Latin Amerika

Nüfusunun Dörtte Birini Kaybeden Küba Ne Durumda?

ABD yaptırımlarının ağırlaştırdığı ekonomik kriz ve siyasi baskılar, 2020’den bu yana milyonlarca Kübalıyı göçe yöneltti. Nüfusun hızla azalıp yaşlandığı ülkede sağlıktan tarıma birçok alanda büyüyen iş gücü açığı, toparlanmayı daha da zorlaştırıyor.

Nüfusunun Dörtte Birini Kaybeden Küba Ne Durumda?
Elektrik kesintileri nedeniyle karanlıkta kalan Havana sokaklarında yürüyen bir adam. 6 Temmuz 2026 | Fotoğraf: arafatmyt - Shutterstock.

Havana’nın tenhalığı hemen göze çarpıyor. Küba başkentinin, çevresindeki bakanlık binalarında dev çelik portreleri bulunan devrim liderleri Che Guevara ve Camilo Cienfuegos’un yüzleriyle çevrili geniş Devrim Meydanı neredeyse bomboş. Birçok mahallede insanlar boş evlerin yanında yaşamaya alışmış durumda. Kırsal bölgelerde o kadar çok din görevlisi ülkeyi terk etmiş ki bir rahip çoğu zaman üç ya da dört kilise topluluğuna birden hizmet veriyor. Tarlalardaki ürünlerse toplayacak işçi bulunamadığı için olgunlaşıp dalında kalıyor. Havana’nın iki saat doğusundaki bir çiftlikte eskiden 200 kişi çalışıyordu; bugün çalışan sayısı 24, üstelik yarısı 60 yaşın üzerinde. Çiftliğin yöneticisi açık pozisyonları ve işe alım için parası olduğunu söylüyor: Bulamadığı şey ise insan.

Küba Tarihinde Görülmemiş Bir Kitlesel Göç: Milyonlarca İnsan Ülkeden Ayrıldı

Tahminlere göre 2020’den bu yana 1,6 milyon ila 2,75 milyon Kübalı, yani nüfusun yaklaşık yüzde 13 ila 25’i adayı terk etti. Alt sınırdaki tahmin Kübalı yetkililere, üst sınırdaki tahmin ise Küba’daki Hristiyan Düşünce ve Diyalog Merkezi’nde araştırmacı olan, ülkenin önde gelen demograflarından Juan Carlos Albizu-Campos Espiñeira’ya ait. Bu ölçekte bir göç Küba tarihinde görülmedi; günümüzde de savaş bölgeleri dışında pek az benzeri var.

Kübalılar geçmişte de büyük gruplar hâlinde göç etti. 1959 Devrimi’nin ardından yaklaşık 250 bin kişi ülkeyi terk etti. 1965-1973 arasındaki Özgürlük Uçuşları döneminde de buna yakın sayıda insan ayrıldı. Sonraki dalgalar arasında 1980’deki Mariel göçü ve on binlerce kişinin kendi yaptıkları teknelerle Florida’ya yöneldiği 1994 krizi vardı. Ancak 2021’de başlayan göç, bugün bütün bu dönemlerdeki toplam göçün üç katına ulaşmış durumda.

Bu son dalga, pandemi sonrasında Küba ekonomisinin çökmesine ve muhaliflere yönelik baskının yeniden sertleşmesine tepki olarak başladı. Fakat göç artık diğer sorunları ağırlaştıran başlı başına bir krize dönüştü. Çok sayıda öğretmen, doktor ve hemşirenin ayrılması, kamu hizmetlerinin aksamasının nedenlerinden biri. Yurt dışında ailesi bulunan, bu sayede dövize ve çoğu zaman adada gelişmeye başlayan özel sektörde bir işe erişebilen Kübalılarla bu imkânlardan yoksun olanlar arasındaki uçurum büyüyor.

Göç aileleri birbirinden ayırırken, istikrarlı bir aile ortamından mahrum kalan gençler arasında suç da artıyor gibi görünüyor. Yaşlanan bir toplumun, Trump yönetimi dâhil pek çok kişinin adadaki köklü tek parti yönetimini sona erdirebileceğini umduğu kitlesel sokak protestolarını yeniden gerçekleştirmesi de zorlaşabilir.

Küba’nın otoriter yönetimden ve merkezî planlamadan demokrasiye ve sosyal piyasa ekonomisine geçtiği en olumlu senaryoda bile demografik sorun varlığını sürdürecek. Bazı yaptırımlar bir günde kaldırılabilir, yatırımlar yıllar içinde geri dönebilir. Ancak milyonlarca insanı ülkeye dönmeye ikna etmek için benzer bir takvim ya da başarısı kanıtlanmış bir yöntem yok. Küba hâlâ toparlanabilir. Fakat bunu daha küçük ve daha yaşlı bir ülke olarak yapmak, izleyeceği yolu da buna göre belirlemek zorunda.

Üst Üste Gelen Baskılar: Covid-19, ABD Yaptırımları ve Trump Yönetimi

Şimdi Brezilya’da yaşayan 28 yaşındaki Kübalı biyolog Anita, göç etme kararını “Başka seçeneğim yoktu.” diye anlatıyor. Adada kalan ailesine karşı misilleme yapılmasından korktuğu için gerçek adının paylaşılmamasını istedi. Kitlesel göçün başladığı 2021’e gelindiğinde Anita işsizdi: Çalıştığı devlet laboratuvarlarının parası tükenmişti ve düzenli olarak karnını doyuramıyordu. Aynı yıl düzenlenen tarihî protestolara katılan arkadaşlarının hapse atıldığını gördükten sonra Guyana’ya tek yön uçak bileti alarak yolculuğuna başladı.

Sayısız Kübalıyı Anita’yla aynı duruma getiren şey birçok etkenin bir araya gelmesi. Bunların başında ülke içindeki sorunlar var. Küba’nın kronik biçimde kötü yönetilen, merkezî planlamaya dayalı ekonomisi büyümeyi onlarca yıl boyunca zayıf tuttu; nüfusun büyük bölümünü yetersiz yardımlara ve düşük ücretli devlet işlerine bağımlı bıraktı. Yönetim, 1990’larda ülkeyi turizme açıp ordunun ve iktidara yakın çevrelerin gelirlerin büyük kısmını elde etmesini sağlayan düzenlemeler yaptıktan sonra önceliklerini de değiştirdi. Sağlık, eğitim ve tarım yerine otellere, turizme ve gayrimenkule kamu yatırımı yöneltti.

Ardından COVID-19 salgını, ilk Trump yönetimi sırasında ABD yaptırımlarının sıkılaştırılması ve Amerikalı turistlerin adaya gitmesinin yasaklanması, ayrıca adanın başlıca enerji kaynağı olan Venezuela’nın petrol üretimindeki çöküş peş peşe geldi. Küba ekonomisinin bu darbeleri karşılayacak gücü yoktu.

Böylece, bazı yönleriyle 1990’lardaki “Özel Dönem”den bile daha yıkıcı bir ekonomik kriz başladı. O dönemde Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Havana’ya sağladığı yardımların kesilmesi Küba’da yaygın yoksunluğa yol açmıştı. Bu kez elektrik şebekesine yıllardır yeterli yatırım yapılmaması ve yakıt kıtlığı giderek sıklaşan kesintilere neden oldu. Para birimi, ücretler ve fiyatlara ilişkin kapsamlı reform ise Kübalıların alım gücünü eritirken enflasyonu hızla yükseltti. 11 Temmuz 2021’de on binlerce kişi bu koşulları protesto etmek ve özgürlük talep etmek için onlarca yıldır görülmemiş ölçekte sokaklara çıktı. Yönetim 700’den fazla kişiyi tutukladı ve muhalefete yönelik daha sert yasalar yürürlüğe koydu.

Protestocular ağır baskıyla karşı karşıya kalırken yaşam koşulları da kötüleşmeye devam etti. Birçok Kübalı, hayatını iyileştirmenin tek yolunun adadan ayrılmak olduğuna karar verdi.

2020’den bu yana milyonlarca Kübalı adayı terk etti. Kitlesel göç, yalnızca nüfusu azaltmıyor; hastanelerden tarlalara, ailelerden ülkenin geleceğine kadar Küba’nın yaşamını yeniden şekillendiriyor.

Görsel: Golub Oleksii/Shutterstock

Zorlu Göç Rotaları: Kübalılar Ülkeden Nasıl Ayrılıyor?

2021’in sonunda 15 binden fazla Kübalı, Güney Amerika ile Orta Amerika arasındaki sık ormanlarla kaplı ve yolu olmayan Darién Geçidi’ni aşmış, ardından ABD-Meksika sınırına ulaşmıştı. Ancak bu güzergâh, Nikaragua üzerinden açılan yeni rotanın yanında geride kaldı. Ülkenin otoriter devlet başkanı Daniel Ortega ülkeye gelen charter uçuşlarından gelir elde etmek amacıyla Kasım 2021’de Kübalılara yönelik vize zorunluluğunu kaldırdı. Havana’dan her gün uçaklar gelmeye başladı; her biri Nikaragua yönetimine iniş ücreti ödüyordu. Ocak 2024’e kadar 400 binden fazla Kübalı, çoğu zaman uçak bileti için binlerce dolar ödeyerek Nikaragua’ya geldi ve oradan kuzeye yöneldi.

Biden yönetimi Kübalılar için aile birleşimi programını yeniden başlattı. Ayrıca ABD’de kendilerine mali destek sağlayacak bir sponsor bulabilen Kübalılara, Haitililere, Venezuelalılara ve Nikaragualılara geçici oturum imkânı sunan bir insani giriş programı oluşturdu. Böylece yüz binlerce kişi daha adadan ayrıldı; bu kez yasal belgelerle doğrudan ABD’ye uçuyorlardı.

Ancak ikinci Trump yönetimi, onlarca yıllık uygulamayı sonlandırdı. Göçü caydırmaya yönelik daha geniş politikasının parçası olarak Kübalı göçmenlere de diğer ülkelerden gelenlere benzer şekilde davranmaya başladı. İki giriş programını da, ABD-Meksika sınırına ulaşanların sığınma talebinde bulunmak için kullanabildiği tek yol olan CBP One uygulamasını da kapattı. Kübalıların ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Birimi tarafından gözaltına alınmalar yüzde 463 artarken, kalıcı oturum izni onayları yüzde 99,8 düştü. Küba hükûmeti sınır dışı edilen yurttaşlarının çok azını kabul ettiği için Kübalılar, kendi ülkeleri dışındaki ülkelere sınır dışı edilenler arasında en büyük grubu oluşturmaya başladı. Birçoğu, Meksika’nın suç oranı yüksek sınır bölgelerinde mahsur kaldı.

ABD-Meksika sınırında mahsur kalan Kübalı bir kadın, kocasına kavuşma umudunu sona erdiren bu değişiklikleri, adada yaşadığı gerçek elektrik kesintilerinin ardından gelen “son bir karartma” olarak tanımladı. Meksika’nın güneyinde mahsur kalan bir başkası ise şöyle dedi: “Küba’dan bir planla ayrıldım: Tampa’ya varacak, çalışacak, anneme para gönderecektim. O plan artık yok. O dünya artık yok.”

Trump yönetiminin politikaları amaçlanan sonucu verdi. ABD sınırlarında Kübalı göçmenlerle karşılaşma sayısı, Ekim 2025–Ocak 2026 döneminde bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 98 düştü. Ancak ABD politikası kitlesel göçü sona erdirmek yerine yalnızca yönünü değiştirdi.

İspanyol büyükanne veya büyükbabası olanların torunlarına vatandaşlık hakkı tanıyan yeni yasa kapsamında 2022–2025 arasında 600 binden fazla Kübalı İspanyol vatandaşlığına başvurdu. Bugün İspanya’da Küba doğumlu en az 250 bin kişi yaşıyor. Havana’daki bir İspanyol diplomat ise gerçek sayının bunun iki katından fazla olduğunu tahmin ediyor. Brezilya’daki sığınma başvuruları da 2024’te neredeyse ikiye katlanarak 44 bini aştı. “Yeni Miami” olarak anılan Curitiba’da ve daha güneyde, Uruguay’ın başkenti Montevideo’da büyük Kübalı topluluklar oluştu.

Fakat bu göçün en çok değiştirdiği ülke Küba’nın kendisi oldu.

Nüfusu Hızla Yaşlanan Bir Ada Ülkesi Olarak Küba

Havana’da ülkeyi terk edenlerin yokluğu sürekli hissediliyor. Tıp eğitimini bitirmek üzere olup gitmeye hazırlanan öğrencilerden, yetişkin çocuklarına diplomalarını alır almaz aynısını yapmalarını söyleyen anne babalardan söz ediliyor. Havana’nın doğu kıyısında, Sovyet tarzı apartmanlardan oluşan Alamar semtinde yaşayan biri, komşusu olan bir kalp cerrahının yiyecek ve yakıt alamaz hâle geldiğini anlattı. Öğün atlıyor, işe bisikletle gidiyordu. Sonunda o da göç etti. Komşusu ise şöyle diyor: “Burada uzmanlık bilgisi olan herkes gibi [o da gitti].”

Adada hâlâ çok sayıda yetenekli ve nitelikli Kübalı var. Ancak ülkenin yaşadığı beyin göçü ve kitlesel göçün toplumsal ilişkiler üzerindeki yıpratıcı etkileri de gerçek. Küçük Cárdenas kentindeki bir psikolog, göç nedeniyle aile yapılarının çözülmesini ve çocuklarla gençlerin çoğu zaman aile dostlarına ya da uzak akrabalarına bırakılmasını, şiddet suçlarındaki kaygı verici artışla ilişkilendiriyor.

Görüşülen birkaç Kübalı, göçün insanların temel ihtiyaçlarını karşılamak için giderek daha fazla bağımlı olduğu yeni özel sektör ekonomisinde kazananlarla kaybedenler arasındaki ayrımı büyüttüğünü anlattı. Son yıllarda yurt dışına giden akrabaları olanlar, onların gönderdiği paraya erişebiliyor ve küçük işletme kurma imkânı bulabiliyor. Yurt dışında ailesi olmayanlar ise bu işletmelerin fiyatlarını karşılayamayan yoksul bir kesime dönüşüyor. Daha yoksul ve kırsal doğu bölgelerinden Kübalılar, görece varlıklı olan başkente taşınıyor; bu da kırsalda zaten ağır olan tarım işçisi açığını büyütüyor.

Bu anlatımlar kişisel gözlemlere dayanıyor. Ancak Küba’da sınırlı da olsa mevcut veriler başka bir soruna daha işaret ediyor: Eğitimli ve doğurganlık çağındaki kadınların göç etme olasılığı orantısız biçimde yüksek. Bu durum, Küba’da zaten hızlı seyreden nüfus yaşlanmasını daha da hızlandırıyor. Tahminlere göre 2021-2024 arasında ülkeyi terk eden her 100 erkeğe karşılık 133 kadın göç etti; bu kadınların yüzde 80’i doğurganlık çağındaydı. 2024’te ülkedeki doğum sayısı, 1899’dan bu yana görülen en düşük düzeye indi.

Demograflar, Küba nüfusunun 2100’e kadar yarı yarıya azalabileceğini öngörüyor. Hükûmetin istatistik kurumuna göre 2050’de 60 yaşın üzerindekiler nüfusun üçte birinden fazlasını oluşturacak. Bu, küçülen çalışma çağındaki nüfusun desteklemesi gereken çok büyük bir yaşlı nüfus anlamına geliyor. Yakın dönemdeki ekonomik reformlarla özel yaşlı bakım merkezlerinin faaliyet göstermesine izin verilmesi de dikkat çekici. Ne var ki yaşlanan bir nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak için başvurulan verimliliği artırma ya da başka ülkelerden iş gücü çekme gibi olağan yollar, bugün Küba için uygulanabilir görünmüyor.

Toparlanmanın Önündeki Demografik Engel Nedir?

Başka ülkelerin de nüfusu yaşlandı ya da nüfuslarının büyük bölümü göç ediyor. Fakat Küba’nın toparlanmasının önünde kendine özgü engeller var.

Örneğin milyonlarca insanın yurt dışına gittiği Afrika ve Orta Doğu ülkelerinde doğum oranları genellikle yüksek kalıyor. Hızla yaşlanan Avrupa ve Doğu Asya ülkelerinin ise bu dönüşümü yönetmek için daha güçlü mali kaynakları var. Porto Riko’dan kitlesel göç emeklilik ve sağlık sistemlerini zorladı; ancak göç edenler daha çok işçi sınıfındandı. Bu nedenle adadaki nitelikli meslek sahiplerinin sayısını Küba’daki göç kadar azaltmadı.

Tek parti yönetiminin sona ermesi, Küba’ya demografik toparlanma için en iyi fırsatı sunabilir. Havana’da görüşülen çoğu kişi, yurt dışındaki akrabalarını dönmeye teşvik etmek için bile bunu ön koşul saydığını söyledi. Öngörülebilir bir siyasi değişim yolunun bulunmaması, birçok kişinin göç etmek istemesinin nedenlerinden biri.

Kübalılar Ülkelerine Geri Döner mi?

Yine de başka ülkelerin deneyimleri, demokratikleşme ve istikrarın göçmenleri nadiren büyük sayılarla geri getirdiğini gösteriyor. Augusto Pinochet’nin 1990’da görevden ayrılmasının ardından Şili, yıllarını sürgünde geçirenlere gümrük muafiyeti ve emeklilik hakları sunan ulusal bir dönüş programı başlattı. Fakat Pinochet diktatörlüğü sırasında ülkeden kaçan en az 500 bin Şililiden yalnızca 56 bini geri döndü. El Salvador’da da Nayib Bukele dönemindeki büyük güvenlik iyileşmeleri, ABD’de yaşayan Salvadorluların ancak yaklaşık yüzde 1’ini ülkelerine kalıcı olarak dönmeye ikna etti.

Bununla birlikte Küba demokrasiye geçerse, pek çok kişi kalıcı olarak dönmese bile coğrafi olarak yakın, girişimcilik deneyimine sahip ve alışılmadık ölçüde büyük diasporası bir avantaj sağlayabilir. Başka ülkeler de göçmenlerini geri getirmeden diasporalarından ekonomilerini geliştirmek ve krizleri aşmak için yararlandı. Çin, piyasalarını açarken diasporasından doğrudan yabancı yatırım çekti. Hindistan, kriz dönemlerinde döviz rezervlerini güçlendirmek için yurt dışındaki yurttaşlarına tahvil sattı. Vietnam’a gönderilen havaleler ise ülkenin aldığı toplam doğrudan yabancı yatırımla karşılaştırılabilir düzeye ulaştı. Olası bir rejim değişiminde ABD’de, özellikle Florida’da, ayrıca Brezilya, İspanya ve başka ülkelerde yaşayan Kübalılar yeni işletmelerin kurulmasına, gelecek kuşak girişimcilerin yetişmesine ve piyasa ekonomisine geçişin güçlüklerini hafifletecek daha fazla paranın adaya gönderilmesine yardımcı olabilir.

Şimdilik siyasi çıkmaz sürüyor ve yönetim iktidarda kalıyor. Yurt dışındaki birçok Kübalı ise yaşadığı yerde kök salmaya odaklanmış durumda.

Anita, Güney Amerika’nın Miami’si diye anılan Curitiba’daki yeni hayatından söz ederken “Burada mutluyum.” diyor ve ekliyor: “Topluluk, insanların sıcaklığı, hoş karşılandığını hissetmek… Bunların hiçbirine paha biçilemez.” Hâlâ iş arıyor olsa da “uyum sağlamaya devam ettiğini” söylüyor.

Küba yeniden yapılanma fırsatı bulursa, ülkeyi terk eden milyonlarca insanda açıkça görülen bu uyum gücüne her zamankinden fazla ihtiyaç duyacak.

NOT: Bu yazı, Council on Foreign Relations (CFR) tarafından yayımlanan “Inside Cuba’s Mass Exodus: How Losing a Quarter of the Population Has Changed the Island” başlıklı makalenin tercümesidir. Orijinal içerik CFR tarafından sağlanmıştır ve Creative Commons Attribution 4.0 International (CC BY 4.0) lisansı altında tercüme edilmiştir.

Will Freeman

Will Freeman, Council on Foreign Relations’ta (CFR) Latin Amerika çalışmaları araştırmacısıdır. Latin Amerika siyaseti, demokrasi, organize suç ve ABD–Latin Amerika ilişkileri üzerine yazıları The New York Times, Foreign Affairs ve The Economist gibi yayınlarda yayımlanmıştır. Princeton Üniversitesi’nde siyaset doktorasını tamamlayan Freeman, Kolombiya, Guatemala ve Peru’da çalışmıştır.

Yazarın diğer yazıları
Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler