Gazze’nin Öncesi ve Sonrası: Yıkımı Belgeleyen Yeni Uydu Görüntüleri
Google Maps’in güncellenen uydu görüntüleri, İsrail’in Gazze’deki işgali ve yaklaşık üç yıldır süren saldırılar sırasında ortaya çıkan yıkımın boyutunu daha net gösteriyor. Refah’tan Cibaliye’ye kadar birçok bölgede mahallelerin silindiği, altyapının çöktüğü ve geniş alanların enkaza dönüştüğü görülürken, yeni görüntüler enkazın kaldırılması ve olası savaş suçu delillerinin korunmasıyla ilgili tartışmaları da yeniden gündeme taşıyor.
Google Maps’in Gazze Şeridi’ne ait uydu görüntülerini güncellemesi, yaklaşık üç yıldır süren İsrail saldırılarının kentler, mahalleler ve altyapı üzerinde bıraktığı tahribatı çok daha görünür hâle getirdi. Daha önce konutların, tarım alanlarının ve iş yerlerinin bulunduğu bölgelerde kilometreler boyunca uzanan moloz yığınları, açılmış askerî yollar ve geçici çadır alanları görülüyor.
Google Earth ve Google Maps’te yer alan güncel görüntülerin son günlerde sosyal medyada yayılması, uydu analiz kuruluşlarının uzun süredir belgelediği tahribatı daha geniş bir kitlenin doğrudan karşılaştırabilmesini sağladı. Görüntülerde bir zamanlar binlerce binanın bulunduğu alanlarda molozlar ile yollar ve diğer altyapıdaki ağır hasar açıkça görülüyor.
3 Bin Yıllık Tarihe Sahip Refah Şehrinin Mahallelerinde Artık Enkaz Bölgeleri
Değişimin en belirgin görüldüğü yerlerin başında Gazze’nin Mısır sınırında bulunan ve tarihi M.Ö. 1200’lere kadar uzanan Refah şehri geliyor. 2023’e kadar Refah’ın nüfus yoğunluğu yüksek bir mahallesi olan Tel el-Sultan’ın büyük bölümü yeni görüntülerde ortadan kalkmış durumda. Yeni uydu görüntülerinde mahallede ancak birkaç yapının seçilebildiği görülüyor.

Gazze’nin önemli tarım merkezlerinden biri olan Han Yunus’da yerleşim alanlarının ve tarım arazilerinin büyük ölçüde tahrip olduğu görülüyor. Görüntünün merkezindeki, Endonezya’dan toplanan bağışlarla inşa edilen İstiklal Camii de savaş sırasında yıkıldı. | Uydu Görüntüleri: Google Earth
Benzer bir dönüşüm kıyı yerleşimi olan El-Mevasi’de yaşandı. 7 Ekim 2023 öncesinde tarım arazileri ve seyrek yapılaşmayla bilinen bölge, İsrail’in burayı 10 Ekim 2025’te ilan edilen ateşkes öncesinde “insani bölge” ilan etmesinin ardından defalarca yerinden edilen yüz binlerce Filistinlinin sığındığı bir alana dönüştü. Bugünkü uydu görüntülerinde kıyı şeridinin kilometreler boyunca çadırlarla kaplandığı görülüyor.

İşgal öncesinde tarımcılığın yoğun olduğu El-Mavasi’de üç yıl içinde geniş çadır ve geçici barınma alanlarının ortaya çıktığı görülüyor. | Uydu Görüntüleri: Google Earth
Gazze kentinde de benzer bir tablo var. Bir zamanlar balıkçılık sektörünün merkezi olan liman ağır hasar görmüş durumda; kıyı boyunca boş alanlar geçici barınma bölgelerine dönüşmüş. Şifa Hastanesi çevresindeki yapıların önemli bölümü ortadan kalkarken Cibaliye, Şucaiyye, Beyt Hanun ve Beyt Lahiya gibi kuzeydeki yerleşimlerde bütün yapı adalarının silindiği görülüyor.

Gazze Limanı, savaş öncesinde bölgenin başlıca balıkçılık merkezlerinden biriydi ve binlerce kişinin geçimine doğrudan katkı sağlıyordu. | Uydu Görüntüleri: Google Earth
Gazze’deki Yapıların Yüzde 82’si Hasarlı
Google Maps görüntülerinin gösterdiği tablo, Birleşmiş Milletlerin uydu analizleriyle de örtüşüyor. BM Uydu Merkezi UNOSAT’ın verilerine göre Gazze’deki yapıların yaklaşık yüzde 82’si hasar görmüş durumda. Bu, 200 binden fazla yapıya karşılık geliyor ve hasarlı yapıların yaklaşık üçte ikisinin tamamen yıkıldığı tahmin ediliyor. Üstelik BM’nin Ağustos 2026’da aktardığı son değerlendirmeye göre, Ekim 2025’teki ateşkes ilanından sonra bile tamamen yıkılan yapıların sayısı yüzde 9 arttı.
Yıkımın ölçeği ateşkesten hemen önce de olağanüstü boyutlara ulaşmıştı. UNOSAT, Ekim 2025 itibarıyla 123 bin 464 yapıyı tamamen yıkılmış, 17 bin 116 yapıyı ağır hasarlı, 33 bin 857 yapıyı orta derecede hasarlı ve 23 bin 836 yapıyı muhtemel hasarlı olarak sınıflandırmıştı. Toplamda 198 bin 273 yapı etkilenmişti.
BM Kalkınma Programının tahminine göre Gazze’de bugün yaklaşık 61 milyon ton enkaz bulunuyor. Guardian gazetesine konuşan UNDP Filistin Özel Temsilcisi Jaco Cilliers, bunun son 18 yılda dünya genelindeki savaşların ortaya çıkardığı toplam enkazın yaklaşık 20 katına denk geldiğini söylüyor. Enkazın altında patlamamış mühimmatın yanı sıra binlerce kişinin cenazesinin bulunduğu tahmin ediliyor.
Okulların Yüzde 98’i Hasarlı, Hiçbir Hastane Tam Kapasite Çalışmıyor
7 Ekim 2023 sonrasında başlayan İsrail saldırılarının etkileri eğitim ve sağlık altyapısında daha da belirgin. UNICEF’in Nisan 2026 tarihli değerlendirmesine göre Gazze’deki okul binalarının yaklaşık yüzde 98’i hasarlı. Yüzde 93’ten fazlasının yeniden kullanılabilmesi için kapsamlı onarım veya tamamen yeniden inşa edilmesi gerekiyor. Yaklaşık 700 bin çocuk ise üç eğitim yılına yaklaşan bir süre boyunca düzenli yüz yüze eğitimden mahrum kaldı.
Sağlık sisteminde de benzer bir çöküş yaşanıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus’un açıkladağı verilere göre Gazze’deki 36 hastanenin yalnızca 19’u kısmen çalışabiliyor ve hiçbir hastane tam kapasite hizmet veremiyor.
Su ve kanalizasyon altyapısındaki hasar da gündelik yaşamı doğrudan etkiliyor. UNICEF’in değerlendirmesine göre Gazze’deki su ve sanitasyon altyapısının yaklaşık yüzde 90’ı hasar gördü veya yok edildi. Ailelerin de yüzde 82’si yeterli suya erişemiyor. Tarım alanlarının durumu da tabloyu ağırlaştırıyor. FAO ve UNOSAT’ın Ağustos ayında yayımladığı coğrafi analize göre Gazze’deki tarım arazilerinin yalnızca yüzde 3’ü hem erişilebilir hem de zarar görmemiş durumda.
Enkazın Altında Cenazeler ve İşlenen Savaş Suçlarına Dair Deliller Var
Uydu görüntülerinin ortaya çıkardığı başka bir tartışma ise yıkılan bölgelerde yürütülen enkaz kaldırma ve arazi düzleştirme faaliyetleri. Kanadalı kamu yayıncısı CBC News’in eylül ayında yayımladığı görsel araştırma, İsrail ordusunun bazı yıkılmış mahallelerde enkazı kaldırdıktan sonra bu alanlara yeni askerî mevziler kurduğunu ortaya koyduğunu gösteriyor. Araştırmanın odaklandığı örneklerden biri Gazze kentinin Şucaiyye Mahallesi’nde yaşayan Dalal Faraj’ın evi.
Faraj, Ekim 2023’te beş çocuğuyla bölgeden ayrılmış; eşi Taha ile 16 yaşındaki oğlu Nasr geride kalmıştı. Evlerinin 8 Ekim’de vurulmasının ardından ikisinden de haber alınamadı. CBC’nin incelediği 2026 uydu görüntülerinde ise yalnızca ev değil, çevresindeki yapıların tamamının ortadan kalktığı ve bölgede yeni bir İsrail askerî üssünün bulunduğu görülüyor.
CBC News benzer bir örneğin Refah’taki “İsveç Köyü” olarak bilinen bölgede yaşandığını tespit etti. Burada da yakınlarının enkaz altında bulunduğunu söyleyen Filistinli bir ailenin eski evinin bulunduğu alanın 2026 yazında temizlendiği ve bölgede askerî altyapı oluşturulduğu bildirildi.
Londra merkezli adli araştırma kuruluşu Forensic Architecture, ateşkes sonrasında İsrail kontrolündeki bölgelerde arazinin sistematik olarak temizlenmesini ve askerî altyapının genişlemesini ayrıca takip ediyor. Kuruluşun araştırmacısı Júlia Nueno Guitart, CBC’ye ateşkes sonrasında gözlemledikleri süreci, daha önce belgelenen yıkımdan farklı bir “yeni yıkım türü” olarak nitelendirdi. Forensic Architecture’ın kendi araştırmaları da “Sarı Hat” adlı geçici çekilme sınırının doğusunda askerî altyapının genişletildiğini ve arazinin sistematik biçimde temizlendiğini gösteriyor.
İsrail ordusunun geçici olarak konuşlanması gereken bu alanın kalıcı bir askerî sınıra dönüşüp dönüşmediğine ilişkin tartışma, daha önce “Sarı Hat” boyunca kurulan bariyerler ve yeni askerî yollar üzerinden de gündeme gelmişti.
Enkazı Kaldırmak Aynı Zamanda Hukuki Bir Mesele
Enkaz kaldırma işlemleri yalnızca yeniden inşa meselesi değil. Oxford Üniversitesi Uluslararası Hukuk ve Etik Enstitüsünden Prof. Janina Dill, CBC‘e yaptığı değerlendirmede cenazelerin hâlâ enkaz altında bulunabileceği bölgelerde yapılan çalışmaların, hayatını kaybedenlerin kalıntılarının bulunması ve kimliklerinin belirlenmesi ile olası savaş suçlarına ilişkin fiziksel delillerin korunması yükümlülükleri dikkate alınarak yürütülmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Uluslararası Adalet Divanı (UAD) da Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı Soykırım Sözleşmesi’nin ihlali davasında Ocak 2024’te verdiği ihtiyati tedbir kararında İsrail’e, sözleşme kapsamındaki suç iddialarıyla ilgili kanıtların yok edilmesini önleme ve korunmasını sağlama yükümlülüğü getirmişti. Bu karar davanın esasına ilişkin bir soykırım hükmü anlamına gelmiyor; dava sürüyor.
İsrail ordusu ise CBC’ye yaptığı açıklamada delilleri korumadığı ve cenazeleri çıkarmadığı yönündeki suçlamaları reddetti; bulunan cenazelere “saygı ve ciddiyetle” yaklaşıldığını söyledi. Ancak CBC’nin ateşkesten sonra enkazdan çıkarılan kaç Filistinlinin cenazesinin ailelerine teslim edildiğine ilişkin sorusunu yanıtlamadı. İsrail’in Londra Büyükelçiliği Sözcüsü Alex Gandler da Google Maps görüntülerinin sosyal medyada sunuluşunu “clickbait” olarak nitelendirdi ve bölgenin “doğal olarak kahverengi ve bej tonlarında” olduğunu öne sürdü.
Gazze’yi Yeniden İnşa Etmenin Maliyeti 71 Milyar Doları Aşabilir
Google Maps’te bugün görünen yıkımın ortadan kaldırılması ise yıllar sürecek. Dünya Bankası, BM ve Avrupa Birliğinin ortak çalışmasına göre Gazze’nin yeniden inşa ve toparlanma ihtiyacının önümüzdeki on yıl için 71,4 milyar dolar olması bekleniyor. Bunun 26,3 milyar dolarının ilk 18 ay içinde temel hizmetlerin yeniden kurulması için gerekli olacağı hesaplanıyor. Yalnızca fiziksel altyapıdaki hasarın değeri 35,2 milyar dolar.
Ancak Trump’ın kurduğu ve Gazze’nin yeniden inşasını koordine etmekle görevli “Barış Kurulu” (BoP) adlı yapının mevcut BM yetkisi 31 Aralık 2027’de sona erecek olmasına rağmen, ateşkesin üzerinden yaklaşık bir yıl geçtiği hâlde yeniden inşa henüz başlamış değil. İsrail’in Hamas’ın silahsızlanmasını şart koşarak kurulun desteklediği Filistinli yönetim komitesinin Gazze’ye girişini engellemesi, ateşkes sonrası geçiş sürecini de çıkmaza sokuyor.
Gazze’nin yeniden inşasının hangi kurumlar ve şirketler tarafından, hangi ekonomik modelle yürütüleceği ise şimdiden ayrı bir tartışma konusu hâline gelmiş durumda. Yeniden inşa ve lojistik faaliyetlerinin özel şirketlere devredilmesini öngören bazı planlar, savaş sonrası Gazze’nin aynı zamanda büyük bir ticari rekabet alanına dönüşebileceğine dair tartışmaları da beraberinde getirdi. (P)