Almanya

Almanya’nın Siyasi Eğitim Kurumunda Yeni Dönem: bpb Hangi Yöne Gidiyor?

Almanya’nın siyasi eğitim kurumu bpb’de (Federal Siyasi Eğitim Merkezi, Bundeszentrale für politische Bildung) başkan değişikliği ve kurumun “çekirdek görevini” yeniden belirginleştirme açıklamaları yeni bir yön tartışması başlattı. Aşırı sağın yanı sıra sol aşırılık ve İslamcılığa daha fazla odaklanılması, siyasi eğitimin önceliklerinin değişip değişmediği sorusunu gündeme getirdi.

Almanya’nın Siyasi Eğitim Kurumunda Yeni Dönem: bpb Hangi Yöne Gidiyor?
Fotoğraf: Tobias Arhelger / Shutterstock.com

Almanya’da siyasi eğitim alanının en önemli kamu kurumlarından Bundeszentrale für politische Bildung (Federal Siyasi Eğitim Merkezi – bpb), yalnızca birkaç ay içinde ikinci kez yönetim değişikliği ve kurumun gelecekteki yönelimine ilişkin tartışmalarla gündemde. Mart 2026’da göreve başlayan bpb Başkanı Sönke Rix’in (SPD) temmuz sonunda görevinden ayrılmasının ardından kurumun yönetimini geçici olarak Başkan Yardımcısı Volker Ullrich (CSU) üstlendi. Ullrich’in bpb’nin “çekirdek görevini daha belirgin hâle getirme” ve özellikle sol aşırılık ile İslamcılığa daha fazla eğilme açıklaması ise siyasi eğitimin önceliklerinin değişip değişmediği sorusunu beraberinde getirdi.

Nazi Döneminin Ardından Kurulan bpb Nedir?

bpb’nin geçmişi Federal Almanya’nın kuruluş yıllarına uzanıyor. Kurum, Nazi diktatörlüğü, İkinci Dünya Savaşı ve Holokost deneyimlerinin ardından demokratik bir siyasal kültürün oluşturulması amacıyla 1952’de “Bundeszentrale für Heimatdienst” (Anavatan Hizmeti Federal Merkezi) adıyla kuruldu; 1963’te bugünkü adını aldı. İlk kuruluş kararında görevi “demokratik ve Avrupa fikrini” güçlendirmek olarak tanımlanıyordu. 1969’dan itibaren ise siyasi meselelerin anlaşılmasını sağlamak, demokratik bilinci pekiştirmek ve vatandaşların siyasal katılım isteğini artırmak kurumun temel görevi hâline geldi.

Bugün Federal İçişleri Bakanlığına bağlı olan bpb, yayınlardan eğitim programlarına, konferanslardan dijital içeriklere kadar geniş bir alanda faaliyet gösteriyor. Kurum özellikle seçimler öncesinde kullanılan “Wahl-O-Mat” uygulamasının yanı sıra “Aus Politik und Zeitgeschichte” ve “fluter” gibi yayınlarıyla tanınıyor. “Aus Politik und Zeitgeschichte”, güncel siyasi ve toplumsal konuları akademik makalelerle ele alan haftalık bir dergidir; “fluter” ise özellikle gençlere yönelik, siyaset ve toplumu anlaşılır bir dille anlatan bir dergidir. Her yıl bpb tarafından düzenlenen ya da desteklenen siyasi eğitim etkinliklerinin sayısı 2 bini aşıyor. Kurumun çalışmalarını ayrıca Federal Meclisin 22 üyesinden oluşan bir mütevelli heyeti denetliyor.

bpb’nin siyasi eğitim anlayışında 1976 tarihli “Beutelsbach Mutabakatı” önemli bir referans noktası oluşturuyor. Buna göre siyasi eğitimde kişilerin belirli bir görüşü benimsemeye zorlanmaması, siyaset ve bilimde tartışmalı olan meselelerin tartışmalı biçimde aktarılması ve bireylerin kendi siyasi çıkarlarını analiz edebilecek şekilde yetiştirilmesi gerekiyor. Bu yaklaşım siyasi eğitimin “tarafsız” olması gerektiği anlamına gelmiyor: bpb’nin çalışmalarının demokratik anayasal düzen, insan onuru ve hukuk devleti gibi Anayasa’da belirlenen temel değerlerle bağlı olduğu kabul ediliyor.

Beş Aylık Kısa Başkanlık Dönemi

Tam da bu nedenle kurumun yönetimindeki son değişiklikler yakından izleniyor. Eski SPD Federal Meclis Milletvekili Sönke Rix ile eski CSU Milletvekili Volker Ullrich, 1 Mart 2026’da sırasıyla başkan ve başkan yardımcısı olarak göreve başladı. İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt, atamaları açıklarken Almanya’da dış kaynaklı dezenformasyon, çevrim içi nefret ve “siyasi uçlardaki aşırılıkların” toplumsal birlikteliği tehdit ettiğini söylemiş ve bpb’ye güçlü bir demokrasi eğitimi konusunda önemli görev düştüğünü vurgulamıştı.

Ancak Rix’in başkanlığı yalnızca beş ay sürdü. Federal İçişleri Bakanlığına göre Rix, “kişisel nedenlerle” görevinden ayrılma kararı aldı ve taraflar temmuz sonunda iş birliğini karşılıklı anlaşmayla sonlandırdı. Rix ayrılırken bpb’ye gelecekte “önemli çalışmaları için ihtiyaç duyduğu desteğin” verilmesini diledi. Görevden ayrılışın siyasi anlaşmazlıklarla bağlantılı olduğuna dair kamuoyuna sunulmuş bir kanıt bulunmuyor.

“Çekirdek Görevi Keskinleştirmek” Ne Anlama Geliyor?

Rix’in ardından geçici yönetimi üstlenen Ullrich’in açıklamaları tartışmanın ikinci boyutunu oluşturdu. Ullrich, geçmişte başarılı olan çalışmaların sürdürüleceğini ancak bpb’nin “çekirdek görevinin” daha belirgin hâle getirileceğini açıkladı. Buna göre aşırı sağ kurumun önemli çalışma alanlarından biri olmaya devam ederken İslamcılık ve sol aşırılık da daha fazla ele alınacak. Ullrich, özgürlükçü demokratik anayasal düzene yönelik tehditler arasında öncelikle aşırı sağı sayarken İslamcılık ve sol aşırılığın da göz ardı edilemeyeceğini vurguladı.

Bu açıklamalar özellikle sol siyasette, aşırı sağın bpb çalışmalarındaki ağırlığının azaltılabileceği yönünde endişelere yol açtı. Tartışmanın kurumsal bir yönü de bulunuyor: bpb, İçişleri Bakanlığına bağlı ve bakanlığın uzmanlık denetimine tabi. Yeni yönelimin bakanlıktan gelen talimatlarla bağlantılı olup olmadığının açıklığa kavuşturulması amacıyla Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası kapsamında bakanlıktan ilgili talimat, yazışma ve iç belgeler de talep edildi. 

Veriler Ne Söylüyor?

Tartışmanın arka planında Almanya’daki aşırılık tablosu bulunuyor. Federal Anayasayı Koruma Teşkilatının 30 Haziran 2026’da yayımlanan 2025 raporuna göre ülkede aşırılık bağlantılı 58 bin 851 suç kaydedildi; bunların 3 bin 294’ü şiddet suçu olarak sınıflandırıldı. Şiddet suçlarının sayısı bir yılda yaklaşık yüzde 10 arttı. Federal hükûmet ayrıca aşırı sağ, aşırı sol, İslamcılık ve yurt dışı bağlantılı aşırılık kategorilerinin tamamında kişi sayısının yükseldiğini belirtiyor.

Bununla birlikte kategorilerin büyüklükleri ve gelişimleri birbirinden farklı. Aşırı sağcı olarak değerlendirilen kişi sayısı 2024’te 50 bin 250 iken 2025’te 58 bin 700’e çıktı; bunların yaklaşık 15 bin 600’ü şiddet eğilimli olarak değerlendiriliyor. Aşırı sağ bağlantılı şiddet suçları da yüzde 8,9 artarak 1.395’e yükseldi. İçişleri Bakanı Dobrindt, 2025 raporunda aşırı sağı özgürlükçü demokratik anayasal düzen açısından hâlâ “en büyük tehdit” olarak nitelendirdi.

Aşırı sol kategorisindeki kişi sayısı ise 38 binden 42 bin 200’e yükseldi. Şiddet eğilimli olarak değerlendirilenlerin sayısı 11 bin 600’e çıkarken aşırı sol bağlantılı şiddet suçları yüzde 60,9 artışla 856’ya ulaştı. İslamcılık ve İslamcı terörizm kategorisindeki toplam kişi sayısı da 28 bin 280’den 28 bin 645’e yükseldi; buna karşılık şiddet eğilimli olarak değerlendirilenlerin sayısı hafif gerileyerek yaklaşık 9 bin 110 oldu.

Bu rakamlar bpb’nin yeni önceliklerine ilişkin tartışmayı tek bir kategori üzerinden değerlendirmeyi zorlaştırıyor. Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı tüm aşırılık alanlarında artış kaydederken, Federal İçişleri Bakanlığı aşırı sağı hâlâ demokrasi için en büyük tehdit olarak tanımlıyor. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde asıl soru, bpb’nin sol aşırılık ve İslamcılığa daha fazla alan ayırıp ayırmayacağından ziyade, bu genişlemenin aşırı sağ ve ırkçılık gibi mevcut çalışma alanlarının ağırlığını değiştirip değiştirmeyeceği olacak. Ullrich ise şimdilik süreklilik mesajı veriyor: bpb’nin demokratik bilinci güçlendiren bir tür “entelektüel Anayasayı Koruma Teşkilatı” olmaya devam edeceğini söylüyor. (P)

 

Bu yazıyla ilgili yorumunuzu paylaşabilirsiniz. Bunu yaparken Yorum Kurallarımızı dikkate alın lütfen.
Yorum adedi #0

*Tüm alanları doldurunuz

Son Yüklenenler