Almanya

Berlin’de Oyları İkiye Katlayan Kampanya: Elif Eralp Nasıl Kazandı?

“Biz tarih yazdık arkadaşlar!” sözleriyle seçim başarısını Türkçe kutlayan Elif Eralp, Berlin’in ilk Türkiye kökenli belediye başkanı olmaya yaklaştı. Peki, Sol Partinin oylarını iki katından fazla artırdığı bu başarıda konut krizine çözüm vaatleri, genç seçmenlerin beklentileri ve göçmenlerin eşit temsil talebi nasıl buluştu?

Berlin’de Oyları İkiye Katlayan Kampanya: Elif Eralp Nasıl Kazandı?
Elif Eralp, 20 Eylül'de yapılan seçimlerden 2 gün önce Berlin Belediye Binası (Rotes Rathaus) önünde düzenlenen seçim kampanyası etkinliğine katılarak seçmenlerle bir araya geldi. | Fotoğraf: Halil Sağırkaya - AA.

Geçtiğimiz hafta sonu yapılan Berlin Temsilciler Meclisi seçimlerinde Sol Parti (Die Linke), yüzde 25,7 oy alarak birinci oldu. Böylece parti, 2023 seçimlerinde elde ettiği yüzde 12,2’lik oy oranını iki katından fazla artırdı. Seçim gecesi destekçilerine Türkçe “Biz tarih yazdık arkadaşlar!” diye seslenen Elif Eralp, bu başarının en görünür yüzüydü.

Eralp, Berlin belediye başkanlığına seçilmesi hâlinde hem Sol Partiden bu göreve gelen ilk siyasetçi hem de başkentin ilk Türkiye kökenli belediye başkanı olacak. Ancak seçimden birinci çıkmak, belediye başkanlığını kazanmak anlamına gelmiyor. Eyalet statüsündeki Berlin’de hükûmete de başkanlık eden belediye başkanı, Temsilciler Meclisi tarafından seçiliyor. Dolayısıyla Eralp’in göreve gelebilmesi, parlamentoda çoğunluğun desteğini sağlamasına bağlı.

Sol Parti, Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Yeşillerin oluşturacağı bir koalisyon, bu çoğunluğu sağlayabilecek seçenekler arasında. Yeşiller böyle bir ittifaka açık olduklarını bildirdi. Bununla birlikte hükûmetin kurulabilmesi, SPD’nin tercihine ve üç partinin ortak bir program üzerinde uzlaşmasına bağlı. Eralp’in önündeki mesele, seçimde oluşan desteği bir yönetim ortaklığına dönüştürmek.

Siyasette Yeni Bir Aidiyet Duygusu

Eralp’in başarısının bir boyutu, göçmen kökenli Berlinliler arasında yarattığı temsil duygusu. Gazeteci Ali Çelikkan, taz gazetesindeki seçim sonrası yazısında, Türkiye kökenli çevrelerde duyduğu “Bizden biri belediye başkanı olacak!”sözleriyle bu heyecanı aktarıyor. Bu gözlem, seçim başarısının bazı seçmenler açısından siyasette kendilerine yer bulma deneyimine de dönüştüğünü gösteriyor.

Türkiye kökenli bir ailenin çocuğu olması, Türkçe konuşması ve ailesinin göç deneyimini açıkça anlatması, Eralp’in bu seçmenlerle bağ kurmasını kolaylaştırıyor. Berlin-Brandenburg İstatistik Dairesinin 2025 verilerine göre, kent nüfusunun yüzde 42,3’ü göçmen kökenli. Bu oran doğrudan seçmen nüfusunu göstermese de temsil tartışmasının Berlin açısından taşıdığı önemi ortaya koyuyor.

Ancak bu bağı yalnızca ortak kökenle açıklamak yetersiz kalır. Eralp’in göç, eşitlik, sosyal adalet ve kent hakkı konularındaki tutumu da siyasi profilinin belirleyici unsurları. Perspektif’e 2024 yılında verdiği söyleşide, mülteci bir ailede büyümesinin ve çevresinde tanık olduğu ayrımcılığın kendisini erken yaşta siyasete yönelttiğini anlatmıştı.

Eralp’in biyografisi ile siyasi vaatleri arasında bu nedenle anlaşılır bir bağ kuruluyor. Göçmen bir aileden gelen, kiracı olarak yaşayan ve ayrımcılıkla mücadeleyi konut politikalarıyla birlikte ele alan bir siyasetçi, seçmene kendi deneyimlerinden hareket eden bir aday profili sunuyor. Nitekim Eralp, kampanya metninde de anneliğini, hukukçuluğunu ve kiracı olmasını Berlin’in gündelik sorunlarını tanımasının dayanakları arasında sıralıyor.

Siyaset bilimci ve sosyolog Dr. Özgür Özvatan, Elif Eralp özelinde “biyografi ile sunulan siyasi vaatlerin birbiriyle örtüştüğünü” ifade ediyor. Bu ilişki, seçmenin kendisine benzer deneyimlere sahip bir siyasetçi tarafından temsil edilmesiyle taleplerinin somut politikalara taşınmasını bir araya getiriyor. Siyaset bilimi literatüründe bunlar, betimsel ve tözsel (içeriksel) temsil olarak adlandırılıyor. Özvatan, Eralp’in “bu tür bir arka plana sahip tek liste başı kadın aday” olduğunu da vurguluyor.

Konut Krizi ve Genç Seçmenlerin Desteği

Eralp’i başarıya taşıyan başlıca unsurlardan biri, bu temsil iddiasını somut sosyal politikalarla birleştirmesiydi. Kampanyanın merkezinde yükselen kiralar, uygun fiyatlı konuta erişim ve büyük emlak şirketlerinin konutlarının kamulaştırılması vardı. Eralp, seçimin ardından da kamulaştırma vaadinin arkasında durduğunu açıkladı.

Bu tercih, seçmenlerin öncelikleriyle örtüşüyordu. Infratest dimap araştırmasına dayanan ARD analizinde, uygun fiyatlı konut sağlama konusunda seçmenlerin en çok güvendiği partinin yüzde 37 ile Sol Parti olduğu görülüyor. Aynı analiz, Sol Parti seçmenlerinin yalnızca yüzde 15’inin oy tercihinde başlıca neden olarak Eralp’i gösterdiğini, çoğunluk için parti programının belirleyici olduğunu ortaya koyuyor. Bu bulgu, başarıyı adayın kişisel özellikleri kadar savunduğu politikalar üzerinden de değerlendirmeyi gerektiriyor.

Genç seçmenlerin desteği de dikkat çekiciydi. Infratest dimap verilerine göre 16-24 yaş grubundaki seçmenlerin yüzde 43’ü Sol Partiye oy verirken, 25-34 yaş grubunda bu oran yüzde 49’a ulaştı. Araştırmanın 2023 karşılaştırmasında genç seçmen grupları için verilen oranlar sırasıyla yüzde 18 ve yüzde 17’ydi. Sol Parti, özellikle 35 yaş altındaki seçmenlerde desteğini belirgin biçimde genişletti.

Bu seçimde oy kullanma yaşının düşürülmesi de seçmen kitlesini genişletti. Daha önce 18 olan yaş sınırının 16’ya indirilmesiyle, 16 ve 17 yaşındaki Alman vatandaşı Berlinliler ilk kez eyalet meclisi seçimlerinde oy kullanabildi. Bu nedenle 2023 ile yapılan yaş grubu karşılaştırmasında, en genç seçmen grubunun kapsamının değiştiğini de dikkate almak gerekiyor.

berlin elif eralp sol parti die linke seçim göçmen seçmen müslüman

18 Eylül’de Berlin Belediye Binası (Rotes Rathaus) önünde düzenlenen Sol Parti seçim kampanyası etkinliğine katılarak seçmenlerle bir araya geldi. Elif Eralp, programda konuşma yaptı. | Fotoğraf: Halil Sağırkaya – AA.

Göçmen Seçmenlerle Doğrudan Temas

Eralp’in kampanyasında sosyal medya, Türkçe iletişim ve seçmenlerle yüz yüze temas önemli yer tuttu. Bu yaklaşım, seçim döneminden önceki çalışmalarının da devamıydı. Eralp, Perspektif söyleşisinde, Kreuzberg’de Türkiye kökenli sakinleri evlerinin önünde ve dükkânlarında ziyaret ettiğini, derneklerle düzenli görüştüğünü ve seçim bölgesindeki ofisinde hukuki danışmanlık hizmeti sunduğunu anlatmıştı.

Seçim sonrasında da daha önce oy kullanmayan, aralarında Türkiye kökenlilerin de bulunduğu çok sayıda kişinin kendisine ilk kez temsil edildiğini hissettiğini söylediğini aktardı. Bu açıklama, Eralp’in kampanyasında seçmene ulaşmanın yalnızca bir iletişim meselesi olarak görülmediğine işaret ediyor. Mahallelerde kurulan ilişkiler, siyasete mesafeli kesimleri katılıma davet etmenin de bir yoluydu.

Müslüman seçmenlere ilişkin veriler de Sol Partinin bu kesimdeki desteğini belirgin biçimde artırdığını gösteriyor. Forschungsgruppe Wahlen araştırmasına göre, araştırmaya katılan Müslüman seçmenlerin yüzde 51’i Sol Partiye oy verdi. Bu oran, önceki seçime göre 36 puanlık artış anlamına geliyor. Ancak veri, bütün göçmen kökenli seçmenleri kapsamıyor ve oy artışının nedenlerini tek başına açıklamıyor.

Din Özgürlüğü ve Eşit Katılım

Eralp’in göçmenlerle ilişkisini güçlendiren başlıklardan biri de din özgürlüğü ve kamu hizmetlerine eşit katılım konusundaki tutumu. Başörtülü kadınların kamu hizmetinde karşılaştığı engellere karşı çıkışı yeni değil. Kamu hizmetindeki başörtüsü yasağının kaldırılmasını ve Berlin’in Tarafsızlık Yasası’nın değiştirilmesini önceki yıllarda da savunuyordu.

Sol Parti Eyalet Meclis Grubunun 2023’teki bir açıklamasında da öğretmenlere yönelik genel dinî kıyafet yasağının kaldırılması çağrısında bulundu. Eralp’e göre devletin tarafsızlığı, toplumdaki çeşitliliğin kamu hizmetinde görünür olmasıyla daha iyi sağlanabilir. Göçmen kökenlilerin kamuda temsilini destekleyen düzenlemelerle başörtülü kadınları dışlayan yasakların bir arada bulunmasını ise çelişkili buluyor.

Bu yaklaşımda temsil, bir siyasetçinin kökeninden daha geniş bir anlam taşıyor. Kamu kurumlarında çalışabilmek, ayrımcılığa karşı başvurulabilecek mekanizmalara erişmek ve kişinin inancı nedeniyle dışlanmaması, eşit katılımın somut koşulları olarak öne çıkıyor.

Gazze Tartışması ve Paneldeki Karşılaşma

Eralp’in seçim kampanyasında İsrail ve Filistin konusundaki tutumu da önemli bir tartışma başlığıydı. Eralp, İsrail hükûmetinin politikalarını eleştirmekle antisemitizmin birbirinden ayrılması gerektiğini savunuyor. Berlin’deki Filistinlilerin deneyimlerinin ve güvenlik kaygılarının da siyasette dikkate alınmasını istiyor. Verdiği bir söyleşide, Berlin’i yönetmek isteyenlerin Yahudi-İsrailli topluma olduğu kadar Arap-Filistinli topluma da adil davranması gerektiğini vurguladı.

Bu görüş ayrılıkları, seçim öncesindeki RBB‘nin adayları ağırladığı tartışma programında somut bir karşılaşmaya dönüştü. CDU’nun adayı Stefan Evers, Eralp’i partisindeki antisemitizme karşı yeterince kararlı davranmamakla suçladı. Eralp ise İsrail’in var olma hakkını savunduğunu ve partisinin de bu görüşü benimsediğini belirtti. Aynı zamanda Müslümanların güvenliğinin de gözetilmesini istedi: “Müslüman kadınlar da korku yaşıyor; bu insanları da korumamız gerekiyor.”

Tartışmanın somut başlıklarından biri, Sol Partinin Neukölln’deki seçim etkinliğinde bir rapçinin performansı sırasında İsrail ordusuna yönelik ölüm çağrısı içeren ifadelerin kullanılmasıydı. Eralp, olayın aydınlatılmasını istediğini açıkladı. Kampanya boyunca Yahudi yaşamının korunmasını savunduğunu, aynı güvenceyi Müslümanlar ve Filistinliler için de talep ettiğini vurguladı.

Eralp’in bu tutumu, antisemitizmle mücadele ile Müslüman karşıtı ırkçılıkla mücadeleyi birlikte ele alan bir siyasi yaklaşım ortaya koyuyor. Ona verilen desteği, bazı seçmenler açısından federal hükûmetin İsrail politikasına yönelik bir itiraz olarak da okumak mümkün. Bununla birlikte seçim sonucunun tamamını bu başlık üzerinden açıklamak, konut krizinin ve sosyal politika taleplerinin ağırlığını gözden kaçırır.

“Berlin’in Mamdani’si” Benzetmesi

Eralp için yapılan “Berlin’in Mamdani’si” benzetmesi de bu noktada anlam kazanıyor. New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani ile Eralp’in kampanyalarında uygun fiyatlı konut, hayat pahalılığı, sosyal medya ve seçmenle doğrudan temas ortak başlıklar olarak öne çıkıyor. Eralp de Mamdani’nin başarısının kendileri için önemli bir örnek olduğunu belirtiyor.

Eralp’in başarısı, göçmen kökenli bir siyasetçinin görünürlüğü ile Berlin’in gündelik sorunlarına yönelik somut vaatlerin buluşmasında yatıyor. Konut krizine müdahale sözü, genç seçmenlere ulaşan kampanya ve eşit temsil talebi birbirini tamamladı. Şimdi bu desteğin karşısındaki sınav, koalisyon görüşmelerinde korunması ve seçmene verilen sözlerin uygulanabilir bir hükûmet programına dönüşmesi olacak.

Ümran Karaman

Ümran Karaman, Berlin’deki Humboldt Üniversitesinde sosyal bilimler eğitimi alıyor.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler