İstihbarat

Europol Verilerinin İşgal Altındaki Filistin Topraklarında Kullanılmasının Önü mü Açılıyor?

AB Komisyonu, Konsey Hukuk Servisinin itirazlarına rağmen Europol ile İsrail makamları arasında hassas kişisel verilerin paylaşılmasını sağlayacak anlaşma için temaslarını sürdürüyor. Henüz imzalanmayan taslak; siyasi görüş, dinî inanç, biyometrik bilgi ve çevrim içi tanımlayıcıların belirli suç ve terör soruşturmalarında aktarılmasına, tartışmalı bir istisnayla verilerin işgal altındaki topraklarda kullanılmasına da imkân tanıyor.

Europol Verilerinin İşgal Altındaki Filistin Topraklarında Kullanılmasının Önü mü Açılıyor?
Avrupa Birliği Polis Teşkilatı Europol’ün Hollanda’nın Lahey kentindeki genel merkezi. AB ile İsrail arasında görüşülen anlaşma, kişisel verilerin Europol üzerinden İsrail makamlarıyla paylaşılmasına imkân tanıyabilir. | Fotoğraf: robert paul van beets - Shutterstock.

Avrupa Birliği’nde yaşayan kişilerin ad, konum, IP adresi, siyasi görüş ve dinî inanç gibi hassas bilgileri, belirli suç ve terör soruşturmaları kapsamında İsrail makamlarıyla paylaşılabilir mi? AB ile İsrail arasında yıllardır müzakere edilen Europol anlaşması bu soruyu gündeme getiriyor.

Komisyon ile İsrailli Yetkililer 2023-2026 Arasında En Az Yedi Kez Görüştü

AB ülkelerinin polis birimleri arasındaki iş birliğini koordine eden Europol ile İsrail makamları arasında kişisel veri paylaşımına imkân verecek anlaşma, 2022 sonunda rafa kaldırılmış görünüyordu. Ama Brüksel merkezli EUObserver, Londra merkezli araştırma kuruluşu Statewatch, Hollanda gazetesi Nederlands Dagblad ve Belçika merkezli araştırmacı gazetecilik platformu Apache’nin ortak araştırması, Avrupa Komisyonunun AB Konseyi Hukuk Servisinin itirazlarına rağmen İsrail’le temaslarını sürdürdüğünü gösteriyor.

Hukuk Servisi, Europol verilerinin 1967’den beri işgal altında tutulan topraklarda kullanılmasına izin veren hükmün uluslararası hukukla bağdaşmadığı ve Komisyonun müzakereler sırasında üye ülkeleri yeterince bilgilendirmediği sonucuna varmıştı.

Araştırmaya göre Komisyon yetkilileri, 2023’ten 28 Ocak 2026’ya kadar İsrailli diplomatlarla anlaşma hakkında en az yedi toplantı yaptı. Europol ise Ağustos 2024 ile Mart 2026 arasında, İsrail Ulusal Polisi temsilcilerinin de bulunduğu heyetleri en az dört kez Lahey’de ağırladı. Görüşmelerin ayrıntıları açıklanmadığı için masada 2022 taslağının mı yoksa değiştirilmiş başka bir metnin mi bulunduğu bilinmiyor.

Europol ile İsrail İş Birliğinin Geçmişi 2005’e Uzanıyor

Europol ile İsrail arasındaki ilişkiler yeni değil. AB Konseyi, İsrail’i 2005 yılında Europol’ün öncelikli ortaklarından biri olarak belirledi. Fakat İsrail’in veri koruma standartları ve İsrail Ulusal Polisi genel merkezinin uluslararası hukukta işgal altındaki bölge sayılan Doğu Kudüs’te bulunması, kapsamlı bir anlaşmanın hazırlanmasını uzun süre geciktirdi.

Taraflar 2018’de bir çalışma düzenlemesi imzaladı. Europol’ün AB dışındaki bir ülkeyle imzaladığı ilk çalışma düzenlemesi olan bu metin, irtibat görevlileri, stratejik bilgi, uzmanlık ve suç eğilimlerine ilişkin kişisel olmayan veriler üzerinden iş birliğine zemin hazırladı. Ama kişilerin kimliğini ortaya koyabilecek bilgilerin karşılıklı aktarılmasına izin vermedi.

Kişisel verilerin aktarımı için ayrı ve bağlayıcı bir uluslararası anlaşma gerekiyordu. AB Konseyi bu nedenle Haziran 2018’de Komisyona İsrail’le müzakere yetkisi verdi. Müzakere talimatına göre amaç; terörizm, örgütlü suç ve siber suçlarla mücadelede Europol ile İsrail’in yetkili kurumları arasında veri aktarımına hukuki dayanak oluşturmaktı. Metin aynı zamanda mahremiyet, veri koruma ve temel haklar için çeşitli güvenceler öngörüyordu.

Komisyon ve İsrail hükûmeti dört yıl süren görüşmeleri 14 Eylül 2022’de tamamladı. Tarafların üzerinde uzlaştığı taslak anlaşmanın yürürlüğe girmesi için önce üye devletleri temsil eden AB Konseyinin, ardından Avrupa Parlamentosunun onayı gerekiyordu. Ama Kasım 2022’de yapılan toplantıda Almanya, Fransa ve İrlanda’nın da aralarında bulunduğu 13 üye ülke, Europol verilerinin işgal altındaki topraklarda kullanılmasına kesin biçimde karşı çıktı.

Der Spiegel’in ulaştığı toplantı tutanağına göre Fransa bunun “önemli siyasi sonuçları olacak tehlikeli bir emsal” yaratacağı uyarısında bulunurken İrlanda, İsrail güvenlik güçlerinin işgal altındaki topraklarda zaman zaman aşırı güç kullandığına dikkat çekti. Diğer on ülkenin adı kamuoyuna açıklanmadı. Lüksemburg Dışişleri Bakanı Jean Asselborn da işgal altındaki topraklarda uluslararası hukuka uyulması gerektiğini, aksi bir düzenlemenin kabul edilemeyeceğini söyledi. Bunun üzerine süreç durmuş ve Konsey Hukuk Servisinden taslağın hukuka uygunluğunu incelemesi istenmişti.

İsrail ile Hangi Verilerin Paylaşılması Planlanıyor?

Taslak, Europol ile İsrail polisi, iç istihbarat teşkilatı Shin Bet (Şin Bet) ve listede yer alan diğer kolluk kurumları arasında kişisel veri aktarımını mümkün kılıyor. İsim, kimlik numarası ve konum bilgisinin yanı sıra IP adresleri, çerez kimlikleri ve bir cihazı ya da kullanıcı hesabını belirlemeye yarayan diğer online tanımlayıcılar da bu kapsama giriyor.

Daha dikkat çekici nokta ise “özel nitelikli” veriler. Taslağa göre etnik köken, siyasi görüş, dinî veya felsefi inanç, sendika üyeliği, genetik ve biyometrik bilgiler, sağlık verileri, cinsel yaşam ve cinsel yönelime ilişkin bilgiler de belirli durumlarda aktarılabilecek. Metin, bu tür verilerin yalnızca somut bir vakada suçun önlenmesi veya soruşturulması için “kesinlikle gerekli ve orantılı” olduğunda paylaşılabileceğini söylüyor. Mağdurların, tanıkların, bilgi sağlayabilecek kişilerin ve 18 yaşından küçüklerin verileri için de benzer sınırlar getiriliyor.

Anlaşma yalnızca Europol’ün İsrail’e veri göndermesini değil, İsrail makamlarından gelen bilgilerin Europol üzerinden AB ülkelerindeki polis birimlerine ve bazı AB kurumlarına aktarılmasını da kapsıyor. Her aktarımın amacı kayda geçirilecek; yanlış verilerin düzeltilmesi, gereksiz verilerin silinmesi ve kullanımın sınırlandırılması öngörülüyor.

Bununla birlikte Avrupa Veri Koruma Denetçisinin bu tür üçüncü ülke anlaşmaları için daha görüşmeler başlamadan yaptığı genel uyarı açıktı: Veri alışverişi gerekli ve orantılı olmalı, denetim kurumları gerçekten bağımsız çalışmalı ve kişilerin etkili biçimde itiraz edebilmesi sağlanmalı.

İşgal Altındaki Topraklar İçin Açılan İstisna

Hukuki anlaşmazlığın merkezinde taslağın coğrafi kapsamı bulunuyor. AB’nin yerleşik politikasına göre İsrail’le yapılan anlaşmalar, İsrail’in 5 Haziran 1967’den sonra denetimi altına aldığı Batı Şeria, Doğu Kudüs, Gazze Şeridi ve Golan Tepeleri’nde uygulanamaz. Nitekim Konseyin 2018’de Komisyona verdiği müzakere talimatı da bu bölgeleri açıkça kapsam dışında bırakıyordu.

2022 taslağı görünüşte aynı sınırlamayı korudu, fakat hemen ardından geniş bir istisna ekledi. Buna göre İsrail makamları, Europol’den gelen kişisel verileri “hayata yönelik yakın bir tehdidi” önlemek veya suçları önleme, soruşturma ve kovuşturma amacıyla işgal altındaki topraklarda kullanabilecekti. Bazı durumlarda Europol’ün önceden onayı gerekecek, acil durumlarda ise İsrail sonradan bilgi verecekti.

AB’nin Sızdırılan Hukuki Görüş Metni Ne Söylüyor?

AB Konseyi Hukuk Servisinin 29 Kasım 2022 tarihli değerlendirmesi, kamuya açık olmayan ve yalnızca yetkili kişilerle paylaşılması öngörülen “AB Kısıtlı” sınıflandırmasını taşıyordu. EUObserver ve Statewatch, kaynağını açıklamadıkları sızdırılmış hukuk görüşüne ulaşırken, sonraki yıllarda yapılan toplantılara ilişkin bazı kayıtları da bilgi edinme başvuruları yoluyla elde etti.

Hukuk Servisi, Europol verilerinin işgal altındaki topraklarda kullanılmasına izin veren istisnanın taslaktan tamamen çıkarılmasını istedi. Görüşe göre bu hüküm, AB’nin İsrail’le yaptığı bir uluslararası anlaşmayı ilk kez 1967’de işgal edilen topraklarda uygulanabilir hâle getirecek; Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı, AB Adalet Divanı kararları ve uluslararası anlaşmaların üçüncü taraflara zarar veremeyeceği ilkesiyle çatışacaktı.

Komisyon, 2022’deki kurum içi toplantılarda istisnayı İsrail’in işgalci güç olarak kamu düzenini ve güvenliği sağlama yükümlülüğüyle savundu. Konsey hukukçuları ise bu yükümlülüğün başka devletlere veya uluslararası kuruluşlara, uluslararası hukukun diğer ilkelerini ihlal ederek İsrail’e yardım etme hakkı vermediğini belirtti.

Konsey Hukuk Servisinin 2022’de dile getirdiği kaygılar, Uluslararası Adalet Divanının Temmuz 2024’te açıkladığı danışma görüşüyle yeni bir hukuki dayanak kazandı. Mahkeme, İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki varlığını hukuka aykırı bulurken devletlerin ve uluslararası kuruluşların bu durumu tanımaması veya sürmesine yardımcı olmaması gerektiğini belirtti. Bu nedenle Europol verilerinin işgal altındaki bölgelerde kullanılmasına izin verilmesi, yalnızca anlaşmanın coğrafi kapsamına ilişkin bir sorun yaratmayabilir; AB’nin işgalin sürmesine katkıda bulunmama yükümlülüğüyle de çatışabilir.

İtirazlara Rağmen Görüşmeler Nasıl Devam Etti?

Sızdırılan görüş yalnızca işgal altındaki topraklarla ilgili değildi. Konsey hukukçuları, Komisyonun müzakere sürecinde kendisine verilen yetkinin dışına çıktığı sonucuna da vardı. Komisyonun 2018 ile 2022 arasındaki görüşmelerde Konseyin ilgili çalışma grubuna düzenli bilgi vermediği, tartışmalı istisnayı bu gruba sunmadığı ve taslağı ancak İsrail tarafıyla müzakereler tamamlandıktan sonra ilettiği kaydedildi.

Hukuk görüşüne göre bu tutum, uluslararası anlaşmaların müzakere usulünü düzenleyen AB kurallarını ve kurumların birbirleriyle dürüst biçimde iş birliği yapma yükümlülüğünü ihlal etti. Son kararı vermesi gereken Konsey ise müzakere yetkisinin 2018’den beri değiştirilmediğini ve hâlâ yürürlükte olduğunu bildirdi. Komisyon, itirazların ardından yeni bir taslak hazırlayıp hazırlamadığını açıklamadı.

Buna rağmen temaslar sürdü. EUObserver ve Statewatch’ın belge talepleriyle ulaştığı kayıtlarda, Nisan 2023’te dönemin İsrail Dışişleri Bakanı Eli Cohen’le yapılan görüşme de dâhil olmak üzere yedi toplantının başlığı yer alıyor. Europol, müzakerelere yalnızca “yalnızca dinleyici ve gözlemci” olarak katıldığını söylerken İsrail’den gelen heyetleri kurum merkezinde ağırladığını doğruladı.

Temmuz 2026’da farklı siyasi gruplardan 27 Avrupa Parlamentosu üyesi, Komisyona sundukları yazılı soruda görüşmelerin hangi aşamada olduğunu, toplantıların amacını ve insan hakları risklerinin nasıl değerlendirildiğini sordu. Komisyonun yanıtı henüz yayımlanmadı.

Avrupa’da Yaşayanlar Açısından Ne Değişebilir?

Anlaşma henüz imzalanmış veya onaylanmış değil. Dolayısıyla Avrupa’da Filistin’i destekleyen bir paylaşım yapan herkesin verisinin otomatik olarak İsrail’e gönderilmesi gibi bir durum söz konusu değil. Taslak, veri aktarımını ağır suçlar ve terörizm kapsamındaki soruşturmalarla sınırlandırıyor; her işlemin belirli bir vakada gerekli ve orantılı olması gerektiğini söylüyor.

Yine de metnin siyasi görüş, dinî inanç, etnik köken, biyometrik veri ve online tanımlayıcıları paylaşılabilir kategoriler arasında sayması kaygı yaratıyor. Bir kişinin sosyal medya faaliyeti, iletişim ağı veya siyasi tutumu bir ceza ya da terör soruşturmasının parçası hâline gelirse, ilgili bilgiler teorik olarak aktarım dosyasına girebilir. Buradaki tartışma, yasal bir Filistin dayanışması paylaşımının tek başına veri aktarımına yol açıp açmayacağından çok, İsrail makamlarının “suç” ve “güvenlik tehdidi” tanımlarının AB’den gelen bilgiler üzerinde nasıl uygulanacağına odaklanıyor.

EUObserver’a konuşan Birleşmiş Milletler Terörle Mücadelede İnsan Hakları Özel Raportörü Ben Saul, İsrail’in veri koruma sistemindeki güvenceler, kolluk uygulamalarındaki ayrımcılık ve işgal bağlamındaki yargı denetimi konusunda soru işaretleri bulunduğunu söylüyor. Diakonia Uluslararası İnsancıl Hukuk Merkezinden Eitan Diamond ise aktarılan bilgilerin idari gözaltı, kötü muamele veya ölümcül güç kullanımıyla sonuçlanan kararlarda kullanılabileceği uyarısında bulunuyor.

Komisyon, İsrail’in ticari ve genel veri aktarımları bakımından 2011’den beri “yeterli koruma” statüsüne sahip olduğunu ve bu kararın 2024’te yeniden incelendiğini belirtiyor. Ancak Avrupa Dijital Haklar örgütünden Itxaso Domínguez, bu yeterlilik kararının uluslararası hukukta İsrail Devleti sayılan topraklarla sınırlı olduğuna dikkat çekiyor. Dolayısıyla Europol verilerinin işgal altındaki bölgelerde kullanılmasına izin veren bir istisna, söz konusu statünün temel coğrafi sınırını aşabilir.

Görüşmelerin nasıl sonuçlanacağı şimdilik belirsiz. Taslağın yürürlüğe girebilmesi için Konseyin ve Avrupa Parlamentosunun onayı gerekiyor. Fakat araştırmanın ortaya çıkardığı tablo, tartışmanın yalnızca polisler arasındaki teknik bir veri alışverişinden ibaret olmadığını gösteriyor. Masada aynı zamanda AB vatandaşlarının ve AB’de yaşayanların hassas bilgilerinin kimlerle, hangi koşullarda paylaşılacağı; bu verilerin işgal altındaki topraklarda kullanılıp kullanılamayacağı ve Avrupa kurumlarının kendi hukuk görüşleri karşısında ne ölçüde şeffaf davranacağı soruları bulunuyor. (P)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler