Filistin

Saldırı, Tahliye, Yerleşim: Batı Şeria’da Fiilî İlhakın İşleyişi

İşgal altındaki Batı Şeria’da camilerin kundaklanması, köylere yönelik yerleşimci saldırıları, kitlesel gözaltılar ve askerî operasyonlar aynı anda hız kazanıyor. İsrail güvenlik gerekçesini öne sürerken Filistinli yetkililer, BM ve insan hakları örgütleri şiddetin zorla yerinden etme ve fiilî ilhak sürecini derinleştirdiğine dikkat çekiyor.

Saldırı, Tahliye, Yerleşim: Batı Şeria’da Fiilî İlhakın İşleyişi
Batı Şeria'da saldırılarını sürdüren İsrail güçleri, 25 Temmuz'da Nablus'un Tel beldesine yönelik baskınlarında onlarca Filistinli genci gözaltına aldı. Beldenin tüm giriş çıkışlarını kapatan ve evlere baskınlar düzenleyen İsrail güçleri, bölgedeki bir evi de soruşturma merkezine dönüştürdü. | Fotoğraf: Issam Rimawi - AA.

İşgal altındaki Batı Şeria topraklarında camilerin kundaklanması, köylere düzenlenen silahlı baskınlar, kitlesel gözaltılar ve yeni yerleşim kararları aynı anda hız kazanıyor. İsrail hükûmeti saldırıları kınadığını ve askerî adımların güvenliği sağlamayı amaçladığını savunurken Filistinli yetkililer, insan hakları örgütleri ve İsrailli eleştirmenler şiddetin Filistinlileri topraklarından uzaklaştıran daha geniş bir ilhak stratejisinin parçası olduğunu belirtiyor.

Altı Kişinin Öldüğü Olay Şiddet Dalgasını Tetikledi

Son şiddet dalgası, 24 Temmuz’da bir grup silahlı İsrailli yerleşimcinin Nablus’un güneybatısındaki Tell köyüne girmesiyle başladı. Olayın ayrıntıları tartışmalı olmakla birlikte İsrail basını ve Filistinli yerel yetkililer, köylülerin saldırıya uğrayacakları endişesiyle yerleşimcilere karşı çıktığını aktardı. Arbede sırasında bir Filistinlinin yerleşimcilerden birinin silahını ele geçirerek ateş açtığı bildirildi. Çıkan olaylarda dört Filistinli ile biri yakındaki bir yerleşimin güvenlik sorumlusu olan iki İsrail askeri öldü.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu olayı “terör saldırısı” olarak nitelendirerek Batı Şeria’daki askerî operasyonların genişletileceğini açıkladı. İsrail ordusu bölgeye takviye birlikler gönderdi, izinleri iptal etti ve 300’den fazla noktada arama yaptı. Orduya göre hafta sonunda aralarında Hamas üyeleri, silah kaçakçıları ve saldırı hazırlığında olduğu öne sürülen kişilerin de bulunduğu 130’dan fazla Filistinli gözaltına alındı. Filistinli kuruluşlar ise operasyonları toplu cezalandırma olarak değerlendirdi.

Camiler Kundaklandı, Filistinlilerin Köylerine Baskınlar Düzenlendi

Tell’deki olayların ardından İsrailli yerleşimciler farklı Filistin köylerine baskınlar düzenledi. Kusra ve Kur köylerindeki iki cami kundaklandı; Kusra’daki caminin duvarlarına öldürülen İsraillilerden birinin adıyla birlikte “Yahudi intikamı” ve “İsrail toprağı kanla kurtarılır” ifadeleri yazıldı. Kur’daki güvenlik kamerası görüntülerinde sivil kıyafetli üç kişinin caminin girişinde patlamaya yol açtığı görüldü.

Aynı günlerde evler, araçlar, zeytin ağaçları ve tarım tesisleri ateşe verildi. Tubas’ın doğusundaki Ras el-Ahmar’da askerî üniforma giyen yerleşimcilerin üç Filistinli aileyi bölgeden ayrılmakla tehdit ettiği, üç araca el koyduğu ve köyün kullandığı su hattını kestiği bildirildi.

İsrail ordusu ibadet yerlerine yönelik saldırıları “güçlü biçimde” kınadığını, polisle birlikte soruşturma başlatıldığını ve şüphelilerin arandığını açıkladı. Ancak İsrailli hak örgütleri, benzer soruşturmaların çok büyük bölümünün iddianame hazırlanmadan kapatıldığına dikkat çekiyor.

Askerî Operasyonlar Yeni Bir Aşamaya Taşınıyor

Savunma Bakanı Yisrael Katz, orduya Batı Şeria’daki saldırıları genişletme ve adı açıklanmayan bir mülteci kampını ele geçirerek sakinlerini tahliye etme hazırlığı yapma talimatı verdi. Katz, bu yöntemin 2025’ten beri İsrail ordusunun kalıcı biçimde konuşlandığı Cenin, Tulkerim ve Nur Şems kamplarında uygulanan modelin devamı olacağını söyledi. İsrail, bu kamplardaki operasyonların “terör faaliyetlerini” yüzde 80 azalttığını savunuyor.

Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise Tell ve çevresindeki Filistin köylerinin Cenin ve Tulkerim kamplarına benzer biçimde dönüştürülmesini ve olayın meydana geldiği bölgede yeni yerleşimler kurulmasını istedi. Böylece İsrail hükûmetinin tepkisi, saldırının faillerinin yakalanmasıyla sınırlı kalmayarak yeni askerî kontrol, tahliye ve yerleşim adımlarını da kapsadı.

Filistin’in BM Daimi Temsilcisi’nden “Yerleşimcileri Silahsızlandırın” Çağrısı

Filistin’in BM Daimi Temsilcisi Riyad Mansur, BM Güvenlik Konseyinde yaptığı konuşmada uluslararası topluma İsrailli yerleşimcileri silahsızlandırma çağrısında bulundu. Mansur, şiddetin amacının “en az Filistinliyle en fazla Filistin toprağını” ele geçirmek olduğunu savunarak İsrail’i ilhakı ve zorla yerinden etmeyi kolaylaştırmak için gerilimi bilinçli biçimde tırmandırmakla suçladı.

Mansur ayrıca ekim ayında yapılması planlanan İsrail seçimlerine işaret ederek Netanyahu’nun “Filistinlilerin ve hatta İsraillilerin kanı üzerinden seçim kazanımı” sağlamaya çalıştığını ileri sürdü. Mansur’a göre yerleşimcilerin saldırıları, devletin dışında hareket eden grupların münferit eylemleri değil, işgal güçlerinin desteğiyle yürütülen bir toprak edinme stratejisinin parçası.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de camilere ve Filistinli topluluklara yönelik saldırıları kınadı; İsrail’den failleri tespit etmesini, hesap vermelerini sağlamasını ve sivilleri koruyacak etkili tedbirler almasını istedi. BM’ye göre 2026 başından 27 Temmuz’a kadar can kaybına veya mülk zararına yol açan 1.330’dan fazla yerleşimci saldırısı kaydedildi. BM’nin güncel verilerine göre aynı dönemde Batı Şeria’da 18’i çocuk 77 Filistinli ile üç İsrailli öldürüldü.

Batı Şeria’nın Fiilî İlhak Süreci Yerşelimci Şiddetiyle İlerliyor

İsrail Batı Şeria’yı resmen ilhak etmiş değil. Ancak Şubat 2026’da kabul edilen düzenlemeler İsrail bakanlıklarının yetkilerini işgal altındaki bölgeye genişletti ve askerî yönetimin bazı yetkilerini sivil kurumlara aktardı. Batı Şeria’nın yaklaşık yüzde 60’ını oluşturan C Bölgesi’nde mülkiyetini kanıtlayamayan Filistinlilerin arazilerinin “devlet mülkü” olarak kaydedilmesinin önü açıldı.

Netanyahu hükûmeti döneminde ayrıca 102 yeni yerleşim ilan edildi. Peace Now tarafından derlenen verilere göre Nisan 2026 itibarıyla Batı Şeria’da 363 kaçak yerleşim noktası bulunuyordu; bunların 212’si mevcut hükûmet döneminde kuruldu. Chatham House araştırmacısı Zizette Darkazally, bu idari değişikliklerin işgal ile egemenlik arasındaki sınırı bulanıklaştırdığını ve Filistin devletinin kurulmasını giderek imkânsızlaştıran “tek taraflı fiilî durumlar” yarattığını belirtiyor.

Al Jazeera‘ya konuşan İsrailli gazeteci Gideon Levy de yerleşimci saldırılarının “koordine edildiğini, desteklendiğini, finanse edildiğini ve ordu tarafından korunduğunu” savunuyor. Uluslararası Kriz Grubundan Amjad Iraqi ise sorunun yalnızca mevcut aşırı sağcı hükûmetle açıklanamayacağı görüşünde: Iraqi’ye göre yerleşimler, İsrail siyasetinin farklı kesimlerince onlarca yıldır şekillendirilen bir devlet projesi.

Ramallah’ta yaşayan ABD doğumlu Filistinli yazar Mariam Barghouti, bu işleyişi “asker-yerleşimci sıralaması” olarak tanımlıyor: Ordu baskınlar, yıkımlar ve gözaltılarla Filistinli toplulukları zayıflatıyor; ardından yerleşimci saldırıları yoğunlaşıyor, son aşamada ise hükûmetin idari kararları ortaya çıkan toprak düzenini kalıcılaştırıyor. Bu çerçevede son gelişmeler, birbirinden kopuk bir “tırmanış” veya devlet denetimi dışındaki münferit saldırılar değil; güvenlik söylemi altında ilerleyen ve Batı Şeria’nın demografik ve idari yapısını değiştiren daha geniş bir toprak edinme stratejisinin parçaları olarak değerlendiriliyor.

Suriye’ye Giren İsrailli Yerleşimci Grubu Buranın da İlhak Edilmesini İstiyor

İsrail’de “Bashan Öncüleri” adıyla faaliyet gösteren aşırı sağcı yerleşimci grup, Suriye’nin güneyinde bir Yahudi yerleşimi kurmak amacıyla son haftalarda sınırı sık sık yasa dışı yollarla geçmeye başladı. Associated Press‘in bildirdiğine göre adını Suriye ve Ürdün’ün bazı kesimlerini kapsayan tarihî bir bölgeden alan grup; Kuneytra, Dera ve Süveyda vilayetleri üzerinde dinî ve tarihsel hak iddia ediyor. İsrail ordusu, şimdiye kadar kısa süreli kalan bu girişimlerde aktivistleri herhangi bir yapı kuramadan bölgeden çıkardı. Ordu, eylemlerin askerî operasyonları aksattığını ve birliklerin güvenliğini tehlikeye attığını belirtirken sınırı geçenler hakkında henüz iddianame hazırlanmadığı belirtildi.

Grubun ilk hedefi, işgal altındaki Golan Tepeleri’nin bitişiğinde küçük bir yerleşim noktası kurarak ileride İsrail hükûmetinin burayı resmen tanımasını sağlamak. Liderlerinden Amos Azaria, Dera’daki Sünni nüfusun bölgeden çıkarılmasını ve arazinin Yahudi yerleşimleriyle doldurulmasını açıkça savunuyor. Hareket marjinal bir oluşum olarak görülse de üyeleri, Netanyahu hükûmetindeki bazı isimlerle yakın ilişki içinde olduklarını söylüyor; sosyal medya paylaşımları da kabine üyeleri Amihai Eliyahu ve Shlomo Karhi ile yapılan görüşmeleri gösteriyor. Eleştirmenler ise Batı Şeria’daki yerleşim hareketinin de başlangıçta küçük ve etkisiz bir çevre olarak görüldüğünü hatırlatarak bu girişimlerin küçümsenmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor. (P/AA)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler