Yaptırım

İsrail Yerleşimleriyle Ticareti Kısıtlamak İçin 12 Ülkeden Ortak Adım

Avrupa’da işgal altındaki Batı Şeria’daki yasa dışı İsrail yerleşimlerinde üretilen mallara ithalat yasağı getirme girişimleri artıyor. Birleşik Krallık, Fransa ve Kanada’nın yeni adımlarının ardından hangi ülkeler ne tür kısıtlamalar hazırlıyor, İsrail’le genel ticaret sürerken mevcut AB kuralları yerleşim ürünlerini nasıl ele alıyor?

İsrail Yerleşimleriyle Ticareti Kısıtlamak İçin 12 Ülkeden Ortak Adım
Fotoğraf : Amexandros Michailidis/Shutterstock

Birleşik Krallık, Fransa ve Kanada’nın 8 Eylül’de işgal altındaki Batı Şeria’daki yasa dışı İsrail yerleşimlerinden ürün ithalatını yasaklamaya yönelik adımlar atacaklarını duyurması, Avrupa’daki ticaret kısıtlamalarına yeni bir boyut kazandırdı. Üç ülkenin liderleri, kararın gerekçeleri arasında yerleşimlerin genişlemesini, yerleşimci şiddetindeki artışı ve iki devletli çözümün geleceğine yönelik tehditleri sıraladı.

Üçlü ortak açıklamada, İsrail’le yakın ilişkilerin sürdürülmesi desteklenirken yerleşimlerle bağlantılı ekonomik faaliyetlerin ayrı önlemlere tabi tutulacağı belirtildi. Açıklama, yerleşim faaliyetlerini kolaylaştıran veya bunlardan kazanç sağlayan kişi ve kuruluşlara yönelik tedbirleri de kapsıyor.

Aynı gün 12 ülkenin dışişleri bakanları tarafından yayımlanan bildiri ise farklı aşamalardaki ulusal girişimleri bir araya getirdi. İmzacılar arasında ulusal kısıtlamalar hazırlayan, Avrupa düzeyindeki önlemleri destekleyen veya çeşitli seçenekleri değerlendiren ülkeler bulunuyor. Dolayısıyla 12 ülkenin tamamında aynı kapsamda bir yasak yürürlüğe girmiş değil. İspanya’nın 2025 tarihli düzenlemesi, İrlanda’nın bu yaz kabul ettiği yasa ve Londra ile Paris’in yeni hazırlıkları birbirinden farklı hukuki takvimlere ve kapsamlara sahip.

Yeni Kararların Arkasında Yerleşimleri Genişleten E1 Projesi Var

Son açıklamaların başlıca gerekçelerinden biri, İsrail hükûmetinin E1 adlı yerleşim projesi için ihale yayımlama kararı. Avrupa ülkeleri, projeyi Filistin topraklarının coğrafi bütünlüğü ve iki devletli çözümün uygulanabilirliği bakımından uzun süredir eleştiriyor.

Birleşik Krallık, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Kanada ve Norveç liderlerinin 20 Ağustos’ta yayımladığı ortak açıklamada, planın iki devletli çözümün uygulanabilirliğine zarar vereceği belirtilmiş ve İsrail’den kararını geri çekmesi istenmişti. Eylül ayındaki ticari kısıtlama girişimi, bu diplomatik çağrının ardından geldi.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Ed Miliband’ın parlamentoda duyurduğu paket, yerleşimlerde üretilen malların ithalatının yasaklanmasını öngörüyor. Hükûmetin açıkladığı plana göre, yerleşimlerde bulunan arazi ve taşınmazların Birleşik Krallık’ta reklamının veya tanıtımının yapılması da yasaklanacak.

Hükûmet ayrıca, yerleşim faaliyetlerini destekleyen, kolaylaştıran veya bunlardan kazanç sağlayan kişi ve şirketlere yaptırım uygulanabilmesi için yeni yetkiler oluşturacağını bildirdi. Mevcut yetkiler kapsamında yerleşimci şiddetini desteklediği, teşvik ettiği veya şiddet eylemlerine katıldığı belirtilen beş kişiye ise hemen yaptırım uygulandı. Dolayısıyla yeni ithalat düzenlemesi ile mevcut yetkilere dayanılarak yürürlüğe konulan bireysel yaptırımların takvimleri birbirinden ayrılıyor.

Londra, aynı açıklamada İsrail’le genel ticari ilişkileri, akademik ve bilimsel iş birliklerini ve yatırım bağlarını koruma niyetini de vurguladı. Fransa ve Kanada da ortak liderler bildirisinde İsrail’le yakın ilişkilerin sürdürülmesini destekledi. Bu nedenle yeni önlemlerin kapsamını ürünlerin İsrail’den gönderilmesi değil, yerleşimlerde üretilmesi veya ekonomik faaliyetin yerleşimlerle bağlantılı olması belirliyor.

İsrail hükûmeti girişime diplomatik karşılık verdi. Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Birleşik Krallık’ın Doğu Kudüs’teki konsolosluğunun kapatılacağını, Britanya’nın Filistin güvenlik güçlerine verdiği eğitimin durdurulacağını ve bazı Britanya vatandaşlarına giriş yasağı uygulanacağını açıkladı. Reuters’ın aktardığı açıklamada, Birleşik Krallık’ın Gazze’ye ilişkin ABD öncülüğündeki koordinasyon faaliyetlerinden çıkarılması da karşı önlemler arasında sayıldı.

Hangi Ülke Hangi Yaptırımı Uyguluyor?

8 Eylül tarihli dışişleri bakanları bildirisini Kanada, Danimarka, Finlandiya, Fransa, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya, İsveç ve Birleşik Krallık imzaladı. Metinde üç farklı tutum birlikte sıralanıyor: Yerleşimlerle mal ticaretine ulusal kısıtlamalar getirmek, bu yöndeki Avrupa düzeyindeki önlemleri desteklemek veya ulusal prosedürler çerçevesinde benzer kısıtlamaları ciddi biçimde değerlendirmek. Birleşik Krallık, Fransa ve Kanada ise yerleşimlerden gelen mallara ulusal yasak getireceklerini ayrıca açıkladı.

Bildiride İrlanda, İspanya, Hollanda, Norveç ve Belçika’nın daha önce attığı adımlara da değiniliyor. Ancak burada adı geçen Hollanda ve Belçika, 12 imzacı arasında yer almıyor. Bu ayrım, bildiriye destek veren ülkelerle daha önce ulusal düzeyde harekete geçen ülkelerin aynı listeyi oluşturmadığını gösteriyor.

İspanya, ithalat yasağını 23 Eylül 2025 tarihli kanun hükmünde kararnameyle düzenledi. Metnin üçüncü maddesi, işgal altındaki Filistin topraklarındaki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin ithalatını yasaklıyor. Dördüncü madde ise bu yerleşimlerde üretilen malların ve sunulan hizmetlerin pazarlanmasına yönelik reklamları hukuka aykırı kabul ediyor. Düzenlemede silah ticaretine ilişkin hükümler de bulunuyor ancak yerleşim ürünleri ile silah ticareti ayrı maddelerde ele alınıyor.

İspanya’nın uygulamasında yerleşim adları ve posta kodları belirleyici rol oynuyor. Vergi idaresi, dışişleri makamlarının ilettiği liste üzerinden ürünlerin menşeini denetliyor. 10 Şubat 2026 tarihli kararla yerleşim ve posta kodu listesi güncellendi. Böylece siyasi kararın gümrükte uygulanabilmesi için hangi üretim yerlerinin yasak kapsamında olduğu ayrıca tanımlandı.

İrlanda’da yerleşimlerden mal ithalatını yasaklayan düzenleme 2026 yazında parlamentodan geçti ve 23 Temmuz’da yasalaştı. Düzenlemenin yalnızca mal ithalatına odaklanması, yerleşimlerle bağlantılı hizmetlerin kapsam dışında kalmasına ilişkin tartışmayı sürdürdü. İrlanda İşçi Partisinin dışişleri sözcüsü Duncan Smith, Birleşik Krallık’ın açıklamasının ardından hizmetlerin de yasaya dâhil edilmesini istedi. Ülkeler arasındaki fark yalnızca yasakların kabul tarihinde değil, kapsadıkları ekonomik faaliyetlerde de görülüyor.

İsrail Yerleşimleriyle Ticareti Kısıtlamanın Hukuki Dayanağı

İsrail yerleşimleri, 1967’den beri işgal altında bulunan Filistin topraklarında İsrailliler için kurulan yerleşim alanları. Uluslararası Kızılhaç Komitesine göre bunların kurulması ve genişletilmesi, Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin 49. maddesiyle bağdaşmıyor. Madde, işgalci gücün kendi sivil nüfusunun bir bölümünü işgal ettiği topraklara nakletmesini yasaklıyor. Yerleşimlerin uluslararası hukuktaki statüsü, ticaret kısıtlamalarını savunan hükümetlerin başvurduğu temel gerekçelerden birini oluşturuyor.

Uluslararası Adalet Divanının (UAD) 19 Temmuz 2024 tarihli danışma görüşü, tartışmayı üçüncü devletlerin sorumluluklarına da taşıdı. Divan, İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında süren varlığını hukuka aykırı buldu; yeni yerleşim faaliyetlerinin durdurulması ve yerleşimcilerin tahliye edilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca devletlerin, bu hukuka aykırı durumun sürdürülmesine yardım eden ticaret ve yatırım ilişkilerini önlemek üzere adım atma yükümlülüğüne işaret etti.

Danışma görüşü, devletler arasındaki bir davada verilen bağlayıcı hüküm niteliğinde değil. Ancak mevcut uluslararası hukuk yükümlülüklerini açıklıyor ve ulusal düzenlemelerde dayanak gösteriliyor. BM Genel Kurulunun 18 Eylül 2024’te kabul ettiği karar, İsrail’in hukuka aykırı varlığını 12 ay içinde sona erdirmesini istedi. Karar, devletlere yerleşim ürünlerinin ithalatını durdurmaya yönelik adımlar atma çağrısı da yaptı.

Bu metinler kendiliğinden her ülkede aynı gümrük yasağını yürürlüğe sokmuyor. Ulusal makamların kapsamı ve uygulama araçlarını belirlemesi gerekiyor. İspanya, kendi düzenlemesinde UAD’nin söz konusu görüşüne açıkça atıf yaparken ithalatın reddedilmesini AB’nin ortak ithalat kurallarındaki istisna hükmüne dayandırdı. Yasak böylece uluslararası hukuk gerekçesi, ulusal mevzuat ve gümrük işlemlerini bir araya getiriyor.

Avrupa Birliği: Etiketleme, Gümrük Kuralları ve Ticaret Anlaşması

AB ile İsrail arasındaki ticaretin temelini, Haziran 2000’de yürürlüğe giren Ortaklık Anlaşması oluşturuyor. Bu anlaşma, İsrail’de üretilen malların AB’ye girişinde gümrük vergilerinin indirilmesini veya kaldırılmasını sağlıyor. Ancak işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan İsrail yerleşimlerinde üretilen mallar bu kolaylıktan yararlanamıyor. Gümrük görevlileri, ürünün nerede üretildiğini belgelerdeki adres ve posta kodundan kontrol ediyor. Ürün bir yerleşimde üretilmişse anlaşmanın sağladığı vergi indirimi uygulanmıyor. Fakat bu durum, ürünün AB’ye girişinin yasak olduğu anlamına gelmiyor: İthalat, geçerli gümrük vergileri ödenerek yapılabiliyor.

Gıda ürünlerinde ayrıca tüketicinin ürünün nereden geldiğini anlayabilmesi gerekiyor. AB Adalet Divanının 12 Kasım 2019 tarihli Psagot kararına göre, işgal altındaki topraklarda bulunan bir İsrail yerleşiminde üretilen gıdanın etiketinde hem geldiği bölge hem de bir İsrail yerleşiminde üretildiği belirtilmeli. Örneğin böyle bir ürünün üzerinde yalnızca “Batı Şeria” yazması yeterli değil; yerleşim bağlantısının da açıklanması gerekiyor. Bu etiketleme kuralı ürünün satışını yasaklamıyor, alıcıya bilgi verilmesini zorunlu kılıyor. Bazı Avrupa ülkelerinin gündeme getirdiği ithalat yasağı ise daha ileri giderek yerleşim ürünlerinin ülkeye girişini tamamen durdurmayı amaçlıyor.

İsrail’le genel ticaretin ölçeği ise çok daha geniş. Avrupa Komisyonu verilerine göre, 2025’te ikili mal ticareti 43,3 milyar avroya ulaştı. AB’nin İsrail’e ihracatı 28 milyar, İsrail’den ithalatı 15,3 milyar avroydu. Birlik, İsrail’in toplam mal ticaretinin yüzde 31,7’sini gerçekleştiriyor. Makine, ulaşım ekipmanı ve kimyasallar başlıca ürün grupları arasında. Ayrı hesaplanan hizmet ticareti ise 2024’te 26,6 milyar avroydu. Ancak bu toplamlar yalnızca yerleşimlerle yapılan ticareti göstermiyor.

Yerleşimlerle ticaretin ayrı hesaplanmasında veri sorunları bulunuyor. Britanya parlamentosunun bir araştırması, İsrail ile Filistin topraklarının gümrük ilişkileri nedeniyle kesin ticaret rakamlarına ulaşmanın güç olduğunu belirtiyor. Filistin topraklarıyla ticaretin tamamı da İsrail yerleşimleriyle ticaret anlamına gelmiyor. Bu ayrım, toplam ikili ticaret rakamlarından hareketle yerleşim ürünlerine yönelik bir yasağın mali etkisinin doğrudan hesaplanmasını engelliyor. Ürünlerin üretim yerinin doğru kaydedilmesi, denetimin yanı sıra ticaretin ölçülmesi açısından da önem taşıyor.

AB düzeyindeki bir diğer dosya, Ortaklık Anlaşması’nın ticari hükümlerinin askıya alınması. Komisyonun Eylül 2025’te sunduğu öneri, İsrail’den ithal edilen ürünlerin ticari ayrıcalıklarını kaybetmesini öngörüyor. Bunun için üye devletlerin onayı gerekiyor. 21 Nisan 2026 tarihli Dışişleri Konseyi açıklaması, anlaşmanın tamamen veya kısmen askıya alınması konusunda oy birliği bulunmadığını kaydetti. Nisan 2026’da İrlanda, İspanya ve Slovenya gibi ülkeler askıya alma yönünde tutum alırken Almanya ve İtalya karşı çıkmıştı.

Birlik buna karşılık belirli kişi ve kuruluşlara yönelik yaptırımları genişletti. 28 Mayıs 2026’da dört kuruluş ve üç kişi, Batı Şeria’daki Filistinlilere yönelik ciddi insan hakları ihlalleri nedeniyle listeye alındı. Mal varlığı dondurma, ekonomik kaynak sağlama yasağı ve kişiler için seyahat yasağı içeren bu karar, genel bir yerleşim ürünleri ambargosundan farklı kapsam taşıyor. 12 ülkenin yeni girişiminin, mevcut AB gümrük kuralları ve bireysel yaptırımlarla birlikte ilerleyen yeni bir düzenleme süreci oluşturduğu ifade ediliyor. (P)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler