Fransa

Fransız Senatosundaki Tartışmalı Teklif: Ateş Açan Polise Hukuki Koruma

Fransa’da polisin ateş açmasını hukuka uygun sayan teklife karşı 730 bini aşkın kişinin imzaladığı dilekçe, ilgili meclis komisyonunca kapatıldı. On binlerce kişi teklifi protesto ederken hak örgütleri, düzenlemenin polis şiddetinin soruşturulmasını zorlaştırabileceği ve cezasızlığı artırabileceği uyarısında bulunuyor.

23 Eylül 2026 etavaci
Fransız Senatosundaki Tartışmalı Teklif: Ateş Açan Polise Hukuki Koruma
Fotoğraf : Jose Hernandez Camera 51/Shutterstock

Fransa’da on binlerce kişi, polis ve jandarmaların silah kullanımını baştan hukuka uygun kabul etmeyi öngören yasa teklifine karşı 20 Eylül’de sokağa çıktı. Ulusal Meclis’in Temmuz 2026’da kabul ettiği teklif, henüz yasalaşmadı ve Senatoda değerlendirilmeyi bekliyor.

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), İnsan Hakları Ligi (LDH) ve polis şiddeti mağdurlarının yakınlarını bir araya getiren Devlet Şiddetine Son (SAVE) kolektifinin de aralarında bulunduğu 150’yi aşkın kuruluş, protesto çağrısına destek verdi. AFP’nin aktardığı İçişleri Bakanlığı verilerine göre ülke genelinde 48 bin 750 kişi gösterilere katıldı. Paris’te République Meydanı’ndan Nation’a yürüyenlerin sayısı ise polis verilerine göre 21 bindi.

Hükûmet, düzenlemenin tehlikeli koşullarda çalışan polis ve jandarmaya hukuki güvence sağlayacağını savunuyor. Hak savunucuları ise teklifin ateş açmayı teşvik edebileceği, hukuka aykırı müdahalelerin soruşturulmasını ve mağdur ailelerinin adalete erişimini zorlaştırabileceği uyarısında bulunuyor.

730 Bin İmzalı Dilekçe Genel Kurula Taşınmadı

Eylül gösterilerinden önce teklife karşı kapsamlı bir imza kampanyası yürütüldü. Ulusal Meclisin internet sitesinde açılan dilekçe, 730 bini aşkın imzaya ulaştı. Buna rağmen Hukuk Komisyonu, 21 Temmuz’da dilekçeyi Genel Kurulda tartışmaya açmadan kapatma kararı aldı.

Fransa’da 500 bin imzaya ulaşan bir dilekçenin Genel Kurulda görüşülmesi zorunlu değil. Dilekçeler, devam eden yasama sürecini de durdurmuyor. Ancak yüz binlerce imzaya rağmen ek bir tartışma açılmaması, protesto çağrısının gerekçelerinden biri oldu. LDH’nin yayımladığı protesto çağrısında, Mecliste yapılmayan tartışmanın sokakta sürdürüleceği belirtildi.

Kampanya şimdi Senatoya yönelmiş durumda. LDH, seçmenleri senatörlere doğrudan mesaj göndererek teklifin reddedilmesini istemeye çağırıyor. Cumhuriyetçiler (LR) milletvekili Éric Pauget’nin Aralık 2024’te sunduğu ve 7 Temmuz 2026’da Ulusal Mecliste kabul edilen metin, aynı gün Senato tarafına gönderildi. Senatonun yasama dosyasında henüz bir komisyon raporu veya Genel Kurul görüşme tarihi yer almıyor.

Ateş Açan Polisin Hukuka Uygun Davrandığı Varsayılacak

Teklif, resmî olarak “kolluk kuvvetleri için meşru müdafaa karinesi” başlığını taşıyor. Ancak hükûmetin yaptığı değişiklikle düzenleme, yalnızca kendini veya başkasını savunma durumunu değil, kanunun izin verdiği diğer silah kullanma hâllerini de kapsayacak biçimde yeniden yazıldı. Teklife karşı çıkan hak örgütleri ve sol partiler, düzenlemeyi “öldürme izni” olarak nitelendiriyor.

Senatoya gönderilen metne göre, ulusal polis ve jandarma mensupları silah kullandıklarında kanunun izin verdiği koşullarda, “mutlak gereklilik” ve “sıkı orantılılık” ilkelerine uygun davranmış sayılacak. Hukukta “karine” olarak adlandırılan bu varsayım, herhangi bir aşamada aksi yöndeki delillerle çürütülebilecek. İlk teklifte yer alan belediye polisleri ise kabul edilen hükmün kapsamında bulunmuyor.

Teklif, soruşturma açılmasını veya polisin cezalandırılmasını yasaklamıyor. Getirdiği değişiklik, silah kullanımının hukuka uygun olduğunun baştan kabul edilmesi. Buna itiraz edenlerin temel kaygısı da bu varsayımın, olayın aydınlatılması için yürütülecek soruşturmayı zayıflatması.

Mevcut hukukta silah kullanımı zaten belirli şartlarla mümkün. Örneğin dur ihtarına uymayan bir araca ateş açılabilmesi için aracın başka şekilde durdurulamaması ve içindekilerin kaçış sırasında insanların yaşamına veya fiziksel bütünlüğüne tehdit oluşturması gibi koşullar aranıyor. Dur ihtarına uymamak tek başına yeterli değil. Paris 8 Üniversitesi öğretim üyesi hukukçu Benjamin Fiorini’nin değerlendirmesine göre, mevcut şartlara uygun silah kullanan polis zaten cezai yaptırımla karşılaşmıyor. Yeni teklif bu şartları kaldırmıyor; şartlara uyulduğunun varsayılmasını öngörüyor.

Sağ ve Merkez Partilerden Destek, Soldan İtiraz Var

Teklif, Ulusal Mecliste 313 kabul, 199 ret ve beş çekimser oyla kabul edildi. Aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) grubunun 122 ve Cumhuriyetçilerin meclis grubunun 48 üyesinin tamamı destek verdi. RN’nin müttefiki UDR ile Horizons ve Bağımsızlar grubu da teklifi destekledi.

Merkez partilerde ise görüş ayrılıkları yaşandı. Macron’un siyasi çizgisindeki Ensemble pour la République grubunda 55 milletvekili kabul, 12 milletvekili ret oyu kullandı. Demokratlar ve LIOT gruplarında da oylar bölündü. Boyun Eğmeyen Fransa (LFI), Sosyalistler, Ekolojistler ve komünist milletvekillerinin yer aldığı sol gruplar teklife karşı çıktı.

Destekçiler, birkaç saniye içinde silah kullanma kararı vermek zorunda kalan görevlilerin daha güçlü hukuki korumaya ihtiyaç duyduğunu savunuyor. Raportör Ian Boucard, 14 Ocak’taki komisyon görüşmelerinde polise yönelik şiddetin arttığını ve müdahalelerin hukuki sonuçlarının görevliler üzerinde baskı yarattığını ileri sürdü. Boucard’a göre aksi kanıtlanabilen bir karine getirilmesi, yargının denetim yetkisini ortadan kaldırmıyor.

Sol muhalefet ise düzenlemenin siyasi gerekçelerle hazırlandığını savunuyor. Sosyalist Roger Vicot, aynı görüşmelerde sağın RN’nin izinden gittiğini söylerken RN milletvekili Michaël Taverne, metnin Marine Le Pen’in uzun süredir savunduğu bir öneriyi içermesinden memnuniyet duyduğunu belirtti. LFI Meclis Grup Başkanı Mathilde Panot da 20 Eylül gösterisinde teklifin Senato gündemine alınmamasını istedi ve düzenlemenin polis cezasızlığını kurumsallaştıracağını ileri sürdü.

Ailelerin Delillere Erişimi Daha da Zorlaşabilir

Hak örgütlerine göre teklifin en ciddi sonuçlarından biri, mağdur ailelerinin adalet arayışını güçleştirmesi olabilir. Uluslararası Af Örgütünün 18 Eylül’de yayımlanan değerlendirmesinde, ateş açılmasının baştan hukuka uygun kabul edilmesinin soruşturmaların hızını ve kapsamını etkileyebileceği belirtiliyor. Oysa kamera görüntülerinin alınması, tanıkların dinlenmesi ve maddi delillerin korunması için olayın ilk saatleri kritik önem taşıyor.

Ailelerin ve avukatlarının, soruşturmacıların sahip olduğu yetki ve imkânlara erişimi yok. Af Örgütüne göre kamu makamları delilleri zamanında toplamazsa, ailelerin ateş açılmasının hukuka aykırı olduğunu ortaya koyması daha da zorlaşacak. Örgütün “cezasızlık” uyarısı, bu nedenle soruşturmaların resmen yasaklanmasından ziyade etkisizleşmesi ihtimaline dayanıyor.

SAVE kurucularından Samia El Khalfaoui de bu kaygıyı dile getiren mağdur yakınlarından biri. Yeğeni Souheil, 4 Ağustos 2021’de Marsilya’da dur ihtarına uymadığı bir olayda polis tarafından vurularak öldürüldü. El Khalfaoui, Basta’ya verdiği söyleşide, hem yeğeni için adalet aradığını hem de polisin silah kullanımının daha sıkı denetlenmesi için mücadele ettiğini anlattı.

LDH ise teklifin polislerin müdahale sırasında vereceği kararları da etkileyebileceğini belirtiyor. Örgüte göre görevliler, kanunda sayılan durumlardan biriyle karşılaştıklarında ateş açmayı kendiliğinden meşru görebilir. LDH, gereklilik ve orantılılığın her olayda ayrıca değerlendirilmesi ve silahın son çare olarak kullanılması gerektiğini vurguluyor. Af Örgütünün aktardığı açıklamasında CGT Police sendikası da karinenin polisleri korumak yerine daha fazla riske sokacağını savunuyor.

2017’deki Düzenlemenin Ardından Ölümle Sonuçlanan Vakalar Arttı

İtirazların arkasında, 2017’de silah kullanma koşullarını genişleten düzenlemenin ardından yaşananlar da var. Uluslararası Af Örgütüne göre bu değişiklik sonrasında araç içindeki kişilere yönelik ölümcül polis atışları, önceki döneme kıyasla beş katına çıktı. Örgüt, yeni teklifin silah kullanımını teşvik ederek ölüm ve yaralanmaları artırabileceği uyarısında bulunuyor.

Ulusal İnsan Hakları Danışma Komisyonu (CNCDH) da 29 Haziran tarihli mektubunda teklifin reddedilmesini istedi. Komisyona göre polislerin yargılanma korkusuyla silah kullanamadığı iddiası, mevcut verilerle örtüşmüyor. Komisyon ayrıca Sayıştayın 2022 raporuna dayanarak aktif polis personelinin yalnızca yüzde 62’sinin yılda üç kez yapılması zorunlu atış eğitimlerini tamamladığını hatırlattı. Bu eksikler giderilmeden silah kullanımının gerekli ve orantılı olduğunu varsaymanın, uygulamadaki sorunları örteceğini savundu.

CNCDH, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yaşam hakkını korumak için silah kullanımını sınırlayan açık kurallar ve etkili denetim istediğine de dikkat çekti. Polis ve jandarma hakkındaki soruşturmaların genellikle kendi teşkilatlarının teftiş birimlerince yürütülmesini bağımsızlık açısından sorunlu bulan komisyon, yeni karinenin mevcut denetimi daha da zayıflatabileceğini belirtti.

Bu nedenle hak örgütlerinin talepleri, yeni teklifin reddedilmesiyle sınırlı değil. LDH, 2017’de getirilen silah kullanma hükmünün kaldırılmasını, polis ve jandarmaya ilişkin soruşturmaların bağımsız biçimde yürütülmesini ve görevlilerin eğitiminin güçlendirilmesini de istiyor.

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler