmasını ve yaygınlaştırılmasını, iltica başvurusunda bulunanlara çalışma yükümlülüğü getirilmesini ve ‘tersine göçü’ (Remigration) teşvik etmeyi vadediyor.

AfD İktidarda Neleri Gerçekleştirebilir?

AfD’nin tek başına iktidar için yeterli meclis çoğunluğunu sağlayamamış olması parti yöneticilerinin hareket alanını daraltacaktır. Bu bağlamda önemli olan üç konuya değinelim:

Birincisi, AfD, idari yapının yeniden düzenlenmesi, göç ve sınır dışı uygulamalarında eyaletin kullanabileceği idari inisiyatifler ile çeşitli finansman ve teşvik programlarının önceliklerinin değiştirilmesi gibi konularda karar alabilir. Bu alanlarda mevcut uygulamaları kendi siyasi öncelikleri doğrultusunda yeniden şekillendirebilir ve daha milliyetçi bir çizgi izleyebilir.

İkincisi, AfD eyalet düzeyinde eğitim ve okul mevzuatı, eğitim politikalarının uygulanma biçimi, kültür ve kültürel tanıtım programları ile eyaletin yetki alanındaki enerji politikalarında yasa, mevzuat ve kurumsal değişiklikler gerçekleştirebilir.

Üçüncüsü, AfD Saksonya-Anhalt hükümeti temsilcisi olarak Almanya’nın Federal Konseyi’nde (Bundesrat) alacağı tutumlarla federal yasama sürecini etkileme imkânı elde edebilecek. AfD, bu kanalı kullanarak özellikle sığınma ve göç mevzuatı, vatandaşlık hukuku, sosyal yardımlar ve benzeri alanlarda kendi politikalarını gündeme taşıyabilecek, karşı çıktığı düzenlemelere ise diğer eyaletlerle bloklar oluşturarak direnebilecek.

AfD İktidarının Sınırları

AfD eyalet hükûmetini devraldıktan sonra kamu yönetimi, polis, adalet, eğitim, kültür ve eyalet maliyesi gibi alanlardaki öncelikleri, kadroları ve çalışma anlayışını değiştirebilir. Ancak anayasal düzeni kısa vadede tehdit edeceğini ileri sürmek abartılı olur. Almanya’nın federal yapısı ve anayasal sistemi, hükümetlerin yetkilerini çeşitli hukuki ve kurumsal sınırlarla çerçeveliyor.

Benzeri Almanya’daki Türk diasporası için de söylenebilir. Türk nüfusunun Saksonya-Anhalt’ta çok düşük olması nedeniyle, AfD’nin eyalet düzeyindeki politikalarının doğrudan etkisi Türkler üzerinde sınırlı kalacaktır. Ancak asıl önemli olan bu politikaların zaman içinde başka eyaletlere ve nihayetinde federal siyasete ne ölçüde yansıyacağıdır.

Bitirirken, önümüzdeki dönemde iki farklı AfD ile karşılaşabileceğimizi hatırlatalım. İdeolojik bir AfD, toplumu hızla kendi siyasal ve kültürel hedefleri doğrultusunda dönüştürmeye çalışarak toplumsal gerilimleri ve yönetim sorunlarını artırabilir. Pragmatik bir AfD ise bürokrasiyi ve enerji maliyetlerini azaltarak, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerle daha yapıcı ilişkiler kurarak beklenenden daha iyi ekonomik sonuçlar üretebilir.

Ancak paradoksal biçimde, uzun vadede daha pragmatik bir AfD de daha büyük bir risk oluşturabilir. Zira ekonomik ve yönetsel açıdan başarılı bir performans sergilemesi, toplumdaki kabulünü ve siyasi meşruiyetini güçlendirerek AfD’nin iktidar yürüyüşünü kolaylaştırabilir. Bu da partinin uzun vadede federal düzeyde iktidara gelmesi ve ardından ülkeyi daha otokratik bir yöne taşıması ihtimalini güçlendirebilir.

Dr. Yaşar Aydın

Sosyoloji ve ekonomi dalındaki lisans ve yüksek lisans eğitimini Hamburg ve Lancaster Üniversitelerinde tamamlayan Yaşar Aydın, doktorasını Hamburg Üniversitesi’nden aldı. Uluslararası ilişkiler, jeopolitik, Türk ekonomisi ve dış politikası, milliyetçilik, göç ve diaspora konuları üzerinde çalışan Aydın’ın, bilimsel makaleleri dışında üç telif kitabı bulunuyor. Hâlen, German Institute for International and Security Affairs (SWP), Centre for Applied Turkey Studies (CATS) bölümünde görev yapan Aydın, Alman ve Türk gazetelerine yorumlar yazmaktadır.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #1

*Tüm alanları doldurunuz

  • Ali Sarikaya
    7 Eylül 2026

    Yaşar bu geniș bilgi için ,teșekör ederim. Kanımca bazı yüzeysel deĝișmeler dıșinda önemli bir șey olmayacak.Basın ve yayın halk arasında korku yaratiyon.AfD nin bu denli oy almasınįn nedenleri: 1.Magdeburg olayı 2.Ekomomik kriz sonucu ișsizlik ve burda suçun yabancılara yüklendirilmesi.3.Hükümetin savaș politikası yani Rusya ile bir savaș ihtimali havasını yaratması.4. AfD nı Rusya ile savașın olmayacaĝı konusundaki tavrı.

Son Yüklenenler