2026 İzin Dönemi

Avrupa’nın Yeni Sınır Sistemi: Türk Yolcular İçin Ne Değişti?

Avrupa Birliği’nin yeni biyometrik Giriş/Çıkış Sistemi EES, ilk kez tam kapasiteyle bir yaz sezonundan geçiyor. Avrupa’nın bazı büyük havalimanlarında sınır kontrolü için bekleme süreleri saatlerle ölçülürken, Türkiye ile Avrupa arasındaki kara yolunda da tatil dönüşü yoğunlaşıyor. Peki yeni sistem Avrupa’da yaşayan Türkleri ve Türkiye’den Avrupa’ya gelen ziyaretçileri nasıl etkiliyor?

Avrupa’nın Yeni Sınır Sistemi: Türk Yolcular İçin Ne Değişti?
Fotoğraf: Framalicious/Shutterstock

Avrupa’da yaz tatili dönüşleri başlarken havalimanları ve dış sınır kapılarında uzun bekleme süreleri yeniden gündemde. Bu yıl alışılmış yaz yoğunluğuna yeni bir unsur daha eklendi: Avrupa Birliği’nin Giriş/Çıkış Sistemi (EES).

Ekim 2025’te aşamalı olarak uygulanmaya başlayan sistem, 10 Nisan 2026’dan bu yana Schengen alanının dış sınırlarında tam olarak faaliyette. EES ile Schengen bölgesine kısa süreli seyahat eden üçüncü ülke vatandaşlarının pasaportlarına giriş ve çıkış damgası vurulması yerine seyahatleri dijital olarak kaydediliyor. Sistemde pasaport bilgilerinin yanı sıra yüz görüntüsü ve parmak izi gibi biyometrik veriler de tutuluyor.

Ancak EES’nin ilk tam yaz sezonunda sınır kontrollerinde ciddi darboğazlar ortaya çıktı. Avrupa’daki havalimanları ve havayolu şirketlerini temsil eden ACI Europe, Airlines for Europe (A4E) ve IATA, 1 Temmuz’da Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e gönderdikleri ortak mektupta EES’nin uygulanmasının “kritik bir noktaya” ulaştığını belirtti. Kuruluşlara göre nisan ayındaki tam uygulamadan bu yana sınır kontrolü bekleme süreleri yoğun saatlerde beş saate kadar çıkabiliyor; gecikmeler uçuşları ve aktarmaları da etkiliyor. Toute l’Europe‘un derlediği verilere göre Frankfurt, Amsterdam, Münih, Paris, Roma, Milano ve Brüksel sorunların yaşandığı büyük merkezler arasında bulunuyor.

Yaşanan sorun, yaz aylarında Türkiye’ye gidip dönen Avrupa’daki Türkler açısından da “Yeni sistem bizi kapsıyor mu?” sorusunu beraberinde getiriyor. Ancak burada önemli bir ayrım var: Türk pasaportu taşıyan herkes EES’ye tabi değil.

Avrupa’daki Türklerin Büyük Bölümü EES Kaydından Muaf

EES, bir kişinin yalnızca vatandaşlığına göre değil, Avrupa’daki hukuki statüsüne ve seyahatin niteliğine göre uygulanıyor.

Türkiye’den turistik gezi, aile ziyareti veya başka bir nedenle kısa süreli olarak Schengen alanına gelen Türk vatandaşları EES kapsamında. Bu kişiler Schengen vizesiyle seyahat ediyor olsalar bile dış sınırdan geçerken sisteme kaydediliyor. İlk kayıtta seyahat belgesi bilgilerinin yanı sıra biyometrik verilerin alınması gerekiyor.

Buna karşılık Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika, Avusturya veya EES’yi kullanan diğer ülkelerden alınmış geçerli bir oturum iznine veya uzun süreli vizeye sahip üçüncü ülke vatandaşları EES’ye kaydedilmiyor. Avrupa Komisyonu, 27 Temmuz’da yayımladığı özel açıklamada bu istisnayı bir kez daha hatırlattı. Bu kişilerin sınırda pasaportlarının yanında geçerli oturum belgelerini göstermeleri gerekiyor; EES kapsamında parmak izi veya yüz görüntüsü kaydı yapılmıyor.

Dolayısıyla örneğin Almanya’da yaşayan ve Türk vatandaşlığını koruyan bir kişi, Türkiye’de geçirdiği yaz tatilinden Almanya’ya dönerken geçerli Alman oturum kartına sahipse EES kapsamında yeni bir biyometrik giriş kaydına tabi değil. Aynı uçakta Türkiye’den ailesini ziyaret etmek üzere Almanya’ya Schengen vizesiyle gelen başka bir Türk vatandaşı ise sisteme kaydediliyor.

AB ülkelerinin vatandaşlığını kazanmış Türkiye kökenli Avrupalılar da EES’nin dışında. Sistem AB vatandaşlarının yanı sıra İzlanda, Lihtenştayn, Norveç ve İsviçre vatandaşlarına uygulanmıyor.

Bu ayrım önemli olmakla birlikte EES’den muaf olmak, yaz aylarında yaşanan yoğunluktan tamamen etkilenmemek anlamına gelmiyor. Aynı havalimanlarını, sınır kontrol altyapısını ve terminalleri kullanan yolcular, özellikle yoğun saatlerde oluşan genel trafik ve operasyonel aksamalardan dolaylı olarak etkilenebiliyor.

Frankfurt ve Amsterdam’da Bekleme Süreleri İkiye Katlandı

EES hakkındaki tartışmayı büyüten asıl mesele sistemin hukuki kapsamından çok, uygulamanın havalimanlarında yarattığı yük.

Financial Times’ın seyahat verileri analiz şirketi Qsensor’ın verilerine dayanarak 11 Ağustos’ta yayımladığı analize göre Frankfurt, Amsterdam ve Münih gibi bazı büyük Avrupa havalimanlarında yoğun saatlerdeki azami sınır kontrolü bekleme süreleri geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık iki kata kadar çıktı.

Frankfurt Havalimanı’nda geçen yıl temmuz ayında 60 dakika olan azami bekleme süresi bu yıl 120 dakikaya yükselmiş durumda. Amsterdam’da 80 dakikadan 120 dakikaya çıkan süre, Münih’te ise 31 dakikadan 60 dakikaya ulaştı. Havalimanları ve havayolu şirketlerini temsil eden ACI Europe, Airlines for Europe ve Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği IATA ise 1 Temmuz’da Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’e gönderdikleri ortak mektupta durumun “kritik bir noktaya” ulaştığını bildiriyor.

Kuruluşlara göre nisan ayındaki tam uygulamadan bu yana sınır kontrolü bekleme süreleri yoğun saatlerde beş saate kadar çıkabiliyor. Bu durumun ise uçuş gecikmelerine, bağlantılı uçuşların kaçırılmasına ve özellikle çocuklu aileler, yaşlılar ve hareket kabiliyeti sınırlı yolcular açısından ciddi sorunlara yol açtığı belirtiliyor.

Sorunun bir bölümü EES’nin yapısından kaynaklanıyor. Pasaporta damga vurmak yerine yolcunun bilgilerinin kontrol edilmesi ve özellikle ilk geçişte biyometrik verilerin alınması daha uzun sürüyor. Buna bazı havalimanlarında yetersiz sayıda biyometrik terminal, personel eksikliği, fiziksel alan sorunları ve ulusal bilgi sistemleriyle EES arasındaki teknik aksaklıklar ekleniyor. Ayrıca sınır kontrolünün yolcu başına yaklaşık 70 saniye sürmesi öngörülürken bazı noktalarda işlem süresi yaklaşık 90 saniyeye ulaşıyor.

Havacılık sektörüne göre temmuz ve ağustos aylarında Avrupa havalimanlarından mayıs ve haziran aylarına kıyasla yaklaşık 40 milyon daha fazla yolcu geçiyor. Sektör temsilcileri bu nedenle üye devletlere yoğunluk sırasında EES uygulamasını geçici olarak durdurabilecekleri daha geniş bir hareket alanı verilmesini istiyor.

Avrupa Komisyonu ise gecikmelerin tamamının EES’ye bağlanmasına karşı çıkıyor. Komisyon üyesi Magnus Brunner‘e göre personel yetersizliği, havalimanlarının altyapısı ve uçuşların belirli saatlerde yoğunlaşması gibi EES öncesinde de var olan sorunlar bekleme sürelerinde rol oynuyor.

Sıla Yolu’nda da Dönüş Yoğunluğu Başlıyor

Avrupa’daki Türklerin yaz seyahatleri açısından tablo yalnız havalimanlarından ibaret değil. Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika ve diğer Avrupa ülkelerinden her yıl otomobille Türkiye’ye gidenlerin kullandığı güzergâhlarda da ağustos ayının ikinci yarısıyla birlikte dönüş hareketliliği artıyor.

Bu güzergâhın en kritik noktalarından biri Bulgaristan ile Türkiye arasındaki Kapitan Andreevo-Kapıkule sınır kapısı.

Bulgaristan Haber Ajansı BTA‘nın verilerine göre temmuz ayında Batı Avrupa’dan Türkiye’ye giden tatilcilerin yoğunluğu nedeniyle Kapitan Andreevo’da araç kuyruğu 1,5 kilometreye ulaştı. Yalnızca 24 saat içinde sınır kapısından iki yönde toplam 10 bin 120 otomobil geçti. Bulgar yetkililer, temmuz ayındaki Türkiye yönünde yoğunluğun ardından ağustos sonunda trafik baskısının ters yöne, yani Avrupa’ya dönüş istikametine kaymasını beklediklerini açıklamıştı.

Burada EES ile klasik “Sıla Yolu” yoğunluğunu birbirinden ayırmak gerekiyor. Kapıkule’deki her kuyruk EES’den kaynaklanmıyor; yaz aylarında Türkiye ile Avrupa arasındaki büyük araç hareketliliği yıllardır sınır kapılarında yoğunluğa yol açıyor. Ancak Bulgaristan’ın Schengen sistemine dahil olmasıyla Türkiye-Bulgaristan hattı Schengen’in dış sınırlarından biri hâline geldi ve EES de bu dış sınırların yönetim sisteminin bir parçası.

Otomobille dönen yolcular için de havalimanlarında olduğu gibi kişinin statüsü belirleyici. Avrupa’daki geçerli oturum kartıyla seyahat eden Türk vatandaşları EES kaydından muafken, Türkiye’den kısa süreli Schengen seyahatine çıkan kişiler kara sınırında da sisteme tabi.

Bu nedenle aynı otomobilde seyahat eden kişiler açısından dahi farklı prosedürler uygulanması mümkün. Almanya’da oturum sahibi bir aile üyesi EES kaydından muafken, aynı araçta Schengen vizesiyle Avrupa’ya gelen bir akrabanın biyometrik kaydının yapılması gerekebilir.

Tartışmanın Yeni Tarihi: 6 Eylül

Sınır kapılarındaki yoğunluğa dair tartışmanın büyümesinin bir nedeni de EES’nin geçiş döneminde tanınan esnekliğin sona yaklaşması.

Şu anda sınır makamları, olağanüstü yoğunluk yaşandığında belirli EES işlemlerini geçici olarak hafifletebiliyor. Ancak mevcut kısmi esneklik mekanizmasının 6 Eylül 2026’da sona ermesi öngörülüyor.

Fransa, Almanya, Belçika, Yunanistan, İtalya, Malta, Hollanda, Portekiz ve İsviçre temmuz ayında Avrupa Komisyonuna başvurarak bu esnekliğin uzatılmasını istedi. Dokuz ülke, sistemin tam olarak ve hiçbir esneklik olmadan uygulanmasının sınır kapılarında yeni sorunlar yaratabileceği görüşünde.

Havacılık kuruluşları ise daha ileri giderek yalnız mevcut kolaylığın uzatılmasını değil, yolcu sayısının sınır altyapısının kapasitesini aştığı olağanüstü dönemlerde EES prosedürlerinin geçici biçimde tamamen durdurulabilmesini sağlayacak kalıcı bir mekanizma talep ediyor.

Avrupa Komisyonu ise EES’yi sınır güvenliğinin modernleştirilmesinin temel araçlarından biri olarak savunuyor. Sistem, 90 günlük kısa süreli kalış hakkını aşan kişilerin daha kolay tespit edilmesini, sahte seyahat belgelerinin belirlenmesini ve giriş-çıkışların elektronik olarak takip edilmesini amaçlıyor.

Dolayısıyla Avrupa’daki sınır tartışması, yalnızca bu yaz yaşanan uzun kuyruklardan ibaret değil. Asıl soru, AB’nin giderek dijitalleşen ve biyometrik verilere dayanan dış sınır sisteminin yolcu sayısının en yüksek olduğu dönemlerde güvenlik ile seyahat akışını aynı anda sağlayıp sağlayamayacağı.

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler