Dünya Haritalarında Sömürgeci Miras: BM’nin Kararı Neyi Değiştirecek?
Dünya haritaları yalnızca coğrafyayı değil, güç ilişkilerini de yansıtıyor. Avrupa ve Kuzey Amerika’yı Afrika’ya kıyasla orantısız biçimde büyük gösteren Mercator projeksiyonuna karşı BM, daha adil bir temsil için adım attı. Peki bu değişiklik, dünyaya bakışımızı şekillendiren haritaları sömürgeci mirastan arındırmaya yetecek mi?
Kanada, Grönland ve Rusya’nın da aralarında bulunduğu bazı ülke ve bölgeler, yakında Birleşmiş Milletlerin resmî haritalarında gözle görülür biçimde daha küçük görünecek. Bu değişikliğin arkasında, BM Genel Kurulu tarafından kısa süre önce alınan bir karar var: ‘Haritayı düzeltmek: Küresel haritalarda temsili yeniden dengelemek ve başta Afrika olmak üzere dünya bölgelerinin hakkaniyetli temsilini teşvik etmek.’
Afrika Birliği adına Togo’nun öncülük ettiği karar, Mercator projeksiyonuyla hazırlanan haritaların dünyayı çarpıtarak yansıttığını kabul ederek haritacılıkta 450 yıldır süren bir adaletsizliği gidermeye yöneliyor. Karar, neredeyse oy birliğiyle kabul edildi: 164 ülke lehte, bir ülke aleyhte oy kullandı; altı ülke çekimser kaldı. Karşı oy kullanan tek ülke ABD oldu.
Denizciler İçin Çizilen Harita Dünyaya Bakışımızı Nasıl Şekillendirdi?
Hayatının büyük bölümünü olabildiğince doğru haritalar çizmeye ve harita projeksiyonları geliştirmeye adayan, çok yönlü Flaman haritacı Gerardus Mercator, 1569’da bir dünya haritası yayımladı. Harita, Dünya’yı düz bir yüzey üzerinde göstermek için zekice geliştirilmiş yeni bir yöntem kullanıyordu.
Bu projeksiyonun en önemli avantajı, kerte hatlarını, yani pusulada aynı yön izlenerek ilerlenen rotaları düz çizgiler hâlinde gösterebilmesiydi. Bu özellik, denizcilerin pusulayla doğru rotayı takip etmesini sağlıyordu. Keşif ve sömürgeleştirme faaliyetlerinin sürdüğü o dönemde bu, Avrupalılar için son derece önemliydi.
Ama denizcilerin işini kolaylaştıran bu yöntemin büyük bir kusuru vardı: Kutuplara yakın kara parçalarını olduğundan çok daha büyük gösteriyordu. Başka bir deyişle Kuzey Amerika, Rusya ve Avrupa; Afrika, Güney Amerika ve Güney Asya’ya kıyasla orantısız biçimde büyük görünüyordu. Başlangıçta denizcilik için geliştirilen yöntem, zamanla siyasi haritalar da dâhil her tür dünya haritasında yaygın biçimde kullanılmaya başlayınca bu çarpıtma ciddi bir soruna dönüştü.
Harita Savaşları: Avrupa’nın Olduğundan Büyük Gösterilmesine İtiraz
Haritacılar, Mercator projeksiyonunun yol açtığı teknik çarpıtmayı uzun zamandır biliyordu. Fakat bu yöntemin yüzyıllara yayılan sömürgeci ideolojileri nasıl yansıttığı ancak 1970’lerde ortaya kondu. Alman tarihçi Arno Peters, 1973’te bölgelerin gerçek yüz ölçümü oranlarını koruyan yeni bir harita projeksiyonu yayımladı. Bu harita hem Mercator projeksiyonuna hem de verdiği mesaja kökten meydan okuyordu: Avrupa, Mercator haritasında göründüğü kadar büyük değildi; eski sömürgeleri ise gösterilenden çok daha büyüktü.
Aslında bu tür bir projeksiyon daha önce de geliştirilmişti. Peters’ın haritası, İskoç din adamı ve haritacı James Gall’ın 1855’te hazırladığı projeksiyona çok benziyordu. Yeni olan, Peters’ın çalışmasına yön veren siyasi bakıştı. Peters, dünyayı toplumsal açıdan daha adil biçimde temsil eden bir haritacılık anlayışı geliştirmişti.
Peters’ın projeksiyonu eleştiri yağmuruna tutuldu ve “harita savaşları” olarak anılan tartışmaları başlattı. Buna rağmen Oxfam ve UNESCO gibi kuruluşlar bu haritayı benimsedi. Bu kuruluşlar da Peters gibi harita projeksiyonlarının siyasi öneminin farkındaydı. Haritaların yalnızca gerçekliği yansıtmadığını, aynı zamanda gerçeği şekillendirdiğini de açıkça görüyorlardı.
BM’nin son kararı, geçmişten miras kalan dengesizlikleri gidermek için atılan bir başka adım. Togo temsilcisinin ifadesiyle karar, ‘uluslar arasında daha fazla anlayış, saygı ve barışın önünü açıyor.’ Karar, dünyanın doğru biçimde temsil edilmesi için bölgelerin yüz ölçümü oranlarını koruyan harita projeksiyonlarının benimsenmesini istiyor. Özellikle Gall-Peters projeksiyonuna göre daha yeni ve daha az tartışmalı bir seçenek olan Equal Earth projeksiyonunu öne çıkarıyor. BM, bu kararla Mercator’un özgün projeksiyonunun yüzyıllar boyunca sömürgeci amaçlarla kullanıldığını kabul ediyor.
Dijital Haritalarda Eski Çarpıtma Sürüyor
Bu karar, dünyanın dört bir yanındaki okullarda ve kurumlarda dünyaya bakışın değişmesine katkı sağlayacak. Ama online harita platformlarını nasıl etkileyeceği henüz belirsiz. Özgün Mercator projeksiyonunun bir türevi olan Web Mercator, Google Maps gibi uygulamalarda varsayılan yöntem olarak kullanılmaya devam ediyor. Bu yöntem, Dünya’yı karelere bölüyor. Bu sayede kullanıcılar dünya haritasının her yerinde kolayca ve kesintisiz biçimde yakınlaştırma ve uzaklaştırma yapabiliyor; bu işlemler de daha az hesaplama gücü gerektiriyor. Yerel ölçekte hassas sonuçlar veren yöntem, kutuplara yakın ülkeleri ise olduğundan çok daha büyük gösteriyor.
Bu haritalar, Mercator’un özgün projeksiyonundaki çarpıtılmış dünya algısını sürdürmekle kalmıyor. Buna yol ağlarını, işletmelere ulaşımı ve tüketimi teşvik etmeyi merkeze alan bir dünya görüşü de ekliyor. BM kararının desteklediği yeni dünya haritası, dünyanın daha hakkaniyetli temsil edilmesi yolunda açık bir ilerleme sağlıyor. Yine de bu harita da dünyaya ilişkin bir yorum sunuyor.
Ukrayna, “haritayı düzeltme” kararının oylamasında çekimser kaldı. Ukraynalı temsilciler, ülkelerinin “tarihsel çarpıtmaları gidermeye yönelik çabaları desteklediğini” söyledi. Ama söz konusu haritanın, “Kırım’ın 2014’te Rusya Federasyonu tarafından yasa dışı ilhakını” meşrulaştırdığını savundu.
Haritaların dünya üzerindeki etkisi, ülkelerin büyüklüklerini nasıl gösterdikleriyle sınırlı değil. Hangi bilgileri öne çıkardıkları, hangi teknolojileri kullandıkları, hangi işletmeleri tanıttıkları, yerlere hangi adları verdikleri ve sınırları nereden geçirdikleri de dünyayı etkiliyor. Belki de BM’nin bu kararından çıkarılacak en önemli ders şu: Haritaların dünyayı gösteren sıradan ve zararsız çizimlerden ibaret olmadığını görmemiz gerekiyor. Haritalar, dünyayı nasıl gördüğümüzü ve dünyayla nasıl ilişki kurduğumuzu etkilemeyi amaçlayan birer iktidar aracı.
NOT: Bu yazının İngilizce aslı, 8 Eylül’de The Conversation tarafından yayımlanmıştır. Orijinal içerik Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0) lisansı altında tercüme edilmiştir.