Filistin

Boykot Sözüne Rağmen: Avrupa Üniversitelerinin İsrail’le Süren Ortaklıkları

Avrupa'daki pek çok üniversite İsrail ile akademik bağlarını kestiğini açıklasa da milyarlarca avroluk araştırma fonları, hukuki baskılar ve organize lobi faaliyetleri bu kararların uygulanmasını engelliyor. Resmî açıklamalara rağmen Avrupa kurumları, İsrailli savunma ve teknoloji şirketleriyle yeni ticari ve akademik projelere imza atmayı sürdürüyor.

Boykot Sözüne Rağmen: Avrupa Üniversitelerinin İsrail’le Süren Ortaklıkları
Belçika’daki Antwerp Üniversitesinde Filistin’e destek amacıyla kurulan öğrenci kampı, Mayıs 2024. Avrupa üniversiteleri, boykot çağrılarına rağmen İsrailli akademik kurumlarla ve şirketlerle araştırma ortaklıklarını sürdürüyor. | Fotoğraf: La media vola - Shutterstock.

7 Ekim 2023 sonrasında İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik soykırım suçlamasıyla yargılanan saldırılarının başlamasının ardından Avrupa’daki çok sayıda üniversite, İsrailli akademik kurumlarla ilişkilerini askıya alma veya yeniden değerlendirme sözü verdi. Ancak yeni bir araştırma öğrenci protestolarına ve akademisyenlerin çağrılarına rağmen boykot kararlarının önemli bir bölümünün kâğıt üzerinde kaldığını gösteriyor. Üniversiteler bir yandan İsrail ile akademik ilişkileri sınırlandıracaklarını açıklarken, diğer yandan Avrupa Birliği’nin milyarlarca avroluk araştırma programı üzerinden İsrailli kurumlarla yeni projelere katılmayı sürdürüyor.

Üstelik mesele yalnızca üniversitelerin ekonomik ve hukuki çekincelerinden ibaret değil. Avrupalı gazetecilerin oluşturduğu araştırmacı gazetecilik platformu Investigate Europe ve Reporters United adlı araştırma grupları tarafından yürütülen altı aylık araştırma, İsrail’deki üniversite yönetimleri, hukuk büroları, kamu kurumları ve diplomatik aktörlerin Avrupa’daki akademik boykotları engellemek için koordineli biçimde çalıştığını ortaya koyuyor. Investigate Europe’un araştırmasına göre, Avrupa’daki bazı üniversiteler İsrailli ortaklardan uzaklaşmaya çalışırken, aynı dönemde yeni araştırma projeleri üzerinden ilişkilerini devam ettirdi.

Görünürde Boykot, Arka Planda Yeni Ortaklıklar Var

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri Horizon Europe üzerinden ortaya çıkıyor. AB’nin yaklaşık 95 milyar avroluk araştırma ve inovasyon programı olan Horizon Europe, İsrail’in Avrupa araştırma sistemine bağlandığı en önemli kanallardan biri, zira İsrail 2021 yılında imzalanan bir anlaşma sayesinde bu fonlara AB üyesi ülkelerle eşit şartlarda katılıyor.

Investigate Europe ve Reporters United’ın Avrupa Birliği’nin fonlarının veri tabanı ile bilgi edinme başvurularından elde ettiği verilere göre, İsrail ile bağlarını kesme veya askıya alma politikası açıklayan 34 Avrupa üniversitesi, daha sonra İsrailli savunma bağlantılı kurum veya şirketlerin yer aldığı 38 yeni Horizon projesinde yer aldı. Bu projeler için söz konusu üniversitelere yaklaşık 15 milyon avro kaynak aktarıldı. Altı projede ise sivil kullanımın yanı sıra askerî amaçlarla da kullanılabilecek “çift kullanımlı” teknolojiler bulunuyor.

Mayıs 2026 itibarıyla İsrailli kuruluşlar Horizon Europe kapsamındaki 19.203 imzalanmış projenin 793’ünde yer alıyordu. Araştırmaya göre bu projelerin yaklaşık yüzde 80’inde savunma sektörü veya İsrail devlet kurumlarıyla bağlantılı kuruluşlar bulunuyor. Bu durum, Avrupa üniversitelerinin verdiği siyasi ve etik taahhütlerle sahadaki araştırma ilişkileri arasında ciddi bir fark olduğunu gösteriyor.

İspanya ve Hollanda Üniversitelerinde Süren İş Birlikleri

Örneğin İspanya’daki Granada Üniversitesi, İsrail ile savunma bağlantılı akademik iş birliklerini askıya alma kararı nedeniyle uzun süredir hukuki bir mücadele yürütüyor. Buna karşın üniversite, kararından hemen önce PROACTIF adlı yeni bir Horizon projesine katılmıştı. Projede, İsrail merkezli teknoloji şirketi Mellanox’un yanı sıra Fransız Safran ve İtalyan Leonardo gibi savunma şirketleri de bulunuyor.

Hollanda’da ise Groningen Üniversitesi benzer bir çıkmazın içinde. Projelerde ortaklık yaptıkları İsrail merkezli Technion Teknoloji Enstitüsünden Profesör Shahar Kvatinsky’nin, İsrail ordusunda yarbay olarak Gazze ve Lübnan’da görev yaptığı, sosyal medya hesaplarında yıkılmış binalar önünde askerî üniformayla fotoğraflar paylaştığı ortaya çıktı. Groningen Üniversitesi ilk etapta REACT projesinden çekileceğini duyurdu. Ama sadece iki hafta sonra geri adım atarak, projeden tamamen çıkmak yerine sadece İsrailli araştırmacılarla ‘doğrudan teması’ kısıtlayacağını açıkladı.

Technion Enstitüsü, sivil bir eğitim kurumu olmanın ötesinde, İsrail savunma sanayisiyle organik bağlara sahip. Gazze’de yoğun olarak kullanılan D9 uzaktan kumandalı zırhlı buldozerlerin üretimi, drone sürüleri ve siber güvenlik yazılımları, doğrudan bu üniversitenin laboratuvarlarında şekilleniyor. Araştırmaya göre Technion, Hollanda’daki Delft, Eindhoven, Radboud, Tilburg, Amsterdam ve Groningen üniversitelerinin projelerinde yer almaya devam ediyor.

Üniversiteler İsrail’i Boykotta Neden Geri Adım Atıyor?

Öğrencilerin yoğun protestolarına rağmen üniversiteleri böylesi tartışmalı projelerde tutan temel unsur, giderek daralan bütçelerin yarattığı mali kaygılar ve ağır hukuki tehditler. Horizon proje fonlarına erişim, Avrupa’daki araştırma merkezleri için hayati önemde. Akademisyenler sistemin kapalı bir kulüp gibi işlediğini, fonların sürekli aynı konsorsiyumlar arasında paylaşıldığını ve buradan bir kez dışlanan kurumun bir daha içeri girmekte çok zorlandığını belirtiyor.

Hollanda’daki Delft Üniversitesinden bir yöneticinin bilgi edinme başvurusu kapsamında ortaya çıkan yazışmalarında, bir projeden çıkmanın ciddi hukuki ve mali sonuçlar doğurabileceği, hatta üniversitenin ve araştırmacıların gelecekteki fon başvurularını etkileyebileceği belirtiliyor. Belçika’daki Gent Üniversitesi de tek taraflı çekilmenin maliyetinin on milyonlarca avroya ulaşabileceğini hesaplamıştı. Gent, Mart 2026’da İsrailli bir ortağın dahil olduğu bir Horizon projesinden başarıyla çekilebilen az sayıdaki üniversiteden biri oldu. Bunun için projedeki İsrailli ortağın yerine başka bir ortak bulunması ve konsorsiyumun çoğunluğunun onayı gerekti.

İsrail’in Avrupa’daki Lobicilik Ağı

Üniversitelerin iç dinamiklerinde yaşadığı bu zorluklar, resmin sadece bir bölümü. Investigate Europe‘un araştırmasına göre, Avrupa’da filizlenen akademik boykot hareketlerini başlamadan sekteye uğratmak için İsrail, üniversite yönetimleri ve avukatlardan oluşan bir lobi mekanizması işletiyor.

Bu karşı kampanyanın merkezinde, İsrail’in önde gelen dokuz araştırma üniversitesinin oluşturduğu VERA (İsrail Üniversite Başkanları Birliği) var. VERA, sadece son iki yılda hukuki işlemler için 800 bin avroya yakın para harcadı. İsrail Yükseköğretim Kurulu ise 2026 yılı bütçesinde, doğrudan Batı Avrupa’daki boykotlarla mücadele etmesi için kurulacak “proaktif” bir ofise 1,7 milyon avro kaynak aktardı. İbrani Üniversitesinden Profesör Netta Barak-Corren süreci şu kelimelerle özetliyor: “İsrail’in sekizinci cephesi üniversite koridorlarında ve mahkeme salonlarında açıldı. Bu savaşta ihtiyacımız olan askerler avukatlardır.”

VERA’nın sahadaki en büyük operasyon gücü ise Brüksel merkezli Kesher adlı hukuk bürosu. Kesher, VERA adına Avrupa’nın 9 farklı ülkesindeki 27 üniversitede boykot girişimlerini adım adım takip ederek müdahale ediyor.

Bu lobi stratejisinin ne kadar ileri gidebileceğinin en çarpıcı örneklerinden biri Paris’teki Sorbonne Üniversitesinde yaşandı. Üniversite yönetim kurulu, öğrencilerin İsrail ile akademik bağları koparma yönündeki önergesini görüşmeye hazırlanıyordu. Sızdırılan Kesher iç yazışmalarına göre büro; İsrail’in Fransa Büyükelçisi, yerel siyasetçiler ve Yahudi cemaati liderleriyle lobi faaliyetleri yürüterek tasarının gündemden düşürülmesini sağladı. Tasarı gerçekten de üst üste reddedildi.

İspanya’da ise üniversiteler doğrudan yargı kıskacına alınmış durumda. Granada dahil sekiz İspanyol üniversitesi, İsrail yanlısı lobi grubu ACOM tarafından “ayrımcılık” suçlamasıyla mahkemeye verildi. Hukuki mücadele şu an İspanya Yüksek Mahkemesi seviyesinde sürüyor.

Avrupa Kurumlarının Çifte Standardı

Üniversitelerin yalnız bırakılmasındaki en büyük pay, Avrupa Komisyonunun tutumuna ait. Komisyon şimdiye kadar herhangi bir İsrailli kurumun Horizon projesinden etik kuralları ihlal ettiği gerekçesiyle çıkarılmasını onaylamadı.

Hem araştırma fonlarından sorumlu eski komisyon üyesi Iliana Ivanova hem de yeni komisyon üyesi Ekaterina Zaharieva, İsrail devletinin eylemleri nedeniyle kurumlarının araştırma projelerinden dışlanmasının AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’na aykırı bir “ayrımcılık” olacağı tezini savunuyor. Komisyon yetkilileri, projelerin çift kullanımlı teknolojilere evrilme riskini göz ardı edemeyeceklerini söyleseler de süreci askıya almaktan özenle kaçınıyorlar.

AB’nin İsrail’e karşı net bir tavır almaktan kaçınan durumunu eleştiren akademisyenler ve uzmanlar ise burada büyük bir ikiyüzlülük gördüklerini ifade ediyor. Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin üzerinden henüz 10 gün bile geçmemişken, Avrupa Komisyonu Rusya ile olan 12,6 milyon avro değerindeki tüm ortak araştırma projelerini anında dondurmuştu. Brüksel Özgür Üniversitesinden araştırmacı Yiorgos Vassalos, İsrail söz konusu olduğunda komisyonun “hukuksal mazeretlerin arkasına saklandığını” söylüyor.

Kınamalar ve Kamu İhaleleri Arasında Avrupa’nın İsrail Politikası

Bu tartışma Avrupa’nın İsrail ile ilişkilerindeki daha geniş çelişkinin de bir parçası. Al Jazeera‘nin Statewatch politika araştırmaları enstitüsü verilerinden derlediği analize göre, Avrupa ülkeleri ve resmî kurumları savaşın tüm yıkıcılığına rağmen İsrailli silah, güvenlik ve teknoloji firmalarını ihale zengini yapmaya devam ediyor.

Verilere göre, Ocak 2022 ile Temmuz 2025 tarihleri arasında Avrupa ülkelerindeki kamu kurumları İsrailli şirketlerle yaklaşık 2,7 milyar avro değerinde 194 sözleşme imzaladı. Daha da çarpıcı olanı, 1,6 milyar avroyu bulan dev sözleşmelerin tamamının 7 Ekim 2023 sonrasında, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının en şiddetli zamanlarında yapılmış olması.

Özellikle Elbit Systems ve Rafael Advanced Defense Systems gibi İsrailli büyük savunma sanayii firmaları bu süreçten büyük kâr elde etti. İsrail’in Gazze saldırılarına karşı Avrupa’daki en sert siyasi dili kullanan ve Filistin’i devlet olarak resmen tanıyan İspanya bile, savaş sürecinde İsrailli kurumlara kapıları kapatmadı. İspanya Savunma Bakanlığı, Nisan 2024’te İsrailli Rafael firmasından hava muharebe sistemleri almak üzere 207 milyon avroluk büyük bir anlaşmaya imza attı.

İsrail’le En Fazla İş Birliğine Sahip AB Ülkesi: Macaristan

Avrupa’da İsrail firmalarıyla en çok sözleşme imzalayan ülke ise 603 milyon avroluk 42 sözleşme ile Macaristan oldu. Almanya’daki kamu kurumlarının da aralarında askerî ekipman ve siber güvenlik ürünlerinin bulunduğu 37 sözleşme imzaladığı tespit edildi. Ama anlaşmalar savunma sanayisiyle de sınırlı kalmadı. Madrid Politeknik Üniversitesi kuantum bilgisayar parçaları, Belçika Leuven Üniversite Hastanesi genom dizilimi yazılımları, İtalya İçişleri Bakanlığı ise kurşun geçirmez yelek tedariki için tercihini İsrail merkezli şirketlerden yana kullandı.

İnsan hakları örgütleri ve aktivistler, uzun süredir AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın ihlal edildiğine dikkat çekerek ticari yaptırım istiyor. Hatta AB’nin dış politika şefi Kaja Kallas, İsrail’in sivilleri aç bırakmasının meşru müdafaa olamayacağını belirten bir inceleme sundu. Ama Almanya ve İtalya gibi üye devletler blokaj uyguladığı için ticaretin askıya alınması fiilen imkansız hale geliyor. Uluslararası Af Örgütü, böylesi bir tavrın, tüm dünyada uluslararası hukuku anlamsız hale getirdiğini ifade ediyor. (P)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler