Küçülmeye Hazırlanan Volkswagen’de Yeni Sorunlar: Geri Çağrılan Araçlar ve Grev İhtimali
Volkswagen, direksiyon sistemindeki bir sorun nedeniyle milyonlarca aracı geri çağırırken Almanya’daki toplu iş sözleşmelerinin büyük bölümünü yıl sonunda sona erdirmek üzere feshetti. Kapsamlı bir küçülmeye hazırlanan şirkette ücret ve çalışma koşulları yeniden pazarlık konusu olurken, 2027 başında grev ihtimali de gündeme geliyor.
Avrupa’nın en büyük otomobil üreticisi Volkswagen, eylül ayının son günlerinde hem araç güvenliği hem de çalışanların haklarıyla ilgili iki önemli gelişmeyle gündeme geldi. Direksiyon sistemindeki bir sorun nedeniyle milyonlarca araç için geri çağırma süreci başlatılırken şirket, Almanya’daki ücret ve çalışma koşullarını düzenleyen toplu iş sözleşmelerinin büyük bölümünü yıl sonunda sona erdirmek üzere fesih bildiriminde bulundu.
Bu gelişmeler, Volkswagen’in kapsamlı bir yeniden yapılanma planını uygulamaya hazırlandığı döneme denk geliyor. Eylül başında onaylanan plan, daha önce açıklanan programlarla birlikte dünya genelinde yaklaşık 100 bin pozisyonun azaltılmasını öngörüyor. Maliyetlerini düşürmeye çalışan şirketin önünde şimdi geri çağırmanın getireceği ek yük ve sendikayla yürütülecek zorlu müzakereler var.
Direksiyon Sistemindeki Bir Vida Milyonlarca Aracın Geri Çağrılmasına Yol Açtı
Geri çağırmanın nedeni, araçların direksiyon sistemindeki bir bağlantı vidasının zamanla korozyona uğrayarak kırılabilmesi. Belirli çevresel koşullarda ve özellikle yol tuzuna uzun süre maruz kalındığında ortaya çıkabilen bu sorun, direksiyon kontrolünün kaybedilmesine yol açabiliyor. Euronews’un aktardığına göre dünya genelinde yaklaşık 2,16 milyon Volkswagen ve 696 bin Audi olmak üzere toplam 2,86 milyon araç sorundan etkilenmiş olabilir. Almanya’da ise yaklaşık 900 bin Volkswagen ile 58 bin 555 Audi geri çağırma kapsamında.
Volkswagen’de Golf, Golf Variant, Tiguan, Touran ve Caddy modellerinin 24 Eylül 2013 ile 1 Temmuz 2024 arasında üretilen bazı araçları geri çağrılıyor. Audi’de ise 31 Ekim 2017 ile 23 Mayıs 2024 arasında üretilen bazı Q3 modelleri etkileniyor. Sorunlu vidanın korozyona daha dayanıklı bir parçayla değiştirilmesi yaklaşık bir saat sürüyor ve müşterilerden ücret alınmıyor. Almanya Federal Motorlu Taşıtlar Dairesine (KBA) göre, bu sorunla bağlantılı bilinen bir yaralanma veya maddi hasar vakası bulunmuyor.
Geri çağırma Volkswagen ve Audi ile sınırlı kalmayabilir. Reuters’ın, Handelsblatt gazetesine dayandırdığı haberine göre, Skoda’da bir milyondan fazla, Seat’ta ise yaklaşık 200 bin aracın aynı sorun nedeniyle sürece dâhil edilmesiyle toplam sayı yaklaşık 4 milyona ulaşabilir. Seat kendi araçlarına ilişkin sayıyı doğrularken Skoda haberin yayımlandığı sırada açıklama yapmadı. Volkswagen de operasyonun toplam maliyetini henüz açıklamadı.
Reuters’ın aktardığına göre bu, grubun 2015’teki “Dieselgate” skandalından bu yana en büyük geri çağırması olacak. ABD Çevre Koruma Ajansının (EPA) bazı Volkswagen dizel araçlarında emisyon testlerini yanıltan yazılım tespit etmesiyle başlayan skandal, dünya genelinde yaklaşık 11 milyon aracı etkilemişti. Bunların yaklaşık 8,5 milyonu Avrupa’daydı.
Volkswagen Toplu İş Sözleşmelerini Feshetti
Geri çağırma süreci devam ederken Volkswagen, 30 Eylül’de çalışanları doğrudan ilgilendiren bir karar açıkladı. IG Metall sendikasına göre şirket, Almanya’daki ücret ve çalışma koşullarını düzenleyen on toplu iş sözleşmesini 31 Aralık 2026 itibarıyla sona erdirmek üzere feshetti. Karar, Volkswagen AG’nin şirket içi toplu sözleşmelerine tabi çalışanları ilgilendiriyor.
Feshedilen sözleşmeler; çalışma süreleri, ücret grupları, ek ödemeler, yıllık izinler ve mesleki eğitim gibi alanları kapsıyor. Ancak fesih, çalışanların 2027 başında bu sözleşmelerdeki bütün haklarını otomatik olarak kaybedeceği anlamına gelmiyor. Volkswagen, açıklamasında sözleşme hükümlerinin yasal olarak etkisini sürdürdüğünü ve çalışanlar açısından şimdilik bir değişiklik olmadığını belirtiyor. Şirketin amacı, mevcut düzenlemeleri değiştirmek üzere müzakere alanı açmak.
Metal, elektrik ve otomotiv sektörlerinde örgütlü IG Metall ise ek ödemelerin, mesleki eğitimini tamamlayan gençlerin işe alınmasına ilişkin düzenlemelerin ve yaşlı ya da sağlık sorunu yaşayan çalışanlara sağlanan korumaların tartışmaya açıldığına dikkat çekiyor. Sendika, fesih sonrasında sözleşme hükümlerinin etkisinin farklılık gösterebildiğini de vurguluyor. Çalışanların hangi koşullarda ve ne ölçüde kayba uğrayacağı, müzakerelerin sonucuna bağlı olacak.
Buna karşılık 2030 sonuna kadar işletme gerekçesiyle zorunlu işten çıkarmaları engelleyen istihdam güvencesi yürürlükte kalıyor. Bu güvenceyi içeren sözleşme, feshedilenler arasında bulunmuyor.
Taraflar Anlaşamazsa 2027 Başında Volkswagen Çalışanları Greve Gidebilir
Volkswagen yönetimi kararını artan maliyet ve rekabet baskısıyla açıklıyor. Şirketin personelden sorumlu yöneticisi Arne Meiswinkel, Çinli üreticilerin daha uygun fiyatlı otomobillerle Avrupa pazarına yöneldiğini belirterek sektördeki değişimi “yapısal ve köklü” olarak nitelendiriyor. Yönetim, bu koşullarda maliyetlerin daha rekabetçi bir düzeye çekilmesi gerektiğini savunuyor.
IG Metall ise şirketin ekonomik sorunlarının bedelinin çalışanlara ödetilmeye çalışıldığı görüşünde. Sendika, yeni toplu sözleşme döneminde yüzde 5 ücret artışı talep ediyor. Volkswagen yönetimi bu talebin şirketin ve sektörün içinde bulunduğu ekonomik koşullarla bağdaşmadığını ileri sürüyor.
Otomotiv ekonomisti Ferdinand Dudenhöffer de yalnızca kesintilerle Volkswagen’in geleceğe hazırlanamayacağı görüşünde. Reuters’a yaptığı değerlendirmede, yönetimin çalışanlarla çatışarak şirketin geleceğini güvence altına alamayacağını belirtiyor.
Tarafların ekim ayının ikinci yarısında yeniden masaya oturması bekleniyor. Yıl sonuna kadar anlaşma sağlanamazsa görüşmeler grevlerle devam edebilir. Toplu sözleşmeden kaynaklanan grev yapmama yükümlülüğünün sona ermesiyle 1 Ocak 2027’den itibaren iş bırakma eylemleri mümkün hâle gelecek.
Krizin Arka Planı: Çinli Üreticilerle Rekabet, Artan Maliyetler ve Kaçırılan Teknolojik Dönüşüm
İş gücü üzerindeki baskının arkasında şirketin birkaç yıldır ağırlaşan ekonomik sorunları bulunuyor. Volkswagen Grubunun kendi bilançosuna göre 2026’nın ilk yarısında gelir 158,1 milyar avroyla önceki yılın hemen hemen aynı seviyesinde kaldı. Buna karşılık faaliyet kârı yüzde 11,6 gerileyerek 5,9 milyar avroya düştü. Araç satışları da yüzde 8,4 azaldı.
Sorun yalnızca kısa vadeli satış rakamlarıyla sınırlı değil. Çinli üreticilerin elektrikli araçlarda yükselişi, Volkswagen’in Çin’de kaybettiği pazar payı, Avrupa’daki yüksek üretim maliyetleri, ABD’deki gümrük vergileri, yazılım alanındaki gecikmeler ve yıllar içinde büyüyen karmaşık şirket yapısı aynı anda maliyet yaratıyor. Almanya otomotiv sektörünün genelinde de üretim ve istihdam kayıplarının yaşandığı bu yapısal dönüşüm, Alman otomobil endüstrisinin son yıllardaki gerilemesinde daha geniş biçimde görülüyor.
Çin, hem yıllık yaklaşık 24,3 milyonluk araç satışıyla dünyanın en büyük otomobil pazarı olması hem de elektrikli araç dönüşümünün merkezinde yer alması nedeniyle Volkswagen için kritik öneme sahip. Grup 2025’te dünya genelindeki araç teslimatlarının yaklaşık yüzde 30’unu, 2,69 milyon araçla Çin’de gerçekleştirdi. Volkswagen burada artık yalnızca Toyota gibi geleneksel üreticilerle değil, özellikle BYD, Geely ve Chery gibi hızla büyüyen Çinli markalarla rekabet ediyor. 2026’nın ilk çeyreğinde Volkswagen Grubunun Çin’deki pazar payı yüzde 13 olurken Geely yüzde 12, BYD yüzde 9 seviyesindeydi.
Ekonomi tarihçisi Hartmut Berghoff ise sorunun yalnızca bugünkü Çin rekabetinden kaynaklanmadığı görüşünde. Berghoff, Deutschlandfunk’a yaptığı değerlendirmede Volkswagen yönetiminin geçmişte elde ettiği başarılara fazla güvendiğini ve otomotiv sektöründeki teknolojik dönüşüme yönelik gerekli adımları yeterince erken atmadığını savunuyor.
Volkswagen bu nedenle model sayısını azaltmayı, üretim kapasitesini düşürmeyi ve dünya çapında iş gücünü yaklaşık 100 bin pozisyon azaltmayı planlıyor. Yaz aylarında gündeme gelen ilk büyük küçülme planının ardından Emden, Hannover, Zwickau ve Audi’nin Neckarsulm tesislerinin uzun vadeli geleceği de tartışmaya açıldı. Osnabrück fabrikasında otomobil üretiminin sona ermesinin ardından tesis için bulunan seçeneklerden biri ise savunma sanayii oldu; fabrikanın geleceğinde İsrailli Rafael’in rol alacağı yeni sahiplik ve üretim modeli eylül ayında netleşmeye başladı.
Önümüzdeki aylarda geri çağırmanın maliyeti netleşirken toplu sözleşme görüşmeleri de şirketin tasarruf hedeflerinin çalışanların ücret ve çalışma koşullarına nasıl yansıyacağını belirleyecek. (P)