Almanya

Heidenau’da Yeni Tökezleme Taşları İçin Yasak: CDU-AfD İş Birliğine Tepki

Heidenau’da CDU ve AfD temsilcilerinin ortak girişimiyle, Nazi kurbanlarını anan yeni tökezleme taşlarının (Stolpersteine) yerleştirilmesi yasaklandı. Berlin’de CDU/CSU’lu siyasetçiler Sol Partinin hükûmet kurmasına antisemitizm suçlamalarıyla karşı çıkarken, CDU’nun Heidenau’da aşırı sağla birlikte desteklediği yasak, Yahudi kuruluşlarının yanı sıra CDU’lu Bakan Karin Prien’in de tepkisini çekti.

Heidenau’da Yeni Tökezleme Taşları İçin Yasak: CDU-AfD İş Birliğine Tepki
Fotoğraf: @Shutterstock.com, Achim Wagner

Saksonya eyaletinin Heidenau kentinde, Nasyonal Sosyalist (Nazi) rejimin zulmünün kurbanlarını anmak için kaldırımlara yerleştirilen tökezleme taşlarına yenilerinin eklenmesi yasaklandı. Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) temsilcilerinin birlikte sunduğu önergenin kabul edilmesi, hafıza kültürü ve aşırı sağla iş birliğinin sınırları üzerine tartışma başlattı. Karar, Berlin’de Sol Partinin hükûmet kurma sürecinin antisemitizm suçlamalarıyla şekillendiği bir dönemde, CDU içinden de tepki gördü.

Sokaktaki Sessiz Tanıklar: Tökezleme Taşları Nedir?

Alman sanatçı Gunter Demnig’in 1990’ların başında geliştirdiği Stolpersteine (Tökezleme Taşları), Nazi döneminde zulme uğrayan insanların hatırasını günlük hayatın içinde yaşatmayı amaçlayan bir anıt projesi. Üzerinde 10 × 10 santimetrelik pirinç levhalar bulunan beton taşlar, ırkçı, siyasi veya dinî gerekçelerle zulme uğrayan, öldürülen, sürgün edilen ya da intihara sürüklenen kişilerin adlarını, doğum yıllarını ve akıbetlerini taşıyor.

Genellikle bu kişilerin kendi istekleriyle yaşadıkları son evlerin önündeki kaldırımlara yerleştirilen taşlar, kurbanları istatistiklerin ötesinde, isimleri ve hayat hikâyeleriyle hatırlatıyor. Yoldan geçenlerin yazıyı okumak için eğilmesi de anılan kişinin önünde sembolik bir saygı duruşuna dönüşüyor. Demnig’in vakfına göre bugün 31 Avrupa ülkesinde 128 binden fazla tökezleme taşı bulunuyor.

Heidenau’da Yeni Taşlara Yasak, Anma İçin Mezarlık Önerisi

Heidenau Belediye Meclisi, 24 Eylül’de CDU, AfD ve yerel parti Daha Fazla Demokrasi İçin Oberelbe Birliği (Bündnis Oberelbe für mehr Demokratie) temsilcilerinin sunduğu önergeyi 13 kabul, 6 ret ve 1 çekimser oyla kabul etti. Belediye yönetimi ise anmanın kamusal alandaki görünürlüğünü korumak gerektiğini belirterek önergenin reddedilmesini tavsiye etmişti.

Karar, kamuya açık cadde ve kaldırımlara yeni tökezleme taşları yerleştirilmesini engelliyor. Alternatif Kültür ve Eğitim Merkezi (AKuBiZ) derneğinin yerleştirmek istediği 12 taş da bu kapsamda durduruldu. Bunlar arasında, Nazi döneminde tutuklanan, mülklerine el konulan ve sınır dışı edilen Yahudi Fritz Goldstein ile eşi Martha için planlanan taşlar da bulunuyor.

Önerge sahipleri, insanların taşların üzerine basmasını ve levhaların yaprak, çamur ya da karla örtülebilmesini gerekçe göstererek bu uygulamanın uygun bir anma biçimi olmadığını savundu. Bunun yerine, anıtların üzerine basılmayacak şekilde düzenleneceği bir anma alanının, tercihen kentin Kuzey Mezarlığı’nda (Nordfriedhof) oluşturulmasını önerdi.

Ancak karar, mevcut taşların sökülmesini öngörmüyor. Belediye Başkanı Conny Oertel de 30 Eylül’de yaptığı açıklamada bu ayrımı vurgulayarak kentte anma faaliyetlerinin sona erdirilmesinin amaçlanmadığını belirtti. Mezarlıkta önerilen alanın yeri ve nasıl düzenleneceği ise henüz kesinleşmiş değil.

Eleştiriler de tam bu noktada yoğunlaşıyor: Tökezleme taşlarının ayırt edici özelliği, kurbanları yaşadıkları sokaklarda, gündelik hayatın içinde hatırlatması. AKuBiZ, anmanın tek bir merkezde toplanmasının kurbanların hayat hikâyeleriyle yaşadıkları yerler arasındaki bağı zayıflatacağını ve hatıralarını daha az görünür kılacağını savunuyor.

Heidenau’daki Karara CDU İçinden de Tepki Geldi

Heidenau’daki karar, siyasetçilerden, Yahudi kuruluşlarından ve anma çalışmalarını yürüten çevrelerden tepki gördü. CDU’lu Federal Eğitim Bakanı Karin Prien, yasağı “skandal” olarak niteledi. Prien, Yahudi yaşamının izlerini kamusal alandan mezarlıklara taşımanın, Nazi zulmünün kurbanlarını bir kez daha görünmez kılacağını söyledi.

Holokost’tan sağ kurtulan, Münih ve Yukarı Bavyera Yahudi Cemaati Başkanı Charlotte Knobloch da kararı eleştirdi. Taşların üzerine basılmasına öteden beri karşı çıkan Knobloch, buna rağmen anma yerlerinin kent yaşamından uzaklaştırılmasının yanlış olduğunu vurguladı. CDU’lu temsilcilerin AfD’nin girişimine destek vermesinden duyduğu tepkiyi dile getirdi.

İsrail’in Berlin Büyükelçisi Ron Prosor karardan utanç duyduğunu belirtirken, Uluslararası Auschwitz Komitesi Başkan Yardımcısı Christoph Heubner, girişimi Nazi kurbanlarını bir kez daha kentten dışlama çabası olarak değerlendirdi. Yeşiller Eş Başkanı Felix Banaszak ise üzerine basılmasını gerekçe göstermenin anlamsız olduğunu, asıl ayaklar altına alınanın kurbanların hatırası olduğunu söyledi. Projenin kurucusu Gunter Demnig de CDU’nun tutumunu Hristiyan demokrat değerlerle bağdaşmayan, kabul edilemez bir yaklaşım olarak niteledi.

Tökezleme taşlarına ilişkin itirazlar Heidenau ile sınırlı değil. Münih, 2004’ten bu yana belediyeye ait kamusal alanlara bu taşların yerleştirilmesine izin vermiyor. Buna karşılık belediye yönetimi, kurbanların fotoğraflarını ve hayat hikâyelerini taşıyan, göz hizasındaki levha ve anma sütunlarıyla kamusal anma sürdürülüyor. Heidenau’da ise yeni taşlar yasaklanırken onların yerini alacak anma biçimi henüz somutlaşmış değil.

Heidanau’da AfD ile İş Birliği Yapan CDU Berlin’de Sol Partiyi Antisemitizmle Hedef Alıyordu

Heidenau’da CDU’lu temsilciler AfD ile birlikte yeni tökezleme taşlarını engellerken, Berlin’de Yahudi yaşamının korunması ve antisemitizmle mücadele koalisyon görüşmelerinin başlıca şartları olarak öne çıktı. 20 Eylül seçimlerinde yüzde 25,7 ile birinci çıkan Sol Parti (Die Linke), Elif Eralp’in eyalet başbakanlığında SPD ve Yeşillerle hükûmet kurmayı hedefliyor. Üç parti, 1 Ekim’deki ilk ortak ön görüşmede uzlaşma açıklamasa da görüşmeyi yapıcı bulduklarını ve hafta sonunda yeniden buluşacaklarını bildirdi.

Görüşmeleri zorlaştıran tartışmalar; Neukölln’deki bir seçim etkinliğinde şiddet çağrısı olarak eleştirilen ifadeler, milletvekili Ferat Koçak’ın Filistinli aktivist İbrahim İbrahim ile görüntülenmesi ve seçim kutlamasına Remmo ailesinden Issa Remmo’nun katılmasıyla yoğunlaştı. Sol Parti, etkinliklerin herkese açık olduğunu ve söz konusu kişilerin fark edildiklerinde çıkarıldığını açıkladı. Koçak görevlerini geçici olarak askıya alırken, Eralp ve Berlin Eş Başkanı Kerstin Wolter bazı sınırların aşıldığını kabul etti; meşru İsrail eleştirisiyle antisemitizmin ayrılması gerektiğini vurguladı.

Yeşiller Meclis Grubu Eş Başkanı Bettina Jarasch ile SPD Berlin Eş Başkanı Bettina König; antisemitizmle mücadele, Yahudi yaşamının korunması, ırkçılık, organize suç ve toplumsal birliktelik konularında uzlaşma şartı koydu. SPD Berlin Eş Başkanı Steffen Krach yaptırımlar içeren bağlayıcı bir anlaşma istedi. Yeşiller Eş Başkanı Franziska Brantner ise aşırılıkçı çevrelerle veya organize suçla bağlantılı kişiler bulunduğu sürece Sol Partinin içişleri ya da adalet bakanlıklarını üstlenmesini tasavvur etmekte zorlandığını söyledi.

CDU ve CSU’lu siyasetçiler de Sol Parti üzerindeki baskıyı artırdı. Bavyera Başbakanı Markus Söder (CSU), partinin Berlin’i yönetmesi hâlinde başkent finansman sözleşmesini (Hauptstadtvertrag) tartışmaya açacağını bildirdi. Federal İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt (CSU) ise 24 Eylül’deki televizyon programında sunucunun Eralp’i yanlışlıkla “antisemitik” diye tanımlayıp düzelttiği ifadeye destek verdi. Eralp ve Sol Partinin Berlin teşkilatı, Dobrindt hakkında 28 Eylül’de suç duyurusunda bulundu. Avukat Jasper Prigge, açıklamanın Eralp’in itibarını ve hükûmet kurma sürecini zedeleyen, hakaret ve karalama niteliğinde bir iddia olduğunu savundu. Parti, Federal Ekonomi Bakanı Katherina Reiche’ye de sosyal medyada yayımlanan suçlamalarını tekrarlamaması için avukat aracılığıyla ihtar gönderdi.

Antisemitizm Suçlamaları Politik Hesaplara Göre mi Yapılıyor?

Bu suçlamalar Yahudi kamuoyunda da farklı karşılıklar buldu. Almanya Yahudileri Merkez Konseyi Başkanı Josef Schuster, Sol Partili bir hükûmetin Yahudi yaşamını tehlikeye atacağını savunurken, aralarında Deborah Feldman, Eva Menasse, Susan Neiman, Peaches, Itamar Mann ve Emilia Zenzile Roig’in bulunduğu 150 Yahudi Berlinli, 24 Eylül’de yayımladıkları açık mektupla sol koalisyona destek verdi. İmzacılar, antisemitizm suçlamalarının siyasi amaçlarla kullanılmasına ve İsrail politikalarına yönelik eleştirilerin antisemitizmle bir tutulmasına itiraz etti.

Berlin’de antisemitizmle mücadele üzerinden siyasi ortaklıkların şartları tartışılırken, Heidenau’da CDU’lu temsilcilerin AfD ile kurduğu ortaklık eleştirilerin odağında. Yeni tökezleme taşlarını engelleyen girişim, ana akım partilerin AfD ile iş birliği yapmama tutumunu ifade eden “Brandmauer” (Güvenlik Duvarı) ilkesinin yerel düzeyde nasıl uygulandığı sorusunu gündeme getirdi.

CDU’lu Prien’in yasağı “skandal” olarak nitelemesi, Heidenau’daki temsilcilerin tutumunun parti içinde de itirazla karşılandığını gösteriyor. Knobloch’un eleştirisi ise tartışmanın anma biçiminin ötesindeki boyutuna işaret ediyor: Kurbanların hatırasını yaşatmak, onların isimlerini ve hayat hikâyelerini gündelik yaşamın sürdüğü sokaklarda görünür tutmayı da gerektiriyor. (P)

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler