Almanya, Gazze’de Soykırıma Yardım Suçlamasıyla Yeniden Uluslararası Adalet Divanında
Almanya’nın İsrail’e silah desteğini yargıya taşıyan Nikaragua’nın açtığı davada yeni duruşmalar başladı. Berlin, davanın esasına geçilmeden reddedilmesini istiyor. Dört günlük oturumlarda mahkemenin yetkisi tartışılırken insan hakları örgütleri, devam eden askerî ihracatın Filistinli siviller açısından sonuçlarına dikkat çekiyor.
Almanya’nın İsrail’e sağladığı askerî desteğin Gazze’deki soykırımdaki rolü, yeniden uluslararası yargının gündeminde. Nikaragua’nın Almanya’ya karşı açtığı davada duruşmalar, 7 Eylül Pazartesi günü Hollanda’nın Lahey kentindeki Uluslararası Adalet Divanında (UAD) başladı. Berlin yönetimi, İsrail’e silah ve askerî malzeme sağlayarak soykırımı kolaylaştırdığı ve önleme yükümlülüğünü ihlal ettiği suçlamalarını reddediyor.
Reuters’ın haberine göre, Almanya ilk oturumda mahkemeden Nikaragua’nın başvurusunu reddetmesini istedi. Alman Dışişleri Bakanlığı hukuk danışmanı Julia Monar, başvuru öncesinde gerekli adımların atılmadığını ve taleplerin önemli bölümünün mahkemenin Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki yetkisi dışında kaldığını savundu.
Bu hafta görülen duruşmalar, 2024’te açılan davanın yeni bir aşamasını oluşturuyor. Mahkemenin resmî duyurusuna göre, 7-10 Eylül arasındaki oturumlarda Almanya’nın ön itirazları ele alınacak. Dolayısıyla hâkimler bu aşamada Berlin’in soykırıma yardım edip etmediğine ilişkin nihai hüküm vermeyecek; öncelikle davayı inceleme yetkilerinin bulunup bulunmadığını ve başvurunun kabul edilebilirliğini değerlendirecek.
Almanya, ön itirazlarını 21 Ekim 2025’te sundu. Bu adımla davanın esasına ilişkin süreç, itirazlar karara bağlanıncaya kadar askıya alındı. BM’nin yayımladığı duruşma duyurusu, bu haftaki oturumların da söz konusu ara aşamaya ait olduğunu belirtiyor.
Nikaragua Almanya’yı Neyle Suçluyor?
Nikaragua, 1 Mart 2024’te yaptığı başvuruda Almanya’nın İsrail’e siyasi, mali ve askerî destek sağlayarak uluslararası yükümlülüklerini ihlal ettiğini ileri sürdü. Başvurunun merkezinde, Gazze’deki Filistinlilerin Soykırım Sözleşmesi ve uluslararası insancıl hukuk kapsamındaki haklarının korunması bulunuyor. Nikaragua, Berlin’in İsrail üzerindeki etkisini suçları önlemek için kullanması gerekirken askerî desteği sürdürdüğünü savunuyor. UAD’nin dava kayıtlarında yer alan başvuru, silah desteğiyle insani yardım politikasını aynı sorumluluk tartışması içinde ele alıyor.
Deutsche Welle’nin haberine göre, Nikaragua’nın iddiası, Almanya’dan ihraç edilen askerî malzemelerin Gazze’ye yönelik saldırılarda kullanılmasının Soykırım Sözleşmesi’ni ihlal ettiği yönünde. İlk başvurudaki talepler arasında İsrail’e silah sevkiyatının durdurulması ve Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Ajansına (UNRWA) yönelik yardımların yeniden başlatılması da vardı.
Stern’in haberine göre, Nikaragua’nın avukatları, İsrail’in en yakın müttefiki ABD olmasına rağmen neden Almanya’ya dava açıldığını da açıklıyor: ABD’nin UAD’nin yargı yetkisini kabulüne ilişkin sınırlamalar, aynı yargı yolunun Washington’a karşı kullanılmasını engelliyor.
Dava, Almanya’nın bir devlet olarak sorumluluğunu konu alıyor. UAD’nin önündeki süreçte belirli Alman siyasetçilere hapis cezası verilmesi söz konusu değil. Mahkeme, devletler arasındaki uyuşmazlıkları ve uluslararası yükümlülüklerin ihlal edilip edilmediğini inceliyor. Bu yönüyle dosya, kişilerin ceza sorumluluğunu ele alan Uluslararası Ceza Mahkemesindeki süreçlerden ayrılıyor.
Berlin’in Savunması: Sıkı Denetim ve Usul İtirazları
Almanya, silah ihracatının hukuka uygunluğunu savunurken davanın görülmesine de itiraz ediyor. Associated Press’in aktardığına göre, Alman Dışişleri Bakanlığı hukuk danışmanı Julia Monar, Nikaragua’nın Almanya’ya iddiaları yanıtlaması için bir aydan az süre tanıdığını söyledi. Alman temsilci, Nikaragua’nın Berlin’in görüşünü öğrenmekten çok Almanya’yı mahkeme önüne çıkarmayı amaçladığını öne sürdü.
Deutsche Welle’nin aktardığı açıklamada ise Alman tarafı, İsrail’e ve diğer ülkelere yapılan askerî ihracatın uluslararası düzenlemelerden daha sıkı inceleme süreçlerine tabi olduğunu savundu. Berlin’in yaklaşımı, her ihracat başvurusunun ayrı ayrı değerlendirilmesine dayanıyor.
Bir başka itiraz, İsrail’in bu davada taraf olmamasıyla ilgili. Bir hukuki incelemeye göre, Almanya, kendi sorumluluğunun belirlenmesinin önce İsrail’in uluslararası hukuku ihlal ettiğine karar verilmesini gerektirdiğini savunuyor. Berlin’e göre İsrail’in katılmadığı bu süreçte böyle bir karar verilemez.
Ama bu yorum hukukçular arasında tartışmalı. Aynı incelemede fikirlerine yer verilen uluslararası hukuk uzmanı Matthias Goldmann, Nikaragua’nın Almanya’nın kendi yükümlülüklerini ihlal ettiği iddiasını da ileri sürdüğüne dikkat çekiyor. Goldmann’a göre soykırımı önleme yükümlülüğü, bir soykırım tehlikesi ortaya çıktığında gündeme gelebiliyor; harekete geçmek için kesinleşmiş bir soykırım kararını beklemek gerekmiyor. Mahkemenin değerlendireceği meselelerden biri de Almanya’ya yöneltilen bu iddiaların İsrail hakkındaki davadan bağımsız incelenip incelenemeyeceği.
Tartışmanın temelinde, devletlerin yargılanmaya rıza göstermesi ilkesi bulunuyor. Almanya’nın savunması, İsrail’in hak ve yükümlülükleri hakkında İsrail’in katılımı olmadan karar verilemeyeceği görüşüne dayanıyor. Buna karşı çıkan yaklaşım ise Almanya’nın kendi ihracat kararlarıyla üstlendiği sorumluluğun ayrıca ele alınabileceğini vurguluyor.
UAD, 30 Nisan 2024’te Nikaragua’nın acil tedbir talebini reddetmiş, Almanya’ya silah ihracatını derhâl durdurma emri vermemişti. Fakat mahkeme, Berlin’in davanın tamamen kapatılması talebini de kabul etmedi. Bugünkü duruşmalar, açık kalan dosyanın devamı niteliğinde.
Mahkemenin o tarihteki kararında, silah sağlayan devletlerin Soykırım Sözleşmesi ve Cenevre Sözleşmeleri kapsamındaki yükümlülüklerine dikkat çekildi. Acil tedbir uygulanmaması, Almanya’nın bütün ihracat kararlarının hukuka uygun bulunduğu yönünde bir nihai hüküm oluşturmadı. Mahkeme, o aşamada önündeki bilgiler ve mevcut koşullar üzerinden karar vermişti.
İhracat Verileri Savunmayı Tartışmaya Açıyor
Duruşmaların başladığı gün yayımlanan bir rapor, Almanya’nın ihracat denetimine ilişkin savunmasını yeniden tartışmaya açtı. Berlin merkezli Avrupa Anayasal Haklar ve İnsan Hakları Merkezi (ECCHR), resmî izin verilerini, parlamento yanıtlarını ve İsrail’in ithalat kayıtlarını inceleyerek 2023-2026 dönemindeki askerî ticareti değerlendirdi.
ECCHR’nin raporuna ilişkin açıklamasına göre, 2024’te İsrail’e verilen 163,8 milyon avroluk askerî ihracat izninin yalnızca 106 bin avroluk bölümü koruyucu ekipmandan oluştu. Bu, toplamın yaklaşık yüzde 0,065’ine karşılık geliyor. Kuruluş, 2025’te tank ve zırhlı araç parçaları için 110 milyon avroyu aşan izin verildiğini de belirtiyor.
Bu rakamlar fiilen teslim edilen bütün malzemelerin toplamını değil, ihracat için verilen izinlerin değerini gösteriyor. ECCHR, verilerin Almanya’nın mahkemede öne çıkardığı koruyucu ekipman ve eğitim malzemesi ağırlıklı anlatımla örtüşmediğini savunuyor. Kuruluş, uluslararası suçların işlenmesine katkıda bulunabilecek ihracatın durdurulmasını, mevcut izinlerin gözden geçirilmesini ve gerektiğinde iptal edilmesini istiyor.
Reuters’ın aktardığına göre Berlin, 2025’te birkaç ay uyguladığı silah ihracatı kısıtlamasının ardından sevkiyata yeniden başladı. Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes geniş çaplı çatışmaları durdursa da İsrail’in Gazze’ye saldırıları sona ermedi.
“Bir Daha Asla” Söylemi ve Filistinlilerin Korunması
Almanya’nın İsrail’e desteğini tarihsel sorumlulukla açıklaması, ülkedeki tartışmanın önemli başlıklarından biri. Süddeutsche Zeitung’da yayımlanan yorumunda gazeteci ve hukukçu Ronen Steinke, Berlin’in silah ihracatını savunurken kullandığı ‘Bir daha asla’ söylemini sorguluyor. Steinke, tarihten çıkarılan derslere yapılan vurgu ile Gazze’deki sivillerin korunması arasındaki gerilime dikkat çekiyor.
Steinke, ihracatı onaylayan Federal Güvenlik Konseyinin bakanlardan oluştuğunu hatırlatarak hükûmetin büyük ölçüde kendi kararlarını denetlediğini savunuyor. Steinke’ye göre uluslararası hukuk sıkı biçimde ölçüt alındığında, Almanya’nın ihracatı durdurmakta neden tereddüt ettiğini mahkemede açıklaması zorlaşacak.
Steinke ayrıca ihracat izinlerindeki azalmayla kalıcı bir durdurma kararı arasındaki farka işaret ediyor. Gazze’de sivillere yönelik ağır ihlaller sürerken sevkiyatın yalnızca geçici olarak kesilmesini eleştiriyor. Bu değerlendirme, Alman basınında hükûmetin hukuki savunmasına yönelik eleştirilerin de sürdüğünü gösteriyor.
Soykırım değerlendirmeleri de ilk duruşmalardan bu yana genişledi. BM İnsan Hakları Konseyinin görevlendirdiği bağımsız soruşturma komisyonu, Eylül 2025’te İsrail’in Gazze’de soykırım işlediği sonucuna ulaştı. Komisyon; öldürme, ağır fiziksel veya ruhsal zarar verme, yıkıcı yaşam koşulları dayatma ve doğumları engellemeye yönelik tedbirler üzerinden değerlendirme yaptı.
Bu bulgu bir mahkeme hükmü değil; bağımsız komisyonun incelemesinin sonucu. İsrail soykırım suçlamalarını reddediyor. Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı ayrı davada da henüz nihai karar verilmiş değil. Almanya’ya yönelik başvuru ise silah sağlayan bir devletin Filistinlileri koruma sorumluluğunu gündemde tutuyor.
Nikaragua 8 Eylül Salı günü Almanya’nın itirazlarına yanıt verecek. Çarşamba ve perşembe günleri taraflar yeniden söz alacak. Mahkemenin karar tarihi henüz açıklanmadı. Ön itirazlara ilişkin karar, Almanya’nın Gazze’deki suçlardaki sorumluluğunun esas bakımından incelenmesinin önünü açabilecek ya da bu yargı yolunu kapatabilecek. (P)